<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830</id><updated>2012-01-14T16:20:31.447+02:00</updated><category term='i'/><title type='text'>sutvegol</title><subtitle type='html'>futbolu futbol olduğu için sevenlerin,insanların kılını kırk yarmak için deĞil,futbolu izlemek ve düşünmek isteyenlerin adresi olmak en büyük isteğimizdir</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>tayfun gökalp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15805029618792495926</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_MJKH3iAIDhE/SEQsBqjTurI/AAAAAAAAAMA/oMfLb6RiBUc/S220/images.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>705</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-4356625154538586720</id><published>2011-11-12T12:19:00.002+02:00</published><updated>2011-11-12T13:34:41.510+02:00</updated><title type='text'>Neden Hiddink'i Getirdik?</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-bQFos2fYL0k/Tr5Zx_9GZHI/AAAAAAAABCw/Zx6rjCirm7A/s1600/guus-hiddink123.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 182px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-bQFos2fYL0k/Tr5Zx_9GZHI/AAAAAAAABCw/Zx6rjCirm7A/s400/guus-hiddink123.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5674071296049570930" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2010 elemelerinden sonra Fatih Terim görevi bıraktıktan sonra zamanın TFF  yöneticileri "eleştirilemeyecek" Dünya çapında bir hocayı milli takımın başına geçirileceğini söylemişlerdi. Bu "eleştirilemeyecek" isim de Hiddink oldu.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Medya "Hiddink'i niye getirdik?" sorusuna hep farklı cevaplar verdi. En çok da "2012'ye gitmek için Hiddink'i getirdik." dediler. Halbuki TFF her turnuvaya giden bir takım oluştursun diye Hiddink'i getirdiğini ifade etmişti. Peki Hiddink böyle bir takım oluşturmak için ne yaptı? Ben söyleyeyim hiçbir şey yapmadı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Elemelerde ilk maçı Kazakistan'la oynadık. Kazakistan maçında stoperde Ömer Erdoğan-Servet Çetin ikilisi vardı. Daha sonraki maçlarda Servet- Toraman, Servet-Serdar Kesimal,  Serdar Kesimal-Egemen, Servet-Egemen, Gökhan Zan-Egemen ikilileri stoperde görev yapmış. Son Hırvatistan maçında Giray-Egemen ikilisine kadar geldik. Kalede bile 3 farklı oyuncu görev aldı.  Yine aynı zamanda sol bekte 3 farklı isim Hakan Balta, İsmail Köybaşı ve Çağlar Birinci oynamış. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Diğer mevkilerde de durum farklı değil. Kazakistan maçında orta sahada Emre-Aurelio-Arda-Hamit-Tuncay görev yapmış. Daha sonra Belçika maçına ise santroforsuz başlayıp Nihat'ın yerine Selçuk İnan'ı koymuş. Sonra devre arasında Semih'i Selçuk'un yerine oynatmış. Almanya maçında ise Özer Hurmacı ilk A milli olurken Kazakistan ve Belçika maçlarında maç kadrosuna bile almadığı Nuri Şahin de orta sahadaki yerini almış. Avusturya maçında ise Hiddink orta sahaya Mehmet Ekici'yi monte etmiş. İçerideki Almanya maçında ise yeniden Aurelio'yu hatırlamış. Son Azerbaycan maçında da Mehmet Topal ve Kazım'ı ilk onbirde başlatmış. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Santrafor gelecek olursak; İlk Kazakistan maçında Nihat Kahveci, Belçika maçının ilk yarısında yok, 2.yarıda Semih Şentürk, Almanya maçında Halil Altıntop, Sonra Azerbaycan maçında tekrar Semih, geri kalan maçlarda Burak Yılmaz orada görev yapmış. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Buradan şöyle bir sonuç çıkar; Hiddink'in aklında belli bir oyun anlayışı yok. Tamamen doğaçlama takılıyor. Böyle olduğu zaman da ne bir sistemin olur, ne de her turnuvaya katılabilen bir takım olursun. Bir cacık olmaz. Zaten oynadığımız futbol da ortada. Aslında bizim oynadığımıza futbol demeye bin şahit lazım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Peki Hiddink'e salladık. Biraz da elimizdeki malzemeyi konuşalım. Ligin durumu ortada. Kaç kişiyle konuştuysam futboldan keyif alamadığını söylüyor. Zaten bir de Play-off çıkardılar maçların neredeyse hiç heyecanı kalmadı. Oynanan futbol da ortada. Oynadığı futbolla "Ben bu sene şampiyonluğun en büyük adayıyım." diyen bir takım yok. Bu ligden çıkan milli takım da ancak bu kadar olur. Giray gibi, Egemen gibi, şöyle çok iyi oyuncu böyle çok iyi oyuncu denilen Selçuk İnan gibi oyuncuların uluslararası tecrübesi nedir? İleri uçta oynatılan Burak Yılmaz kaç Avrupa kupası maçı oynamıştır? &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bundan sonra yapılması gereken yeniden yapılanmaya gitmektir. "Bu kaçıncı?" diyebilirsiniz.Ancak yapacak bir şey yok. Hiddink kesin gider. Başta Oğuz Çetin olmak üzere teknik heyet de tasfiye edilmeli. Ardından doğru dürüst bir planlamayla sahaya çıktığı zaman ne oynadığı belli olan bir takım oluşturulmalı. Becerebilirmiyiz? Pek sanmıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-4356625154538586720?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/4356625154538586720/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=4356625154538586720' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/4356625154538586720'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/4356625154538586720'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/11/neden-hiddinki-getirdik.html' title='Neden Hiddink&apos;i Getirdik?'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-bQFos2fYL0k/Tr5Zx_9GZHI/AAAAAAAABCw/Zx6rjCirm7A/s72-c/guus-hiddink123.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-4078716544826637394</id><published>2011-11-12T03:13:00.003+02:00</published><updated>2011-11-12T03:40:09.894+02:00</updated><title type='text'>Beklenen Son</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-JkfbebIK6U8/Tr3ObP2t_AI/AAAAAAAABCk/XbJS6ET7zTk/s1600/dingiller.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 269px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-JkfbebIK6U8/Tr3ObP2t_AI/AAAAAAAABCk/XbJS6ET7zTk/s400/dingiller.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673918073064520706" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Milli takım Euro 2012 Play-off ilk maçında Hırvatistan'a 3-0 mağlup olarak adeta rezil oldu. Maç boyunca bir tek tehlikeli pozisyon bile üretemedi.  &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hırvatistan maça golle başladı. Henüz 2.dakikada Corluka Gökhan Gönül'ü perişan ederek geçti. İçeriye çıkardığı pasta top Volkan'ın müdahalesi yetersiz olunca Olic'in önünde kaldı ve Hırvatlar 1-0 öne geçti. Tam golün şokunu üstümüzden atlatıyoruz derken Hırvatistan 2.kez tehlikeli geldi ve 2-0 oldu. 2.yarının başında da geleneği bozmadık ve duran toptan bir gol yiyerek maçı 3-0 tamamladık. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Maçla ilgili çok fazla konuşacak yazacak bir şey yok futbol açısından. Giydiği formanın hakkını veren bir tane adam yoktu. Gökhan Gönül kariyerinin açık ara en berbat futbolunu oynadı. Volkan da iyi değildi ve ne olursa olsun seyirciyle diyaloğa girmesi yanlıştı. Zaten ondan sonra iş çığrından çıktı. Protestolar başladı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Alınan sonuç benim için sürpriz olmadı. Hiddink geldiğinden beri bir tane maçta adam gibi futbol oynamadık.  Azerbaycan'a deplasmanda yenildik. İçeride zar zor yendik. Kazakistan'ı son dakikada kıytırık bir golle yendik havalara uçtuk. Beşiktaş'tayken yerin dibine sokulan Schildenfeld'in stoper oynadığı Hırvatistan'dan da kendi sahamızda 3 gol yedik. Deplasmanda ne olur düşünmek bile istemiyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonuç olarak finallere gitmemiz mucizelere kaldı. Zaten oynadığımız futbolla bırakın finallere gitmeyi Play-off'a kalmayı bile aslında hak etmedik.  &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-4078716544826637394?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/4078716544826637394/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=4078716544826637394' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/4078716544826637394'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/4078716544826637394'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/11/beklenen-son.html' title='Beklenen Son'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-JkfbebIK6U8/Tr3ObP2t_AI/AAAAAAAABCk/XbJS6ET7zTk/s72-c/dingiller.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-3621942590894236851</id><published>2011-08-25T04:46:00.003+03:00</published><updated>2011-08-25T05:47:11.278+03:00</updated><title type='text'>Neresinden Tutsan Elinde Kalıyor</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-vf5jJ4MxS8M/TlW3ollVbJI/AAAAAAAABCc/4RSv632K5SY/s1600/maa.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 397px; height: 302px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-vf5jJ4MxS8M/TlW3ollVbJI/AAAAAAAABCc/4RSv632K5SY/s400/maa.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5644619615890140306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;3 Temmuz gününden beri Türk futbolu oldukça sancılı bir dönemden geçiyor. Aslında şike soruşturmasıyla ilgili olarak çok daha önce de bir şeyler yazmayı planlıyordum. Ancak olayların biraz daha netleşmesini beklemeyi tercih ettim. Fakat ben bekledikçe olaylar daha bulanıklaştı Arap saçına döndü, içinden çıkılmaz bir hal aldı. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mehmet Ali Aydınlar federasyon başkanı olur olmaz kucağında Türk futbol tarihinin en büyük problemini buldu. Ancak ne olursa olsun o koltuğa talip olan bir insanın aldığı her kararda kendisini ve başında bulunduğu kurumu inkar etmesi kabul edilebilir birşey değil. İlk önce "Ligler zamanında başlayacak." dediler. Sonra Beşiktaş Türkiye Kupası'nı iade edince Süper Kupa maçını iptal edip ligi 5 hafta ertelediler. Savcılıktan birtakım belgeler aldılar karar vermek için karar veremediler. Basın toplantısında "Kendisinden şüphelenen varsa Avrupa'ya gitmesin." dediler. Sonra UEFA'nın dayatması sonucu Fenerbahçe'yi men ettiler. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir de Play-off diye bir şey çıkardılar ki tam anlamıyla beyinsizlikten başka bir şey değil. Bir de bu sene deneyeceklermiş olmazsa vazgeçeceklermiş. Deneyecek başka sezon mu yok? Sezon sonu zaten Euro 2012 var. Milli takımın da gitme ihtimali var. Ligler normalden de erken bitecek. Zaten 5 hafta erteledin. Bir de Play-off çıkardın. Nisan'ın 3.haftası normal sezonun bitmesi lazım. Arada bir de Türkiye Kupası var. Orada da grup maçları oynanıyor. Onun statüsünü değiştirsen bile hafta arasına en az 8-9 tane fazladan maç koyacaklar. Kulüpler de destek veriyorlarmış. Bir kimse de çıkıp demiyor ki aga bu nedir? Bir tane kafası çalışan insan yok mu ulan aranızda? Sizin yapacağınız işin...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Uefa'ya gelince neymiş efendim Uefa diyormuş ki " %1 bile şüphe varsa küme düşürün." Arkadaş 2006 yılında Milan şikeden ceza aldı. Federasyon kendisi soruşturma yaptığı gibi mahkeme de yargılamasını yaptı. Hakkında kesinleşmiş mahkeme kararı vardı. Lige -15 puanla başladılar. Federasyon Şampiyonlar Ligi'nden men etti. İtiraz ettiler katıldılar. Bir de üstüne kupayı aldılar. Hakkında kesinleşmiş yargı kararı olan şikeci takım Şampiyonlar Ligi şampiyonu oldu. Ben "Fenerbahçe şike yaptı ya da yapmadı." demiyorum. Ama Fenerbahçe'ye yapılan yargısız infazdır kimse kusura bakmasın. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Madem İtalya'ya kadar getirdik konuyu oradan devam edelim. 2006'da Juventus şampiyon oldu. 1 hafta geçti geçmedi İtalyan yargısı mahkeme sürecini başlattı. Çok geçmeden de kararı verdiler işi bitirdiler. Peki bizde ne oldu. Lig bitti. Ardından 1.5 ay geçti savcılık operasyon başlattı. Birisi çıkıp niçin 1.5 ay beklendiğinin açıklamasını yapsın. Artık olan olmuş. Senin hiçbir şekilde delil toplama ihtimalin kalmamış.Ne yapacaksan zamanında yapsana. Ama yapamazsın. Yemez çünkü. Seçimler var. Şimdi iddianame yazılacak da mahkeme kabul edecek de duruşmalar başlayacak da falan filan. Uçsuz bucaksız bir yargılama süreci....&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Üç kuruşluk futbol zevkimiz vardı. Gerek basın, gerek yargı gerekse de federasyon olarak içine ettiniz. O ağızlarınızdan düşürmediğiniz marka değeri lafı da sizlere güzel bir kapak olmuştur. Temiz olduklarına inananlar da riyakarlıklarına doymasınlar. Temiz temiz oynarsınız. Oh, mis gibi!&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-3621942590894236851?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/3621942590894236851/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=3621942590894236851' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/3621942590894236851'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/3621942590894236851'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/08/neresinden-tutsan-elinde-kalyor.html' title='Neresinden Tutsan Elinde Kalıyor'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-vf5jJ4MxS8M/TlW3ollVbJI/AAAAAAAABCc/4RSv632K5SY/s72-c/maa.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-1422668093148612238</id><published>2011-08-01T01:32:00.002+03:00</published><updated>2011-08-01T01:50:51.227+03:00</updated><title type='text'>2014 Yolu</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-5AskI4-xzVc/TjXcRQUIxxI/AAAAAAAABCM/Zi7kA5-CYnM/s1600/2014%2Bqual%2Bdraw.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-5AskI4-xzVc/TjXcRQUIxxI/AAAAAAAABCM/Zi7kA5-CYnM/s400/2014%2Bqual%2Bdraw.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5635652697719359250" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2014 Dünya Kupası elemelerinde milli takımımız D Grubu'nda Hollanda, Macaristan, Romanya, Estonya ve Andorra ile eşleşti. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kura ne çok iyi ne de çok kötü. İş yine bizde bitiyor hiç şüphesiz. Futbolda her türlü sonuç olmakla beraber Azerbaycan'a bile yenilen bir takıma sahip olunca insan çok net de konuşamıyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Rakiplere gelecek olursak Andorra averaj takımı görüntüsünde olması beklenen bir takım. Ancak 2008 elemelerindeki Malta örneğini unutmamak da gerekir. Öte yandan Estonya da 2010 elemelerinden aşina olduğumuz bir takım. Halil Altıntop'un saç baş yolduruduğu maçta deplasmanda onlarla berabere kalmıştık. Kuzey ülkesi olmalarından dolayı kapandıkları zaman fiziki mücadeleyi iyi yapabilen bir takım oldukları için bize sıkıntı yaşatmaları hiç de uzak bir ihtimal değil. İlk etapta bu tip puan kayıplarını engellememiz gerekiyor. Romanya ise Galatasaray'ın 2000 ruhunu aradığı gibi onlar da Hagi'li dönemi arıyorlar. O torbadan daha güçlü bir takım da gelebilirdi. Macaristan ise son yıllarda kıpırdanmaya başladı. Ama yine de normal koşullarda bizim rakibimiz olabilecek kalibrede değiller. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Grubun favorisi ise hiç şüphesiz Hollanda. Almanya ve İspanya ile birlikte Avrupa'nın en güçlü milli takımlarından birisi. 2010 elemelerinden itibaren kaybettikleri tek resmi maç Dünya Kupası finali. O da klasik Hollanda cenabetliği ile açıklanabilir. Böyle bir takıma karşı mücadele edeceğimiz düşünülürse ilk etapta diğer takımlarla oynayacağımız maçlarda puan kaybını en aza indirmek mecburiyetindeyiz. Liderlik çok zor. Ama son maça kadar bu amaç uğruna çabalamak da bizim için kötü sonuç olmayacaktır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Grubun normal sonucu 2. olup Play-off oynamamız olur. Bunu başarmak için de sürpriz puan kayıplarını engellemek gerekiyor. Play-off için ise konuşmak erken. Dereyi görmeden paçayı sıvamanın bir alemi yok.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-1422668093148612238?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/1422668093148612238/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=1422668093148612238' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1422668093148612238'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1422668093148612238'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/08/2014-yolu.html' title='2014 Yolu'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-5AskI4-xzVc/TjXcRQUIxxI/AAAAAAAABCM/Zi7kA5-CYnM/s72-c/2014%2Bqual%2Bdraw.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-8234788050552010779</id><published>2011-06-04T01:33:00.005+03:00</published><updated>2011-06-04T02:14:46.059+03:00</updated><title type='text'>Kötü Bile Oynamadan 1 Puan Aldık</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-YYF_K6wF5hI/TelqFikcE6I/AAAAAAAABCE/YP8YRUgKe3I/s1600/bel%25C3%25A7ika%2B1-1%2Bt%25C3%25BCrkiye.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-YYF_K6wF5hI/TelqFikcE6I/AAAAAAAABCE/YP8YRUgKe3I/s400/bel%25C3%25A7ika%2B1-1%2Bt%25C3%25BCrkiye.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5614135053905564578" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Milli takımımız elemelerin en kritik maçına Emre'nin mesaj olayı, başta Arda olmak üzere bazı futbolcuların muhtemel transferleri, hatta Hiddink'in Chelsea'ye gidip gitmeyeceği tartışmalarıyla hazırlandı. Bu akşamki maçta görüldü ki bu tartışmalar milli takımı olumsuz etkilemiş. Özellikle Hiddink'in aklının başka yerde olduğu maçın 2.yarısında çok net bir biçimde ortaya çıktı. Futbolcular sahada yürüyemezlerken kendisi değişiklik yapmak için 75. dakikaya kadar bekledi. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Haziran ayında oynadığımız eleme maçlarında milli takım iyi sonuçlar almakta zorlanıyor. Milli takım kurmayları da Belçika'nın aynı tarihlerde iyi sonuçlar alamadığını söylüyorlardı ama Witsel penaltıyı dışarı atmasa 2012 şansımız mucizelere kalacaktı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Belçika kazanmak zorunda olduğundan ilk dakikaları gol yemeden atlatmamız gerekiyordu. Ama maça çok kötü başladık. 4.dakikada Çağlar'ın lüzumsuz bir hareketinden sonra Belçika golü buldu. Fakat yediğimiz gole rağmen biz bir türlü toparlanamadık. Bu dakikalarda Belçika farkı ikiye çıkarsa ihtiyacımız olan beraberliği bulmamız bu futbolla imkansızdı. Ancak 20.dakikadan sonra Arda sorumluluk almaya başlayınca topa sahip olmaya başladık. 22.dakikada Arda sağ taraftan getirdiği topta Burak Yılmaz'ı gördü ve o da golü atarak beraberliği sağladı. İlk yarının kalan dakikalarında ise her iki takım da fazla risk almadan oynamaya daha çok pas yapmaya ve topa sahip olmaya çalıştı. Maçtaki son pozisyonumuzu ise ilk yarının son dakikasında Kazım'la yakaladık ama o pozisyonda golü atamadık. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2.yarının ilk 15 dakikası dengede başladı. Fakat 60'tan sonra milli takım oyundan düştü. Üst üste 2 pas yapamaz olduk. Orta sahadaki bütün ikili mücadeleleri, bütün dönen topları Belçika kazandı. Bu dakikalarda Hiddink oyuncu değişiklikleriyle oyuna müdahale etmeliydi ama o rakibin penaltı kazanıp kaçırmasını bekledi. Penaltı kaçtıktan sonra Hiddink Mehmet Ekici, Mehmet Topal ve Semih Şentürk'ü oyuna sürdü. Özellikle Mehmet Ekici'nin ileride top saklaması üzerimizdeki baskıyı azalttı. Başka gol olmayınca da maç 1-1 bitti ve istediğimizi aldık. Aslında daha doğrusu biz almadık Belçika verdi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu maçta Hamit Altıntop'un yokluğunu ciddi biçimde hissettik. Çünkü Hamit milli takımda oynadığı futbolla takımı bir üst seviyeye çıkarıyor. Keza Belçika da Fellaini'nin yokluğunu ciddi biçimde hissetti. Eden Hazard en çok çekindiğimiz oyuncuydu. Birçok defa topla buluşmasına rağmen üretken değildi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Milli takımda Arda hariç iyi oynayan oyuncu yoktu. Arda olmasaydı rakip kaleye gidebilecek futbolcumuz yoktu. Hem Arda'nın iyi oyunu hem de futbol şansı 1 puan almamızı sağladı. Ancak kalan maçlarda böyle oynarsak grupta 2. olsak bile Play-off'ta bizi süpürürler. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hiddink maçtan sonra Chelsea ile ilgili soruya net bir cevap vermese de gidecekmiş gibi konuştu. Sistem oturdu genç oyuncular monte edildi gibi laflar etti. Ancak sistemin oturduğu falan yok. 3-5 maçta sistem oturmaz. Hele ki milli takımda hiç oturmaz. Hiddink resmen saçmaladı. Chelsea'ye gitmezse çok büyük sürpriz olur. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hem Hiddink'in durumu hem de federasyon seçimleri olmasından dolayı milli takımın geleceğini pek iyi görmüyorum. Ayrıca her ne kadar kendi kaderimiz kendimiz belirleyecek durumda olsak da şu futboldan sonra elimize geçen avantajı iyi kullanabileceğimizi rahatça söyleyemem.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-8234788050552010779?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/8234788050552010779/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=8234788050552010779' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/8234788050552010779'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/8234788050552010779'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/06/sans.html' title='Kötü Bile Oynamadan 1 Puan Aldık'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-YYF_K6wF5hI/TelqFikcE6I/AAAAAAAABCE/YP8YRUgKe3I/s72-c/bel%25C3%25A7ika%2B1-1%2Bt%25C3%25BCrkiye.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-6467811796817634256</id><published>2011-05-29T00:25:00.004+03:00</published><updated>2011-05-29T01:04:15.680+03:00</updated><title type='text'>Barcelona 4.Kez Avrupa'nın En Büyüğü</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-m_rgdYzh9Ak/TeFwsbXgfcI/AAAAAAAABB0/jJvrEE4OHEY/s1600/barca%2Bcl%2B2011.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 265px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-m_rgdYzh9Ak/TeFwsbXgfcI/AAAAAAAABB0/jJvrEE4OHEY/s400/barca%2Bcl%2B2011.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5611890519243259330" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Barcelona ile Manchester Utd. 2 sene aradan sonra bir kez daha Şampiyonlar Ligi finalinde karşılaştı. 2 sene önce Roma Olimpiyat Stadı'nda olduğu gibi Wembley'de de gülen taraf Barcelona oldu ve bu kupayı 4.kez kazandılar. Kupanın ebedi sahibi olmaları ve Şampiyonlar Ligi maçlarında formanın sol tarafına kupa silüeti üstünde 5 yazdırmaları için bir şampiyonluğa daha ihtiyaçları var.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2009'daki finalde Barcelona ilk 10 dakikada tutukluk yapmış fakat maçın geri kalan kısmında rakibini sahadan silmişti. O maçtan sonra Alex Ferguson "Neyin yanlış gittiğini biliyorum." demişti. Bugün de benzer bir maç izledik. İlk 10 dakikada Manchester Utd. önde basarak Barcelona'nın kendi oyununu oynamasına izin vermedi. O dakikalarda "Alex Ferguson ders almış." diye düşündüm. Ayrıca Manchester Utd. bir Premier Lig takımı olduğu için de bu presi maçın büyük bölümü yapabilir diye tahmin ediyordum. Çünkü bu fizik güç onlarda var. Fakat öyle olmadı. İlk 10 dakika geçtikten sonra Barcelona yavaş yavaş kendi oyununu rakibe kabul ettirmeye başladı. Manchester Utd'nin Valencia, Carrick, Park ve Giggs'ten oluşan orta sahası Barcelona oyuncularına karşı koyamadı. Carrick sahada yok gibiydi. Park da ondan farklı değildi. 38'lik Giggs'in de adam kovalaması ütopyaydı. Böyle olunca sadece Valencia direnç göstermeye çalıştı ama koca Manchester'ın orta sahasını tek başına çekip çeviremezdi. Rooney zaman zaman yardım etti, kazanılan toplarda orta sahaya gelip takımı hızlı çıkarmaya çalıştı. Hernandez ise ofsayta düşmekten başka bir şey yapamadı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dakikalar 27'yi gösterdiğinde Pedro Vidic'e kendisini unutturup boşa kaçtı. Xavi de Pedro'yu gördü ve Van der Sar ile karşı karşıya kalan Pedro takımını 1-0 öne geçirdi. Ancak bu gol Van der Sar klasında bir kaleciye yakışan bir gol değildi. 7 dakika sonra ise Manchester Utd bu gole cevap verdi. Taç atışı sonrası rakip yarı sahada kazanılan topta Giggs ile Rooney güzel paslaştılar ve MANU 1-1'i yakaladı. Golde sanki ofsayt var gibiydi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İlk yarı berabere tamamlandıktan sonra 2.yarıya Manchester Utd'nin ilk 10 dakikada ki gibi önde basarak başlayacağını düşünüyordum. Öyle ya 2009'dan ders almış olmaları lazımdı. Fakat tam tersi oldu. Barcelona gol için yüklenmeye başladı. Hatta öyle ki bir pozisyonda stoperde oynayan Mascherano bile sağ taraftan bindirme yaparken Pique ileride gol atmaya çalışıyordu. 54.dakikada sahneye Messi çıktı. Aslında iyi bir şut çıkarmamasına rağmen Vidic Van der Sar'ın görüş açısını kapattığından top ağlara gitti. Ne olursa olsun önceki maçlarda iyi kurtarışlar yapan Van der Sar'ın böyle bir gol yememesi gerekirdi. Bu golden sonra Barcelona atakları devam etti. Önemli pozisyonlar buluyorlar ancak atamıyorlardı. "Atamayana atarlar." kuralı işler mi diye düşündüm. Ancak bu kural sadece Barcelona maçlarında devre dışı kalıyor. 69'da David Villa "Vurma!" dediğim pozisyonda vurdu ve harika bir gol attı. Bu gol Barcelona'ya çok büyük avantaj sağladı. Bu golden hemen sonra Ferguson Fabio'nun yerine Nani'yi oyuna aldı. Manchester Utd. skoru 3-2 yapıp maça ortak olmak için uğraştı ama o golü bulamadılar. Böylece kupa 2 sene sonra da Barcelona'ya gitmiş oldu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-FQwkQ5ETGFs/TeFwr_e9gcI/AAAAAAAABBk/WPCmch3P7Co/s1600/eric%2Babidal%2Bcl%2Bkupa.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-FQwkQ5ETGFs/TeFwr_e9gcI/AAAAAAAABBk/WPCmch3P7Co/s400/eric%2Babidal%2Bcl%2Bkupa.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5611890511758328258" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Maç başlarken Puyol'u ilk onbirde göremeyince şaşırdım. Hatta "Kupayı Xavi'mi kaldıracak?" diye düşündüm. Sonra Puyol 88'de oyuna girip kaptanlık pazubandını taktı. Fakat kupayı almaya giderken en son sırada Abidal'i görünce "Helal olsun adamlara." dedim. Platini kupayı Abidal'e verdi. Normalde diğer futbolcular kupa alınır alınmaz kaptana salça olurlar. Fakat Abidal'in kupayı vermesini beklediler. Bu da Barcelona'nın diğer kulüplerden farklı olduğunun bir başka vesikası oldu. Gerçekten de çok anlamlıydı. Yine Messi'nin de kupayı sahaya kadar taşımasına müsaade ettiler. Sonuçta bu başarıda en çok katkısı olan o. Finalde de maçın adamı seçildi zaten.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-_FkOalD2UcQ/TeFwrxfuigI/AAAAAAAABBs/qylsXZ6GS74/s1600/messi%2Bcl%2Bkupa.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 277px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-_FkOalD2UcQ/TeFwrxfuigI/AAAAAAAABBs/qylsXZ6GS74/s400/messi%2Bcl%2Bkupa.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5611890508003445250" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Böylece Barcelona 4.kez kupayı kazanırken Alex Ferguson gibi bir futbol efsanesi de Avrupa Kupalarında ikisi de aynı rakibe olmak üzere 2.kez finali kaybetmiş oldu. Bakalım gelecek sene Münih'te Allianz-Arena'da şampiyon kim olacak?&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-6467811796817634256?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/6467811796817634256/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=6467811796817634256' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/6467811796817634256'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/6467811796817634256'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/05/avrupann-en-buyugu-4kez-barcelona.html' title='Barcelona 4.Kez Avrupa&apos;nın En Büyüğü'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-m_rgdYzh9Ak/TeFwsbXgfcI/AAAAAAAABB0/jJvrEE4OHEY/s72-c/barca%2Bcl%2B2011.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-8437999505123934411</id><published>2011-05-28T00:00:00.002+03:00</published><updated>2011-05-28T00:59:24.191+03:00</updated><title type='text'>2009'un Rövanşı</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/--jGuPkn4QW8/TeAeo62OPZI/AAAAAAAABBc/w819jxPfssk/s1600/champions-league-wembley-final.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 308px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/--jGuPkn4QW8/TeAeo62OPZI/AAAAAAAABBc/w819jxPfssk/s400/champions-league-wembley-final.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5611518824043920786" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Barcelona ile Manchester Utd. 2 sene aradan sonra yeniden Şampiyonlar Ligi finalinde karşılaşacaklar. 2 sene önce Roma'da oynanan finalde gülen taraf Barcelona olmuş Katalanlar 3.kez kupaya uzanmışlardı. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sezon başında henüz grup maçları oynanırken Barcelona, Real Madrid ve Manchester Utd'ın çeyrek finallerde birbirleriyle eşleşmemeleri durumunda yarı final oynayacaklarını tahmin ediyordum. Nitekim öyle de oldu ve bu 3 takımdan 2'si finale çıkmış oldu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Barcelona, Kopenhag, Rubin Kazan ve Panathinaikos'un bulunduğu grubu normal olarak lider bitirdi. Son 16'da ise geçen yıl çeyrek finalde eledikleri Arsenal ile karşılaştılar. Barcelona ilk maçta 1-0 öne geçmesine rağmen 2-1 mağlup oldu fakat 2.maçı 3-1 kazanarak çeyrek finale çıktı. Çeyrek finalde ise rakip Shakhtar Donetsk idi. Birçok insan Shakhtar'ın son 8'de Barcelona'yı en çok zorlayabilecek takım olduğunu düşünüyordu. Aslında Shakhtar birçok önemli pozisyona da girmesine rağmen ilk maçı 5-1 kaybedince iş ilk maçta bitti. Yarı finaldeki rakip ise Real Madrid'di. İlk maçta Pepe'nin atılmasından sonra Messi 2 gol atarak maçı Barcelona'ya kazandırdı ve bu avantajı Barcelona kaybetmeyip finale çıkan taraf oldu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Manchester Utd. ise Valencia, Glasgow Rangers ve Bursaspor ile aynı gruptaydı. Onlar da gruplarını lider tamamladılar. Son 16'da Marsilya'yı çeyrek finalde ise Chelsea'yi geçtiler. Yarı finalde ise Inter'e İtalya'da 5 gol atan Schalke'ye 2 maçta toplam 6 gol attılar. Hatta 2.maçta yedek ağırlıklı takımla 4 gol attılar. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Manchester Utd. finale kadar gelirken 4 gol yedi. Fakat enteresandır bu 4 golü de Old Trafford'da yedi. Hem de bu statta oynadığı son 4 maçta. Deplasmanlarda ise kalesini gole kapamayı başardı. Bu özelliklerine bu akşamki finalde de ihtiyaçları olacak. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2 sene önce Barcelona Chelsea'yi yarı finalde güç bela eleyebildi. Hatta hakem Ovrebo'nun tartışmalı kararlarının da Barcelona'ya yardım ettiğini söylemeliyiz. O maçlarda Chelsea iyi savunma yapmış Barcelona'yı durdurmayı başarmıştı. Manchester Utd. da benzer bir oyun oynayıp Barcelona'yı durdurup finali kazanabilir diye düşünülüyordu. Ancak ilk 5 dakikadan sonra Barcelona oyunun kontrolünü rakibine vermeyip maçı 2-0 kazanmıştı. Aslında bu 2 takım 2008'de yarı finalde karşılaşmış o maçlarda Manchester Utd. 2009'da Chelsea'nin ve 2010'da Inter'in yaptığına çok benzer bir oyun sergilemişti. Yani bunu yapabilen bir takım Manchester Utd. Fakat 2009'da yapmadılar. 2011'de yapmalarını bekliyorum. Alex Ferguson 2009'daki hatasını tekrarlamayacaktır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Maç öncesinde Barcelona favori gösteriliyor. Favori gösterilmesi normal karşılansa da bana göre kazansalar da çok kolay kazanamayacaklar. 2009'daki  gibi Manchester Utd. olmayacak. Ayrıca finalin Wembley'de olması bence Manchester için avantaj. Çünkü Manchester'da oynayan birçok oyuncu bu stada alışık. Tribünlerde de İngilizler fazla olacaktır. Yine İzlanda'da patlayan yanardağ da Barcelonalı taraftarların gelişini zorlaştırabilir. Öte yandan kariyerinin son resmi maçına çıkan Van der Sar ve çeyrek final ve yarı finalde yaptığı asistler ve attığı golle takımının buraya gelmesinde çok önemli rol oynayan Giggs için de çok önemli bir maç olacaktır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Barcelona maçı kazanırsa kendi oyununu oynayıp kazanacaktır. Manchester kazanırsa büyük ihtimalle sıkıcı ve defansif bir futbolla kazanacaktır. Tabi bunun için Alex Ferguson'ı ve Manchester'ı suçlayamayız. Sonuç itibariyle rakip Barcelona ve kendi oyununuzu kabul ettirmenin imkansız olduğu bir takım. O yüzden bu akşam göze hoş gelen futbol galip gelemeyebilir ve bu bence hiç uzak bir ihtimal değil. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İddaa'da Barcelona'ya 1.80 Manchester Utd'a 3 oran verilmiş. Bence bu oranlama yanlış. Ne kadar Barcelona da olsanız karşınızdaki takım Manchester Utd. Bu maç tarafsız sahada değil de Nou Camp'ta olsaydı ne olacaktı? 1.50 mi verilecekti?  İddaa olayı abartmış. Gerçi başka bahis şirketleri 1.95-2.00 gibi oranlar vermişler ama Barcelona bahis şirketlerinin gösterdiği kadar favori değil bence. Bazen böyle oranlar verilince favori takım kazanamıyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Finalle ilgili şöyle bir istatistik de verelim. 2005 yılından bu yana 2007 hariç Chelsea'yi yenen takımlar kupanın sahibi olmuşlar. 2005'te Chelsea'yi yarı finalde eleyen Liverpool İstanbul'da, 2006'da Chelsea'yi son 16'da yenen Barcelona Paris'te 2008'de Moskova'daki finalde Chelsea'yi yenen Manchester Utd, 2009'da yarı finalde Chelsea'yi eleyen Barcelona Roma'da ve 2010'da son 16'da Chelsea'yi eleyen Inter Madrid'de kupayı kazandılar. Bu sene de Manchester Utd. Chelsea'yi eledi. Bakalım finalde Chelsea'yi eleyen takım kupayı kazanabilecek mi? Bu arada bu paragrafı yazarken dikkatimi çekti 2006'dan beri finaller başkentlerde düzenleniyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Benim gönlümden Barcelona'nın kupayı kazanması geçiyor. Ancak Manchester Utd. kazanacakmış gibi geliyor. Umarım Şampiyonlar Ligi finaline yakışan bir maç izleriz. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-8437999505123934411?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/8437999505123934411/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=8437999505123934411' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/8437999505123934411'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/8437999505123934411'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/05/2009un-rovans.html' title='2009&apos;un Rövanşı'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/--jGuPkn4QW8/TeAeo62OPZI/AAAAAAAABBc/w819jxPfssk/s72-c/champions-league-wembley-final.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-6033052917254267750</id><published>2011-05-25T23:37:00.003+03:00</published><updated>2011-05-26T00:13:13.452+03:00</updated><title type='text'>Transfer Dönemi Hızlı Başladı</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-gmyF5_6hl9w/Td1wtXr6MUI/AAAAAAAABBU/-Yxl7COlsx4/s1600/emanuel%2Bemenike%2Btransfer.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-gmyF5_6hl9w/Td1wtXr6MUI/AAAAAAAABBU/-Yxl7COlsx4/s400/emanuel%2Bemenike%2Btransfer.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5610764635528114498" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz yılların aksine lig resmi olarak biter bitmez takımlar transferleri yapmaya başladılar. Bu da en azından kulüplerin bazı şeyleri artık idrak ettiklerinin bir göstergesi gibi yorumlanabilir. Tabi Beşiktaş ve Galatasaray'ın şampiyonluk yarışından erken kopmaları hatta Galatasaray'ın şampiyonluk yarışında hiç olmaması da bunda önemli bir faktördür. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Beşiktaş'ın Egemen Korkmaz ile anlaştığı yanılmıyorsam Türkiye Kupası finalinden önce bile belli olmuştu. Zaten Beşiktaş kulübünden de yalanlama gelmemişti. Bugün de bu transfer resmiyet kazanmış oldu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Egemen Korkmaz, bu sezon Trabzonsporlu birçok oyuncu gibi kariyerinin en iyi sezonunu geçirdi. Zaten Trabzonspor ligin en az gol yiyen takımı olarak sezonu tamamladı. Beşiktaş'ta da Sivok, İbrahim Toraman ve Ersan Gülüm'le forma mücadelesi yapacaktır. Ayrıca bu sezon son maçlarda sol bek olarak da görev yaptı. Belki Tayfur Havutçu onu zaman zaman o bölgede de kullanabilir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Akşam saatlerinde ise önce Selçuk İnan'ın Galatasaray'a transfer haberi geldi. Selçuk Trabzonspor'un oynadığı futbolun en önemli parçasıydı. Kıt olan yerli piyasasındaki 2-3 kaliteli isimden birisiydi. Fenerbahçe'ye de gelebileceği konuşuluyordu ama Galatasaray'ın kesinlikle daha çok ihtiyacı vardı. BAM üçlüsünden "illallah" diyen Galatasaray taraftarına ilaç gibi gelecektir. Yalnız Galatasaray'ın daha çok ihtiyacı vardı diyoruz ama Trabzonspor'un da yerini doldurması çok zor olacaktır. Devre arasında neler yaşandı bilemiyorum ama dışarıdan bakıldığından ciddi bir yönetim hatası var gibi gözüküyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Fenerbahçe ise öğlen saatlerinde Sezer Öztürk'le anlaştı. Bu transferin en güzel yanı Bilica denilen karakter yoksunu saatli bombadan kurtulmamız oldu. Öte yandan Sezer Öztürk stil olarak Alex'e benzeyen bir futbolcu. İlk onbirde oynaması zor gözüküyor. Kadro genişliği açısından önemli ama ideal onbirdekilerle yedek kalanlar arasındaki uçurumu kapatabilecek bir futbolcu olduğunu düşünmüyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Öte yandan Fenerbahçe'nin anlaştığı diğer bir isim ise Emenike oldu. O da Sezer Öztürk gibi kuvvetle muhtemel yedek kalacak bir oyuncu. 9 milyon Euro'luk bonservis bedeli ise kesinlikle abartı bir meblağ. Ama Anadolu'dan belli oranda isim yapmış bir futbolcu aldığınızda böyle abuk subuk rakamlar ortaya çıkıyor. Bu transferden benim anladığım Güiza bu yaz yolcu. Semih'in durumu ise şu an için karışık gözüküyor. Ancak Fenerbahçe ile anlaşmazsa Galatasaray'a gitme durumu ortaya çıkacak. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Emenike transferinin bir başka boyut daha var. O da işin ahlaki kısmı. Fenerbahçe maçından önce hakkında acaip haberler çıktı. Babasının nüfusa geç kaydettiği iddia edildi. Yaşının 24 değil 31 olduğu söylendi. Sonra Emenike son dakikada sakatlık nedeniyle Fenerbahçe'ye karşı oynamadı. Daha sonra Trabzonspor'a karşı da oynatılmadı haliyle. Daha bugün Şenol Güneş "Emenike Fenerbahçe'ye giderse tartışmalı olur." demişti ki 24 saat geçmeden Fenerbahçe'ye geldi. Bu da herhalde özellikle entel kesimin sosyal medya olarak adlandırdığı mecralarda çok tartışılacaktır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Son olarak eğer Yobo da kalırsa Fenerbahçe'de gelecek sezon 4 Afrikalı futbolcu olacak. Bu da devre arasında başlayan 2.yarının 2-3 haftasına denk gelen Afrika Uluslar Kupası'na Fenerbahçe'nin 4 oyuncu göndereceği anlamına gelir. Bu da düşünülmesi gereken bir problem. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Not: Fotoğraf Fenerbahçe'nin resmi sitesinden alınmıştır.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-6033052917254267750?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/6033052917254267750/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=6033052917254267750' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/6033052917254267750'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/6033052917254267750'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/05/transfer-donemi-hzl-baslad.html' title='Transfer Dönemi Hızlı Başladı'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-gmyF5_6hl9w/Td1wtXr6MUI/AAAAAAAABBU/-Yxl7COlsx4/s72-c/emanuel%2Bemenike%2Btransfer.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-3759246221043766364</id><published>2011-05-23T12:45:00.002+03:00</published><updated>2011-05-23T13:22:49.862+03:00</updated><title type='text'>Oh Be! Dünya Varmış</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-THCQwKkTshU/Tdo1RA8KUkI/AAAAAAAABBE/DpIdgReLO1Q/s1600/%25C5%259Fampiyon%2Bfenerbah%25C3%25A7e.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-THCQwKkTshU/Tdo1RA8KUkI/AAAAAAAABBE/DpIdgReLO1Q/s400/%25C5%259Fampiyon%2Bfenerbah%25C3%25A7e.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5609854852269756994" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2010-2011 sezonunda şampiyonluk mücadelesinden galip çıkan takım bu kez Fenerbahçe oldu. Ligin 2.yarısındaki 17'de 16'lık performans alınan 49 puan Fenerbahçe'ye şampiyonluğu getirdi. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Geçen sene yaşanan travmadan sonra Fenerbahçe'nin kolay kolay toparlanamayacağını şampiyonluğa uzun yıllar hasret kalabileceğini düşünüyordum. Çünkü 100.yıldaki durumdan farklı olarak şampiyonluk yolundaki rakiplerimizin belli bir istikrar yakalama ihtimalleri vardı ve Fenerbahçe herşeye yeniden başlayacaktı. Fakat bu sezon tam anlamıyla benim tasavvur ettiğim gibi gelişmedi. Galatasaray Rijkaard ile 2. sezonuna girecekti ve üstüne koyarlar daha iyi olurlar diye tahmin ediyordum ancak yönetimin yaptığı hatalardan sonra daha kötü oldular. Beşiktaş'ın Mustafa Denizli ile devam etme durumunda 3. sezon aynı teknik adamla devam edeceklerdi. Ancak Schuster'i getirdiler ve Schuster Türkiye'ye uyum sağlayamadı. Bursaspor Ertuğrul Sağlam ile devam etti ancak 2.yarıda kötüydüler sadece 24 puan alabildiler. Trabzonspor'un ise bu noktalara geleceği geçen sezon Şenol Güneş takımın başına geçince zaten belli olmuştu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İlk yarı Trabzonspor 42 Fenerbahçe ise 33 puan topladı. Normalde 75 civarı olan şampiyonluk barajının bu sene 80'e dayanacağı belliydi. Çünkü ilk yarıda iyi oynayan bir Trabzonspor vardı  eskiden olsa kriz yaratabilecek birçok olayı kriz yaşamadan atlatmasını bildiler. Tüm bunları düşündüğümde Fenerbahçe'nin ilk yarıda oynadığı futbolla şampiyon olması çok zordu. Takımın galibiyet serisi yakalayabilecek potansiyeli elbette vardı. Çünkü bu tip serileri daha önce yapmış bir takım Fenerbahçe. Ama bu kez 17'de 16 yapması gerekti ve bunu başardı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Fenerbahçe 2.yarıya deplasmanda alınan Antalyaspor galibiyeti ile başladı. Ardından Trabzonspor'u  Manisaspor'u Kayserispor'u ve Beşiktaş'ı mağlup etti. Puan farkı 2'ye düşmüştü. Ardından içeride Kasımpaşa'yı yendi ve o hafta Trabzon Kayseri ile berabere kalınca iki takım puan puana geldi. 11 hafta boyunca amansız bir şampiyonluk mücadelesi başladı. Bir tarafta geçen sene şampiyonluğu son hafta evinde aldığı beraberlikle kaptıran Fenerbahçe diğer tarafta ise 27 yıldır şampiyon olamayan bir Trabzonspor vardı. İki takımın da şampiyonluğa çok ihtiyacı vardı. Fenerbahçe'nin Manisa, Beşiktaş, Galatasaray, Eskişehir, Buca deplasmanlarında mağlup duruma düşmesine rağmen maçları çevirmesi, Keza Trabzonspor'da Sivasspor, Manisaspor, Beşiktaş, Gençlerbirliği, Galatasaray ve Buca maçlarında atılan son dakika golleri işin heyecanını sürekli artırıyordu. Öte yandan Trabzonspor'un fikstürde Fenerbahçe'yi 2 hafta geriden takip etmesi de komplo teorisyenlerine malzeme veriyordu. "Vay efendim Fener'e karşı niye öyle oynamış da Trabzon'a karşı oynamamış. Ona niye yatmış da buna kalkmış." gibi laflar ortalarda dolaşıyordu. İşte böyle geçen bir şampiyonluk yarışında iki takım son haftaya puan puana geldiler. Fenerbahçe Sivas deplasmanında Trabzonspor ise Karabük'teydi. Acaba Fenerbahçe aynı şeyi 3.kez yaşar mı diye düşünülüyordu ki çok şükür böyle bir şey yaşanmadı. Ömrümüzden ömür götüren maçı Fenerbahçe 4-3 kazanarak 82 puan ve ikili averajla 18.şampiyonluğuna ulaştı. Güiza'nın göz yaşları bu kez şampiyonluğu getirdi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-5FSRHYAaymY/Tdo1RkCPI4I/AAAAAAAABBM/iK9yoyTYAOM/s1600/alex%2Bfener%2B%25C5%259Fampiyon.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 372px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-5FSRHYAaymY/Tdo1RkCPI4I/AAAAAAAABBM/iK9yoyTYAOM/s400/alex%2Bfener%2B%25C5%259Fampiyon.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5609854861690479490" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu şampiyonlukta Alex'i ayrı bir yere koymak gerekir. Attığı 28 gol ve yaptığı 13 asist ile kaptan çok büyük iş başardı. Öte yandan sezon boyunca mükemmele yakın oynayan Gökhan Gönül ve kariyerinin en iyi sezonunu geçiren Volkan Demirel çok büyük işler başardılar. Daha sonra da Emre, Lugano ikinci yarıdaki performansıyla Andre Santos gelir. Tüm maçlarda 90 dakika oynayan Mehmet Topuz ise skora çok katkı yapamasa da istikrar olarak çok büyük iş başardı. Ligdeki kaleciler bile belki 1-2 tanesi hariç Mehmet Topuz kadar oynamadı. Aykut Kocaman da Mustafa Denizli'den sonra Fenerbahçe'yi şampiyon yapan 2. yerli teknik direktör oldu. Aynı zamanda Fenerbahçe'de hem futbolcu olarak hem de teknik direktör olarak şampiyon olan ilk insan olmayı da başardı. Aziz Yıldırım bir başkan olarak Türkiye'de belki de bir ilki gerçekleştirdi. Devre arasında gerçek anlamda Aykut Kocaman'ın arkasında durdu futbolculara ultimatom verdi. 9 puan gerideki Fenerbahçe transfer yapmadan puan farkını kapatmayı başardı ve şampiyon oldu.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-3759246221043766364?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/3759246221043766364/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=3759246221043766364' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/3759246221043766364'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/3759246221043766364'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/05/oh-be-dunya-varms.html' title='Oh Be! Dünya Varmış'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-THCQwKkTshU/Tdo1RA8KUkI/AAAAAAAABBE/DpIdgReLO1Q/s72-c/%25C5%259Fampiyon%2Bfenerbah%25C3%25A7e.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-5077818390827282651</id><published>2011-05-20T01:11:00.002+03:00</published><updated>2011-05-20T01:58:39.346+03:00</updated><title type='text'>Galatasaray'da III. Terim Dönemi</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-3iW8On0Eico/TdWgl7XS0jI/AAAAAAAABA8/2YHt05UMJOc/s1600/FatihTerim16.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 276px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-3iW8On0Eico/TdWgl7XS0jI/AAAAAAAABA8/2YHt05UMJOc/s400/FatihTerim16.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5608565484410819122" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray'ın yeni başkanı Ünal Aysal yeni sezonda Fatih Terim ile çalışacaklarını açıkladı. Böylece yeni sezon hazırlıklarının başlamasıyla 3. Terim dönemi de Galatasaray'da başlamış olacak. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Galatasaray 2002 yılından sportif anlamda iyi yönetilmiyor. Rahmetlinin arkasından konuşmak gibi olmasın ama Özhan Canaydın'ın göreve geldiği 2002 yılından 2011 yılına kadar (Adnan Polat yönetimi de bir yerde Özhan Canaydın yönetiminin devamı niteliğindedir.) Galatasaray'ın 3 şampiyonluğu var. Ancak 2002'deki şampiyonluk Özhan Canaydın'dan önceki yönetimin kurduğu takımın şampiyonluğuydu. Nitekim o şampiyonluktan sonra Lucescu Galatasaray'dan ayrılıp Beşiktaş'ın başına geçti. 2006'daki şampiyonluk ise taktiğin, sistemin şampiyonluğu değildi. Hırsın azmin, mücadelenin amatör ruhun şampiyonluğuydu. 2008'de de son 6 hafta teknik direktörsüz 6'da 6 yapan bir takım vardı ki o da yine aynı şekilde kenetlenmenin, arkadaşlığın, tek yürek olmanın tezahürüydü. Elbette başarıya giden yolda bunlara da mutlaka ihtiyacınız var. Ancak sadece bu şekilde kazandığınız zaman başarınız süreklilik arz etmiyor. Nitekim Galatasaray 2006'dan sonra 2007'de aynı kadroyla bir önceki sezondan 30 puan daha az topladı. 2008'den sonra 2009'da bu sefer biraz daha farklı bir kadroyla yaklaşık 20 puan daha az aldı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Fatih Terim 2.kez göreve geldiğinde 2 sene önce UEFA Kupası'nı kazanmış bir Galatasaray vardı. Özhan Canaydın'ın hedefi ise bu kez aynı başarıyı Şampiyonlar Ligi'nde tekrarlamaktı. Ancak bunun gerçekçi bir hedef olmadığı çok geçmeden belli oldu. 2004 yılında Fatih Terim sezon bitmeden görevden ayrıldı ve bir daha Türkiye'de kulüp çalıştırmayacağını söyledi. O sezonu Galatasaray 6. bitirdi ve Avrupa kupalarına da katılma hakkı kazanamadı. Ayrıca yapılan çok sayıda yanlış transferden dolayı kulüp çok daha ciddi ekonomik dar boğaza girdi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Adnan Polat'ın başkan seçildikten sonra ekonomik yapıda biraz daha düzelme başladı. Kewell, Baros, Keita, Elano gibi kaliteli futbolcular Galatasaray'a gelmeye başladı. Üstelik kadro da Türk futbolunun son yıllarda yetiştirdiği en önemli oyuncu Arda Turan da vardı. Takımın başına da Barcelona'yı Şampiyonlar Ligi'nde şampiyonluğa taşımış Frank Rijkaard getirilmişti. Bu sefer ise hedef Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu değil 2000 ruhunu yakalamaktı. Ancak yine olmadı. Yine gerçekçi olmayan bir hedef sonucunda Galatasaray 7 yıl sonra bir sezonu daha çok büyük bir hayalkırıklığı ile bitirme durumuna geldi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bana göre Galatasaray'ı içinde bulunduğu durumdan en çabuk çıkartacak insan Fatih Terim'dir. Ancak doğru planlama yapılması şartıyla. Dün Artemio Franchi'de bir &lt;a href="http://www.artemiofranchi.net/2011/05/fatih-terim-mi.html"&gt;yazı&lt;/a&gt; okudum. Fatih Terim'in teknik direktörlüğüne muhalefet eden bir yazı. Yazının haklı olduğu taraflar var. Galatasaray taraftarının hazzetmediği birçok futbolcuyu Fatih Terim'in Galatasaray'da görmek isteyebileceği yazıyordu. Doğrusunu söylemek gerekirse böyle bir tehlike var. Ancak aynı futbolcuların Fatih Terim'le çalıştıklarında Galatasaray'a çok büyük katkı verme ihtimalleri de bana göre hiç az değil. Üstelik takımı sabote ettiği iddia edilen bazı oyuncuların Fatih Terim varken böyle bir şeye yeltenmeleri sıkar biraz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Galatasaray'da öncelikli hedef futbol takımını toparlamak olmalıdır. Bunun için de gidecek kalacak oyuncular iyi belirlenmeli sezonun yarısını sakat geçiren oyuncuların yerine devamlılığı olan oyuncular alınmalıdır. İlk etapta tekrar şampiyonluk yarışının içinde olan bir Galatasaray hedeflenmelidir. Bu yapıldıktan sonra ise kurulan takıma yapılacak nokta transferlerle şampiyonluklara ulaşan bir takım ortaya çıkabilir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-5077818390827282651?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/5077818390827282651/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=5077818390827282651' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/5077818390827282651'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/5077818390827282651'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/05/galatasarayda-iii-terim-donemi.html' title='Galatasaray&apos;da III. Terim Dönemi'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-3iW8On0Eico/TdWgl7XS0jI/AAAAAAAABA8/2YHt05UMJOc/s72-c/FatihTerim16.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-980184095942520574</id><published>2011-05-20T00:50:00.002+03:00</published><updated>2011-05-20T01:11:45.776+03:00</updated><title type='text'>Hamit Altıntop da Real Madrid'de</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-_65EYc0Af3A/TdWVm36PVOI/AAAAAAAABA0/VFRXvsNl454/s1600/hamit%2Balt%25C4%25B1ntop.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 327px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-_65EYc0Af3A/TdWVm36PVOI/AAAAAAAABA0/VFRXvsNl454/s400/hamit%2Balt%25C4%25B1ntop.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5608553406035612898" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Haftalardır çıkan haberler dün akşam saatlerinde Real Madrid kulübünden yapılan açıklamayla resmiyete dönüştü ve Hamit Altıntop da Nuri Şahin'in ardından Real Madrid'e transfer oldu. Böylece milli takımımızdan 2 futbolcu artık Real Madrid'in oyuncusu unvanına sahip oldu. Mesut'la birlikte 3 Türk futbolcu Real Madrid'in kadrosunda artık. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hamit Altıntop birçok mevkide oynayabilen bir futbolcu. Schalke'de oynarken sağ bekte oynuyordu. Bayern'e gittiğinde ise genelde Ribery'nin olmadığı zamanlarda sağ açıkta oynadı. Milli takımda ise çooğunlukla orta sahanın sağ tarafında görev aldı. Hatta zaman zaman ortaya bile geçtiği görüldü. Bu Hamit için çok önemli bir özellik. Ramos'un olmadığı maçlarda Real Madrid'de sağ bek oynayan oyuncular yeteri kadar bindirme yapamıyorlar. Hamit Ramos'un bindirmelerini yapabilecek bir futbolcu. Aynı zamanda 4-2-3-1'de 3'lünün sağında da zaman zaman ona görev gelecektir. İdeal onbirin oyuncusu olması şu an için pek muhtemel değil. Ama birçok mevkide oynayabilmesi onu joker oyuncu yapacaktır diye düşünüyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nuri Şahin ve Hamit Altıntop transferleri kadro zenginliğini artırmak için yapılmış transferler. Jose Mourinho şampiyonluk iddiasını kaybedene kadar sakatlıklar ve cezalılar dışında onbirini hiç bozmadı. Ancak gelecek sezonda Real Madrid çok geniş bir kadro kuracağa benziyor. Bu durumda Jose Mourinho daha fazla rotasyon yapıp bu geniş kadronun nimetlerinden faydalanmaya çalışacaktır. Geniş rotasyonda da Hamit ve Nuri yeteri kadar forma şansı bulurlar diye tahmin ediyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mehmet Topal'ın da Valencia'da oynaması Nihat Kahveci'nin gelecek yıl muhtemelen La Liga'ya dönmesiyle bu ligde oynayan Türk oyuncu sayısı 5'e çıkacak. Özellikle Mehmet Topal, Hamit Altıntop ve Nuri Şahin'in performansları Türk futbolcuların gelecekte Avrupa'nın büyük liglerinde oynama şansını yakından etkileyecektir. Ne kadar çok futbolcuyu dışarıya ihraç edersek milli takımımız açısından o kadar iyi olacaktır. Eğer bu sayede futbolcu ihraç eden ülke konumuna gelirsek ligimizdeki yabancı sayısı serbest bırakılsa bile milli takım bu durumdan olumsuz etkilenmeyecektir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-980184095942520574?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/980184095942520574/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=980184095942520574' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/980184095942520574'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/980184095942520574'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/05/hamit-altntop-da-real-madridde.html' title='Hamit Altıntop da Real Madrid&apos;de'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-_65EYc0Af3A/TdWVm36PVOI/AAAAAAAABA0/VFRXvsNl454/s72-c/hamit%2Balt%25C4%25B1ntop.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-6621432338848550984</id><published>2011-05-19T00:24:00.003+03:00</published><updated>2011-05-19T00:55:26.158+03:00</updated><title type='text'>Avrupa Ligi Porto'nun Oldu</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-WROEJhpBNxw/TdQ_vkpHYUI/AAAAAAAABAs/srwMb2y86oo/s1600/porto%2Buefa%2Beuropa%2Bleague.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-WROEJhpBNxw/TdQ_vkpHYUI/AAAAAAAABAs/srwMb2y86oo/s400/porto%2Buefa%2Beuropa%2Bleague.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5608177522505638210" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Uefa Avrupa Ligi'nde finali kazanan 1-0'lık skorla Porto oldu. Porto müthiş geçen sezonda Falcao'nun 44.dakikadaki golüyle Avrupa Ligi kupasını da müzesine götürmeyi başardı. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Braga'nın kıpırdanmaları zaten 2-3 yıl önce başlamıştı. O zaman ki adıyla Uefa Kupası'nda kendi sahalarında başarılı sonuçlar alıyorlar fakat devamını getiremiyorlardı. Bu sene ilk defa Şampiyonlar Ligi'ne katıldılar. Bunu da Sevilla'yı fantastik bir skorla eleyerek yaptılar. Aslında o maçta ortaya çıkan 4-3'lük skor Braga'nın oyun anlayışına uyan bir skor değildi. Şampiyonlar Ligi'ne ise aslında iyi başlamadılar. İlk maçlarında Arsenal'e 6-0 mağlup oldular. Sonra içeride Shakhtar'a da 3-0 yenildiler. Ancak daha sonra kendi sahalarındaki Arsenal maçı da dahil olmak üzere 3 maç üst üste kazanıp 9 puanla grubu 3. tamamladılar. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Avrupa Ligi'nde ise Liverpool, Benfica ve Man. City'i eleyen Dinamo Kiev gibi takımları elemeyi başardılar ve finale geldiler. Her ne kadar Braga'nın bu noktaya gelmesi sürpriz gibi gözükse aslında bu tip sürprizler bu kupanın geleneğinde var. Son yıllarda Alaves, Middlesbrough, Fulham, gibi takımlar finale kadar geldiler. Gelecek sezon da hiç ummadığımız bir takım finalde olabilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Porto ise çok yakından tanıdığımız bir takım. 2007-2008 sezonunda Beşiktaş ile bir sonraki sezon da Fenerbahçe ile Şampiyonlar Ligi'nde aynı gruba düşmüşlerdi. Bu sezon da Avrupa Ligi'nde Beşiktaş'ın grubundaydılar. Zaten Beşiktaş ile oynadıkları maçlarda bu noktalara geleceklerini belli ediyorlardı. Övünmek gibi olmasın ama o maçlarda Porto'yu izledikten sonra bu sene kupayı kazanacakları tahmin ediyordum. Onlar da beni yanıltmamış oldu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Final maçı ise taktiksel olarak beklediğimiz şekilde gelişti. Sonuç olarak Porto Braga'ya nazaran çok daha kuvvetli bir takım. Böyle olunca da oyuna hükmetmeye çalışan takım Porto oldu. Ama üretekenlik sıfırdı. Braga ise daha önce bir çok defa yaptıkları gibi savunmaya çekilip orta sahada kazandığı toplarla Porto kalesine çabuk bir şekilde gidip pozisyonlar yakalamak istedi ama özellikle final paslarında Porto'lu savunma oyuncuları Bragalı hücumculara iyi engel oldular. 44.dakikada Falcao Braga savunmasına kendisini unutturdu ve Guarin'in ortasında topu kafayla kalecinin uzanamayacağı yere gönderip takımını 1-0 öne geçirdi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İkinci yarının başında Braga çok net bir fırsattan yararlanamadı. Şüphesiz o golü atsalar en kötü ihtimalle maçı uzatmak için çok ciddi bir şansları olacaktı. Fakat o pozisyonda Helton başarılıydı. Kalan dakikalarda iki takım arasındaki güç farkından dolayı 1-0'lık skora rağmen Porto hiç sıkıntıya düşmedi. Son dakikalarda ise orta sahada kazanılan serbest vuruşlarda Braga'nın doldur-boşalt çabalarına şahit olduk ama onlar da sonucu değiştirmeyince Porto kupanın sahibi oldu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Doğrusunu söylemek gerekirse maçtaki futbol kalitesi yerlerdeydi. 2.yarının başlarında Braga presle tempo yapmaya çalıştı ama yaptıklarının boşa kürek çekmekten farkı yoktu. Porto ise daha önceki turlarda oynadığı futbolun yarısını bile oynamadan finali kazanmış oldu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Son olarak her ne kadar gerçekleşmeyeceğini bilsem de Porto ve Braga'nın bu finali oynamasından bizim kulüplerimizin ibret almasını diliyorum. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-6621432338848550984?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/6621432338848550984/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=6621432338848550984' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/6621432338848550984'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/6621432338848550984'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/05/avrupa-ligi-portonun-oldu.html' title='Avrupa Ligi Porto&apos;nun Oldu'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-WROEJhpBNxw/TdQ_vkpHYUI/AAAAAAAABAs/srwMb2y86oo/s72-c/porto%2Buefa%2Beuropa%2Bleague.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-1268505809737849802</id><published>2011-05-17T18:10:00.003+03:00</published><updated>2011-05-17T18:45:02.931+03:00</updated><title type='text'>Tayfut Havutçu İle Devam</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-3xJNadxit9o/TdKX8m0qe5I/AAAAAAAABAk/-pbmx8JSTl0/s1600/tayfur-havutcu1.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 264px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-3xJNadxit9o/TdKX8m0qe5I/AAAAAAAABAk/-pbmx8JSTl0/s400/tayfur-havutcu1.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5607711553499069330" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaş yönetimi dün aldığı bir kararla gelecek sezon için futbol takımını Tayfur Havutçu'ya emanet etti. Böylece yerli hoca modasına Beşiktaş da uymuş oldu. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Eğer Shakhtar'ın başından Lucescu'yu getiremiyorsanız, Tayfur Havutçu ile yola devam etmek bana göre doğru bir karar. Zaten uzun bir süredir Beşiktaş'ın başında Tayfur Havutçu vardı. Onun dışında gerek Mustafa Denizli'nin yanında gerekse de Schuster'in yardımcı antrenörlüklerini de yaptı. Açıkçası kendisine böyle bir şans verilmesi gerekiyordu. O şans da verildi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Flores gibi, Benitez gibi Türk futbolunu, Türkiye ligini hiç bilmeyen hocaları getirmek yerine, ya da Maradona gibi futbolculuğu ne kadar iyiyse teknik direktörlüğü bir o kadar kötü olan bir insanı takımın başına geçirmek yerine Tayfut Havutçu'ya bu görevi vermek son derece doğru bir karar. Çünkü bu saydığım ya da bunların benzeri olan isimler hiç bilmedikleri ve daha önce çalıştıkları yerlerden tamamen farklı bir ligde hocalık yapacaklar ve yine iş kazalarına maruz kalacaklardı. Tayfur Havutçu'nun göreve gelmesiyle birlikte en azından bu risk en aza indirilmiş olur ki bu da Beşiktaş'a gelecek sezon şampiyonluk yarışında artı puandır. Ayrıca Beşiktaş taraftarı da geçmişte Beşiktaş'a hizmet etmiş, takım kaptanlığı yapmış bir isme de daha önce sahip çıktığı gibi yine sahip çıkacaktır. Burada Tayfur Havutçu için muhtemel en büyük tehlike sezon başında Avrupa kupalarından elenmek olacaktır. Hatırlarsanız Ertuğrul Sağlam ligde iyi giderken Methalist Kharkiv mağlubiyetinden sonra görevinden ayrılmak zorunda kalmıştı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Elbette futbol sahada oynanan ve daha güçlü kadrosu olanın değil genelde daha iyi organize olan takımların başarılara ulaştığı bir spor dalı. Bu yüzden ne kadar yıldız futbolcu alırsanız alın -ki Forlan büyük ihtimalle gelecek gibi gözüküyor.-  iyi takım olamadığınız zaman başarıya ulaşmanız çok zor. Bakalım Beşiktaş Tayfur Havutçu yönetiminde takım olmayı başarabilecek mi?&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-1268505809737849802?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/1268505809737849802/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=1268505809737849802' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1268505809737849802'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1268505809737849802'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/05/tayfut-havutcu-ile-devam.html' title='Tayfut Havutçu İle Devam'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-3xJNadxit9o/TdKX8m0qe5I/AAAAAAAABAk/-pbmx8JSTl0/s72-c/tayfur-havutcu1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-3044910613421608948</id><published>2011-05-12T15:02:00.000+03:00</published><updated>2011-05-13T23:27:31.696+03:00</updated><title type='text'>Şampiyon Barcelona</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-kbgCu68XJAk/TcvR5WsXJmI/AAAAAAAABAc/-ywRhNF_Llk/s1600/%25C5%259Fampiyon%2Bbarcelona%2B2010-2011.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 238px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-kbgCu68XJAk/TcvR5WsXJmI/AAAAAAAABAc/-ywRhNF_Llk/s400/%25C5%259Fampiyon%2Bbarcelona%2B2010-2011.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5605804944467109474" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Barcelona bitime 2 hafta kala ezeli rakibi Real Madrid'in 6 puan önünde üst üste 3.kez toplamda ise 21.kez La Liga'yı şampiyon tamamlamayı matematiksel olarak garantiledi. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sezon başında Real Madrid Jose Mourinho'yu takımın başına getirince "Acaba Mourinho'nun Real Madrid'i Barcelona'yı geçebilecek mi?" diye tartışılıyordu. Barcelona İlk 4 haftada 5 puan kaybetse de 20 maça yaklaşan bir galibiyet serisiyle Real Madrid'inm önüne geçti ve puan farkını da açtı. Bu galibiyet serisinde 5-0'lık tarihi maç da vardı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Barcelona sürekli kazanırken Real Madrid arada bazı sürpriz puan kayıplarına maruz kaldı. Uzunca bir süre puan farkı 7 ile 5 arasında değişip durdu. Nisan ayının başında Real Madrid kendi sahasında Sporting Gijon'la oynuyordu. Jose Mourinho maçtan önce "Bu hafta puan farkını 2'ye düşürebiliriz." demişti. Ama tam tersi oldu. Sporting Gijon deplasmanda Real Madrid'i 1-0 yenerek hem rakibinin şampiyonluk şansını neredeyse 0'a indirdi hem de Mourinho'nun iç sahadaki 150 maçlık yenilmezlik serisine son verdi. Aynı hafta Barcelona zorlandığı maçta Villareal'i 1-0 yenince puan farkı 8'e çıktı ve 16 Nisan'daki El Clasico'ya Barcelona 8 puanlık avantajla geldi. Bernabeu'dan istediği sonuçla dönen Barcelona artık neredeyse şampiyondu ve kalan haftalarda hata yapmayarak şampiyonluğa ulaştı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kabul etmek gerekir ki Barcelona Real Madrid'den daha iyi bir takım. Ve lig gibi uzun maratonlarda genelde daha iyi olan takımlar mutlu sona ulaşır. Birçok insana göre Barcelona şu anda dünyanın en iyi takımı ve Barcelona klasında olup da onun seviyesinde olan başka bir takım yok. Çünkü Avrupa'nın diğer dev kulüplerinden hiçbirinin ideal 11'i 8 alt yapı oyuncusundan oluşmuyor kaldı ki bu futbolcular hem yetenekliler hem de yıllardan beri bu futbol anlayışını uygulamaya çalışıyorlar. O yüzden Barcelona böyle devam ettiği müddetçe Real Madrid'in Barcelona'yı geçmesi çok zor.  Real Madrid'in önünde bu yüzden 3 seçenek var. Birincisi Figo transferi gibi bir transferle Barcelona'yı karıştırmak. Ancak şu anda bu mümkün gözükmüyor. İkincisi Barcelona'nın disiplinden kopmasını beklemek. Bu durum Guardiola'nın takımdan ayrılmasıyla ortaya çıkabilir. Arada sırada böyle haberler çıkıyor. Üçüncüsü Barcelona'nın motivasyonunu kaybetmesi ki Jose Mourinho Madrid'in başındayken çok zor. O zaman Jose Mourinho'yu göndermeleri mi gerekir? O da saçma olur Çünkü her şeye rağmen Barcelona'yı geçerse Jose Mourinho geçer. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Böylece Barcelona ligin bitimine 2 hafta kala hem şampiyonlupu garantiledi hem de Manchester Utd. ile oynayacağı Şampiyonlar Ligi finali öncesinde hazırlık için 16 günlük bir süre kazanmış oldu. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-3044910613421608948?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/3044910613421608948/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=3044910613421608948' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/3044910613421608948'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/3044910613421608948'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/05/sampiyon-barcelona.html' title='Şampiyon Barcelona'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-kbgCu68XJAk/TcvR5WsXJmI/AAAAAAAABAc/-ywRhNF_Llk/s72-c/%25C5%259Fampiyon%2Bbarcelona%2B2010-2011.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-284924373240300374</id><published>2011-05-12T14:32:00.000+03:00</published><updated>2011-05-13T23:27:31.616+03:00</updated><title type='text'>Türkiye Kupası Beşiktaş'ın</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-j0L8JjNDHfQ/TcvL394Nc_I/AAAAAAAABAU/UzzmNJisyHw/s1600/2010-2011%2Bztk%2Bbe%25C5%259Fikta%25C5%259F.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 295px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-j0L8JjNDHfQ/TcvL394Nc_I/AAAAAAAABAU/UzzmNJisyHw/s400/2010-2011%2Bztk%2Bbe%25C5%259Fikta%25C5%259F.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5605798323556283378" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2010-2011 sezonunda Kayseri'de Ziraat Türkiye Kupası finalinde Beşiktaş İ.B.B'yi penaltı atışları sonucu mağlup ederek son 6 sezondaki 4. toplamda da 9. Türkiye Kupası'nı kazanarak gelecek sezon Uefa Avrupa Ligi'ne Play-Off turundan katılmaya hak kazandı. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ligde istediği sonuçları alamayan ve şampiyonluk yarışının çok uzağında kalan Beşiktaş için bu kupa hayati önem arz ediyordu. Belki bugün alınan kararla Bursaspor maçını 3-0 hükmen kazanarak ligde de ilk 4'e girmek için önemli fırsat yakalamışlardı ama kupayı kazanıp Uefa Avrupa Ligi'ne gitmek daha kısa bir yoldu. Kupayı kazanamasaydı bu sezon olduğu gibi gelecek sezon da temmuz ayının ortasında resmi maçlara başlamak zorunda kalabilirlerdi. Beşiktaş'ın şampiyonluk yarışında gerilerde kalmasında sezona erken başlamasının da etkisi olduğu  düşünüyorum. Öyle ki Beşiktaş bu sezon şu ana dek 55 resmi maça çıktı ve Türk takımları arasında en çok maç yapan takım oldu. Bu sezon sakatlıklardan çok çeken takımlardan biri Beşiktaş. İlk yarıda iyi giderken Quaresma'nın sakatlanmasıyla gerilerde kalmaya başladı ki bunda çok fazla sayıda maç oynanmasının da etkisi vardır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İ.B.B ise kulüp tarihinin en önemli başarısını finale çıkarak elde etmişti ve bunu bir adım daha yukarı çekme fırsatı yakalamışlardı. Her ne kadar Beşiktaş'a en çok ters gelen takım olsalar da tecrübe eksikliği kupayı kazanmalarına engel oldu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Genelde final maçları kontrollü oyun oynanan maçlardır. Fakat Beşiktaş'ın tehlilkeli hücum silahları olmasına rağmen Belediye takımı savunmayı önde kurarak açık futbol oynamayı tercih etti. İlk 15-20 dakikada İ.B.B'li savunma oyuncularının yaptıkları çok basit hatalardan Beşiktaş özellikle Quaresma ile tehlikeli pozisyonlar üretti fakat gole ulaşamadı. 20.dakikadan sonra ise İ.B.B toparlandı. Basit top kayıpları yapmamaya başladılar oyuna hükmettiler. Beşiktaş'ı neredeyse hiç çıkarmadılar. Fakat 33.dakikada sahanın en iyilerinden Fernandes'in mükemmel pasında Quaresma topu iyi kontrol etti ve düzgün bir vuruşla Beşiktaş'ı 1-0 öne geçirdi. Bu gol Beşiktaş açısından şanslı bir goldü çünkü iyi oynamazlarken öne geçmeyi başardılar. İlk yarının son dakikasında Hasagic'in kurtardığı pozisyon ise İ.B.B'nin 2.yarıda maça tutunmasını sağladı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2.yarıda İ.B.B Beşiktaş kalesinde goller arıyordu. Bu noktada Aurelio devreye girdi ve penaltıya sebebiyet. Yunus Yıldırım gibi zor penaltı çalan bir hakem bile o pozisyonda penaltıyı vermek durumunda kaldı. İbrahim Akın'ın penaltıdan attığı gol maça beraberliği getirdi. 1-1'den sonra maç ortada seyrederken Abdullah Avcı Gökhan Ünal'ı Tayfur Havutçu ise Almeida'yı oyuna aldı. 68.dakikada Gökhan Ünal Necip'in ve Rüştü'nün hatalarından faydalanıp İ.B.B'yi 2-1 öne geçirdi. Bu gol Beşiktaş'ta moralleri bozdu. 2-1'den sonra oyuna hükmetmeleri gerekiyordu fakat bırakın rakibi baskı altına almayı topa sahip olmakta zorlanan bir Beşiktaş vardı. Fakat 78'de kazanılan bir duran top sonrası Fernandes içeriye iyi bir top kesti ve Sivok attığı kafa golüyle maçta tekrar beraberliği sağladı. 2-2'den sonra morallenen Beşiktaş daha iyi oynamaya başladı. İ.B.B ise fazla efor sarfetmesinin ceremesini çekmeye başladı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Uzatmalarda oyunun hakimi Beşiktaş'tı. Çünkü İ.B.B fizik olarak bitmişti. Sadece Hasagic ayakta kalmayı başardı. Bu dakikalarda Büyükşehir Belediye takımının Holosko'ya çok ihtiyacı vardı ancak Beşiktaş'tan kiralandığı ve tüm alacakları Beşiktaş tarafından ödendiği için kadroya dahil edilmemişti. Quaresma ve Simao ile net pozisyonlar bulan Beşiktaş golü atamayınca maç penaltılara gitti. Normalde penaltılar şans işidir ama daha usta ayaklara sahip Beşiktaş penaltılarla galip gelerek kupayı kazanmayı başardı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Böylece Beşiktaş bu sezonu kupasız kapatmamış oldu ve gelecek sezon Avrupa Ligi'nde olmayı garantiledi. İ.B.B ise her sene üstüne koyarak ilerleyen bir takım. Abdullah Avcı ile yakalanan istikrar devam ederse gelecek yıllarda Türkiye Kupası'nı kazanabilirler. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-284924373240300374?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/284924373240300374/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=284924373240300374' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/284924373240300374'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/284924373240300374'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/05/turkiye-kupas-besiktasn.html' title='Türkiye Kupası Beşiktaş&apos;ın'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-j0L8JjNDHfQ/TcvL394Nc_I/AAAAAAAABAU/UzzmNJisyHw/s72-c/2010-2011%2Bztk%2Bbe%25C5%259Fikta%25C5%259F.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-1940315846162317079</id><published>2011-05-09T16:29:00.002+03:00</published><updated>2011-05-09T16:53:48.323+03:00</updated><title type='text'>Nuri Şahin Real Madrid'de</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-kq8vi52A0LU/Tcfx47cgABI/AAAAAAAABAM/UXAU--wTTRI/s1600/3099-Nuri-Sahin.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 230px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-kq8vi52A0LU/Tcfx47cgABI/AAAAAAAABAM/UXAU--wTTRI/s400/3099-Nuri-Sahin.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604714221618069522" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Son birkaç haftadır gerek İspanyol basınında gerekse de Alman basınında Nuri Şahin'in Real Madrid'e gideceği yazılıp çiziliyordu. Haliyle bu haberler Türk basınına da yansımıştı. Bugün transfer resmiyet kazandı ve Nuri Şahin Real Madrid'le 6 yıllık sözleşme imzaladı. Yine Hamit Altıntop için de benzer haberler her iki ülke basınında da çıkmaya devam ediyor. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nuri Şahin 2005 yılında U-17 Dünya Kupası'ndaki performansıyla piyasaya çıktı. O turnuvada 4. olan takımın en önemli oyuncularının başında geliyordu. Aynı yıl A milli takıma da çağrıldı ve ilk maçında Almanya'ya karşı gol de attı. Fakat daha sonraki süreçte milli takımda yeteri kadar forma şansı bulamadı. 1 sezon Feyenoord'a kiralandı. Ardından Dortmund'a geri döndü. Bu sezon ise performansı tavan yaptı. Takımının şampiyonluğunda önemli rol oynadı ve bu performansı Real Madrid'e transfer olmasını sağladı. Son gelen haberlere göre Mourinho kendisinin mutlaka alınmasını istemiş. Bu da forma şansı bulmasını sağlayabilecek bir gelişme. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Jose Mourinho aslında elindeki geniş kadroyu kullanan bir teknik adam. Özellikle Chelsea'deyken birçok kez rotasyona gitmişliği vardır. Bu sene ise son birkaç hafta hariç ilk onbirini zorunlu haller dışında bozmadan oynamayı tercih etti. Nuri Şahin'i de zaman zaman rotasyonda kullanacaktır. Nuri'nin oyun stili şu anda Real Madrid'de en çok Xabi Alonso'nun stiline benziyor. Büyük ihtimalle Mourinho Alonso'yu dinlendirmek istediği zaman Nuri'ye şans verecektir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nuri son aylarda İspanyolca kursu da alıyormuş. Ayrıca Mesut Özil'in de Real Madrid'de olması uyum zorluğu yaşamasını engelleyecektir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mesut Özil'in Real Madrid'e gitmesinden sonra gurbetçi oyuncuların Almanya milli takımını tercih etmeye daha çok yaklaştığı düşünülüyordu. Nuri'nin transferi Türk milli takımını seçerek de oralara gidilebileceğinin kanıtı olmuş oldu. Elbette Nuri'nin milli takım performansı değil Dortmund performansı transferde başrol oynadı. Ama işin sadece milli takım seçmekle ilgili olmadığı da çok net anlaşılmış oldu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hamit Altıntop'un da Real Madrid'e gidebileceği söyleniyor. O transfer de resmiyet kazanırsa onunla ilgili bir yazı da gelecek günlerde yazarız.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-1940315846162317079?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/1940315846162317079/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=1940315846162317079' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1940315846162317079'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1940315846162317079'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/05/nuri-sahin-real-madridde.html' title='Nuri Şahin Real Madrid&apos;de'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-kq8vi52A0LU/Tcfx47cgABI/AAAAAAAABAM/UXAU--wTTRI/s72-c/3099-Nuri-Sahin.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-6769119788034324430</id><published>2011-05-09T15:54:00.003+03:00</published><updated>2011-05-09T16:18:00.410+03:00</updated><title type='text'>Manchester Utd. 2-1 Chelsea</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-dTDySbF_S2U/TcfpgYUuGCI/AAAAAAAABAE/yysRRXM5rOo/s1600/alex%2Bferguson%2B08.05.2011.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 280px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-dTDySbF_S2U/TcfpgYUuGCI/AAAAAAAABAE/yysRRXM5rOo/s400/alex%2Bferguson%2B08.05.2011.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604705003780315170" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Manchester Utd. Premier Lig'de bitime 2 hafta kala Chelsea'yi 2-1 yenerek şampiyonluğa çok yaklaştı. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Manchester Utd. haftaiçi oynadığı Schalke maçında geniş kapsamlı bir rotasyona gitmiş birçok oyuncusunu dinlendirmişti. O maçta  ilk onbir oynayan oyunculardan 3 tanesi bu maçta da ilk onbirdeydi. Bunlardan biri kaleci Van der Sar diğer ikisi ise Valencia ve O'Shea idi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Maç çok hızlı başladı. Henüz 36.saniyede Hernandez'in attığı gol Kırmızı Şeytanları 1-0 öne geçirdi. Chelsea'nin rakip yarı sahada kaptırdığı top 2 pasla kalelerine gol olarak geri döndü. Golde David Luiz'in hamle hatası vardı. Golden sonra oyun tamamen Manchester Utd'nin kontrolündeydi. Sahada her istediğini yapan MANU karşısında hiçbir şey yapamayan Chelsea vardı. Özellikle ilk yarıdaki Manchester Utd. hayatımda izlediğim en iyi Manchester Utd. performanslarından biriydi. Maçın temposu yüksekti ve bu yüksek tempoda iyi paslaşan pozisyonlar bulan zevk veren bir Manchester Utd. vardı. 23.dakikada Manchester Utd. bir korner kazandı. Korner paslaşarak kullanıldı. Giggs'in rakibini geçip orta yaptığı pozisyonda Vidic doğru yere koşu yaparak atmasına alışkın olduğumuz gollerinden birini daha atarak skoru 2-0 yaptı. 2-0'dan sonra Manchester Utd. vites düşürdü. İlk yarının son 15 dakikasında Chelsea zaman zaman Manchester Utd. kalesine gelmeyi başardı. Ama bu dakikalarda Van der Sar şu anda dünyanın en iyi kalecisini olduğunu kanıtlarcasına kurtarışlar yaptı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2.yarıya Chelsea David Luiz-Alex değişikliği ile başladı.  60'ta ise oyuna Torres girdi. 68.dakikada Lampard önünde kalan topu ağlara gönderince Chelsea için bir umut ışığı belirse de Manchester Utd. bir daha gol izni vermedi. Gol izni vermemekle kalmayıp özellikle Rooney ile farkı artırabilecekleri birçok pozisyonda yakaladılar. Maç Manchester Utd. adına daha farklı da bitebilirdi. Fakat sonuç itibariyle kazanarak Liverpool'u şampiyonluk sayısında geçmeyi neredeyse başardılar. Genel averaja bakıldığından matematiksel olarak garantilemeleri için 1 puana daha ihtiyaçları var. Onu da kalan 2 maçta alacaklarından kimse şüphe etmiyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-6769119788034324430?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/6769119788034324430/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=6769119788034324430' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/6769119788034324430'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/6769119788034324430'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/05/manchester-utd-2-1-chelsea.html' title='Manchester Utd. 2-1 Chelsea'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-dTDySbF_S2U/TcfpgYUuGCI/AAAAAAAABAE/yysRRXM5rOo/s72-c/alex%2Bferguson%2B08.05.2011.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-7374331046542837308</id><published>2011-05-09T15:37:00.002+03:00</published><updated>2011-05-09T15:53:47.923+03:00</updated><title type='text'>Şampiyon AC Milan</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-jbHwtv1Ih9M/Tcfj1Sm-q8I/AAAAAAAAA_8/67Gw4MzijOo/s1600/%25C5%259Fampiyon%2Bac%2Bmilan.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 283px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-jbHwtv1Ih9M/Tcfj1Sm-q8I/AAAAAAAAA_8/67Gw4MzijOo/s400/%25C5%259Fampiyon%2Bac%2Bmilan.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604698765953772482" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;AC Milan Serie A'da bitime 2 hafta kala şampiyonluğu matematiksel olarak garantiledi. Böylece 7 yıl sonra tekrar mutlu sona ulaşmayı başardılar. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Milan sezona Massimiliano Allegri ile başladı. Robinho, Boateng ve Ibrahimovic gibi oyuncularla kadroyu güçlendirdiler. Devre arasında da van Bommel ve Cassano'yu aldılar. Özellikle sezonun ilk yarısında Ibrahimovic sayesinde birçok maç kazandılar. Inter'in de Mourinho sonra Rafael Benitez'le çalışmaya başlaması ve Benitez'in de her şey berbat etmesi Milan'a çok yaradı. Leonardo'nun gelmesiyle Inter'de toparlanma emareleri görülmeye başladı. Arka arkaya galibiyetler alan Inter Milan'ı geçme şansı yakaladı. Fakat Milan'ın imdadına milli takım arası yetişti. Öte yandan aynı milli takım arası rüzgarı arkasına alan Inter'i durdurdu. Milli takım arasından sonra oynanan maçta Milan Inter'i 3-0 yenince şampiyonluk artık çok yakındı. Kalan haftalarda da hata yapmayan Milan Roma ile deplasmanda 0-0 berabere kalarak 18. şampiyonluğuna ulaşmış oldu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Milan'ın şampiyonluğu Inter hegemonyasına sekte vurmuş oldu. Bunun bitip bitmediğini ancak gelecek sezon görebiliriz. Çünkü hâlâ en güçlü kadro Inter'de. Gelecek sezon favori olan taraf yine Milano'nun lacivert siyahlı ekibi bana göre. Ama yine de İtalya'da sempati duyduğum takımın şampiyon olması benim için güzel bir şey.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-7374331046542837308?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/7374331046542837308/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=7374331046542837308' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/7374331046542837308'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/7374331046542837308'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/05/sampiyon-ac-milan.html' title='Şampiyon AC Milan'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-jbHwtv1Ih9M/Tcfj1Sm-q8I/AAAAAAAAA_8/67Gw4MzijOo/s72-c/%25C5%259Fampiyon%2Bac%2Bmilan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-5716408247047831761</id><published>2011-05-09T14:36:00.004+03:00</published><updated>2011-05-09T15:37:13.767+03:00</updated><title type='text'>İşgüzarlık</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-kEPWghi6gN0/TcfehcEuPxI/AAAAAAAAA_c/y-JMiheHXuc/s1600/20110507.202500_BRS536_1572106_1S2CM.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 304px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-kEPWghi6gN0/TcfehcEuPxI/AAAAAAAAA_c/y-JMiheHXuc/s400/20110507.202500_BRS536_1572106_1S2CM.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604692927338921746" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Bursaspor-Beşiktaş maçı maç öncesinde Bursaspor taraftarlarının çıkardığı olaylar nedeniyle oynanamadı. Polisle çatışmaya giren Bursasporlular'ın ortaya çıkardığı görüntü Gazze'de, ya da terör örgütü yandaşlarının zaman zaman çıkardığı olaylarda yaşananlardan farksızdı.  TFF'nin Bursaspor'u 3-0 hükmen mağlup ilan etmesi bekleniyor.&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/--uXYsR8Q8xk/TcfehYtQUtI/AAAAAAAAA_U/SSH23Dcyhhg/s400/20110507.202659_BRS542_1572112_LRB65.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 295px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604692926435185362" /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Haftaiçinde Bursa Valiliği'nin aldığı "Beşiktaş taraftarı maça gelebilir." kararı son derece mantıksızdı. İlk yarıdaki maçta yaşanan olaylar ortadayken ortamın bu iş için müsait olmadığı belliydi. O maç öncesinde 4 kişi yaralanmış iki takım da cezalar almıştı. Zaten taraftar forum sitelerinde de bu tip olayların yaşanacağı şeklinde mesajlar vardı. Tüm bunlar bilinmesine rağmen yetkililer insanların can ve mal güvenliğini tehlikeye atan bir karar aldılar. Bu olayda birinci dereceden kusuru bulunan insan Bursa Valisi Şahabettin Harput'tur. Bu yüzden kendisi ya istifa etmelidir, ya da İçişleri Bakanlığı tarafından açığa alınmalıdır. Ancak ülkemizdeki tüm kurumlarda olduğu gibi bu kurumda da böyle bir olay yaşanmayacaktır. Belki ileriki aylarda ya da yıllarda valiler kararnamesi çıktığı zaman gerekli işlemler yapılır ama geciken adalet adalet değildir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-0kBQL7DVgRE/TcfeiKiERBI/AAAAAAAAA_0/7sYuInY_tUI/s1600/20110507.202306_BRS531_1572101_1ZYI1.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 242px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-0kBQL7DVgRE/TcfeiKiERBI/AAAAAAAAA_0/7sYuInY_tUI/s400/20110507.202306_BRS531_1572101_1ZYI1.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604692939810030610" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Geçen sene Bursa son maçta Beşiktaş'ı yenip şampiyon olduğunda artık bu iş biter diye düşünüyorduk. Fakat ilk yarıdaki maçta yaşananlardan sonra bu işin bitmediğini gördük. Şimdi olayların başlamasına sebep olan 2003-2004 sezonuna geri dönmek istiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-WDLgAtNh3wI/Tcfeh7gbcSI/AAAAAAAAA_s/ToTpvN0Oy-8/s1600/20110507.202418_BRS534_1572104_PJCRX.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 251px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-WDLgAtNh3wI/Tcfeh7gbcSI/AAAAAAAAA_s/ToTpvN0Oy-8/s400/20110507.202418_BRS534_1572104_PJCRX.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604692935776629026" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;O sezonu incelediğimiz zaman Bursaspor 2-3 hafta hariç (ki bunlar da sezonun başındaki haftalar) tüm sezonu küme düşme hattında geçirmiş bir takım. Tüm sezonu küme düşme hattında geçiren bir takım son 7 hafta ya girilirken 22 puanda. 27 haftada 22 puan toplayan Bursaspor sezonun geri kalan 7 haftasında 18 puan topluyor. 6 galibiyet alıyor tek mağlubiyeti ise Trabzonspor'a karşı. Öncelikle iyi niyetimle soruyorum. Madem bu kadar galibiyet alabilecek potansiyeliniz vardı da 27 hafta aklınız neredeydi? Art niyetli olarak soracak olursam: 27 haftada 22 puan toplayabilen takım son 7 haftada nasıl 18 puan topluyor? Bursasporlular bunun cevabını verebiliyorlar mı? Ben Beşiktaşlı değilim. Fenerbahçeliyim. Ama koca sezon küme düşme hattından kurtulamamışsın, sonra "Beşiktaş bizi küme düşürdü." diyorsun. Ayrıca Beşiktaş'ın o sezon yaşadığı olaylar ortada. Samsunspor maçında Cem Papila'nın 5 kırmızı kartı sonrası Beşiktaş bir daha kendine gelemedi. Ancak 5 sene sonra Mustafa Denizli işi toparlayabildi. Ayrıca Bursaspor'un 6 galibiyet aldığı son 7 haftalık seride Beşiktaş 2 galibiyet almış Bunlardan biri şampiyonluk şansı devam ederken Gaziantep'e karşı 4-1'lik skorla diğeri de Ali Aydın'ın hakemliği bıraktığı maçta Galatasaray'a karşı 2-1'lik skorla.  Ayrıca Bursaspor son 7 haftada 18 puan alırken Beşiktaş koca 2.yarıda 19 puan toplayabilmiş. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-DoRVL7gyCBk/Tcfehh2M03I/AAAAAAAAA_k/T16Q-lhpP0g/s1600/20110507.202437_BRS535_1572105_9FWZ5.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 365px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-DoRVL7gyCBk/Tcfehh2M03I/AAAAAAAAA_k/T16Q-lhpP0g/s400/20110507.202437_BRS535_1572105_9FWZ5.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604692928888623986" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bursasporlular darılmasın gücenmesin. Öncelikle kendileri koca sezon ne yapmışlar ona baksınlar. 2003-2004 sezonuna bakmak isteyenler TFF'nin ilgili web sayfasını ziyaret edebilirler. Bu da &lt;a href="http://www.tff.org.tr/Default.aspx?pageID=549&amp;amp;hafta=34#grp"&gt;linki&lt;/a&gt;. Sanırm bu kadar bilgi yeterli.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-5716408247047831761?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/5716408247047831761/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=5716408247047831761' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/5716408247047831761'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/5716408247047831761'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/05/isguzarlk.html' title='İşgüzarlık'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-kEPWghi6gN0/TcfehcEuPxI/AAAAAAAAA_c/y-JMiheHXuc/s72-c/20110507.202500_BRS536_1572106_1S2CM.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-8037447806661418653</id><published>2011-05-05T15:04:00.002+03:00</published><updated>2011-05-05T15:28:22.697+03:00</updated><title type='text'>Son Bilet Manchester'ın</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-W9O-V8j6u3U/TcKX4eHN9CI/AAAAAAAAA_M/t4KLtE0Eups/s1600/many%2Bschalke.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 302px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-W9O-V8j6u3U/TcKX4eHN9CI/AAAAAAAAA_M/t4KLtE0Eups/s400/many%2Bschalke.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5603207882814125090" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Manchester Utd. deplasmanda 2-0 yendiği Schalke'yi Old Trafford'da da 4-1 yenerek Wembley'deki finalde Barcelona'nın rakibi oldu. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tahmin edildiği gibi Sir Alex Ferguson haftasonu oynanacak Chelsea maçını düşünerek geniş kapsamlı bir rotasyona gitti. Van der Sar ve Valenicia hariç ilk maçta ilk onbirde oynayan hiçbir oyuncusu oynatmadı. Fakat Manchester Utd. rotasyona gittiği için de skoru koruma amaçlı bir oyun sergilemedi. Aksine çıkıp futbolunu oynadı. Schalke ise zaten işini mucizelere bırakmıştı. Bugüne kadar Avrupa kupalarında hiçbir takımın yapamadığını yapması yani Manchester United'ı deplasmanda en az 2 farklı yenmesi gerekiyordu. Onlar da bunun bilincinde olduklarından pozitif oynamaya çalıştılar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İlk gol gelene kadar maç orta saha mücadelesi şeklinde geçiyordu. Fazla pozisyon yoktu. 27.dakikada Valencia'nın koşusuna Gibson harika bir pas attı. Neuer ile karşı karşıya kalan Valencia'ya sadece golü atmak kalmıştı o da öyle yaptı. Ardından 4 dakika sonra Gibson'ın vuruşunda Neuer kendisinden beklenmeyecek bir hata yapınca tıpkı ilk maçtaki skor çok çabuk 2-0 oldu.  Ama Schalke hemen pes etmedi. Yine 4 dakika sonra Jurado ceza sahasında önünde kalan topa sert ve düzgün bir vuruş yaparak van der Sar'ı avladı ve skor 2-1'e geldi ve ilk yarı bu skorla tamamlandı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2.yarıda Schalke riskleri almaya başladı. Bu da Manchester United'a birçok kontra atak fırsatı tanıdı. 2.yarıda Manchester United bulduğu pozisyonlardan 2'sini daha golle sonuçlandırıp galibiyetini perçinledi ve finalde Barcelona'nın rakibi oldu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Zaten yarı finalde bu iki takım eşleştiğinde Manchester'ın bir sürprize izin vermeyeceği ve rahat bir biçimde finale çıkacağı düşünülüyordu, öyle de oldu. Inter bir İtalyan takımı olmasına rağmen Manchester United Inter'e oranla ayakları yere daha sağlam basan bir takım. Ayrıca Schalke ile MANU arasında çok büyük bir tecrübe farkı da var. O yüzden Schalke erişebileceği azami noktaya gelmişti zaten. Umarım ilerleyen yıllarda 50 yılı aşkın süredir kazanamadıkları Bundesliga şampiyonluğunu kazanırlar. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Böylece Şampiyonlar Ligi'nde finalin adı konumuş oldu. 2009'da Roma Olimpiyat Stadı'nda karşı karşıya gelen 2 takım bu sene Wembley'de bir anlamda o finalin rövanşına çıkmış olacaklar. Daha 23 günlük bir süre olduğundan o maçla ilgili yorum yapmak için erken. ama bana Manchester Utd. kazanacak gibi geliyor. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-8037447806661418653?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/8037447806661418653/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=8037447806661418653' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/8037447806661418653'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/8037447806661418653'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/05/son-bilet-manchestern.html' title='Son Bilet Manchester&apos;ın'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-W9O-V8j6u3U/TcKX4eHN9CI/AAAAAAAAA_M/t4KLtE0Eups/s72-c/many%2Bschalke.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-5612021229401626481</id><published>2011-05-04T12:35:00.003+03:00</published><updated>2011-05-04T13:02:45.460+03:00</updated><title type='text'>El Clasico 4.Ayak: Barcelona Finalde</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-A816DGUBYqs/TcEjpWpGbdI/AAAAAAAAA_E/lr-uZhxitkk/s1600/ronaldo%2Bve%2Bmessi.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 317px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-A816DGUBYqs/TcEjpWpGbdI/AAAAAAAAA_E/lr-uZhxitkk/s400/ronaldo%2Bve%2Bmessi.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5602798604785184210" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;20 günlük El Clasico serisi tamamlandı. Ligde ve Şampiyonlar Ligi'nde kazançlı çıkan takım Barcelona olurken Real Madrid de Kral Kupası'nı kazanarak en azından sezonu kupasız tamamlamaktan kurtulmuş oldu.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Son maç serideki en güzel maç oldu diyebiliriz. Takımlar bu seride ilk kez Nou Camp'taydı. Real Madrid 2-0'lık dezavantaja sahip olduğundan açık oynadı. Bu da ortaya tempolu, seyir zevki yüksek, bol pozisyonlu bir maç çıkardı. Barcelona Abidal hariç ideal onbiriyle mücadele etti. Real Madrid'de ise Ramos, Pepe, Khedira'nın yerine Arbeloa, Albiol ve Diarra vardı. Ayrıca bu maçta kenardaki Mesut'un yerine Kaka ilk onbirdeydi. Her  iki takım da alışılagelmiş anlayışlarıyla sahadaydılar. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İlk yarıda 25.dakikadan sonra Barcelona'nın gol pozisyonları gelmeye başladı. Messi'nin başrolde olduğu hücumlarda Casillas başarılıydı ve gole izin vermedi. Real Madrid ise Ronaldo ve Di Maria ile etkili olmaya çalıştı. Derinlemesine atılan toplarda Barcelona savunması başarılıydı. Diğer maçlarda olduğu gibi bu maçta da ilk yarı golsüz sona erdi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İkinci yarıya Real Madrid daha iyi başlamıştı. 48.dakikadaki tartışmalı pozisyonda Real Madrid'in bir golü sayılmadı. Ronaldo düşerken Mascherano'yu da düşürünce hakem faul verdi. İlk başta pozisyonda bir şey yokmuş gibi gözüküyordu. Fakat daha sonra farklı açılardan tekrarında müdahale olduğu görüldü. Barcelona iyi oynamazken Iniesta'nın ara pasında Pedro Casillas'la karşı karşıya kaldı ve golü attı. Böylece bu serideki maçlarda ilk kez Ronaldo ve Messi dışındaki bir futbolcu gol atmış. Golden 10 dakika sonra ise Real Madrid ilk 3 maçta yapamadığını yaptı. Barcelona'nın pas hatasında araya giren Xabi Alonso bekletmeden Di Maria'ya oynadı. Onun direkten dönen vuruşu sonrası top tekrar kendisine geldi. Bu sefer içerideki Marcelo'ya oynadı ve o da golü atarak beraberliği sağladı. Bu gol Real Madrid'i umutlandırdı. Böyle olunca Barcelona biraz daha skoru korumaya yönelik bir oyun sergilemeye başladı. Real Madrid'in de umutlanmasıyla maçta sertlikler artmaya başladı. Hakem bu dakikalarda Mourinho'nun sözlerinden etkilenmiş olacak ki maçı 11'e 11 bitirmeye çalıştı ve bunu da başardı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu maç serideki en güzel maç oldu ama hakem yönetimi açısından da en kötü maç oldu diyebiliriz. İlk yarıda Real Madrid çok net bir pozisyon yakalayabilecekken Puyol'un dengesini kaybedip düşmesine faul verdi. Real Madrid'in verilmeye golündeki kararı bence doğruydu ama çok tartışılacaktır. Real Madrid'den Diarra'yı Barcelona'dan da Pedro'yu atabilirdi. Doğrusunu söylemek gerekirse hakem maçı yönetmedi, idare etti. -Aslında ikisi de aynı anlama gelir ama ne demek istediğimi anlayan anlamıştır.- &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonuç itibariyle 20 günlük seri sona erdi. Her iki takımda 1'er galibiyet aldılar 2 maç berabere bitti. İşin ilginci galibiyetleri kendi sahalarında almadılar. Real Madrid tarafsız sahada Barcelona ise bir maçı deplasmanda kazandı.  Benim bu seride en çok aklımda kalan olay Mourinho'nun yarı final ilk maçından sonra yaptığı açıklamalar olacak. Ne kadar haksız olduğunu bilsem de.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şampiyonlar Ligi'nde yarı final bu akşamki Manchester Utd- Schalke maçıyla tamamlanacak. Mucize olmazsa Wembley'de 2009'un rövanşını izleyeceğiz. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-5612021229401626481?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/5612021229401626481/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=5612021229401626481' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/5612021229401626481'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/5612021229401626481'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/05/el-clasico-4ayak-barcelona-finalde.html' title='El Clasico 4.Ayak: Barcelona Finalde'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-A816DGUBYqs/TcEjpWpGbdI/AAAAAAAAA_E/lr-uZhxitkk/s72-c/ronaldo%2Bve%2Bmessi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-4853017654681837771</id><published>2011-05-03T14:51:00.002+03:00</published><updated>2011-05-03T15:19:54.565+03:00</updated><title type='text'>El Clasico 4.Ayak</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-f8JMo6k5-oc/Tb_yxDQxWmI/AAAAAAAAA-8/T1kIpcNOLSs/s1600/camp-nou_56184.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 237px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-f8JMo6k5-oc/Tb_yxDQxWmI/AAAAAAAAA-8/T1kIpcNOLSs/s400/camp-nou_56184.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5602463385975347810" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;20 günlük El Clasico serisi bu akşam Şampiyonlar Ligi yarı final rövanş maçıyla sona erecek. Takımlar bu seride ilk kez Nou Camp'a çıkacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barcelona deplasmanda 2-0 kazanarak final için çok önemli bir avantaj elde etmiş durumda. Tek farklı mağlubiyetler bile Barcelona'ya finale çıkması için yetiyor. Öte yandan Iniesta'nın oynayabilecek olması Barcelona'nın sistemini daha iyi işletmesi için çok önemli bir gelişme. Abidal maç kadrosunda ancak büyük ihtimalle onun yerinde yine Puyol'un oynaması bekleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Real Madrid ise hem skor olarak hem de kadro olarak zor durumda diyebiliriz. 2-0'lık dezavantajlarının yanı sıra Ramos ve Pepe cezalı olduklarından bu maçta oynayamayacaklar. İlk maçta oynamayan Khedira'nın durumunu ise bilmiyorum. Marca'daki habere göre Real Madrid 4-2-3-1 düzeniyle sahaya çıkacak. Defans 4'lüsünün önündeki ikili Diarra ve Xabi Alonso olacak. Önlerinde Ronaldo-Mesut-Di Maria ileri uçta Adebayor oynayacak. Her ne kadar mantıklı olan bu gibi gözükse de 5-0'lık maçta da Mourinho buna benzer bir takımla çıkmış ve hezimete uğramıştı. Muhtemel onbirlere &lt;a href="http://www.marca.com/marcador/futbol/2010_11/champions/semifinal/vuelta/bar_rma/"&gt;buradan&lt;/a&gt; bakabilirsiniz.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Barcelona yine kendi oyununu oynayacaktır. Ancak çok fazla risk almadan, ciddi hatalar yapmadan oynamak şüphesiz öncelikleri olacaktır. Her Barcelona maçı gibi %70'e %30'luk topla oynama oranı olacaktır. Eğer Real Madrid ofansif bir kadro sahaya sürerse %30'luk topla oynama oranı ile zor 2 gol atar gibi gözüküyor. Atsa bile bu kadroyla oynamaları durumunda attıklarından fazlasını yiyebilirler. Defansif oynaması da saçma olur. Çünkü 2-0 mağlupsun ve gol atmak zorundasın. Savunma yaparak mı gol atacaksın? Hakikaten Real Madrid'in ve özellikle Mourinho'nun işi bu akşam çok zor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kabul etmek gerekir ki Barcelona Real Madrid'den daha iyi takım. Tabi ki futbolda her zaman daha iyi olan takım kazanmıyor. Ancak ilk maçı daha iyi olan kazandı ve şu anda ipler onun elinde. Bu akşam da finale çıkacak takımı Barcelona'nın oyunu belirler. Real Madrid'in final şansı Barcelona'nın ellerinde. Barcelona çok ciddi hatalar yapmazsa finale çıkan takım olacaktır. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-4853017654681837771?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/4853017654681837771/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=4853017654681837771' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/4853017654681837771'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/4853017654681837771'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/05/el-clasico-4ayak.html' title='El Clasico 4.Ayak'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-f8JMo6k5-oc/Tb_yxDQxWmI/AAAAAAAAA-8/T1kIpcNOLSs/s72-c/camp-nou_56184.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-9165274523121595423</id><published>2011-04-28T00:52:00.004+03:00</published><updated>2011-04-28T16:28:43.200+03:00</updated><title type='text'>El Clasico 3.Ayak: Messi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-QdAHuUtXIW0/TbiacG1mVoI/AAAAAAAAA-0/z_tsbkU5Kc0/s1600/messi%2Bhas%2Bdone.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-QdAHuUtXIW0/TbiacG1mVoI/AAAAAAAAA-0/z_tsbkU5Kc0/s400/messi%2Bhas%2Bdone.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5600395944297649794" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Real Madrid ile Barcelona'nın Şampiyonlar Ligi'ndeki randevusuna maçın sonlarında attığı 2 golle Messi damga vurdu. Barcelona final için büyük avantaj elde etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç beklediğimiz kadrolarla başladı. Pepe önceki maçlardaki performansından dolayı yine orta sahadaydı. Aslında Mourinho'nun başka bir seçeneği de pek yoktu zaten. Çünkü Khedira yoktu ve Lassana Diarra mutlaka oynayacaktı. Pek şans vermediği Mahamadou Diarra'yı böyle bir maçta oynatması beklenemezdi. Böyle olunca Ramos'u stopere çekip sağ beki Arbeloa'ya emanet etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barcelona'da ise Abidal, Adriano ve Maxwell'in yokluğunda sol tarafta kaptan Puyol vardı. Puyol'un sol bek oynamasından dolayı Barcelona o kanadı hiç kullanamadı belki ama Puyol o bölgede defansif olarak hiç zaafiyet göstermedi. Orta sahada Iniesta'nın yokluğunda ise Keita görev yaptı. Keita'nın performansı Iniesta'yı arattı. Ama Xavi'nin iyi oyunu sistemin işlemesini sağladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçın kontrolü tamamen Barcelona'nın elindeydi. Ancak oyun anlayışlarını modifiye etmişlerdi. Rakip yarı sahanın ortasında yaptıkları pasları bu maçta orta yuvarlakta yaptılar. Mümkün olduğunca az risk alarak oynadılar. Maçı 0-0 bitirip işi Nou Camp'ta alacakları bir galibiyete bırakmayı düşünüyorlardı. Benim hatırladığım kadarıyla ilk yarıda da sadece 5 kez "hücum" girişiminde bulundular. En güvenli seçenek ortaya çıkmadan topu ileri oynamadılar. Bu kadar az sayıdaki hücumdan da 2 adet gol tehlikesi çıkarabildiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barcelona bu kadar garanti oynayınca ilk yarının son bölümlerine kadar Real Madrid rakip kaleye gidemedi. Hatta maçta doğru dürüst faul bile olmadı. Ancak ilk yarının sonlarında maçta gerginlik arttı. Di Maria, Pedro ve Busquets'in Oscarlık performansları tansiyonu yükseltti. Real Madrid'in iki hücum planı vardı. Bunlardan biri duran toplardı. Ceza sahası çevresine gelinince faul kazanıp gol bulabilirlerdi. Bunun bilincinde olan Di Maria da 2 pozisyonda kendini hemen yere bıraktı. Hakem de bunlara faul çalınca ortam gerildi. Pedro ve Busquets de rakiplerine kırmızı kart göstertmek için çok fazla çamura yattılar. Bu gerginliklerin ardından devre arasında Barcelona'nın yedek kalecisi Pinto kırmızı kart gördü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.yarıya Mourinho Adebayor-Mesut değişikliği ile başladı. Aslında bu değişiklik işe yaramıştı. Adebayor'un önde yaptığı pres Barcelona'nın oyununu bozdu. Fakat Pepe bu noktada takımını yakan isim oldu. Alves'e yaptığı hareketten sonra kırmızı kartla oyundan atılınca Real Madrid çöktü. Mourinho'nun muhtemelen itirazlarından sonra tribüne gönderilmesinden sonra Real Madrid maçı bıraktı. Artık 0-0'a razı Barcelona'nın eline iyi bir fırsat geçmişti ve bunu değerlendirmesi gerekiyordu. Oyuna sonradan giren Affelay Marcelo'yu geçip Messi'yi gördü ve Arjantinli skoru 1-0 yaptı. 87'de de yine Messi Xavi'nin bıraktığı topla 3 kişiyi geçip 2.golü attı ve takımını rahatlattı. Böylece 0-0'a razı Barcelona "Kör istedi bir göz, Allah verdi iki göz." hesabı istediğini alarak evine dönmüş oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu maçta 2 kritik nokta olduğunu maçtan önce yazmıştım. Biri Barcelona'nın pas temposuydu. Barcelona pas hızını artırmadı. Diğeri ise hakemin Madridli oyuncuların sertliğine göstereceği toleranstı ki Wolfgang Stark Pepe'yi atarak tolerans göstermedi. Bu da Barcelona'nın işine yaradı ve maçı kazandılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sonuçla Barcelona final için çok büyük avantaj sağladı. Rövanş ise gelecek hafta salı akşamı. Real Madrid de Ramos ve Pepe bu maçta cezalı. Öte yandan maç "Papatyam" tehlikesiyle karşı karşıya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Edit: Diarra Monaco'ya gitmiş. O zaman onun yerine Granero diyelim. :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-9165274523121595423?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/9165274523121595423/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=9165274523121595423' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/9165274523121595423'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/9165274523121595423'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/04/el-clasico-3ayak-messi.html' title='El Clasico 3.Ayak: Messi'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-QdAHuUtXIW0/TbiacG1mVoI/AAAAAAAAA-0/z_tsbkU5Kc0/s72-c/messi%2Bhas%2Bdone.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-5828242577135063468</id><published>2011-04-27T17:03:00.002+03:00</published><updated>2011-04-27T17:28:07.765+03:00</updated><title type='text'>El Clasico 3.Ayak</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-jBUj3HkBKv0/Tbgn0a9nR8I/AAAAAAAAA-s/f5OCp7tEewM/s1600/mourinho_guardiola.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 397px; height: 302px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-jBUj3HkBKv0/Tbgn0a9nR8I/AAAAAAAAA-s/f5OCp7tEewM/s400/mourinho_guardiola.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5600269918179641282" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Real Madrid ile Barcelona'nın 20 günlük 4 El Clasico serisindeki 3.maç bu akşam Şampiyonlar Ligi yarı finali kapsamında Santiago Bernabeu'da oynanacak. Heyecan katsayısı her maç biraz daha artan maçlarda maç öncesi basın toplatılarında Mourinho ve Guardiola'nın karşılıklı sözleri de gerginliği artırıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Real Madrid'de cezalı Carvalho bu maçta olmayacak. Ayrıca Khedira'nın sakatlığından dolayı oynayamayacağı söyleniyor. Bu durumda orta sahada direnci artıran Pepe'nin nerede oynayacağı merak konusu. Belki de Pepe yine orta sahada görev alıp Sergio Ramos stopere geçer ve sağ tarafta Arbeloa oynayabilir. Ya da Pepe stopere geçip orta sahada Lassana Diarra oynayacaktır. Ya da Xabi Alonso-Pepe-Diarra üçlüsü orta sahada görev alabilir. Bu maç saatinde belli olacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barcelona cephesinde ise 3 tane sol kanat oyuncusunun sakatlıklarının bulunması sıkıntı yaratıyor. Sol bekte kimin oynayacağı merak edilirken Barcelona'da düzenin işlemesinde çok büyük katkısı olan Iniesta'nın da oynayamayacak olması Barcelona adına şüphesiz çok büyük bir handikap oluşturuyor. Geçen sene de yarı finallerde Iniesta oynayamamış Mourinho'nun Inter'i Barcelona'yı saf dışı bırakmıştı. Yine 2009'da da Barcelona Chelsea'yi yarı finalde elerken golü atan adam Iniesta'ydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbol olarak bu maç da önceki iki maçtan farklı olmayacaktır. Kendi oyununu oynamaya çalışan Barcelona ile rakibi durdurup orta sahada kazanılan toplarla goller arayacak olan Real Madrid izleyeceğimizi düşünüyorum. Bu maçta kritik olan iki nokta var. Birincisi Barcelona eğer Real Madrid'i yenmek istiyorsa pas temposunu artırmak zorunda. Bunu yaptıkları zaman Real Madrid kalesinde pozisyon bulabiliyorlar. İkincisi de hakemlerin Real Madrid'in sertliğine gösterecekleri tölerans. Barcelona'ya inanılmaz ayar olup, ölümüne Real Madrid'i ve Mourinho'yu destekleseniz bile taraflı tarafsız herkesin kabul etmesi gerekir ki iki maçta da hakemler Madridli oyuncuların sertliğine aşırı derecede müsamaha gösterdiler. Elbette maçın tansiyonuna göre kuralları biraz daha farklı uygulayabilirsiniz. Ancak bunun dengesini sağlayamadığınız zaman bir takıma avantaj sağlamış oluyorsunuz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen sene Inter Barcelona'yı 3-1 yenerken aşağı yukarı Real Madrid gibi oynayarak yenmişti. Ancak Inter o maçta yakaladığı pozisyonlarda golü atarken Real Madrid'in iki maçta attığı iki gol aslında oyun planının bir sonucu değildi. Eğer Real Madrid yine planladığı şekilde gol bulamayacak olursa işini çok zora sokar gibi gözüküyor.  Barcelona'nın ise pas temposunu artırması ve David Villa ile Pedro'dan da en iyi şekilde faydalanması final için olmazsa olmaz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-5828242577135063468?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/5828242577135063468/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=5828242577135063468' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/5828242577135063468'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/5828242577135063468'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/04/el-clasico-3ayak.html' title='El Clasico 3.Ayak'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-jBUj3HkBKv0/Tbgn0a9nR8I/AAAAAAAAA-s/f5OCp7tEewM/s72-c/mourinho_guardiola.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-3573500388765764119</id><published>2011-04-27T16:43:00.002+03:00</published><updated>2011-04-27T17:02:03.905+03:00</updated><title type='text'>Schalke 0-2 Manchester Utd.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-0zieq1jLdbs/Tbgh1ubBVhI/AAAAAAAAA-k/zB_1WGwT2EQ/s1600/schalke%2Bmanu.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-0zieq1jLdbs/Tbgh1ubBVhI/AAAAAAAAA-k/zB_1WGwT2EQ/s400/schalke%2Bmanu.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5600263343513359890" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonlar Ligi yarı final ilk maçında Manchester Utd. Schalke'yi deplasmanda 2-0 yenerek Wembley'deki takımlardan biri olmayı büyük ölçüde garantiledi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Schalke'nin bu sezon yarı final oynaması beklenen bir şey değildi. Pek öyle yarı final oynayacak bir görüntüleri yoktu. Ancak gerek ortaya koydukları pozitif futbol gerekse de futbol şansı onları bu noktaya getirdi. Ancak Manchester Utd. gibi buraların müdavimi olmuş ve kadro olarak da çok tecrübeli bir takım karşısında sadece Neuer'in üstün performansıyla finale çıkmaları şüphesiz çok zordu. Schalke için bunlardan daha fazlası gerekliydi. Manchester United'ın kadrosunda 2008'de şampiyon olmuş 2009'da da final oynamış isimlerin hemen hemen hepsi duruyor. Sadece Hernandez, Valencia ve Rafael o kadroda yok. Öte yandan Schalke'de ise sadece Raul ve yanılmıyorsam Farfan daha önce Şampiyonlar Ligi'nde yarı final görmüş isimler. Bu kadar büyük tecrübe farkı olunca da Manchester'ın aldığı bu skor son derece normal oluyor. Ayrıca Manchester Inter'in yaptığı hataları yapacak bir takım olmadığı için de finali kaybetmesi çok zordu. Nitekim baştan sona üstün oynadıkları ve çok sayıda gol pozisyonu buldukları maçı 2-0 kazanarak evlerine çok avantajlı bir skorla döndüler. Bundan sonrası için de turu vermeleri çok zor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrı pir paragraf da Ryan Giggs için açmak gerekiyor. Chelsea maçlarında yaptığı 3 asist ile takımının yarı finale çıkmasında en önemli pay şüphesiz onundu. Dün de bir gol atarak takımının büyük ölçüde finali garantilemesini sağlayanlardan biri oldu. Manchester Utd. bu sene Şampiyonlar Ligi şampiyonu olursa 38 yaşındaki bu adamın kariyerinin sonlarındaki bu performansı futbol tarihindeki yerini alacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonlar Ligi'nde bu akşam El Clasico oynanacak. Santiago Bernabeu'daki maçta Real Madrid ile Barcelona bu sezon 4.kez karşılaşacaklar ve yarı finaldeki ilk maçlar tamamlanacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-3573500388765764119?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/3573500388765764119/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=3573500388765764119' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/3573500388765764119'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/3573500388765764119'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/04/schalke-0-2-manchester-utd.html' title='Schalke 0-2 Manchester Utd.'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-0zieq1jLdbs/Tbgh1ubBVhI/AAAAAAAAA-k/zB_1WGwT2EQ/s72-c/schalke%2Bmanu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-2261435165602898949</id><published>2011-04-26T00:19:00.003+03:00</published><updated>2011-04-26T00:20:31.649+03:00</updated><title type='text'>BAZI SEYLER HİC DEĞİŞMEZ-2</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-Ug1dQb1-o8w/TbXljNCHkVI/AAAAAAAAA2k/FyDwS80atu8/s1600/SHAKI.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-Ug1dQb1-o8w/TbXljNCHkVI/AAAAAAAAA2k/FyDwS80atu8/s400/SHAKI.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5599634104661807442" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-2261435165602898949?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/2261435165602898949/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=2261435165602898949' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/2261435165602898949'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/2261435165602898949'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/04/bazi-seyler-hic-degismez-2.html' title='BAZI SEYLER HİC DEĞİŞMEZ-2'/><author><name>tayfun gökalp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15805029618792495926</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_MJKH3iAIDhE/SEQsBqjTurI/AAAAAAAAAMA/oMfLb6RiBUc/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-Ug1dQb1-o8w/TbXljNCHkVI/AAAAAAAAA2k/FyDwS80atu8/s72-c/SHAKI.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-8154811796229344464</id><published>2011-04-26T00:13:00.000+03:00</published><updated>2011-04-26T00:15:32.216+03:00</updated><title type='text'>BAZI SEYLER HİC DEĞİŞMEZ</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-Oqg7xHmAywU/TbXkXLcWtCI/AAAAAAAAA2c/TQ2ySOAw3Uc/s1600/fb-gb_14041996.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 133px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-Oqg7xHmAywU/TbXkXLcWtCI/AAAAAAAAA2c/TQ2ySOAw3Uc/s400/fb-gb_14041996.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5599632798564922402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-8154811796229344464?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/8154811796229344464/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=8154811796229344464' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/8154811796229344464'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/8154811796229344464'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/04/bazi-seyler-hic-degismez.html' title='BAZI SEYLER HİC DEĞİŞMEZ'/><author><name>tayfun gökalp</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15805029618792495926</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_MJKH3iAIDhE/SEQsBqjTurI/AAAAAAAAAMA/oMfLb6RiBUc/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-Oqg7xHmAywU/TbXkXLcWtCI/AAAAAAAAA2c/TQ2ySOAw3Uc/s72-c/fb-gb_14041996.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-7805486564896903888</id><published>2011-04-25T00:09:00.003+03:00</published><updated>2011-04-25T01:08:01.191+03:00</updated><title type='text'>Sıkıntıdan Zafere</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-UURGP2jx60A/TbSfOxVwkSI/AAAAAAAAA-c/vEz0YcA84NQ/s1600/guiza_BQIY6.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-UURGP2jx60A/TbSfOxVwkSI/AAAAAAAAA-c/vEz0YcA84NQ/s400/guiza_BQIY6.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5599275312839954722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe bu akşam Buca karşısında aslında biz Fenerbahçelilerin hiç de yabancı olmadığı bir biçimde galip gelerek ligin bitimine 4 hafta kala liderliğe yükseldi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçın benim açımdan sıkıntılı geçeceği belki de maç başlamadan belliydi. Maçı izlemek için arkadaşıma gitmiştim. Lig TV kartının doğrulanması için bir 5 dakika bekledik. Neyse ki maçın sadece ilk dakikasını kaçırmıştık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçın ilk yarısında %61-%39'luk topa sahip olma oranı üstünlüğü Fenerbahçe'de olmasına rağmen üretken olmakta zorlanan bir Fenerbahçe vardı. Trabzonspor'un Eskişehir'de yaptığı puan kaybından sonra Fenerbahçeli futbolcular Emre Belözoğlu haricinde maçı sanki kazanmışlar 3 puanı almışlar havasındaydılar. Fakat futbolun doğası gereği hiçbir maç oynanmadan kazanılmadığı gibi, rakibi de ciddiye almadığınız zaman bu maçın ilk yarısında olduğu gibi zor durumlara düşmeniz kaçınılmaz oluyor. Nitekim Fenerbahçe de bu duruma düştü. 15.dakikada Bucaspor ilk geldiği pozisyonda golü Musa Aydın ile bulmayı başardı. 2 dakika sonra Emre Belözoğlu mükemmel bir gol atarak skorda tekrar dengeyi sağlamasına rağmen Fenerbahçe hala ders almamıştı. Yobo ile Lugano'nun uyuduğu pozisyonda Abdülkadir uyumayarak Bucaspor'u tekrar öne geçirdi ve ilk yarı 2-1 Buca üstünlüğüyle sona erdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devre arasında Fenerbahçe ne kadar kötü oynuyor olsa da toparlanıp skoru kendi lehine çevirir diye bekliyordum açıkçası. Çünkü çok net görülen bir şey vardı ki Fenerbahçe işi sıkı tuttuğu zaman maçı çevirecek gibi gözküyordu. Ama 2.yarıya da Fenerbahçe kötü başladı. 53.dakikada Abdülkadir kendisinin 2. takımının 3. golünü atınca maçı izlemekten vazgeçtim. Arkadaşıma "Bu maç izlenmez, haydi yarın görüşürüz." dedim ve dışarı çıktım. Sıkıntıdan bir sigara yaktım. Yolda giderken bizim mahalleden Süleyman Amca'yı gördüm. O da dışarı çıkmış sigara içiyor bir yandan da maça bakıyordu. Gittim bir köşeye oturdum. Efkarlandım alkol almak istedim. Bir yandan sigara içerken diğer yandan telefona baktım. Alex penaltıdan 3-2 yapmıştı. Acaba penaltı nasıl oldu? Tartışmalıysa bir dünya muhabbet olacak diye düşündüm. Derken arkadaşım aradı. "Senin gitmeni bekliyorlarmış maç berabere oldu." dedi. "Tamam bundan sonra Fener'in maçını izlemiyorum." dedim. Eve geldim. Babam snooker sonuçlarına bakıyordu. Bir yandan da maçı konuşuyorduk. Yine telefonum çaldı. Arayan arkadaşımdı. "Maç 4-3 oldu Güiza attı." dedi. "Haha Güiza mı?" dedim. Kalan dakikaları da Ekşi Sözlük ve ntvspor.net'ten takip ettim. 90+2'deki Santos'un golüyle de derin bir nefes aldım. Hemen babama koşup "5-3 oldu." dedim. Babam heyecandan televizyonu açıp maçın skoruna bile bakamıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları bırakıp maça dönecek olursak, 3-1'den hemen sonra maçın 3-2'ye gelmesi Fenerbahçe için önemliydi. Bu gol Fenerbahçeli futbolcuları kendine getirdi. Ardından hemen 3-3 olunca kontrol Fenerbahçe'ye geçti. Stoch'un oyuna girmesiyle Fenerbahçe hücumda etkinliğini artırdı. 70'te Güiza'nın attığı gol ise belki de kaderin cilvesiydi. Son dakikalara doğru Buca pozisyonlar bulmaya çalışsa da Santos'un golü işi bitirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu maç normal bir maç olsaydı Aykut Kocaman'ın Caner tercihi tartışılabilirdi. 1 yabancı oynatma hakkı daha varken bunu kullanmayıp Stoch'u kenarda oturtması yadırganacak bir tercihti. Ancak Fenerbahçeli futbolcular Emre Belözoğlu hariç maçı kazandık havasındaydılar. Eğer futbolcu maça kafa olarak hazır değilse Barcelona da olsanız maçı kaybedersiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçtaki tartışmalı penaltı pozisyonu ile ilgili olarak da bir şeyler yazmak istiyorum. Lafı sulandırmak amacında değilim. Ancak Dünya'da da bu tip pozisyonlarda genel olarak bir standart tutturulamamış durumda. Kimi hakem bu tip pozisyonlara devam derken kimisi de penaltı çalabiliyor. Ancak şunu da kabul etmeliyim ki Bünyamin Gezer skor 3-1 olduğu için o penaltıyı daha rahat çaldı. Ayrıca yardımcı hakem de pozisyonu görür görmez ceza sahasına doğru hareketlendi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu maç hiç şüphesiz akıllara 2000-2001 sezonundaki Gaziantep maçını getirdi. 3-0'dan 4-3 olan o maçın bir benzeri bu akşam İzmir'de oynandı. Fenerbahçe'nin ligin bitimine 4 maç kala bu maçtan alması gereken dersler var. Hiçbir zaman futbolun 2 temel kuralını unutmayacaksın! 1- Hiçbir maç oynanmadan kazanılmaz. 2- Rakibin kim olursa olsun her zaman saygı duymak, ciddiye almak zorundasın. Fenerbahçelilerin bu akşam verilmiş sadakası varmış. Şu maçta yaşanacak herhangi bir puan kaybı şampiyonluk yarışının bitmesine sebep olabilirdi. Neyse ki Fenerbahçe maçı kazandı bana da güzel bir doğumgünü hediyesi oldu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-7805486564896903888?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/7805486564896903888/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=7805486564896903888' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/7805486564896903888'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/7805486564896903888'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/04/skntdan-zafere.html' title='Sıkıntıdan Zafere'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-UURGP2jx60A/TbSfOxVwkSI/AAAAAAAAA-c/vEz0YcA84NQ/s72-c/guiza_BQIY6.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-1731425369870368386</id><published>2011-04-23T12:34:00.002+03:00</published><updated>2011-04-23T13:00:09.523+03:00</updated><title type='text'>Trabzon Tökezledi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-OiPu6cM01_0/TbKi9LU_kJI/AAAAAAAAA-M/KgCOuQS0UpA/s1600/burak%2By%25C4%25B1lmaz%2Bvolkan%2Byaman.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 291px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-OiPu6cM01_0/TbKi9LU_kJI/AAAAAAAAA-M/KgCOuQS0UpA/s400/burak%2By%25C4%25B1lmaz%2Bvolkan%2Byaman.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5598716458671509650" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Trabzonspor Fenerbahçelilerin beklediği puan kaybını Eskişehir'de yaptı. Bu sonuçla birlikte Fenerbahçe'ye şampiyonluk yarşında insiyatifi ele alma şansı geçmiş oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçın ilk yarım saati tamamen Trabzonspor'un kontrolünde geçti. Eskişehirspor bu süre boyunca hiçbir şekilde top yapmaya çalışmadı gelen topu direk ileri vurdu. Ancak Trabzonsporlu oyuncular o kadar formsuzlar ki bu dakikaları değerlendiremediler. Özellikle Umut ve Alanzinho ortalarda yoktular. Orta sahada da Colman zaten 2.yarının başından beri iyi oynamıyor. Böyle olunca da ortaya zorlanan bir Trabzonspor çıkıyor. İlk yarının son 15 dakikasında ise Eskişehirspor da biraz top yapmaya başlayınca Trabzon kalesine gelmeye başladı ama onlar da çok etkili olamadı. İlk yarıda akılda kalan pozisyonlar Jaja'nın direkten dönen serbest vuruşu ile Mustafa Yumlu'nun sayılmayan golüydü ki hakemin verdiği karar doğruydu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci yarı ilk yarıya oranla daha iyi bir Eskişehir vardı. 2.yarının başında bu defa Burak Yılmaz'ın golünü hakem iptal etti ki o karar da doğruydu. Maç oldukça kısır geçerken Şenol Güneş Yattara hamlesini yaptı. Sağ kanatta Yattara zaman zaman tehlikeli de oldu ama o pozisyonlardan da bir sonuç çıkmadı. Trabzonspor'un risk aldığı bölümlerde Eskişehirspor da Trabzon kalesinde tehlikeli pozisyonlar üretti. Özellikle Burhan Eşer çok net bir gol fırsatından yararlanamadı. Doğrusunu söylemek gerekirse maçın hakkı beraberlikti öyle de oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonluğa oynayan Trabzonspor'un rakibi baskı altına almasını, boğmasını beklerdim. Ama Trabzonspor oyunun hiçbir bölümünde böyle bir baskı oluşturamadı. Doğrusunu söylemek gerekirse kalite olarak da çok kötü bir maçtı. Eskişehirspor şampiyonluk adayıyla berabere kaldı ama bana göre iyi bir futbol oynamadı. Hatta zaman zaman savunmada çok ciddi hatalar bile yaptılar. Özellikle Koray'ın birkaç pozisyonda ciddi hataları oldu. Yine bir pozisyonda Ivesa topu uzaklaştırmak isterken Yattara'ya attı. Eskişehirspor böyle hatalar yapmasına rağmen Trabzonspor bunları değerlendiremedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçın son dakiklarında Tolga Zengin'in bir pozisyonda burnu kırıldı. Kendisi maçtan sonra ameliyata alındı ve gelecek haftaki Gaziantepspor maçında oynayamayacağı açıklandı. Kaleye 3.kaleci Bora Sevim geçecek gibi gözüküyor. Kendisini FM'den tanırım. Orada iyi kaleciydi. Ama gelecek hafta ne olur, bilemem.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-1731425369870368386?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/1731425369870368386/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=1731425369870368386' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1731425369870368386'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1731425369870368386'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/04/trabzon-tokezledi.html' title='Trabzon Tökezledi'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-OiPu6cM01_0/TbKi9LU_kJI/AAAAAAAAA-M/KgCOuQS0UpA/s72-c/burak%2By%25C4%25B1lmaz%2Bvolkan%2Byaman.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-2717028044454172111</id><published>2011-04-21T11:49:00.003+03:00</published><updated>2011-04-21T12:14:10.088+03:00</updated><title type='text'>El Clasico 2.Ayak: Kupa Madrid'in</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-9jxH9QoTcVI/Ta_1XAR3hbI/AAAAAAAAA-E/jeQKyXOFe28/s1600/barcareal_3P0GS.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-9jxH9QoTcVI/Ta_1XAR3hbI/AAAAAAAAA-E/jeQKyXOFe28/s400/barcareal_3P0GS.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5597962637405554098" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Real Madrid ile Barcelona'nın serideki 2.randevusu Kral Kupası finalindeydi. Real Madrid Ronaldo'nun 102.dakikada attığı golle 2 yıl sonra bir El Clasico'yu kazanarak  Kral Kupası'nı müzesine götürdü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Real Madrid beklenen kadrosuyla sahaya çıktı. İlk maçta sonradan girip iyi işler yapan Mesut Özil kadrodaydı. Barcelona'da ise kalede Pinto vardı. Ayrıca Guardiola Puyol'u riske etmek istememiş onun yerine o bölgede Mascherano'ya görev vermişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk yarı Real'in istediği gibi gitti. Orta sahadaki fiziksel üstünlüklerini kullandılar. Barcelona'nın oyununu bozdular. 2009'daki Şampiyonlar Ligi yarı finalindeki Chelsea maçlarından beri Barcelona belki de ilk defa bu kadar zorlandı. Real Madrid Ronaldo ve Pepe'yle 3 net pozisyon buldu. Hatta bir topu da direkten döndü ancak kaleden içeriye girmeyince ilk yarı 0-0 sona erdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci yarı ise işler tersine dönmüştü. Bu kez Barcelona kendi kimliğini sahaya yansıtmaya başladı. Pas trafiğini hızlandırdılar. İlk yarıda ortalarda gözükmeyen Pedro'nun da iş yapmaya başlamasıyla Real Madrid pozisyonlar vermeye başladı. Fakat bu kez Casillas sahneye çıktı ve 3 kritik pozisyonda gole izin vermedi. Son dakikada Di Maria'nın şutunu Pinto kurtarınca maçın normal süresi 0-0 sona erdi ve uzatmalara geçildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzatmalar öncesinde avantajlı taraf Barcelona gibi gözüküyordu. Çünkü Madrid daha fazla yorulmuştu. Ancak Barcelonalı oyuncuların da pili bitti. Bu noktada Barcelona'nın belki de tek eksiği ortaya çıktı. Kenarda oyuna sonradan girip skoru değiştirebilecek oyuncuları olmaması. Barcelona mükemmel bir takım. Fakat ideal 11'deki oyuncuların alternatifi yok. Böyle olunca da bu tip 120 dakikalık maçlarda işleri zorlaşıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;102.dakikada Di Maria'nın ortasında Ronaldo kafayı vurup takımını 1-0 öne geçirmeyi başardı. Bu golle birlikte morallenen Real Madrid kalan dakikalarda rakibine pozisyon vermeyince Kral Kupası'nı kazanmayı başardılar hem de Barcelona'yı yendiler. 120.dakikada Di Maria'nın gördüğü kırmızı kart ise Mourinho açısından bir geleneğin devamı niteliği taşıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçın hakemi Mallenco ilk yarıda oyunu çok fazla durdurdu. 2. yarı ise pozisyonları oynatınca maçın temposu arttı. Ancak Madridli oyuncuların sertliğine de açıkçası izin verdi. Özellikle Arbeloa'nın Villa'ya yaptığı hareket çok net bir biçimde kırmızı karttı. Real Madrid Şampiyonlar Ligi maçlarında böyle hakem bulamayacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;El Clasicoların heyecan kat sayısı her geçen maç artmaya başladı. Son 2 maçta 5-0'ın rehavetine kapılan Barcelona maçlarda biraz fazla rahat takılıyordu. Bu mağlubiyet onları kamçılayacaktır. Şampiyonlar Ligi'nde çok daha iyi bir Barcelona izleriz diye tahmin ediyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-2717028044454172111?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/2717028044454172111/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=2717028044454172111' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/2717028044454172111'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/2717028044454172111'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/04/el-clasico-2ayak-kupa-madridin.html' title='El Clasico 2.Ayak: Kupa Madrid&apos;in'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-9jxH9QoTcVI/Ta_1XAR3hbI/AAAAAAAAA-E/jeQKyXOFe28/s72-c/barcareal_3P0GS.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-3597047619187908812</id><published>2011-04-20T16:01:00.002+03:00</published><updated>2011-04-20T16:33:11.723+03:00</updated><title type='text'>El Clasico 2.Ayak</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-913K8IvXzm0/Ta7gkJU4mCI/AAAAAAAAA98/j76sMhcASw0/s1600/Copa%2BDel%2BRey%2BLogo.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 278px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-913K8IvXzm0/Ta7gkJU4mCI/AAAAAAAAA98/j76sMhcASw0/s400/Copa%2BDel%2BRey%2BLogo.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5597658298451531810" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;20 günlük El Clasico serisinin ikincisinde Barcelona ile Real Madrid bu kez Kral Kupası finalinde karşılaşacaklar. İlk maçta her zamanki gibi kendi oyununu oynamaya çalışan fakat bunda pek de başarılı olamayan Barcelona ile rakibe önlem almanın derdine düşmüş bir Real Madrid vardı. Böyle olunca ilk maç öncesindeki beklentiler boşa çıkmış, birçok futbolsever hayal kırıklığına uğramıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu akşamki finalde de benzer bir tablo ile karşılaşma ihtimalimiz bir hayli yüksek. Ancak kadrolarda bazı farklılıklar olacaktır. Öncelikle Real Madrid'de Mourinho'nun Benzema, Adebayor ya da Higuain'i oynatmayıp o bölgeye Ronaldo'yu koyup Mesut Özil'e ilk onbirde şans vermesi bekleniyor. Böylece ilk maçta beklentileri karşılayamayan formsuz santraforların yerine oyuna girdikten sonra maçın gidişatını değiştiren Mesut Özil'i kullanacak ki ilk maç dikkate alındığında bu Real Madrid için bir avantaj. Buradaki tek soru işareti Mesut Özil'in hiç savunma yapmıyor olmasının defansif bir zaafiyet yaratıp yaratmayacağı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barcelona ise yine ilk maçtaki gibi kendi oyununu oynamayı amaçlayacaktır. Haftasonu oynanan maçta sakatlanan Puyol'un oynayabilecek durumda olduğu söyleniyor. Bu Barcelona için ciddi bir avantaj çünkü Real Madrid maçlarında Puyol her zamankinden daha iyi oynuyor. Onun dışında kalede Pinto oynayabilir diye düşünülüyor ancak bu bana pek olası gelmiyor.  Bunlar haricinde Barcelona'daki tek eksik Abidal olarak gözüküyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesut Özil'in takıma dahil olmasıyla Real Madrid'in orta sahada kazanılan topları daha iyi kullanma şansı arttı. Öte yanda David Villa ve Pedro'daki form düşüklüğü de Barcelona'nın gol yükünü Messi'nin tek başına sırtlamasına sebep oluyor. Tüm bu durumlar dikkate alındığında Barcelona'ya maçı Messi kazandırır gibi duruyor. Eğer Messi coşarsa Barcelona rahat kazanır, coşamazsa yine kazanabilir belki ama çok zorlanır. Real Madrid'in ise orta sahada kazanılan topları çok iyi kullanması kupayı onlara getirebilecek başlıca faktör olarak gözüküyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-3597047619187908812?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/3597047619187908812/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=3597047619187908812' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/3597047619187908812'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/3597047619187908812'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/04/el-clasico-2ayak.html' title='El Clasico 2.Ayak'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-913K8IvXzm0/Ta7gkJU4mCI/AAAAAAAAA98/j76sMhcASw0/s72-c/Copa%2BDel%2BRey%2BLogo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-3115544572144538045</id><published>2011-04-17T01:41:00.002+03:00</published><updated>2011-04-17T02:24:30.417+03:00</updated><title type='text'>El Clasico 1.Ayak-0</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-5N1X9zoIUlM/TaolKu3zvmI/AAAAAAAAA90/AS4cCw0K5ik/s1600/mourinho%2526guardiola.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-5N1X9zoIUlM/TaolKu3zvmI/AAAAAAAAA90/AS4cCw0K5ik/s400/mourinho%2526guardiola.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5596326353272290914" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Real Madrid ile Barcelona'nın 4 El Clasico'sundan ilkinde teoride gülen taraf çıkmadı ama maç sonunda Barcelonalı futbolcuların hal ve hareketlerinden beraberlikten mutlu oldukları sonucunu çıkarabiliriz ki 8 puanlık farkı koruyan bir takım için normal bir durum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barcelona Abidal hariç ideal onbiriyle sahaya çıkarken Mourinho savunma yönü olmayan Mesut Özil'i kenara çekip Pepe'yi orta sahada kullanıp Albiol'u stopere koydu. Real Madrid özellikle Pepe ve Khedira'nın sertliği ile Barcelonalı oyuncuları yıldırıp orta sahada kazanılan toplarla da Di Maria ve Ronaldo'yu kullanıp hızlı çıkarak ve duran toplardan gol atmayı amaçlıyordu. Barcelona ise klasik oyun sistemini uygulayarak golü düşünüyordu. Ancak Villa'nın verilmeyen penaltısı ile Messi'nin aşırtma vuruş düşündüğü pozisyon haricinde ilk yarıda pozisyon üretemediler. Ancak %70'e %30'luk bir topa sahip olma oranı yakaladılar. Öte yandan Real Madrid bir korner sonrası Ronaldo'yla çok tehlikeli bir pozisyon yakaladı ancak Barcelona savunması topu çizgiden çıkarmayı başardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.yarı da benzer bir şekilde devam ederken 53.dakikada Albiol David Villa'yı ceza sahasında düşürünce hakem penaltıyı verdi ve Albiol'u kırmızı kartla oyundan attı. Böylece bir Mourinho takımı  bir kez daha Barcelona'ya karşı 1 kişi eksik kalmıştı. Penaltıyı gole çeviren Messi de ilk kez Mourinho takımlarına karşı gol bulmayı başardı. Golden sonra genel kanaat Barcelona'nın maçı koparacağı yönünde olsa da özellikle David Villa ve Pedro'nun formsuzlukları buna engel oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takımının 10 kişi kalmasına hazırlıklı olan Mourinho hamleler yapmaya başladı. Önce Benzema'yı çıkarıp Arbeloa'yı aldı. Ardından ise Xabi Alonso ve Di Maria oyundan çıktı ve yerlerine Mesut Özil ve Adebayor girdi. Guardiola ise Puyol'un sakatlanmasıyla Busquets'i stopere çekip Keita'yı orta sahaya alırken, Pedro ve Adriano'nun yerlerine ise Affelay ve Maxwell'i tercih etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barcelona da olsanız 1-0 önde de olsanız ve rakibiniz eksik kalmış olsa da maç bitmiş gibi davranmamalısınız. Real Madrid'in 10 kişiyle verdiği mücadeleyi takdir etmekle birlikte Barcelona'nın da 1-0'dan sonra rehavete kapıldığını unutmayalım. En azından futbolun bazı yazılı olmayan kurallarının zaman zaman Barcelona için de geçerli olduğunu bu maçta görmüş olduk. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesut'un oyuna dahil olmasından sonra canlanan Real Madrid gol atabileceğinin sinyallerini vermeye başlamıştı. 83.dakikada ise bu işi pratiğe dökmeyi başardılar. Dani Alves'in Marcelo'yu düşürdüğü pozisyonda bu kez Real Madrid penaltı kazandı. Topun başına geçen Ronaldo daha önce gol atamadığı Barcelona'ya karşı bu şanssızlığını kırmayı başardı. 1-1'den sonra ise her iki takım da gol atabilecek pozisyonlar yakaladıysa da gole ulaşamadılar ve Barcelona'nın 5 maçlık El Clasico galibiyet serisi sona ermiş oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçın hakemi Albiol'u oyundan atıp penaltı çalmış olsa da diğer faul pozisyonlarında gösterilen kartlarda Madridlilere cimri Barcelonalılara ise oldukça cömertti. Şu maçı Pepe, Khedira ve biraz da Ramos sarı kart görmeden tamamladılar. Bariz bir biçimde Real Madrid daha sert oynarken Barcelona'nın daha çok sarı kart görmesi hakemin iyi bir yönetim göstermediğinin kanıtıdır. Ayrıca Casillas'ın Villa'ya yaptığı hareketin penaltı olduğunu da hesaba katarsak birileri hakemden şikayet edecekse bu Barcelona olmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece ilk El Clasico berabere bitti ama Barcelona istediğini aldı. Maçla ilgili enteresan bir nokta ise Barcelona sanırım hiç korner kullanmadı. Real Madrid'in şampiyonluk şansı zaten çok azaldığından onlar da hiç değilse rakibin galibiyet serisine 10 kişiyle son vermenin moralini kazandılar. Ancak yine de Barcelona diğer 3 maç için önde olan taraf olmaya devam ediyor. Özellikle Şampiyonlar Ligi'ndeki rövanşın Nou Camp'ta olması onlar için büyük avantaj olarak gözüküyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-3115544572144538045?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/3115544572144538045/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=3115544572144538045' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/3115544572144538045'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/3115544572144538045'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/04/el-clasico-1ayak-0.html' title='El Clasico 1.Ayak-0'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-5N1X9zoIUlM/TaolKu3zvmI/AAAAAAAAA90/AS4cCw0K5ik/s72-c/mourinho%2526guardiola.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-4432187353756603756</id><published>2011-04-17T01:03:00.002+03:00</published><updated>2011-04-17T01:25:24.713+03:00</updated><title type='text'>Bu Kez Son Dakikada Fener Güldü</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-WERgdH4xnEA/TaoXTajD9_I/AAAAAAAAA9s/-ZuFQqcgy-c/s1600/fener-antep.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 277px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-WERgdH4xnEA/TaoXTajD9_I/AAAAAAAAA9s/-ZuFQqcgy-c/s400/fener-antep.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5596311109272598514" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe Spor Toto Süper Lig'in 29.haftasında Şükrü Saraçoğlu Stadı'nda Gaziantepspor'u ağırladı, Andre Santos'un 90+4'te attığı golle de 1-0 galip gelerek maç fazlasıyla liderliğe yükseldi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç oldukça sert başladı. Daha ilk dakikada ceza sahasında Alex'e yapılan harekete Hüseyin Göçek'in "devam" demesi tansiyonu yükseltti. Böylece maçın henüz başında kontrolü kaybeden bir hakem profili ortaya çıktı. Özellikle Gaziantepsporlu oyuncuların gerek ikili mücadelerdeki sert hareketlerine gerekse de duran toplar öncesinde ceza sahasında oyuncuları yaka paça indirmelerine gerekli uyarıları yapmayan hakem haliyle Lugano ve Emre'yi de oyundan atamadı. Amiyane tabiriyle eyyamın kralını yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbol açısından bakacak olursak Fenerbahçe ilk yarıda Semih ve Gökhan Gönül'le iki net pozisyondan faydalanamadı. Özellikle Semih'in kaçırdığı golü Güiza bile kaçırmazdı. Önceki haftalara oranla daha durağan bir Fenerbahçe vardı. Bunda Antep'in sert oyunun ve hakemin buna prim tanımasının rolü büyüktü. İkinci yarıya ise Fenerbahçe baskılı başladı. Semih'in çok net bir biçimde kaleciye yaptığı faul sonrası sayılmayan golü dışında Alex ve Semih ile 2 pozisyondan daha yararlanamadı Fenerbahçe. Aykut Kocaman beraberlikle mağlubiyet arasında çok büyük fark olmadığından tüm riskleri alarak Stoch ve Dia'yı kullanmaya başladı. Bu arada Gaziantep de özellikle Olcan'la çok tehlikeli oldu ki kendisinin bir topu da direkten döndü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;82.dakikada Murat Ceylan kırmızı kartla oyundan atılınca G.Antep oyunu kendi yarısahasında kabul etmeye ve hemen hemen hiç çıkmamaya başladı. Sakatlıklar, oyuncu değişiklikleri ve kırmızı kart pozisyonundaki zaman kaybından dolayı 6 dakikalık duraklama işaret edildi. Duraklamanın 4.dakikasında Stoch'un direkten dönen vuruşunu tamamlayan Andre Santos şampiyonluk yolunda bugüne kadar atılmış en kritik golü attı Fenerbahçe için ve Fenerbahçe 3 puanı kazandı. Golden sonra G.Antep yedek kulübesi karışırken biz tribünlerden bunla ilgili fazla bir şey algılayamadık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hüseyin Göçek geçen sene Kadıköy'de oynanan Beşiktaş maçından sonra ilk defa Fenerbahçe'nin bir maçını yönetti. O maçta Beşiktaşlıların tepkisini çeken yönetiminden sonra sanki bugün birilerine şirin gözükmek için Fenerbahçe aleyhine hatalı kararlar verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak; Fenerbahçe çok kritik bir 3 puanı hem de son dakikada alarak önemli bir iş başardı. Artık Trabzonspor'un puan kaybını bekleyecekler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-4432187353756603756?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/4432187353756603756/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=4432187353756603756' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/4432187353756603756'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/4432187353756603756'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/04/bu-kez-son-dakikada-fener-guldu.html' title='Bu Kez Son Dakikada Fener Güldü'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-WERgdH4xnEA/TaoXTajD9_I/AAAAAAAAA9s/-ZuFQqcgy-c/s72-c/fener-antep.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-8798139917319819335</id><published>2011-04-15T22:59:00.002+03:00</published><updated>2011-04-15T23:50:34.857+03:00</updated><title type='text'>El Clasico 1.Ayak</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-XxYgIsDvsks/TaivgnsXBDI/AAAAAAAAA9k/6tyjIazU31Q/s1600/2010-11-30%2BMessi%2BRonaldo.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 273px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-XxYgIsDvsks/TaivgnsXBDI/AAAAAAAAA9k/6tyjIazU31Q/s400/2010-11-30%2BMessi%2BRonaldo.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5595915511953556530" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;20 günlük 4 El Clasico serisinin ilki yarın akşam Santiago Barnebeu Stadı'nda oynanacak. Real Madrid ile Barcelona La Liga'nın 32.hafta maçında karşı karşıya gelecekler. Barcelona'nın 8 puanlık ciddi bir avantajı var ki maçı kaybetse bile şampiyonluğu kaybetmesi pek muhtemel gözükmüyor. Keza Real Madrid de artık şampiyonluktan umudunu büyük oranda kesmiş, Kral Kupası'na ve Şampiyonlar Ligi'ne daha çok önem vermiş durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ne kadar Mourinho 4 maç birbirini etkilemez dese de bu bana göre doğru değil. Bir kere Şampiyonlar Ligi'nde oynanacak maçlar zaten birbiriyle direkt alakalı. Diğer iki maça da şöyle bakabiliriz: Yarın akşam ki maçın skoru ne olursa şampiyon çok büyük ihtimalle Barcelona olacak gibi gözüküyor. O yüzden yarın akşamki maç diğer 3 maç için bir test maçı olarak da düşünülebilir. Bu maç referans alınmak suretiyle diğer 3 maç için teknik adamlar taktikler geliştirebilir oyuncularına bu maç üzerinden gerekli uyarıları yapabilirler diye düşünüyorum. Yani bu 4 El Clasico'yu toplamda 360 dakikalık 4'e bölünmüş bir maç gibi düşünebiliriz. Kral Kupası finali ve Şampiyonlar Ligi yarı finali uzatmaya giderse bu süre 420 dakikaya da çıkabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarın akşamki maça dönecek olursak: İlk yarıdaki maç 5-0 bitmiş Real Madrid hiçbir şey yapamamıştı. Tabi hal böyle olunca bu maçla ya da toplamda 4 maçla ilgili en büyük merak konusu Jose Mourinho'nun  sahaya nasıl bir takım süreceği oluyor. Inter'le 3-1 kazandığı maçtaki gibi Real Madrid'i oynatabilir mi? Yoksa başka bir şey mi deneyecek? Ayrıca geçen sene Iniesta sakattı yoktu şimdi var. Hakikaten bu konuda yorum yapmak çok zor. Kadroları gördükten sonra daha sağlık yorumlar yapabiliriz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan Barcelona'nın ilk 11'i oynayacağı oyun hemen hemen belli gibi. Ancak geçen sene bol gol beklenen El Clasicolar kısır geçmiş, az gol atılmış, iki takım da temkini elden bırakmadan oynamıştı. Bu maçta olmasa bile diğer maçlarda Guardiola takımda bazı değişiklikler yapabilir diye düşünüyorum. Bu arada yarın akşam Puyol'un olmaması Barcelona'nın en büyük dezavantajı olacaktır. Çünkü Real Madrid'e karşı canla başla oynayan bir oyuncu. Ancak Kral Kupası finalinde oynayacağı söyleniyor ki bu Barcelona adına iyi haber. Zaten bu 4 maç içerisinde en az öneme sahip olan maç ilk maç gibi gözüküyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu maçlarda taraftarların en çok güvendikleri oyuncular şüphesiz takımlarının yıldızları Messi ve Ronaldo olacak. Hangisi daha iyi oynarsa onun takımı istediğini alacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç itibariyle 20 günlük futbol ziyafeti yarın akşam başlayacak. Tüm futbolseverlere hayırlı olsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-8798139917319819335?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/8798139917319819335/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=8798139917319819335' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/8798139917319819335'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/8798139917319819335'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/04/el-clasico-1ayak.html' title='El Clasico 1.Ayak'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-XxYgIsDvsks/TaivgnsXBDI/AAAAAAAAA9k/6tyjIazU31Q/s72-c/2010-11-30%2BMessi%2BRonaldo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-2211172301813796975</id><published>2011-04-14T15:14:00.003+03:00</published><updated>2011-04-14T15:42:24.329+03:00</updated><title type='text'>Şampiyonlar Ligi Çeyrek Final Rövanş Maçları 2/2</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-AQv2QkCE65c/TabrqhdDTMI/AAAAAAAAA9c/v08mCG-vzic/s1600/raul%2Bschalke-inter.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-AQv2QkCE65c/TabrqhdDTMI/AAAAAAAAA9c/v08mCG-vzic/s400/raul%2Bschalke-inter.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5595418702821674178" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonlar Ligi'nde dün akşam oynanan iki maçla son iki yarı finalist de belli oldu. Real Madrid Barcelona'yla Schalke ise Manchester Utd. ile eşleşti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tottenham ilk maçta 4-0 yenildiği rakibine hiç olmazsa Şampiyonlar Ligi'ndeki ilk yenilgilerini tattırmak, Şampiyonlar Ligi'ne galibiyetle veda etmek istiyordu. İlk yarıda da bu hedef doğrultusunda rölanti oynayan Real Madrid'in kalesinde ciddi pozisyonlar da ürettiler. Özellikle Bale ve Lennon ile kanatları etkili kullanan Tottenham birkaç pozisyonda gole yaklaşmasına rağmen toğu ağlara göndermeyi başaramadı. 1-2 tartışmalı penaltı pozisyonunda ise hakem oralı bile olmadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.yarının başında Cristiano Ronaldo'nun vuruşunda Gomes hata yapınca Real Madrid golü buldu. Bu gol maçın tüm zevkini kaçırdı. Gomes'in yediği bu hatalı gol tüm takım arkadaşlarını etkiledi ve Tottenham adeta durdu. Geriye kalan dakikalarda pek önemli bir pozisyon yaşanmazken Real Madrid de resmen Barcelona'nın rakibi oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer maçta ise Schalke deplasmanda 5-2 kazandığı ilk maçın ardından Inter'i sahasında da yenmeyi başardı. Inter geçen turda ufak çapta bir mucize gerçekleştirip çeyrek finale çıkmıştı. Fakat şimdi daha büyük bir mucize lazımdı. Schalke son derece kontrollü bir oyunla Inter'e doğru dürüst gol pozisyonu bile vermedi. Höwedes'in son dakikalarda attığı golle de galip gelmeyi başararak tıpkı diğer yarı finalistler gibi 2 maçı da kazanarak yarı finale yükseldiler. Dün akşamki maçın yıldızı ise 1 gol 1 asist ile oynayan Raul Gonzalez oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonlar Ligi'nde grup maçlarından sonra Barcelona, Real Madrid ve Manchester United'ın çeyrek finalde birbirleriyle karşılaşmamaları durumunda yarı final oynayacak 4 takımdan 3'ü olacağını tahmin ediyordum. Bu 3 takımın yanına Chelsea gelebilir diyordum ancak çeyrek finalde Manchester ile karşılaştılar. Kuralardan sonra Inter çıkar diye düşünüyorduk ki Schalke karşısında hezimete uğradılar. Schalke'nin bu noktaya gelmiş olması ise hem büyük bir başarı hem de çok büyük bir sürpriz oldu. Ama daha ileriye gidebileceklerini zannetmiyorum. Çünkü rakipleri Manchester Utd. Ne Inter'in ne de Valencia'nın yaptığı hataları yapmayacaktır. Üstelik Şampiyonlar Ligi tecrübesi çok üst düzey olan bir takım. El Clasicolarda ise merak konusu olan Mourinho'nun yapacakları olacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonlar Ligi'nde yarı final maçları 26-27 Nisan ve 3-4 Mayıs tarihlerinde oynanacak. İlk maçlar Real Madrid ve Schalke'nin sahasında olacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-2211172301813796975?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/2211172301813796975/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=2211172301813796975' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/2211172301813796975'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/2211172301813796975'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/04/sampiyonlar-ligi-ceyrek-final-rovans_14.html' title='Şampiyonlar Ligi Çeyrek Final Rövanş Maçları 2/2'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-AQv2QkCE65c/TabrqhdDTMI/AAAAAAAAA9c/v08mCG-vzic/s72-c/raul%2Bschalke-inter.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-2810561633557393970</id><published>2011-04-13T18:24:00.002+03:00</published><updated>2011-04-13T18:51:27.848+03:00</updated><title type='text'>Şampiyonlar Ligi Çeyrek Final Rövanş Maçları 1/2</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-UX8kNanulV4/TaXGexCQ_QI/AAAAAAAAA9U/fyqylXRiL4E/s1600/Man-Utd-Beat-Chelsea-3-1-On-Aggregate-To-Reach-Champions-League-Semi-Finals.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 223px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-UX8kNanulV4/TaXGexCQ_QI/AAAAAAAAA9U/fyqylXRiL4E/s400/Man-Utd-Beat-Chelsea-3-1-On-Aggregate-To-Reach-Champions-League-Semi-Finals.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5595096343938923778" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonlar Ligi'nde iki yarı finalist dün akşam belli oldu. Manchester Utd. ve Barcelona ilk maçta yendikleri rakiplerini rövanş maçlarında mağlup ederek yarı finalist oldular. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manchester Utd. ile Chelsea arasında oynanan karşılaşma Premier Lig temposunda geçti. MANU ilk maçı kazanmış olmasına rağmen skorun üzerine yatmadı. Chelsea de zaten kazanmak zorunda olduğundan maç seyir zevki yüksek bir hal aldı. Hatta öyle ki Chelsea zaman zaman kontra atak şansı bile yakaladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç ortada giderken 43.dakikada O'Shea ile Giggs'in mükemmel organizasyonu neticesinde Hernandez'e topu boş kaleye göndermek kaldı ve MANU 1-0 öne geçti. İlk yarı bu skorla bitti. Devre arasında Ancelotti Drogba-Torres değişkliğini yaptı. Ramires'in atılmasıyla 1 kişi eksik oynamaya başlayan Chelsea buna rağmen Drogba ile beraberliği yakalamayı başarsa da aynı dakika içerisinde Giggs bir kez daha sahneye çıkıp Park'a golü attırınca Chelsea'nin tüm umutları başka bahara kaldı. Manchester Utd. ise Wembley yoluna emin adımlarla ilerlemeye devam etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chelsea sezona çok iyi başlamasına rağmen düşüşe geçti. Manchester Utd. ile oynanan maçlarda da özellikle hücumda takım olarak etkili olamadılar. Gol atmaları ileride oynayan oyuncuların kişisel çabalarıyla olabilirdi. O da bir kez oldu. Buna karşın 2 maçta da Manchester Utd. gayet organize bir biçimde hem hücum etti hem savunma yaptı. Bunun da karşılığını aldılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer maçta ise Barcelona ilk maçta 5-1 yendiği Shakhtar'ı deplasmanda da Messi'nin golüyle yenerek 4 sene üst üste yarı finale çıkma başarısı gösterdi. Zaten ilk maçtan iş bitmişti ama Guardiola yine elindeki en iyi kadroyu sahaya sürmekten çekinmedi. Shakhtar'ın girdiği pozisyonlar da göz önüne alındığında aslında doğru bir karar verdiğini söyleyebiliriz. Kuralar çekildiğinde Shakhtar'ın Barcelona'yı zorlayabileceği düşünülüyordu. Hatta Shakhtar her iki maçta da böyle bir potansiyeli olduğunu göstermişti. Ancak son vuruşlardaki beceriksizlikleri Barcelona'nın turu çok rahat geçmesini sağladı. Barcelona yerine başka bir takımla eşleşselerdi bu kadar kolay teslim olmazlar, Schalke veya Tottenham'la oynamaları durumunda da yarı final için favori olan taraf olurlardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonlar Ligi'nde diğer iki yarı finalist bu akşam resmiyet kazanacak. Real Madrid ve Schalke'nin yarı finale çok yakın olduklarını rahatlıkla söyleyebiliriz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-2810561633557393970?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/2810561633557393970/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=2810561633557393970' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/2810561633557393970'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/2810561633557393970'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/04/sampiyonlar-ligi-ceyrek-final-rovans.html' title='Şampiyonlar Ligi Çeyrek Final Rövanş Maçları 1/2'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-UX8kNanulV4/TaXGexCQ_QI/AAAAAAAAA9U/fyqylXRiL4E/s72-c/Man-Utd-Beat-Chelsea-3-1-On-Aggregate-To-Reach-Champions-League-Semi-Finals.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-4059249444605748647</id><published>2011-03-30T12:20:00.003+03:00</published><updated>2011-03-30T13:08:45.204+03:00</updated><title type='text'>Önemli Olan 3 Puan</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-CmjtAIOFYfQ/TZMAcJLyLlI/AAAAAAAAA9M/zd8umv-wqYg/s1600/tur%2Baus.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 306px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-CmjtAIOFYfQ/TZMAcJLyLlI/AAAAAAAAA9M/zd8umv-wqYg/s400/tur%2Baus.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5589812045998599762" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Milli takımımız Avusturya'yı 2-0 yenerek grupta ikincilik için iddiasını sürdürdü. Bir maç eksikle Belçika'nın 1 puan gerisindeyiz. Haziran'da Belçika ile oynayacağımız maçta alınacak bir beraberlik bizim için iyi sonuç olacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milli takım maça 4-2-3-1 düzeniyle başladı. Avusturya ise top kendisindeyken 4-5-1 bizdeyken 4-6-0 şeklinde diziliyordu. Ancak bu 4-6-0 Spaletti'nin 4-6-0'ı gibi değildi. Bildiğin 6 tane adam orta sahada yan yana diziliyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milli takım maç boyunca oyun kurmakta zorlandı. Selçuk İnan orta sahada iyi pas dağıttı ancak yanında oynadığı süre boyunca Nuri Şahin neredeyse hiç bir şey yapmadı. Hamit'in performansı ortalamasının altında kaldı. Mehmet Ekici ise adeta el freni görevi gördü. Hiçbir olumlu hareketi olmadığı gibi birçok hücumda da topu çekerek Avusturya savunmasının yerleşmesine olanak sağladı. Milli takım tecrübesi bu kadar az olan bir oyuncunun böylesine kritik bir maçta oynaması bana göre hataydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hal böyle olunca hücumda bütün yük Arda'nın üstüne kaldı. O da maçın başında sol tarafta Ekrem'le bir hayli boğuştu. Ardından bir ara kanat değiştirdi. 28.dakikada taçtan ofsayt olmamasının avantajıyla Ekrem'i uyutup golü attı. Bu golle birlikte rahatladık. İlk yarının son dakikalarında Avusturya bir ara baskı kursa da ilk yarıyı 1-0 önde kapattık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci yarıya Avusturya 2. santraforu alarak başladı. Biz ise değişiklik yapmadık. İkinci yarının başlarında 2. golü bulup rahatlamanın peşindeydik ancak olmadı. Olmayınca da 60'tan sonra rakip kaleye gidememeye başladık. Bu dakikalarda Hiddink oyun müdahale etmeye karar verdi. Hiçbir şey oynamayan Mehmet Ekici'nin yerine Mehmet Topuz oyuna girdi. Bu değişiklikle birlikte Nuri biraz daha ileri çıkmaya başladı. Daha sonra 72.dakikada topu ayağında Burak Yılmaz'a nazaran daha fazla tutabilen Semih oyuna girdi. 77'de de Semih-Gökhan Gönül işbirliğiyle 2.golü bulduk. Bu gol bizi rahatlatan gol oldu. Ancak 83.dakikada Hakan Balta penaltıya sebebiyet verdi. Aslında penaltı kararı ucuz bir karar oldu. Neyse ki Volkan penaltıyı kurtararak Avusturya'nın son dakikalara umutlu girmesini engelledi. Başka gol olmayınca da maç 2-0 tamamlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avusturya'yı Belçika maçında seyretme fırsatı bulmuştuk. O maçta Belçika maçın başında öne geçince kalan dakikalarda iyi kapandı. Avusturya zaman zaman pozisyonlar üretti belki o maçta ama asla iyi bir oyun ortaya koyamadı. Zaten normal şartlarda Avusturya bizim rakibimiz olabilecek bir takım olmadığı gibi şu anda bulunduğu konum da aslında tamamen fikstürle alakalı. İlk 2 maçını Azerbaycan ve Kazakistan'la oynadı. Ardından Belçika ile deplasmanda 4-4 berabere kalınca sanki iddialı bir takım gibi gözüktü. Ama aslında yetenek olarak oldukça fakir bir takım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bize gelince Azerbaycan yenilgisi bizim açımızdan çok saçma oldu. Kazanmamız gereken maçı kaybettik. Bugün 12 puanımız olsa en iyi ikinci olma şansımız bir hayli yüksek olacaktı. O yenilgiden dolayı da bundan sonra oynayacağımız maçları zora sokmuş olduk. Her maç final gibi oldu. Bu da haliyle oyuncularda tedirginlik yaratıyor. Avusturya gibi futbol fakiri bir takımla oynarken bile skoru korumaya çalıştığımız dakikalar oluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçın yıldızı ise hiç şüphesiz Arda Turan oldu. Gerçekten Türk futbolu adına ne kadar önemli bir oyuncu olduğunu bir kez daha gösterdi. Uzun süren bir sakatlık döneminden sonra bu kadar iyi oynaması herkes adına sevindirici bir gelişmeydi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalan 5 maçımızdan 3'ünü içeride 2'sini deplasmanda oynayacağız. Deplasmanda Belçika ve Avusturya ile oynayacak olmamız bizim açımızdan dezavantaj. İşimizi Almanya'ya bırakmamak için Bu 2 deplasmandan en az 4 puan çıkartmak zorundayız. Aksi takdirde 1982 Dünya Kupası'ndakine benzer bir olaya kurban gidebiliriz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-4059249444605748647?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/4059249444605748647/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=4059249444605748647' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/4059249444605748647'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/4059249444605748647'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/03/onemli-olan-3-puan.html' title='Önemli Olan 3 Puan'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-CmjtAIOFYfQ/TZMAcJLyLlI/AAAAAAAAA9M/zd8umv-wqYg/s72-c/tur%2Baus.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-1038583705546461954</id><published>2011-03-23T20:01:00.003+02:00</published><updated>2011-03-23T20:42:26.567+02:00</updated><title type='text'>Milli Takımdaki Kadro Tartışmaları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-Rq3yR6UnDd4/TYo-0YhhOzI/AAAAAAAAA9E/D2fIl6v3jlw/s1600/guus-hiddink.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 217px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-Rq3yR6UnDd4/TYo-0YhhOzI/AAAAAAAAA9E/D2fIl6v3jlw/s400/guus-hiddink.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5587347357363682098" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Son yıllarda ne zaman bir milli maç olsa kadro açıklandığı zaman yaygara kopuyor. Özellikle Fatih Terim'in tercihleri çok fazla tartışılıyordu. Guus Hiddink'in çağırdığı oyuncular da pek farklı olmayınca tartışmalar devam ediyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milli takım kadrosu 2002 Dünya Kupası'ndan beri bazen aralıklarla fakat son 3-4 yıldır sürekli tartışılıyor. Benim hatırladığım bu tartışmalar 2002'den itibaren Hakan Şükür üzerinden başladı. Kötü performansına rağmen Şenol Güneş onu ilk onbirde sürekli oynatıyor bu da tartışmalar neden oluyordu. Şenol Güneş'in ardından milli takımın başına Ersun Yanal geçti. 2006 Dünya Kupası elemelerinde Trabzon'da oynanan Gürcistan maçından sonra görevden ayrılana kadar bir daha Hakan Şükür'ü milli takıma çağırmadı. İnsanlar adeta ikiye bölündü. Hatta Hakan Şükür tartışmaları Ersun Yanal'ın işinden olmasına bile sebep oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra milli takımda 2. Fatih Terim dönemi başladı. Onun da Fatih Tekke, İbrahim Toraman gibi bazı isimlerle sorunlar yaşadığı iddia edilmiş bu yüzden bu oyuncuları kadroya dahil etmediği söylenmişti. Bunların haricinde yine Rubin Kazan'da başarılı maçlar çıkaran Gökdeniz Karadeniz kadroya alınmazken Aynı süre içerisinde Gökdeniz'in yaptıklarının yarısına bile ulaşamayan Kazım gibi oyuncular milli takıma alınıyordu. Bunlar dışında da gurbetçi oyunculardan da hiç istifade etmiyordu. Bugün Guus Hiddink de hemen hemen Fatih Terim'le aynı oyuncuları milli takıma çağırıyor. Onun kadroları da eleştirilerden nasibini alıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İspanya'nın 2008'deki çıkışından sonra artık milli takımların yapısı yavaş yavaş değişmeye başladı. Birçok milli takımların teknik direktörü oyuncuların yeteneklerinden ve performanslarından önce kafasındaki sistemin uygunluğuna göre kadro oluşturuyorlar ve takıma belli bir sistemi oturtmaya çalışıyorlar. Özellikle Dünya Kupası'nda başarılı olan İspanya, Almanya, Hollanda hatta çeyrek finalde elenmesine rağmen Brezilya'da teknik direktörler oyuncularını performanslarına göre değil sisteme göre seçtiler. Aslında İspanya'yı ayrı tutmak doğru olabilir. Zira onlar hem sistemi oturtmuş durumdalar hem de oyuncuların hemen hemen hepsi mükemmel maçlar çıkarıyorlar. Ancak diğer takımlarda sezon içerisinde oyuncular çok iyi olmasalar bile milli takımda performansları artıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Euro 2012'ye katılmak gerçekten çok önemli. Ancak biz Hiddink'i 2012'ye katılalım diye getiriyorsak verilen paralara yazıktır. Eğer Hiddink'i getiriyorsan belli bir oyun anlayışını yerleştirmesi için getirirsin. 2012'ye katılmak için hoca getireceksen Yılmaz Vural'ı da getirirdin. "Hadi koçum, hadi aslanım!" diyerek bizi 2012'ye götürürdü. Ama tıpkı 2008'deki gibi ne oynadığımız belli olmazdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak Guus Hiddink milli takımda iskelet bir kadro oluşturup zaman zaman performansı artan oyuncuları kadroya dahil etmek istiyor. Burada tartışılacaksa kadro değil sürekli çağırdığı bazı futbolcuların milli takım iskeletini oluşturmada ne kadar başarılı olabileceği tartışılmalıdır. Yani büyük resme bakmak gerekiyor. Ama daha da büyük bir resim var. Altyapılarda bu kadar sistemsizlik varken üst yapıda nasıl sistem oluşacak? Aslında en başta bu problemin çözülmesi gerekiyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-1038583705546461954?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/1038583705546461954/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=1038583705546461954' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1038583705546461954'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1038583705546461954'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/03/milli-takmdaki-kadro-tartsmalar.html' title='Milli Takımdaki Kadro Tartışmaları'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-Rq3yR6UnDd4/TYo-0YhhOzI/AAAAAAAAA9E/D2fIl6v3jlw/s72-c/guus-hiddink.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-5398467103089977288</id><published>2011-03-17T12:41:00.003+02:00</published><updated>2011-03-17T13:02:19.533+02:00</updated><title type='text'>Şampiyonlar Ligi 2.Tur 2/2 Çarşamba Maçları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-2d0DgUvYdU4/TYHpsyEhkrI/AAAAAAAAA88/Mgqc170GkM4/s1600/jose%2Bmourinho%2Blyon.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 311px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-2d0DgUvYdU4/TYHpsyEhkrI/AAAAAAAAA88/Mgqc170GkM4/s400/jose%2Bmourinho%2Blyon.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5585001968480391858" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonlar Ligi'nde dün akşam oynanan Real Madrid-O.Lyon ve Chelsea-Kopenhag maçlarıyla birlikte tüm çeyrek finalistler belli oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O.Lyon'un dün akşama kadar Real Madrid'e karşı mağlubiyeti yoktu. Kendi sahasındaki tüm maçları kazanmış deplasmandakileri de berabere bitirmeyi başarmıştı. Ancak bu sene Real Madrid ile eşleştiklerinde durum farklıydı. Çünkü Real Madrid'in başında "Special One" vardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lyon'daki ilk maç 1-1 bitmişti. Bu sonuç Real Madrid için avantajlı skordu. Öyle ya 0-0'da turu geçen taraf Los Galacticos olacaktı. Böylece gol bulmak zorunda olan taraf Lyon olacak Real Madrid'e karşı kapanamayacaklardı. 90 dakika boyunca maçın hakimi Real Madrid oldu. Sağlı sollu ataklarda Lyon kalesine yüklendiler. Maç ilk yarıda bile kopabilirdi ancak Lyon kalecisi Lloris buna müsaade etmedi. Ancak yine de Marcelo kendisinden görmeye alışık olmadığımız bir biçimde takımını 1-0 öne geçirmesini bildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.yarı aynı ilk yarı gibi devam etti. Real Madrid skoru 2-0'a getirip iyice rahatlamak istiyordu. Lyon ise Briand'ın yerine Gomis'le 2.yarıda gol aramayı denedi. Ancak o da 1-2 sert şut dışında varlık gösteremedi. 66.dakikada orta sahada kaptırılan top Lyon'a pahalıya mal oldu. Benzema bir kez daha eski takımına karşı gol attı. 76'da Di Maria'nın attığı gol ise işe son noktayı koydu. Böylece Real Madrid 6 sene aradan sonra çeyrek finale yükselmeyi başardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer maçta ise Chelsea ile Kopenhag 0-0 berabere kaldı. İlk maçı deplasmanda 2-0 kazanan Chelsea bir başka çeyrek finalist oldu. Maçın 0-0 bitmiş olması sanki Chelsea ilk maçtaki skora yatmış gibi bir görüntü ortaya çıkarsa da maçın özet görüntüleri dikkate alındığında Chelsea'nin çok net 5-6 pozisyondan faydalanamadığını görüyoruz. Elbette bu pozisyonların kaçması ve maçın 0-0 bitmesi Chelsea için düşündürücü. Fakat ilk maçtaki skorun rahatlığının da bu pozisyonların kaçmasından etkisi olduğu yadsınamaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sonuçlarla Barcelona, Shakhtar Donetsk, Tottenham, Schalke, Inter, Manchester Utd, Real Madrid ve Chelsea çeyrek finale yükselen takımlar oldular. Bu 8 takımdan sadece Inter grubunu 2.sırada bitirdi. Kuralar yarın çekilecek ve çeyrek final ile yarı finalde karşılaşacak takımlar belli olacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-5398467103089977288?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/5398467103089977288/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=5398467103089977288' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/5398467103089977288'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/5398467103089977288'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/03/sampiyonlar-ligi-2tur-22-carsamba.html' title='Şampiyonlar Ligi 2.Tur 2/2 Çarşamba Maçları'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-2d0DgUvYdU4/TYHpsyEhkrI/AAAAAAAAA88/Mgqc170GkM4/s72-c/jose%2Bmourinho%2Blyon.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-5080340814316261561</id><published>2011-03-16T15:50:00.003+02:00</published><updated>2011-03-16T16:25:17.615+02:00</updated><title type='text'>Şampiyonlar Ligi 2.Tur 2/2 Salı Maçları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-42Roqd3vWmk/TYDHF-8_kLI/AAAAAAAAA80/MYB13fsp5sQ/s1600/bayern%2Binter%2B2-3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 256px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-42Roqd3vWmk/TYDHF-8_kLI/AAAAAAAAA80/MYB13fsp5sQ/s400/bayern%2Binter%2B2-3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5584682443551510706" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonlar Ligi'nde dün akşam 2 çeyrek finalist daha belli oldu. Inter ve Manchester Utd. rakiplerini mağlup ederek çeyrek finale yükseldiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Inter kendi sahasında oynanan ilk maçta Bayern'e son dakikada Julio Cesar'ın hatasından yediği golle 1-0 mağlup olmuş, Yine o maçta Bayern kalecisi Kraft, birçok önemli pozisyonda gole izin vermemişti. Ancak ilk maçtaki mağlubiyete rağmen Bayern'in son haftalarda iyi gitmemesinden dolayı Inter'in çeyrek final şansı hiç de az değildi. Sonuçta alınacak her türlü galibiyet Inter'e yetecekti. Elbette Şampiyonlar Ligi gibi bir organizasyonda deplasmanda galip gelmek zordur. Üstelik rakip de Bayern Münih gibi güçlü bir takımsa. Ancak ne olursa olsun bunun imkansız olmadığını Inter dün akşam gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Inter maça golle başladı. Samuel Etoo 4.dakikada takımını 1-0 öne geçirdi. Bu skor maçı uzatmaya götüren skordu. Golden sonrra Inter kendi yarı sahasına çekilip Bayern'i beklemeye başladı. Dakikalar 21'i gösterdiğinde Robben'in şutunu Julio Cesar bir kez daha kontrol edemedi ve yine bir kez daha Mario Gomez Julio Cesar'ın bu hatasını da affetmedi. 1-1'den sonra Bayern moral bulurken Inter de moral olarak çöktü. Bayern Münih tehlikeli pozisyonlara girmeye başladı. 31.dakikada bu kez Lucio'nun hatasında Thomas Müller pozisyonu gole çevirdi ve Bayern geriden gelip öne geçmeyi başardı. Artık Inter'e 2 gol lazımdı. Fakat moral olarak bitmiş bir Inter vardı sahada ve hiçbir varlık gösteremiyordu. Bayern ise istediği gibi top dolaştırıyor pozisyonlar buluyor oyuna adeta hükmediyordu. Orta sahada çabuk paslaşan Bayern Münih Ribery'i pozisyona soktu. Ancak kaleciyle karşı karşıya kalan Ribery pozisyonu değerlendiremedi. Yine başka bir pozisyonda Mario Gomez'in çevirdiği topa Müller biraz daha erken hareketlense bugün Inter değil Bayern Münih çeyrek finalde olabilirdi. İlk yarı 4-1 olabilecekken 2-1 bitti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devre arasına girilmesi Inter'in biraz daha toparlanmasını sağladı. Orta sahada rakibi biraz daha fazla rahatsız eden pozisyonlara girebilen bir Inter vardı 2.yarıda. Ancak oyunun hakimi halen Bayern Münih'ti. Özellikle Ribery'nin sol taraftan taşıdığı toplar Inter kalesinde tehlikeler yaratıyordu. Fakat ilk yarıdaki kadar etkili bir Bayern Münih de 2.yarıda yoktu. 66.dakikada Etoo'nun pasında Sneijder düzgün bir vuruşla topu köşeye yollayıp Inter'in umutlanmasını sağladı. Golden sonra Robben sakatlığı olduğu için oyundan çıkmak istedi ve yerine Hamit Altıntop girdi. Hamit defansif özellikleri Robben'e göre daha fazla olan bir oyuncu ama hücumda onun kadar etkin değil. Son dakikalara girilirken Bayern savunmasında Gustavo gereksiz yere Etoo gibi bir oyuncuyla ikili mücadeleye girmeye kalktı. Etoo da bu hatayı affetmeyerek Sneijder'den sonra Pandev'e de bir gol attırınca Inter çeyrek finale çıkması için gerekli skoru elde etmeyi başardı. Kalan dakikalar ise Bayern Münih'in doldur-boşaltlarına sahne oldu ve Inter çeyrek finale adını yazdıran ilk grup 2.si oldu. Aynı zamanda Avrupa Kupalarında yoluna devam eden tek İtalyan takımı olmayı da başardılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer maçta ise 0-0'ın rövanşında Manchester Utd. Marsilya'yı 2-1 yenerek üst üste 5.kez çeyrek finale çıktı. Maçın favorisi olan taraf zaten Manchester United idi. Old Trafford'da 24 maçtır yenilmeyen takım ancak gollü bir beraberlik olması durumunda elenirdi. Aslında Marsilya son vuruşlarda biraz daha becerikli olabilse MANU'yu sıkıntıya sokabilirdi. Ancak Remy ve Gignac yakaladıkları pozisyonlarda çok kötü tercihler kullanınca Old Trafford gibi bir stattan galibiyetle dönebilmek mümkün olamazdı. Öte yandan Manchester Utd'de ise Rooney-Hernandez-Giggs üçlüsünün galibiyette önemli pay sahibi olduğunu söyleyebiliriz. Bunların etkili oyunları sayesinde Manchester United Marsilya kalesinde birçok pozisyon buldu ve bunun sonucunda maçı kazandı demek doğru olacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu akşam oynanacak Real Madrid-O.Lyon ve Chelsea-Kopenhag maçlarıyla birlikte Şampiyonlar Ligi'nde tüm çeyrek finalistler belli olacak. (Aslında Chelsea %99 ihtimalle zaten çeyrek finalde.) Çeyrek final ve yarı final kuraları ise Cuma günü TSİ 13.00'te çekilecek ve eşleşmeler belli olacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-5080340814316261561?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/5080340814316261561/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=5080340814316261561' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/5080340814316261561'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/5080340814316261561'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/03/sampiyonlar-ligi-2tur-22-sal-maclar.html' title='Şampiyonlar Ligi 2.Tur 2/2 Salı Maçları'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-42Roqd3vWmk/TYDHF-8_kLI/AAAAAAAAA80/MYB13fsp5sQ/s72-c/bayern%2Binter%2B2-3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-3032784426644407206</id><published>2011-03-15T13:57:00.002+02:00</published><updated>2011-03-15T15:25:35.045+02:00</updated><title type='text'>Schuster Gitti</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-Y97ZLQcrERc/TX9owvJNu6I/AAAAAAAAA8s/8WCSJ-i8EaY/s1600/schuster%2Bistifa.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 331px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-Y97ZLQcrERc/TX9owvJNu6I/AAAAAAAAA8s/8WCSJ-i8EaY/s400/schuster%2Bistifa.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5584297249460829090" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bernd Schuster yabancı hocalardan hiç de alışık olmadığımız bir şekilde istifa ederek Beşiktaş'tan ayrıldı. Schuster'in avukatı gelmişti ama Schuster Guiza için geldiğini söylemişti. İstifa beklenmeyen bir gelişmeydi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bernd Schuster elinde çok iyi bir kadro olmasına rağmen başarılı olamadı. Bunda ligin dinamiklerini bilmemesinin ve takımları tanımamasının çok büyük etkenleri vardı. Öte yandan Schuster rotasyonu seven bir teknik adam olduğundan takımın omurgası bir türlü oturmadı. Kalede bile ciddi bir rotasyon vardı. 3 kaleci de sezon boyunca hemen hemen eşit süreler aldılar. Öte yandan defanstaki 2 stoper ve onların önlerinde oynayan orta saha oyuncuları da sürekli değişiyordu. Hücumda ise Quaresma ve Guti'nin eline bakan bir takım vardı ve bu oyuncuların yokluğunda takım Schuster'in istediği futbolu oynayamıyordu. Bu eksikliği gidermek için devre arasında Simao, Almeida ve Fernandes transfer edildi. Ancak 5-1 kazanılan Bucaspor maçında sonra işler daha kötü gitmeye başladı. Ligde arka arkaya yaşanan puan kayıpları ve Dinamo Kiev'den alınan 2 ağır mağlubiyet sonucunda Beşiktaş'ın elinde sadece kupa kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Schuster görev yaptığı süre boyunca oldukça tartışıldı. Kaybedilen maçlardan sonra genellikle hakemleri suçladı. "Rakipler katı savunma yapıyor." diye şikayet etti. "1960'ların futbolu oynanıyor." dedi. Özellikle bu açıklaması aylar boyunca tartışıldı. Dinamo Kiev maçından sonra "Futbolumuzu beğenmeyen stada gelmesin." dedi. Oyuncularla ilişkisi hiçbir zaman iyi olmadı. Fatih Tekke ile girdiği sert tartışmadan sonra bu oyuncuyu maçlara eksik kadroyla çıkmasına rağmen kadroya almadı. 2 İbrahim'in kavgasından sonra Üzülmez'in kadro dışı kalmasını istedi. Son hafta Ernst'i 90+2'de oyuna alması da çok garipti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle geçen bir sezonun ardından Schuster'in gelecek sezon da Beşiktaş'ı çalıştırması çok büyük bir risk olabilirdi. Futbolcularla bu kadar sorun yaşayan bir teknik direktörün başarılı olması zordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Schuster'in istifasının ardından takımı sezon sonuna kadar Tayfur Havutçu çalıştıracak. Başarısız olması durumunda kimse kendisine fatura kesmeyecek. Ancak kupayı alırsa en azından teknik direktörlük kariyerine iyi bir başlangıç yapmış olacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-3032784426644407206?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/3032784426644407206/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=3032784426644407206' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/3032784426644407206'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/3032784426644407206'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/03/schuster-gitti.html' title='Schuster Gitti'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-Y97ZLQcrERc/TX9owvJNu6I/AAAAAAAAA8s/8WCSJ-i8EaY/s72-c/schuster%2Bistifa.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-3535451267286957724</id><published>2011-03-10T13:53:00.004+02:00</published><updated>2011-03-10T14:55:49.312+02:00</updated><title type='text'>Şampiyonlar Ligi 2.Tur 2/1 Çarşamba Maçları</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-VKpNFiivVsk/TXjApNHN52I/AAAAAAAAA8k/1ViDZ4tYErM/s1600/milan600_UZ2SC.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-VKpNFiivVsk/TXjApNHN52I/AAAAAAAAA8k/1ViDZ4tYErM/s400/milan600_UZ2SC.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5582423552252831586" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dün akşam oynanan Tottenham-Milan ve Schalke-Valencia maçları ile birlikte Şampiyonlar Ligi'nde 2 takım daha çeyrek finale yükseldiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tottenham doğrusunu söylemek gerekirse 180 dakika savunma yaparak Milan'ı elemeyi başardı. İlk maçı deplasmanda oynadıklarından yenilmeden eve dönmeyi planlamışlardı. Kontra ataktan buldukları golle galip fazlasını yaptılar. Bu maçta da Tottenham fazla risk almadan 3-4 kişiden fazla adamla hücum etmedi. Kendi yarı sahalarına çekilip Milan'ı beklediler. Milan ise ilk maçta aşamadığı Tottenham savunmasını yine aşamadı. Gomes iki pozisyon hariç mükemmel oynadı. Tottenham savunması da Ibrahimovic'i bitirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu maçta Milan'ın ihtiyacı olan aslında formda bir Ronaldinho'ydu. Ya da oynama izni olsa Cassano olabilirdi. Yine Pirlo'nun yokluğu da Milan'da fazlasıyla hissedildi. Seedorf kilidi açacak oyuncu olamazdı olamadı da. Sonuçta maç 0-0 sona erdi ve Tottenham ilk defa katıldığı Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finale kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer maçta ise Schalke Valenica'yı 3-1 yenerek bir diğer çeyrek finalist oldu. Şimdiye kadarki çeyrek finalistler arasında Schalke burada olmasını hiç ummadığım bir takımdı. Tottenham ve Shakhtar gruplarda oynadıkları futbolla buralara gelebileceklerinin işaretini vermişlerdi. Fakat aynı şeyleri Schalke için söylemek mümkün değil. Tabi buraya kadar gelmelerinde kuranın da etkisi var. Şampiyonlar Ligi'nin bu seneki en zayıf grubuna düştüler orayı bir şekilde lider bitirmeyi başardılar. Dün akşamki maçta da Valencia'nın çok net pozisyonlardan yararlanamadığını belirtelim. Maçın sonucunu da kalecilerin performansları belirlemiş. Neuer çok net pozisyonları kurtarırken Guaita adeta döküldü. Bir de Schalke'nin ilk golünde çalınan faul de bana göre yanlıştı. Bu maçta Mehmet Topal Valencia'nın golünün asistini yapmış olması bizim açımızdan sevindirci. Yalnız Mehmet Topal'ın asistine orta demek doğru olmaz. Resmen takım arkadaşının kafasına nişan almış. Sonuç olarak top Valencia'yı sevmemiş. Bir anlamda Gary Lineker'i haklı çıkaran bir maç olmuş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece 4 çeyrek finalist bu hafta belli oldu. Geriye kalan 4'ü de haftaya belli olacak. 18 Mart'ta yapılacak kura çekimiyle takımların Wembley yolunda hangi duraklara uğrayacakları belli olacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-3535451267286957724?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/3535451267286957724/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=3535451267286957724' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/3535451267286957724'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/3535451267286957724'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/03/sampiyonlar-ligi-2tur-21-carsamba.html' title='Şampiyonlar Ligi 2.Tur 2/1 Çarşamba Maçları'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-VKpNFiivVsk/TXjApNHN52I/AAAAAAAAA8k/1ViDZ4tYErM/s72-c/milan600_UZ2SC.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-1848591754906011922</id><published>2011-03-09T12:20:00.003+02:00</published><updated>2011-03-09T13:16:07.781+02:00</updated><title type='text'>Şampiyonlar Ligi 2.Tur 2/1 Salı Maçları</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-l3yXrTRg5MY/TXdgpZj0d9I/AAAAAAAAA8c/satsRVfMKq0/s1600/9_HMOI8_580x410.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 275px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-l3yXrTRg5MY/TXdgpZj0d9I/AAAAAAAAA8c/satsRVfMKq0/s400/9_HMOI8_580x410.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5582036527501047762" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonlar Ligi'nde 2.turun rövanş maçları dün akşam oynanan iki maçla başladı. Bu maçlarda iki ev sahibi takım Barcelona ve Shakhtar Donetsk çeyrek finale çıkan takımlar oldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.turda sonucu en çok merak edilen eşleşme Barcelona-Arsenal eşleşmesiydi. Arsenal Londra'da ilk maçı 2-1 kazanmayı başarmış Nou Camp'a kağıt üzerinde skor avantajıyla gelmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçın ilk yarısında Arsenal geçen yıldan dersini almış gibiydi. Kendi oyununu oynamaktan ziyade oyunu sıkıştırıp gol yememeyi amaçladı. Savunmayla forvet arasında 30-35 metrelik bir alan vardı. Barcelona bu kadar dar alanda etkili olamadı. Bunların üstüne de oyun çok durunca Barcelona kendi oyununu tam anlamıyla sahaya yansıtamadı. Buna rağmen 3 pozisyon üretip 1 gol atmayı başardılar. 45+3'te Messi çok şık bir golle takımını öne geçirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.yarıda Arsenal gol bulmak zorundaydı. Bunun için de en uygun yol duran toplardı. 50.dakikada Arsenal korner kazandı. Bu korner sonucunda Sergio Busquets topu kendi ağlarına gönderince Arsenal yeniden skor avantajını elde etti. Ancak 56.dakikada van Persie atılınca Arsenal eksik kalmanın yanı sıra moral olarak da çöktü. Barcelona pozisyonlar bulmaya başladı. Barcelona'nın gol atacağı bariz bir biçimde ortadaydı. 69.dakikada David Villa'nın birkaç pozisyonda yapamadığını Xavi yaptı ve Barcelona skoru 2-1'e getirdi. 2 dakika sonra da Pedro'nun yerde kaldığı pozisyonda hakem Busacca önce kale vuruşunu gösterdikten sonra yardımcılarından birisinin uyarısıyla penaltı verdi. Messi penaltıdan skoru 3-1'e getirmeyi başardı. Sonraki dakikalar Barcelona üstünlüğüyle geçti. Maçın sonlarına doğru Adriano'nun hatasından topu kapan Arshavin Bendtner'i gördü ama Mascherano sakatlanma pahasına pozisyonu engellemeyi başardı ve belki de turu getiren adam oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakem Massimo Busacca çok kötü bir maç yönetti. İlk yarıda Barcelona'nın açık penaltısını vermedi. Robin van Persie'yi böyle bir maçta çok kolay bir şekilde oyundan attı. Barcelona'nın penaltısında ise önce kale vuruşunu gösterdi sonra pozisyona daha yakın olmasına rağmen yardımcısına uydu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer maçta ise Shakhtar Donetsk ilk maçta 3-2 yendiği Roma'yı evinde de 3-0 yenerek tarihinde ilk defa çeyrek finale çıktı. Maçın özetinden anladığımız kadarıyla Roma elinden geleni yapmış. İlk maçı 3-2 kaybettikten sonra deplasmanda bundan daha iyisi olmazdı. Ancak penaltı kaçması ve Mexes'in atılmasından sonra fazla yapacak bir şey yoktu. Shakhtar Donetsk de yakaladığı istikrarın meyvelerini toplamaya devam ediyor. 2009'da UEFA Kupası'nı kazandılar şimdi de Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finaldeler. Çeyrek finalde Barcelona dahil her rakibe sorun yaşatabilecek potansiyelleri var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonlar Ligi'nde 2.tur maçları bu akşam oynanacak olan Tottenham-Milan ve Schalke-Valencia maçlarıyla devam edecek ve iki çeyrek finalist daha belli olacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-1848591754906011922?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/1848591754906011922/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=1848591754906011922' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1848591754906011922'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1848591754906011922'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/03/sampiyonlar-ligi-2tur-21-sal-maclar.html' title='Şampiyonlar Ligi 2.Tur 2/1 Salı Maçları'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-l3yXrTRg5MY/TXdgpZj0d9I/AAAAAAAAA8c/satsRVfMKq0/s72-c/9_HMOI8_580x410.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-4059598785200441061</id><published>2011-03-08T00:51:00.005+02:00</published><updated>2011-03-08T01:33:25.755+02:00</updated><title type='text'>Beyazlar İçinde</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-EOJAtmdMU6E/TXVrPcyp9FI/AAAAAAAAA8U/aFdNL-AHn30/s1600/gb-fb%2B2-4.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 273px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-EOJAtmdMU6E/TXVrPcyp9FI/AAAAAAAAA8U/aFdNL-AHn30/s400/gb-fb%2B2-4.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5581485226366465106" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dün Trabzonspor'un Beşiktaş galibiyetinden sonra bu akşamki Gençlerbirliği maçı Fenerbahçe için çok daha kritik bir hale gelmişti. Özellikle Gökhan Gönül'ün ve Selçuk Şahin'in yokluğu ve Gençlerbirliği'nin son haftalarda yükselişe geçmiş olması ayrıca hava şartları Fenerbahçe'nin işini zorlaştırabilirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe geçtiğimiz maçların aksine bu maça iyi başlamadı. Ancak doğru dürüst pozisyona girmeden 2 gol bularak geçen maçlardaki geleneğini sürdürüp ilk yarım saatte maçı koparmak için ciddi bir şans yakalamıştı. Bu arada ilk gol ofsaytken 2.golde de hakem ucuz bir penaltı çaldı. Tabi pozisyonda Niang'ın kurnazlığının yanı sıra Serdar'ın da hatası var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe 2-0 öne geçmesine rağmen maçı izleyen herhangi biri Gençlerbirliği'nin gol atma şansının bir hayli yüksek olduğunu çok rahat görebilirdi. Öyle ki Gençlerbirliği'nin 2 topu direğe çarpıp dışarı gitmişti. Özellikle Dia'nın oynadığı sol tarafta Andre Santos'un yalnız kalması Gençlerbirliği'nin o kanadı çok rahat kullanmasını sağladı. Gençlerbirliği maç 2-0 olduktan 2 dakika sonra gol atarak maça tutunmayı başardı. 2-1'den sonra Fenerbahçe oyunun kontrolünü elinde tutmaya çalıştı. Ancak hücuma çıkarken kaptırılan toplarda Gençlerbirliği tehlikeli kontra ataklar geliştirdi. Bu atakları kesen isim ise süpriz bir şekilde Özer Hurmacı oldu. Yine bu kontra atakların birinin ardından Gençlerbirliği köşe vuruşu kazandı. Ceza yayına düşen topa Hurşut mükemmel vurdu ve skor 2-2'ye geldi. Devrenin sonlarında atılan bu golle ilk yarı beraberlikle sona erdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devre arasında işler Fenerbahçe'nin aleyhine dönmüş gibi gözüküyordu. Üstelik karın şiddetini artırması da işleri zorlaştıracaktı. Mehmet Topuz-Emre Belözoğlu ikilisi rakibe yeteri kadar direnç gösteremiyordu. Fakat Gençlerbirliği kendisine beraberliği yeterli görünce Fenerbahçe rahatladı ve oyuna hükmetmeye başladı. Yoğun kar yapışı nedeniyle saha beyaza bürünmüştü. Ancak Gençlerbirliği yarı sahasında yer yer çimler belli olurken Fenerbahçe tarafında çimler görünmüyordu. 60.dakikada Aykut Kocaman maç berabere olmasına rağmen hücumcu Dia'yı çıkarıp savunmacı Cristian'ı oyuna soktu. Dia o kadar etkisizdi ki onun yerine orada başka birisi de oynayabilirdi. Bu değişiklikten 3 dakika sonra Alex'in ara pasına hareketlenen Niang Fenerbahçe'yi tekrar öne geçirdi. 5 dakika sonra da hem organizasyon hem de vuruş olarak Andre Santos güzel bir gol daha atarak skoru 4-2'ye getirdi ve maçı kopardı. 4-2'den sonra Gençlerbirliği 2 net pozisyondan yararlanamayınca maç da bu şekilde bitmiş oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe bu maçta Gökhan Gönül'ü çok aramadı. Bekir İrtegün her ne kadar son haftalarda maçlara sonradan girip sarı kartlar görse de bu maçta sağ bekte sırıtmadı. Ancak Selçuk'un yokluğunda Aykut Kocaman Dia'dan vazgeçemeyince Fenerbahçe son haftalardaki dirençli orta sahasını kaybetti. Bu da özellikle ilk yarıda sıkıntı yarattı. Güiza'nın oyuna girmesi ise yürekleri ağızlara getirdi. Lugano ve Santos ise sarı kart görerek gelecek hafta oynanacak Konya maçında cezalı duruma düştüler. Böylece sakatlanmadıkları takdirde Galatasaray maçında bu iki futbolcu da oynayabilecekler. Ancak Gökhan Gönül Konyaspor maçında da oynayamazsa Fenerbahçe'nin ideal savunma 4'lüsünden 3 isim oynayamayacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlerbirliği takımını ilk yarıda çok beğendim. Özellikle hücumda çabuk çoğalan bir takım haline gelmişler. Bu maçta da Fenerbahçe'yi yenebilecek pozisyona gelmişlerdi. Ancak 2.yarıya kazanmak için değil de berabere kalmak için çıkmış gibiydiler. Böyle olunca da Fenerbahçe'nin zaaflarından yararlanmayı pek düşünmediler. Eğer bu iskeleti koruyabilirlerse ve doğru ellere emanet edilirlerse gelecek yıllarda ligin dişli takımı Gençlerbirliği'ni tekrar görürüz diye düşünüyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-4059598785200441061?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/4059598785200441061/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=4059598785200441061' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/4059598785200441061'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/4059598785200441061'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/03/beyazlar-icinde.html' title='Beyazlar İçinde'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-EOJAtmdMU6E/TXVrPcyp9FI/AAAAAAAAA8U/aFdNL-AHn30/s72-c/gb-fb%2B2-4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-4285055438670989538</id><published>2011-02-27T12:21:00.003+02:00</published><updated>2011-02-27T12:48:25.397+02:00</updated><title type='text'>7'de 7</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-Xa79oFwtdUc/TWorNiZN_kI/AAAAAAAAA8M/eMce2UV_sMI/s1600/alex%2Bkas%25C4%25B1mpa%25C5%259Fa.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 322px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-Xa79oFwtdUc/TWorNiZN_kI/AAAAAAAAA8M/eMce2UV_sMI/s400/alex%2Bkas%25C4%25B1mpa%25C5%259Fa.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5578318600022654530" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe geçen hafta kazandığı Beşiktaş maçından sonra bu hafta kendi sahasında son sıradaki Kasımpaşa'yı ağırladı. Bu tip maçların aslında kolay geçmesi beklenirken ligin zirvesindeki takımların bu tip maçlarda puan kaybetmesi sıkça rastlanan bir durumdur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe yine ideal 11'iyle sahadaydı ve yine maça hızlı başlayıp ilk dakikalarda atılacak bir golle skor avantajını erken yakalamanın peşindeydi. Ancak maçın başında Mehmet Topuz kale sahasında golü atamayınca Fenerbahçe bu fırsatı kaçırdı. Kasımpaşa'nın temel amacı ise ilk 30 dakikayı gol yemeden atlatıp Fenerbahçe baskısından kurtulabilmekti. Bunun içinde Dia'ya hiç boş alan bırakmadılar ve duran toplara da önlem almışlardı. Bu esnada kontradan atılacak bir gol de onlar için çok iyi olabilirdi. Fakat 33.dakikada ise Alex mükemmel bir frikik golüyle Fenerbahçe'yi 1-0 öne geçirdi. Ancak devrenin sonlarına doğru Fenerbahçe Kasımpaşa'ya bedavadan penaltı hediye edince işler tekrar zora girebilirdi ki Volkan penaltıyı kurtararak buna engel oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.yarı kontrollü başladı. 55.dakikada Dia farkı 2'ye çıkarınca Fenerbahçe de rahatladı. O dakikadan sonra da Fenerbahçe rakip kalede pek etkili olamadı. Kasımpaşa ise Azar Karadaş ve Keller ile 2 net pozisyon üretti ancak golü bulamadılar ve maç 2-0 Fenerbahçe'nin üstünlüğüyle sona erdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe sadece ligde yoluna devam ettiği için Aykut Kocaman rotasyon yapmıyor ve hep aynı 14 kişiyle oynuyor. Her hafta aynı oyuncuları değiştiriyor. Özellikle Dia oyundan çıktıktan sonra rakip yarı sahaya geçmekte Fenerbahçe çok zorlanıyor. Halbuki kenarda şans verilmesi gereken Stoch gibi bir oyuncu var. Bana göre Aykut Kocaman'ın bu tip maçların son 15-20 dakikasında Stoch'u kullanması herkes açısından faydalı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç itibariyle Fenerbahçe bu maçta iyi oynamayarak ancak en az rakibi kadar mücadele ederek aradaki kalite farkını skora yansıttı. Fenerbahçe'de kaleci Volkan kurtardığı toplarla maçın adamı oldu diyebiliriz. Böyle soğuk bir havada ve çok az top gelen bir maçta konsantrasyon kaybı yaşamaması sevindirici. Kasımpaşa ise bu maçta ortaya koyduğu futbolla kolay kolay pes etmeyeceğini gösterdi. İleri ki haftalarda diğer takımların başına iş açabilirler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-4285055438670989538?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/4285055438670989538/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=4285055438670989538' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/4285055438670989538'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/4285055438670989538'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/02/7de-7.html' title='7&apos;de 7'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-Xa79oFwtdUc/TWorNiZN_kI/AAAAAAAAA8M/eMce2UV_sMI/s72-c/alex%2Bkas%25C4%25B1mpa%25C5%259Fa.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-4113519082281420042</id><published>2011-02-24T18:38:00.003+02:00</published><updated>2011-02-24T19:13:08.818+02:00</updated><title type='text'>Şampiyonlar Ligi 2.Tur 1/2 Çarşamba Maçları</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-xwcBvR6zwmo/TWaRed00-uI/AAAAAAAAA78/MiaSlVugSEE/s1600/%25C4%25B1nter-bayern.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-xwcBvR6zwmo/TWaRed00-uI/AAAAAAAAA78/MiaSlVugSEE/s400/%25C4%25B1nter-bayern.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5577305141133245154" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonlar Ligi'nde 2.tur ilk maçları dün akşam oynanan iki maçla tamamlandı. Diğer maçların çoğunda olduğu gibi bu maçlarda da deplasman takımları avantajlı skorlar elde ettiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gecenin maçında Inter geçen sene finalde karşılaştığı Bayern'i ağırladı. Sezona Rafael Benitez'le başlayan ardından işler istediği gibi gitmeyince Leonardo'yu takımın başına getiren Inter bu kez rakibine diş geçiremedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi sahasında oynamanın verdiği hisle Inter maça daha istekli başladı. İleri uçta oynayan oyuncularıyla önde basarak Bayern stoperlerinin top yapmasına engel olmaya çalıştılar. Bayern Münih ise hücum planını Robben ve Ribery'nin taşıdığı toplar üzerine kurmuştu. Ancak Ribery 90 dakika boyunca hayal kırıklığı yaratırken Robben'de de uzun zamandır oynamamanın vermiş olduğu form düşüklüğü hemen göze çarpıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Inter pozisyon üretmek konusunda istekliydi. Bayern Münih'te ise "Deplasmanda oynuyorum, önce gol yememeliyim." düşüncesi yoktu. Onlar da fırsatını bulduğunda kendi oyunlarını oynamaya çalıştılar. Badstuber ve Tymoshchuk'un stoper oynaması ise bir hayli garibime gitti doğrusu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk yarıda her iki takım da karşılıklı pozisyonlar ürettiler ancak gole ulaşamadılar. Bayern Münih'in de bir topu direkten döndü. 2.yarıya ise iyi başlayan taraf Bayern Münih oldu. Robben'in sert şutunda direk bir kez daha gole izin vermezken, diğer kalede genç kaleci Thomas Kraft Inter'in gol ayaklarına geçit vermedi. Maçı izlerken Almanlar "Yeni Oliver Kahn'ı bulmuşlar." dedim. Maç böyle bitecek diye düşünmeye başladığımızda "Dünya'nın en iyi kalecisi" olarak lanse edilen Julio Cesar klasına yakışmayacak bir hata yaptı. Robben'in sert şutunda topu sektirince Gomez onun bu hatasından faydalandı ve takımına çeyrek finale çıkması için avantaj sağladı. &lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-FOh2WLf1GUw/TWaRecUsLvI/AAAAAAAAA8E/uWmwyVpS5FI/s1600/marsilya-%2Bmanu.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-FOh2WLf1GUw/TWaRecUsLvI/AAAAAAAAA8E/uWmwyVpS5FI/s400/marsilya-%2Bmanu.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5577305140730015474" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Diğer maçta ise Marsilya ile Manchester Utd. Fransa'da karşılaştılar. Manchester son iki sezondur Şampiyonlar Ligi'nde Türk takımları ile eşleştiğinden onların maçlarını yakından takip etme şansına bir çok defa sahip olduk. Manchester Utd. özellikle deplasman maçlarında önce sağlam savunma yaparak gol yememeye çalışan bir takım. Olursa atacağı bir gol çok iyi olur elbette ama atamazsa bunu fazla dert etmeden evinde alacağı bir galibiyetle işi bitirmenin peşinde oluyorlar. Dün gece de Fransa'da bu stratejilerini başarılı bir biçimde uyguladılar. Marsilya maç boyunca etkili olmaya, tempo yapmaya çalışsa da Manchester kalesinde fazla pozisyon bulamadı. Manchester Utd. ise Nani'yi kullanarak pozisyonlar üretmeye çalıştı ama öncelik gol yememe üzerine kuruluydu ve bunu başardılar. Böylece 2.maçta alacakları herhangi bir galibiyetle çeyrek finale çıkan taraf olacaklar. Ancak gollü beraberliklerin Marsilya'ya yaraması Marsilya için ciddi bir umut ışığı olacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece Şampiyonlar Ligi'nde 2.turun ilk maçları tamamlandı. 2. maçlar 8-9 Mart ve 15-16 Mart tarihlerinde oynanacak ve çeyrek finalistler belli olacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-4113519082281420042?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/4113519082281420042/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=4113519082281420042' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/4113519082281420042'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/4113519082281420042'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/02/sampiyonlar-ligi-2tur-12-carsamba.html' title='Şampiyonlar Ligi 2.Tur 1/2 Çarşamba Maçları'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-xwcBvR6zwmo/TWaRed00-uI/AAAAAAAAA78/MiaSlVugSEE/s72-c/%25C4%25B1nter-bayern.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-2040646735226093064</id><published>2011-02-23T15:03:00.002+02:00</published><updated>2011-02-23T15:22:49.491+02:00</updated><title type='text'>Şampiyonlar Ligi 2.Tur 1/2 Salı Maçları</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-UhjTD1mEb_o/TWUKCH5PzNI/AAAAAAAAA70/M2BsmrKxKWU/s1600/lyon_real%2Bmadrid.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-UhjTD1mEb_o/TWUKCH5PzNI/AAAAAAAAA70/M2BsmrKxKWU/s400/lyon_real%2Bmadrid.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5576874745163402450" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonlar Ligi'nde dün akşam Real Madrid belalısı O.Lyon'a Chelsea ise Kopenhag'a konuk oldu. Bu maçlar sonucunda deplasman takımları kendi evlerine avantajlı skorlarla döndüler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık geleneksel hale gelen O.Lyon-Real Madrid eşleşmesinde bu kez işler farklıydı. Her ne kadar Real Madrid'in O.Lyon'a karşı henüz galibiyeti olmasa da ve bu maça kadar deplasmanda golü bile olmasa da başındaki teknik direktörden dolayı artık şeytanın bacağını kırması bekleniyordu. Dün akşam Real Madrid bunu başaramasa da en azından şeytanın ayağını burkmayı başardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçın ilk yarısında etkili olan taraf Lyon'du. Ancak Real Madrid 1-2 pozisyon dışında kalesinde çok büyük tehlikeler yaşamadı. Lyon eski gücünde olsa yine Real Madrid'in başına çorap örebilirdi. Ancak Lyon eski gücünde olmadığı gibi Real Madrid de bu sefer daha dikkatliydi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.yarıda oyuna ağırlığını koyan taraf Real Madrid oldu. Cristiano Ronaldo'nun serbest vuruşu 2.yarının hemen başında direkten döndü. Ardından bir duran top organizasyonu sonrası Sergio Ramos da direğe takıldı. Oynadığı süre boyunca pek ortalarda gözükmeyen Adebayor'un yerine oyuna giren Benzema oyuna girdikten hemen sonra golü atarak takımını öne geçirdi. Real Madrid rövanş için bu golle ciddi bir avantaj elde etmişti ki bir duran top sonrası ceza sahasında boş kalan Gomis, Real Madrid savunmasının bu hatasını affetmeyerek Real Madrid'e bir kez daha galibiyet şansı tanımadı. Kalan dakikalarda başka gol olmayınca maç 1-1'lik eşitlikle sonuçlandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer maçta ise sezona iyi başlayan fakat daha sonra yaşanan sakatlıklardan dolayı düşüşe geçen, bir türlü toparlanamayan ve sıkıntılı günler yaşayan Chelsea, Şampiyonlar Ligi'nin bu sezonki sürpriz ekibi Kopenhag'a konuk oldu. Bu maç Chelsea için beklenenden çok daha kolay geçti. Fernando Torres'i durdurmayı başaran Kopenhag Anelka'ya engel olamadı. Anelka attığı 2 golle takımının çeyrek final kapısını ardına kadar aralamasını sağladı. &lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-mg0nN8xFb_0/TWUKCGmECtI/AAAAAAAAA7s/Ff0g11xd1LQ/s1600/anelka_kopenhag.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-mg0nN8xFb_0/TWUKCGmECtI/AAAAAAAAA7s/Ff0g11xd1LQ/s400/anelka_kopenhag.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5576874744814504658" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sonuçlarla Real Madrid ve Chelsea avantajlı skorlarla evlerine döndüler. Chelsea'nin çeyrek finale çıkması hemen hemen garanti gibi. Real Madrid ise 0-0'da tur atlamanın avantajını kullanarak galip gelmeye çalışacaktır diye tahmin ediyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonlar Ligi'nde bu akşam oynanacak olan Marsilya-Manchester United ve geçen seneki finalin rövanşı niteliğindeki Inter-Bayern Münih maçlarıyla 2.turun ilk maçları tamamlanacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-2040646735226093064?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/2040646735226093064/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=2040646735226093064' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/2040646735226093064'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/2040646735226093064'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/02/sampiyonlar-ligi-2tur-12-sal-maclar.html' title='Şampiyonlar Ligi 2.Tur 1/2 Salı Maçları'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-UhjTD1mEb_o/TWUKCH5PzNI/AAAAAAAAA70/M2BsmrKxKWU/s72-c/lyon_real%2Bmadrid.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-9110140929709812953</id><published>2011-02-21T17:40:00.004+02:00</published><updated>2011-02-21T18:29:17.598+02:00</updated><title type='text'>Ferrari Sağolsun</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-pJ5SxLNXfd0/TWKSBNBJGiI/AAAAAAAAA7k/TqNn64-MH1Y/s1600/bjk%2B2-4%2Bfb.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 229px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-pJ5SxLNXfd0/TWKSBNBJGiI/AAAAAAAAA7k/TqNn64-MH1Y/s400/bjk%2B2-4%2Bfb.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5576179838010071586" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;4-3'lük maçtan sonra son yılların en zevkli geçen Fenerbahçe-Beşiktaş derbisi dün akşam İnönü'de sahnelendi. Her 2 takımın da farkı yakalayabileceği maçta son gülen taraf maç fazlasıyla liderliğe yükselen Fenerbahçe oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe ideal 11'iyle sahaya çıkarken Beşiktaş uzun zamandır oynamayan Rüştü ve uzun bir aradan sonra ilk kez Dinamo Kiev maçında oynayan Ferrari ile oyuna başladı. Yabancı kontenjanına takıldığı için de Hilbert'in yerine Ekrem Dağ oynadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe ilk yarım saatte Beşiktaş'a orta sahada üstünlük kurdu. Maç sanki İnönü'de değil de Kadıköy'de oynanıyordu. Özellikle Dia'nın sol taraftan getirdiği toplar Beşiktaş kalesinde çok ciddi tehlikeler yarattı. 5.dakikada Alex'in ortasında Necip'in ters kafa vuruşu Fenerbahçe'yi 1-0 öne geçirdi. Golden sonra Fenerbahçe Emre, Niang ve Dia ile tehlikeler yarattı. Dia'nın direkten dönen vuruşu maçın ilk kırılma anıydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe maça hızlı başladığından 30.dakikadan sonra yorgunluk başladı ve üstünlük Beşiktaş'a geçti. O dakikaya kadar sadece Quaresma'nın kişisel çabalarıyla pozisyon üretmeye çalışan Beşiktaş organize ataklar geliştirmeye başladı. Fenerbahçe pas yapamaz duruma geldi. İlk hedef ilk yarıyı gol yemeden tamamlayabilmekti. Ancak 43.dakikada az adamla yakalanan Fenerbahçe savunması Ekrem'i durduramadı. O da kendisinden beklenmeyecek derecede mükemmel bir vuruşla skoru eşitledi. Bu gol öyle kritik bir dakikada geldi ki Beşiktaş devre arasına müthiş moralli girmiş oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekrem'in attığı golün etkisiyle Beşiktaş 2.yarıya çok hızlı başladı. Simao'nun serbest vuruşu sonrası baraja çarpan top İbrahim Toraman'ın önünde kalınca Beşiktaş 2-1 öne geçti. Golden sonra seyirci desteğini de arkasına alan Beşiktaş ve neye uğradığnı şaşırmış bir Fenerbahçe vardı. Arka arkaya tehlikeli pozisyonlar yaşandı Fenerbahçe kalesinde. 60.dakikada maçın 2.kırılma anı yaşandı ve Almeida Volkan'la karşı karşıya kaldığı pozisyonda golü atamadı. Ardından maçın başından beri boğuşan Ferrari ile Lugano arasında geçen pozisyonda Ferrari Lugano'ya dirsek atınca hem penaltıya sebep oldu hem de kırmızı kart görerek takımını eksik bıraktı. Bu pozisyon maçın 3.kırılma anıydı. Alex'in penaltıdan attığı golle Fenerbahçe skoru 2-2'ye getirdi. Herşey Beşiktaş lehine giderken oyundan atılırken alkışlanan Ferrari sayesinde Fenerbahçe lehine döndü. Yedekler arasına stoper almayan Schuster Necip-Aurelio değişikliğini yaparak Aurelio'yu stopere çekti. Ancak artık kontrol Fenerbahçe'deydi Alex 2 gol daha atarak Fenerbahçe'ye şampiyonluk yarışında çok kritik 3 puan kazandırdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ömer Üründül'ün de dediği gibi futbol çok enteresan bir oyun. Dün akşam maç izlerken ilk yarım saat "hahaha hihihiyle" geçti. Daha sonra 30-60 arası yüzler asıldı moraller bozuldu. 60'tan sonra Ferrari'nin atılmasıyla tekrar yüzler gülmeye başladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu maç için taktiksel analizlerde bulunmak gerçekten çok zor. Çünkü Beşiktaş bu oyuncuları transfer ettiyse kullanmak zorunda ve bu oyuncularla bu futboldan başka bir seçeneği yok bana göre Schuster'in. Fenerbahçe ise tıpkı geçen seneki gibi kazanmaya yönelik bir futbol oynamaya başladı. Fakat geçen seneden farklı olarak Güiza yerine Niang gibi bu sisteme daha uygun bir oyuncunun yanı sıra solda da Dia gibi süratli ve takımın rakip yarı sahaya geçmesini sağlayan bir kanat oyuncusu var. Bu yüzden geçen seneye nazaran daha iyi işleyen bir oyun planı var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Schuster'i eleştirebileceğimiz tek nokta yedekler arasına bir stoper almamasıydı. Bunun aynısı Aykut Kocaman Kayseri'de yapmış Yobo sakatlandıktan sonra Selçuk'un stoper oynamasıyla savunma çökmüştü. Kullanmadığı Fernandes'in yerine Sivok'u kadroya almalıydı Schuster. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cüneyt Çakır bana göre iyi maç yönetti. Artık kartlarını biraz daha idareli kullanıyor. Eskiden olsa Ekrem Dağ ilk 15 dakikayı göremezdi. Gökhan Gönül de 82.dakikada kırmızı kart görebilirdi. Ancak özellikle bu tip maçlarda kolay kart çıkması durumunda işler kontrolden çıkıyor. Cüneyt Çakır ise maçın kontrolünü kaybetmedi. Bana göre skora etki eden bir hata yapmadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe'nin 2.yarıdaki fikstürüne baktığımız zaman kağıt üzerindeki en zor maçı Beşiktaş maçı olarak gözüküyordu. Fenerbahçe bu maçta çok önemli 3 puan alarak şampiyonluk yarışında çok daha iddialı konuma geldi. Beşiktaş'ın ise ligden Avrupa Kupalarına katılma şansı çok azaldı. Artık Türkiye Kupası'nı alarak seneye Avrupa'ya katılmanın hesaplarını yapmaları gerekiyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-9110140929709812953?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/9110140929709812953/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=9110140929709812953' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/9110140929709812953'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/9110140929709812953'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/02/ferrari-sagolsun.html' title='Ferrari Sağolsun'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-pJ5SxLNXfd0/TWKSBNBJGiI/AAAAAAAAA7k/TqNn64-MH1Y/s72-c/bjk%2B2-4%2Bfb.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-1414033382402671982</id><published>2011-01-31T01:18:00.002+02:00</published><updated>2011-01-31T02:14:05.681+02:00</updated><title type='text'>Zirveye Doğru</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TUX-vg7H1EI/AAAAAAAAA7Y/_dJauPEcD4U/s1600/fener%2B2-0%2Bts.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 286px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TUX-vg7H1EI/AAAAAAAAA7Y/_dJauPEcD4U/s400/fener%2B2-0%2Bts.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5568136606558704706" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe bırakın mağlubiyeti beraberlik halinde bile şampiyonluk yarışına havlu atacağı maçta Trabzonspor'u 2-0 yenerek şampiyonluk yarışında yeniden iddialı konuma geldi. Böylece  ilk yarı sonunda 9 olan puan farkı 4'e düşmüş oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç kalite olarak iyi değildi. Ligin en iyi takımı denilen Trabzonspor belki de sezonunu en kötü futbolunu oynadı. Fenerbahçe ise motivasyonla, hırsla, mücadele ile bir şeyler kazanma peşindeydi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe geçen senenin son haftalarındaki performansına benzeyen bir şekilde oynamaya başladı son maçlarda. Kapanan, rakibe fazla pozisyon vermemeye çalışan, ileride de bir şekilde golü bulduğunda üstüne yatıp maçı kazanmayı amaçlayan bir Fenerbahçe vardı. Bunu gerçekleştirmek için de özellikle ilk yarım saatte Fenerbahçe çok uğraştı. Biri duran toptan diğeri de rakibin hatalı pası sonrası kontra ataktan bir gol bularak maçı 2-0 yaptı. Daha sonra oyunu kendi yarı sahasında kabul etmesiyle beraber Trabzonspor oyuna hükmetmeye başladı ama en fazla ceza sahası yay çizgisine kadar gelip daha ileriye geçemediler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şenol Güneş 2.yarıya hamle yaparak başlaması gereken isimdi. Yattara'yı oyuna alacağı belliydi ama çıkacak oyuncu ya Engin Baytar ya da Burak Yılmaz olur diye düşünürken o sarı kartı bulunan Colman'ı oyundan aldı. Böylece Trabzonspor orta sahada savunma yönü de bulunan tek futbolcuyla kaldı. Yattara oyuna girdikten sonra Trabzonsporlu oyuncular her fırsatta topu Yattara ile buluşturmaya çalıştı ama Yattara sadece bir kez tehlike yaratabilecek bir orta yaptı onu da Volkan Demirel artistik bir biçimde çıkıp aldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;65'te Selçuk'un atılmasıyla umutlanan Trabzonspor 70'te Glowacki atılınca tekrar demoralize oldu ve doldur-boşalt oynamaya başladı. Umut'a doğru atılan topların tamamını da Lugano aldı. Duraklamalarda Tayfun Cora'nın da atılmasıyla Trabzonspor maçı 9 kişi tamamladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe'de Mehmet Topuz ve Gökhan Gönül çok iyi oynadılar. Andre Santos da savunma görevlerini iyi yaptı. Niang'ın ise fizik olarak daha iyi olmasını ilerleyen haftalarda bekliyoruz. Fenerbahçe takım olarak iyi mücadele etti ama şampiyonluk için daha iyi oynaması gerekiyor. Bu oyunun üstüne koymadığı takdirde bu şekilde kör topal fazla gitme şansı bana göre pek yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trabzonspor ise belki de sezonun en kötü futbolunu oynadı. Koca maçı zorlasan 2 pozisyonla bitirdi. O pozisyonlar da biri Yobo'nun hatasıyla diğeri de duran top sonrası topun ceza sahasında sekip Volkan'ın müdahalesiyle direkten dışarı çıkmasıyla oldu. Gelecek hafta oynanacak olan Antalyaspor maçı Trabzonspor için çok kritik bir maç haline gelmiş oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bünyamin Gezer ise maçın sonucuna etki edecek bir hata yapmadı belki ama bana göre çok kötü bir yönetim gösterdi. 65'e kadar Fenerbahçe aleyhine, 65'ten sonra ise Trabzonspor aleyhine çok kolay kartlar çıkardı. Faulün bile tartışılacağı pozisyonda Selçuk'a 2.sarıyı gösterdi. O kırmızı karttan sonra ise maçın kontrolünü kaybetti. 70'te de hem seyirci baskısı hem de Alex'in kurnazlığı Glowacki'yi oyundan attırdı. Zaten 70'ten sonra oynanan dakikalar maçın tamamlanmasından başka bir işe yaramadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç itibariyle Fenerbahçe şampiyonluk yarışına iyice dahil oldu. Ancak bu futbol şampiyonluk için yeterli olmaz. Üstüne koymak zorunda. Trabzonspor'un ise hala lider olduğunu unutmadan yoluna devam etmesi gerekiyor. Aksi takdirde 2.yarıda ilk yarıdakinin yanına bile yaklaşamayacak bir performans çizmeleri hiç de uzak bir ihtimal değil.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-1414033382402671982?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/1414033382402671982/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=1414033382402671982' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1414033382402671982'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1414033382402671982'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/01/zirveye-dogru.html' title='Zirveye Doğru'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TUX-vg7H1EI/AAAAAAAAA7Y/_dJauPEcD4U/s72-c/fener%2B2-0%2Bts.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-2343006540809875824</id><published>2011-01-16T15:09:00.003+02:00</published><updated>2011-01-16T19:04:47.894+02:00</updated><title type='text'>TT Arena'nın Protestolu Açılışı</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TTL5tT6rvqI/AAAAAAAAA7Q/U3wrAc4WWX4/s1600/TT%2BArena%2Ba%25C3%25A7%25C4%25B1l%25C4%25B1%25C5%259F.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TTL5tT6rvqI/AAAAAAAAA7Q/U3wrAc4WWX4/s400/TT%2BArena%2Ba%25C3%25A7%25C4%25B1l%25C4%25B1%25C5%259F.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5562783046591823522" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray yıllar boyunca maketlerle boğuştuktan sonra dün en sonunda yeni stadına kavuştu ama açılışa protestolar damga vurdu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün akşam Recep Tayyip Erdoğan'a yapılan protestoların Fenerbahçeli olmasından kaynaklandığı düşünelibilir belki ama ben pek öyle olduğunu zannetmiyorum. Çünkü basketbol milli takımı tarihin en büyük başarısını yakaladığında bile insanlar madalya töreninde Başbakan'ı protesto etmişti. O da Fenerbahçeli olmasından kaynaklanmıyordu herhalde. Bu noktada Başbakan'ın şapkasını önüne koyup düşünmesi gerekir. Kendine "Ben ne yapıyorum da bu insanlar böyle özel günlerde bile beni protesto ediyor?" diye sorması gerekir. Ama tabi o yine aldığı %47 oya güvenip, bunlar halkın iradesini yansıtmıyor, bir kısım elitist, halktan kopuk, ülke gerçeklerinden bihaber insanların yaptıkları diye değerlendirmeye devam edecektir. Oysa 22 Temmuz gecesi partisinin Genel Merkez binasının balkonunda herkesin Başbakan'ı olacağı sözünü vermişti. Fakat bu 4 sene içerisinde bu sözünü tutmak için herhangi bir girişimde bulunmadığı gibi bundan sonra da böyle bir şeyi kendisinden beklemiyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdoğan Bayraktar'ın da nasıl bir kafada olduğunu anlamadım. Çıkıp 1-2 klişe laf edip konuşmasını tamamlayabileceği yerde rahmetli Özhan Canaydın'a ve Galatasaray yönetimine demediğini bırakmamış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat bunlar Adnan Polat'ın yaptıkları ve söylediklerinin yanında hiçbir şey. Başbakan'ı protesto edenleri Galatasaraylı olarak görmüyormuş kendisi. Öncelikle sen Galatasaray'ın sahibi değilsin. Başkanısın. Kimin Galatasaray'ı tutacağına sen karar veremezsin, hatta kişinin kendisinden başka kimse karar veremez. Ayrıca oraya gelen insanların yanlış bilmiyorsam çoğu kongre üyeleri ve aileleriydi. Bir de kombine kart alanlar vardı. Kongre üyelerine davetiyeleri yönetim yani sen göndermedin mi? Kendi çağırdığın insanlara "Galatasaraylı değiller." diyorsun. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu? Ayrıca dün akşam o protestoları gerçekleştirenler tribündeki bir avuç çapulcu değil taraftarın ta kendisidir. Tabii ki Galatasaray taraftarının siyasi görüşü böyledir denemez. Mutlaka hem Galatasaraylı olup hem AKP'ye oy veren bir sürü insan vardır. Her takımda olduğu gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de Adnan Polat'ın stadı terketmesi var ki o da ayrı bir skandaldır. Galatasaray Başkanı böyle bir günde stadı terkediyorsa görevini yapmıyor demektir. Görevini yapmayacaksa Galatasaray camiası içerisinde o görevi yerine getirebilecek birisi mutlaka bulunur. Zaten ben Galatasaraylıların takımın kötü gidişinden ziyade bu tip davranışlara daha çok sinirlendiğini düşünüyorum. Bir de Fatih Terim'e reva görülen muamelenin de tam bir fiyasko olduğunu belirtmeliyim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönül isterdi ki açılışta böyle şeyler olmasın daha güzel geçsin. Ancak olmadı. Ülkenin siyasi, Galatasaray'ın kötü durumu açılışın protestolarla açılmasına sebep oldu. Ne yapalım sağlık olsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-2343006540809875824?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/2343006540809875824/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=2343006540809875824' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/2343006540809875824'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/2343006540809875824'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/01/tt-arenann-protestolu-acls.html' title='TT Arena&apos;nın Protestolu Açılışı'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TTL5tT6rvqI/AAAAAAAAA7Q/U3wrAc4WWX4/s72-c/TT%2BArena%2Ba%25C3%25A7%25C4%25B1l%25C4%25B1%25C5%259F.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-4414612605694435059</id><published>2011-01-14T00:58:00.002+02:00</published><updated>2011-01-14T02:09:34.614+02:00</updated><title type='text'>Futbolcuya Dayalı Düzen</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TS-Tqn1zOoI/AAAAAAAAA7I/pL-xiXZ8_ro/s1600/fener-in-hocasi-aykut-kocaman-681935.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TS-Tqn1zOoI/AAAAAAAAA7I/pL-xiXZ8_ro/s400/fener-in-hocasi-aykut-kocaman-681935.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5561826425284278914" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Futbolcuya dayalı düzen lafı futbol lügatımıza Fenerbahçe sayesinde girmiş bir laftır. Yıllardır Fenerbahçe'de böyle bir düzen olduğu söylenir ve başarısızlık durumlarında her zaman teknik direktörlerin görevlerine son verilmesinin sebebinin bu düzen olduğu iddia edilir. Aslına bakarsanız bu yanlış bir tez değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aykut Kocaman sezon başından bu yana bu düzeni yıkmak için uğraşıyor. Ancak bu işi futbolcularla çatışarak yapmaya çalışıyor. Bu da takıma o kadar zarar verdi ki Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi'nden sonra Türkiye Kupası'nda da 0 çekme konumuna geldi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben teknik direktör değilim. Belki bundan sonra yazacaklarım haddimi aştığımın bir belgesi niteliğinde olacak. Ama ben yine de haddimi bilmez bir şekilde bu eleştirilerimi yapacağım. Çünkü içimdekileri bir yerlere kusmak zorundayım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teknik direktörlük sadece idman yaptırmakla, taktik vermekle bitseydi herkes teknik direktörlük yapardı. Teknik direktörün aynı zamanda insan psikolojisinden de anlaması şarttır. Sonuçta futbolu robotlar değil insanlar oynuyor. Bugün menajer oyunlarında bile oyuncuların moralllerini bozduğunuz zaman takımınız kötü gidiyor.  Düşünün gerçek hayatta neler olmaz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aykut Kocaman Fenerbahçe tarihine geçmiş bir oyuncuydu. Ama teknik direktör olarak hiçbir başarısı yokken, hiçbir karizması yokken takıma çok katkı sağlayabilecek oyuncuları bir kalemde silip atıp futbolculara asıl patronun kim olduğunu göstermeye kalktı. Zannedersin karşısında 25-30 yaşlarında kimisi evli barklı çoluk çocuk sahibi yetişkin insanlar değil de 16-17 yaşındaki liseli ergenler var. Futbolcuya dayalı düzeni yıkacağım derken herşeyi bariz bir şekilde yerle yeksan etti. Futbolcuya dayalı düzeni yıkmak istiyorsanız futbolcunun size saygı göstermesini sağlamanız gerekir. Çünkü siz istediğiniz kadar iyi şeyler yapmaya çalışın sahada icraatı yapacak olan futbolcudur. Eğer futbolcu sahaya çıktığından kenardaki hocasının o güvenmediğini hissediyorsa, o zaman mutsuz olur, iyi oynayamaz. O yüzden futbolcuyu kazanmak yoluna gitmek zorundasınızdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jose Mourinho bugün çalıştırdığı her takımda başarılı oluyorsa bunda futbolcularından saygı görmesinin çok etkisi vardır. Ama Jose Mourinho bu saygıyı sadece Jose Mourinho olduğu için görmüyor. Futbolcularını her zaman koruyup kolladığı için futbolcuları ona çok büyük saygı duyuyor ve sahaya çıktıklarında onun için de oynuyorlar. Geçenlerde Sneijder'in France Football dergisinde bir demeci vardı. Inter'de antrenman sonrası Jose Mourinho'nun kendisine gelip çok yorgun göründüğünü ve ailesiyle tatil yapmak için birkaç gün izin verdiğini söylemişti. Tatilden döndüğünde ise Mourinho için herşeyi yapabilecek durumda olduğunu anlatmıştı. Ki o Sneijder Dünya Kupası finalinde Casillas'la karşı karşıya kaldığında golü atsa Altın Top'u Messi değil o kazanmıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette Aykut Kocaman'dan böyle şeyler yapmasını bekleyemeyiz. Ama en azından "Brezilya milli takımının sol beki Fenerbahçe'de niye oynamıyor?" diye sorulduğunda "Onu Brezilya'nın sol bekine sorun." denmez. Bugün hiçbir insan evladı elini vicdanına koyup Aykut Kocaman'ın Andre Santos'u kazanmak için uğraştığını söyleyemez. Üstelik Caner rezil durumdayken. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık "Bu bizim evladımızdır." muhabbeti de kabak tadı vermeye başladı. Özellikle Sergen Yalçın, Hakan Ünsal gibi eski futbolcuların spor yazarlığı yapmasıyla beraber futbolumuzda yabancı kim varsa ağır eleştirilere maruz kalırken yerli olanlara yalandan 1-2 tenkit yapılıp geçiştirilmeye başlandı. Vay efendim Rijkaard ne yapmış, Schuster Beşiktaş'a ne vermiş? Quaresma kaç maç kurtarmış, Alex kaç metre koşuyormuş? Cana gibi 60 tane varmış. Aykut Kocaman'a gelince sistem oturtacakmış, zaman verilmesi lazımmış, bizim evladımızmış. Hadi canım sen de!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aykut Kocaman'ın bugünden sonra Fenerbahçe'de başarılı olması mümkün değildir. Çünkü karşılıklı sevgi saygının olmadığı insanların birbirlerini suçladığı bir yerde olumlu işler olmaz. Aziz Yıldırım olaya müdahale edip "Azizsilin" yapıp takımın toparlanması kanser hastasının ilaç tedavisiyle ayakta tutulmaya çalışmasına benzer. Ancak hasta en sonunda Hakk'ın rahmetine kavuşur. Peşinen dostlar sağolsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-4414612605694435059?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/4414612605694435059/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=4414612605694435059' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/4414612605694435059'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/4414612605694435059'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/01/futbolcuya-dayal-duzen.html' title='Futbolcuya Dayalı Düzen'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TS-Tqn1zOoI/AAAAAAAAA7I/pL-xiXZ8_ro/s72-c/fener-in-hocasi-aykut-kocaman-681935.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-1208603627207950197</id><published>2011-01-11T12:15:00.002+02:00</published><updated>2011-01-11T12:49:33.764+02:00</updated><title type='text'>Sami Yen'e Veda</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TSw1t8of9lI/AAAAAAAAA7A/1mc45LGFxTw/s1600/Ali_Sami_Yen_1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 232px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TSw1t8of9lI/AAAAAAAAA7A/1mc45LGFxTw/s400/Ali_Sami_Yen_1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560878703382099538" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray bu akşam Ali Sami Yen'de son maçına çıkıyor. Beypazarı Şekerspor'la oynayacağı Türkiye Kupası maçının ardından Ali Sami Yen stadı hafızalarda hoş bir anı olarak kalacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bir Fenerbahçeli olarak Ali Sami Yen'de hiç maç izlemedim. Zaten statta çok maç seyreden birisi de değilim. Ama Ali Sami Yen Stadı'nın Türk Futbolu ve Galatasaray için çok önemli bir yeri vardı. Biz belki Neuchatel maçlarına yetişemedik ama 2000'lerin başında Avrupa'da önemli başarılar elde eden Galatasaray'ı gördük. Çok iyi hatırlıyorum o yıllarda Galatasaray kendi evinde muazzam bir seri yakalamış, 15-16 maç yenilmemişti. Üstelik bu seriyi Avrupa'nın dev kulüplerine karşı yapmıştı. Real Madrid, Milan, Liverpool, Roma, Lazio, Deportivo gibi takımları bu seriye katmıştı. Tabi o zamanlar Deportivo İspanya'nın 4. büyüğüydü. Roma ve Lazio da İtalya'da yakın zamanda şampiyon olmuş takımlardı. Hatta Lazio son Kupa Galipleri Kupası şampiyonuydu. Milan'la oynanan bir maç sonrasında Maldini: "Beni burada 25000 kişi olduğuna kimse inandıramaz." demişti. Ali Sami Yen Avrupa takımları için yeryüzündeki cehennmedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Fatih Terim döneminde stat UEFA kriterlerine uymuyor diye Galatasaray Şampiyonlar Ligi maçlarını Atatürk Olimpiyat Stadı'nda oynamak zorunda kalmıştı. Olimpiyat Stadı'nda Ali Sami Yen'deki atmosferi yakalamak imkansızdı. Nitekim Galatasaray grubu4. bitirdi. Bir sonraki sezon Galatasaray Ali Sami Yen'i yıkıp yeni stat yapma düşüncesiyle 2 seneliğine Olimpiyat Stadı'na gitti. Ancak Galatasaray stadı yıkamadı. Sadece eski açık tribününün tadilatını yapabildi ve Olimpiyat Stadı'nda geçen kötü sezondan sonra Galatasaray 1 yıl sonra Sami Yen'e geri döndü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray Ali Sami Yen'e geri döndü ama yönetimin yaptığı işler taraftarın sabrını taşırıyordu. Artık Ali Sami Yen deplasman takımları için değil, yönetim için cehennemdi. Öyle ki seyirci protestolarına maruz kaldığından dolayı Ali Sami Yen'e maçları izlemeye gitmiyordu Özhan Canaydın. Sonra yaşananlar ise hepinizin malumu. Galatasaray 2 şampiyonluk daha kazandı belki ama Ali Sami Yen asla eski Ali Sami Yen olamadı. Son günlerde ise kırılan koltuklarla, yapılan protestolarla akıllara gelen bir yer oldu Ali Sami Yen Stadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Galatasaray Ali Sami Yen'e veda ediyor. Gönül isterdi ki Galatasaray yeni stadını aynı yere inşa edebilsin ismi de Ali Sami Yen olarak kalsın. Ancak olaylar bu şekilde gelişti. Bundan sonra Galatasaray maçlarını yeni stadında Seyrantepe'de oynayacak. Türk futboluna hayırlı olsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-1208603627207950197?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/1208603627207950197/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=1208603627207950197' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1208603627207950197'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1208603627207950197'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/01/sami-yene-veda.html' title='Sami Yen&apos;e Veda'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TSw1t8of9lI/AAAAAAAAA7A/1mc45LGFxTw/s72-c/Ali_Sami_Yen_1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-2068002383427426802</id><published>2011-01-11T11:48:00.002+02:00</published><updated>2011-01-11T12:15:02.482+02:00</updated><title type='text'>Messi Gelenek Bozdu</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TSwtj_bbWSI/AAAAAAAAA64/oXAqT38-jHc/s1600/Messi_Mourinho1_7IOUF.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TSwtj_bbWSI/AAAAAAAAA64/oXAqT38-jHc/s400/Messi_Mourinho1_7IOUF.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560869736240863522" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;FIFA ve France Football Dergisi'nin bundan böyle ortaklaşa vereceği Altın Top ödülünü bu sene de geçen sene olduğu gibi Lionel Messi kazandı. Daha önceki yıllarda Dünya Kupası düzenlendiğinde ödülü Dünya Kupası'nı kazanan takımın oyuncularından biri kazanırdı. Bu sene de Dünya Kupası'nı kazanan İspanya'dan bir oyuncunun ödüle uzanacağı düşünülüyordu ama Xavi ve Iniesta'yı birbirlerinden bağımsız düşünemediklerinden olsa gerek ödülü Messi kazandı. Tabi Messi'nin geçen yıl Barcelona'daki performansı inanılır gibi değildi. Tüm sezonda oynadığı resmi maçlarda 45'e yakın gol attı. Ancak Dünya Kupası'nda etkili olamadı. Tabi bunu sadece Messi'ye bağlamak ne kadar doğru tartışılır. Cambiasso gibi bir oyuncuyu hem de kariyerinin en parlak sezonunu geçirmişken milli takım kadrosuna almayan Maradona'nın tercihlerinin de Messi'nin Dünya Kupası performansında etkisi var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lionel Messi geçen sene Barcelona'da çok iyi bir sezon geçirmeseydi gelenek devam eder ödülü Xavi ve Iniesta alırdı. Zira 2006'da Cannavaro bu ödülü kazanmıştı. Fakat o yıl kendi takımında oynayan hiçbir futbolcu geçen seneki Messi kadar oynamamıştı. Şu bir gerçek ki Messi böyle devam ederse bu ödülü en çok kazanan futbolcu olacak gibi gözüküyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ödülü Messi'nin kazanması Dünya Kupası'nın önemini yitirmeye başladığı düşüncesini kuvvetlendiren bir seçim oldu. Çok eski Dünya Kupaları'nı izleyenler artık Dünya Kupası'nın kendi yıldızını yaratmadığını söylüyorlar. 2006'da ödülü Cannavaro'nun kazandığı düşünülürse pek de haksız sayılmazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun dışında yılın teknik direktörü Jose Mourinho seçildi ki bu şaşırtıcı bir sonuç değil. Geçen sene Inter'deyken elde ettiği başarılar ortada. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim açımızdan da Hamit Altıntop Ferenc Puskas adına verilen Yılın Golü ödülünü kazandı. Hamit'in golü güzeldi ama bana göre daha güzel goller de vardı. Tabi güzellik izafi bir kavram. Kiminin beğendiğini kimi hiç beğenmez. Ancak internet üzerinden yapılan bu oylamada Türk insanın çok çaba göstermiş olduğu yadsınamaz bir gerçektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-2068002383427426802?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/2068002383427426802/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=2068002383427426802' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/2068002383427426802'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/2068002383427426802'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/01/messi-gelenek-bozdu.html' title='Messi Gelenek Bozdu'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TSwtj_bbWSI/AAAAAAAAA64/oXAqT38-jHc/s72-c/Messi_Mourinho1_7IOUF.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-5469206593748385318</id><published>2011-01-05T00:37:00.003+02:00</published><updated>2011-01-05T01:28:00.079+02:00</updated><title type='text'>Yılbaşı Hediyesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TSOs5szMKTI/AAAAAAAAA6w/yYXrNOqys1o/s1600/kazimgs_X41LY.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TSOs5szMKTI/AAAAAAAAA6w/yYXrNOqys1o/s400/kazimgs_X41LY.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5558476472383711538" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık 3 hafta kadar önce bir akşam yemeğinde amcamlara gitmiştik. Orada Fenerbahçe-Sivasspor maçını takip ederken Kâzım'ın Galatasaray'a gideceği lafı dönmüştü. Ben de "Galatasaray Kâzım'ı alıp da ne yapacak?" demiştim. Fakat işin gerçeği öyle değilmiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Colin Kâzım Richards yanlış hatırlamıyorsam 2007 yılında Ümit Milli Takım'a çağrılmıştı. Premier Lig'de oynayan bir oyuncuydu. Sanki İngiltere Milli Takımı'nda oynama ihtimali varmış gibi Türk futbolu bütün unsurlarıyla Kâzım'ın üstüne mal bulmuş mağribi gibi atlamıştı. Önce Beşiktaş "Kendisiyle ilgileniyor." haberleri çıkmış ardından Fenerbahçe transfer etmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe'deki ilk sezonu Zico onu zaman zaman kullansa da 100.yılda şampiyon olunmasına rağmen taraftarın her fırsatta gitmesini istediği Deivid'in o sezonki müthiş performansı nedeniyle takımın hiçbir zaman önemli parçası olamadı. Daha sonraki yıllarda ise kendisine verilen şansları hiçbir zaman kullanamadı. Saha içerisinde birçok maçta yokları oynadı. Daum ilk başlarda ona çok şans tanısa da otel odalarında bazı takım arkadaşlarıyla birlikte yaptıkları devre arasında Toulouse takımına gitmesine sebep oldu. Aykut Kocaman "Belki bu sefer adam olmuştur." düşüncesiyle kendisine şans verdi ama Young Boys maçında gördüğü kırmızı kart Kâzım'ın Fenerbahçe kariyerinin sonu oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunlara rağmen hem Fatih Terim, hem Guus Hiddink (Oğuz Çetin) sakatlığı olmadığı zamanlarda onu milli takıma çağırdılar. Milli maçlarda da çok iyi işler yaptığına pek şahit olamadık açıkçası. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kâzım yetenekli bir futbolcu olabilir. Ama -ki eğer bir cümlede "ama" varsa ondan önce söylenenler anlamını yitirir.- son derece vurdumduymaz, rakibine, işine saygısı olmayan, iş ahlakından, profesyonellikten yoksun bir insan ve son derece disiplinsiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim işin Galatasaray tarafına. Ben bir Fenerbahçeli olarak Galatasaray için kolay kolay üzülmezdim. Ama bu transferden sonra Galatasaray taraftarı için gerçekten ve samimiyetle söylüyorum çok üzgünüm. Bu insanlar böyle şeyleri haketmiyorlar. Galatasaray yönetimi Gökhan Zan'ı, Serdar Özkan'ı alır Beşiktaş taraftarı sevinir. Kâzım'ı alır Fenerbahçe taraftarını sevindirir. Allah'tan revâ mı Galatasaray'a gönül vermiş insanlara yapılan bu muamele? Kaldı ki sen sakız çiğniyor, gülüyor diye Hagi'nin gazına gelip Misimovic gibi bir adamı kadro dışı bırakmışsın. O zaman Kâzım da neyin nesi? Misimovic'teki iş ahlâkının 10'da 1'i Kâzım'da yoktur. Sen adamı transferin son günü al. Öyle bir takım planlaması yap ki oyuncunun başarılı olma ihtimâli olamasın, sonra Hagi gelsin adamı daha önce oynamadığı bir bölgede kullansın ardından performansını, tavırlarını bahane gösterip kadro dışı bırak. Sonra da git Kâzım'ı transfer et. Ayıp denen bir şey var.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adnan Sezgin ve Adnan Polat daha önce 1990'ların başında da Galatasaray'da yöneticilik yapmışlardı sanırım. O zamanlar büyük takımlar arasında transferler olunca yer yerinden oynardı. Herhalde kafa olarak hâlâ o yıllarda yaşıyorlar. Bu transferler için aklıma gelen en mantıklı gerekçe bu oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak şunu söyleyeyim. Kâzım'ın Galatasaray'da iyi oynaması imkânsız diyemem. Ama isterse harikalar yaratsın Altın Top'a  aday gösterilsin. Umrumda değil. Çünkü biliyorum ki Fenerbahçe'de başarılı olması mümkün değildi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-5469206593748385318?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/5469206593748385318/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=5469206593748385318' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/5469206593748385318'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/5469206593748385318'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2011/01/ylbas-hediyesi.html' title='Yılbaşı Hediyesi'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TSOs5szMKTI/AAAAAAAAA6w/yYXrNOqys1o/s72-c/kazimgs_X41LY.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-1121631202655303071</id><published>2010-12-23T23:58:00.003+02:00</published><updated>2010-12-24T00:18:34.150+02:00</updated><title type='text'>İlk Yarı Değerlendirmesi: Manisaspor</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRPKame3bOI/AAAAAAAAA6o/OFN6XyVYKSg/s1600/hikmethbr_3MJLR.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRPKame3bOI/AAAAAAAAA6o/OFN6XyVYKSg/s400/hikmethbr_3MJLR.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5554005323833371874" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Manisaspor tipik bir Süper Lig takımı. Geçen sezon takımı küme düşmekten kurtarsınlar diye Reha Kapsal'ı getirmişler o da üzerine düşeni yapmış Manisaspor'u kurtarmıştı. Daha sonra yanlış hatırlamıyorsam yeni sezon için de Reha Kapsal ile devam edeceklerini açıklamalarına rağmen Haziran ayında Reha Kapsal'ı gönderdiler ve Hakan Kutlu gibi küme düşme garantili bir ismi takımın başına getirdiler. Daha sonra baktılar ki Hakan Kutlu istikrarını devam ettiriyor Fatih Terim versiyon 1.01 Hikmet Karaman'ı göreve getirdiler. Beşiktaş'ı deplasmanda yendikleri hafta Rijkaard gönderilince de Hikmet Karaman kıymete bindi ve sözleşmesini uzattılar. Teknik direktör hususunda 5-6 ay içerisinde bu kadar tutarsızlık komik duruma düşmekten başka bir şey değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manisaspor Hakan Kutlu'yla çok kötü başladı. Muhtemelen Hakan Kutlu devam etseydi şu anda Manisaspor Kasımpaşa'dan farksızdı. Hikmet Karaman'ın gelmesiyle birlikte ligin en formda takımı Trabzonspor'u Trabzon'da yenerek ilk yarının en büyük sürprizini yaptılar. Daha sonraki haftalarda da Beşiktaş'ı ve Galatasaray'ı da İstanbul'da yenmeyi başardılar. Zaten deplasmanda 10 puan toplamışlar ve bunların 9'unu Trabzon, Beşiktaş ve Galatasaray'dan aldılar. Hatta 0 puandayken ilk 3 puanı Avni Aker'de aldılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manisaspor'un aldığı sonuçlara bakacak olursak Robin Hood olmaya özendiği sonucunu çıkarabiliriz. Manisaspor çok yukarılara çıkabilecek bir takım görüntüsü vermiyor. Ancak kendisinden çok daha kötü durumda takımlar olduğundan da küme düşeceğini zannetmiyorum. Ancak arada sırada o takımlardan da puanlar alması gerekiyor. Aksi takdirde sıkıntıya düşmesi kaçınılmaz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-1121631202655303071?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/1121631202655303071/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=1121631202655303071' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1121631202655303071'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1121631202655303071'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/12/ilk-yar-degerlendirmesi-manisaspor.html' title='İlk Yarı Değerlendirmesi: Manisaspor'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRPKame3bOI/AAAAAAAAA6o/OFN6XyVYKSg/s72-c/hikmethbr_3MJLR.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-2721674850793171842</id><published>2010-12-23T23:41:00.002+02:00</published><updated>2010-12-23T23:58:39.102+02:00</updated><title type='text'>İlk Yarı Değerlendirmesi: Eskişehirspor</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRPGBrL7ncI/AAAAAAAAA6g/knL4al4KE_g/s1600/b%25C3%25BClent%2Buygun.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRPGBrL7ncI/AAAAAAAAA6g/knL4al4KE_g/s400/b%25C3%25BClent%2Buygun.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5554000497552891330" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Eskişehir, takımıyla, taraftarıyla, şehriyle ligde mutlaka temsil edilmesi gereken bir il. Uzun yıllar boyunca Süper Lig'den uzak kaldılar. Hatta bir ara şimdilerde Bank Asya 1.Lig olarak tabir edilen ligde bile değillerdi. Ama neyse ki 2 sene önce Play-off'lardan lige çıkmayı başardılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskişehirspor 3 sezondur Rıza Çalımbay ile çalışıyordu. İlk sezonunda 40 puanla 11.sırada ligi tamamladılar. Geçen sene ise 55 puanla 7. oldular. Ancak kendi içlerinde rekabet içinde oldukları Bursaspor şampiyon olunca işin de rengi biraz değişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskişehirspor Beşiktaş'tan Tello, Erkan Zengin ve Batuhan'ı aldı. Zaten oturmuş bir kadrosu vardı ve Rıza Çalımbay'la da 3.sezonuna başlayacaktı. Doğrusu bu sene çok büyük beklentilerim olan takımların başında Eskişehirspor geliyordu. Ancak Rıza Çalımbay bu sezona iyi başlayamadı. Ümit Karan'ın kadro dışı bırakılmasından dolayı bir takım problemlerin yaşanması Rıza Çalımbay'ın Eskişehirspor'dan ayrılmasına sebep oldu. Daha sonra Eskişehirspor Bucaspor'dan "enteresan" bir şekilde ayrılan Bülent Uygun'la anlaştı. Bülent Uygun'un takımın başına geçmesiyle Eskişehirspor toparlanmaya başladı ve tırmanışa geçti. Bu tırmanış şimdilik 11. sıraya kadar sürdü. 2.yarıda Eskişehirspor daha yukarılara çıkmaya aday takımlardan bir tanesi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-2721674850793171842?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/2721674850793171842/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=2721674850793171842' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/2721674850793171842'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/2721674850793171842'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/12/ilk-yar-degerlendirmesi-eskisehirspor.html' title='İlk Yarı Değerlendirmesi: Eskişehirspor'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRPGBrL7ncI/AAAAAAAAA6g/knL4al4KE_g/s72-c/b%25C3%25BClent%2Buygun.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-958058901928792439</id><published>2010-12-23T23:30:00.003+02:00</published><updated>2010-12-23T23:40:15.272+02:00</updated><title type='text'>İlk Yarı Değerlendirmesi: Antalyaspor</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRPBtmKLvpI/AAAAAAAAA6Y/-jvzmf9ULTI/s1600/mehmet_ozdilek.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 290px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRPBtmKLvpI/AAAAAAAAA6Y/-jvzmf9ULTI/s400/mehmet_ozdilek.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553995754559487634" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Antalyaspor Mehmet Özdilek'le 3. sezonuna başladı. İlk sezonunda ligde kalmayı son haftada garantilerken geçen sene 49 puan toplayarak 9. oldular. Bu sezona da deplasmanda aldıkları farklı Fenerbahçe mağlubiyetiyle başlamalarına rağmen daha sonradan çıkışa geçip bir ara 5. 6. sıralara kadar yükseldiler. İlk yarının sonlarına doğru ise tekrar düşüşe geçip ligin tam ortasında kaldılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antalyaspor'da Mehmet Özdilek belli bir başarı yakaladı. Başarı da istikrarı getirdi ve Antalyaspor ligin kalıcı takımlarından biri olmayı şimdilik başardı. Her ne kadar kadrolarında ligin "kaşar" oyuncularının birçoğunu barındırsalar da Ali Zitouni, Tita, Djehoua gibi yabancı oyuncularını iyi kullanıyor Antalyaspor. Antalyaspor'un yapması gereken takımın iskeletini bozmadan takımı ileriye götürecek birkaç transferle birlikte gelecek sezonlarda Avrupa Kupalarını kovalamaları olmalı. Bunu kovalayacak altyapıyı Mehmet Özdilek oluşturmuş durumda.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-958058901928792439?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/958058901928792439/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=958058901928792439' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/958058901928792439'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/958058901928792439'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/12/ilk-yar-degerlendirmesi-antalyaspor.html' title='İlk Yarı Değerlendirmesi: Antalyaspor'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRPBtmKLvpI/AAAAAAAAA6Y/-jvzmf9ULTI/s72-c/mehmet_ozdilek.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-327778955089027877</id><published>2010-12-23T00:14:00.002+02:00</published><updated>2010-12-23T00:56:55.078+02:00</updated><title type='text'>İlk Yarı Değerlendirmesi: Galatasaray</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRKCHiHOhiI/AAAAAAAAA6M/_tASnQHvNhA/s1600/hagi.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRKCHiHOhiI/AAAAAAAAA6M/_tASnQHvNhA/s400/hagi.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553644356429055522" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray başkanı Adnan Polat seçildiğinde kulübün ekonomik yapısını düzelteceğini, bu süre içerisinde stat projesine başlanacağını ve sportif başarı değil gözyaşı vaat ettiğini söylemişti. Ancak Haldun Üstünel'in Futbol Şube Sorumlusu olmasıyla birlikte ilk sezonda Kewell ve Baros'un kelepir fiyatlara alınmasıyla takımdan beklentiler artmış, geçen sene de Keita ve Elano gibi oyuncuların yanı sıra Rijkaard'ın da teknik direktörlüğe getirilmesiyle taraftar Galatasaray'ı güzel günlerin beklediğine inanmaya başlamıştı. En başta gözyaşı vaadinde bulunan Adnan Polat da bu çizgisini koruyamaz olmuştu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen sezonun 3. tamamlanmasının ardından Galatasaray bir sezon daha Şampiyonlar Ligi'nden uzak kaldı. Haldun Üstünel istifa etti ya da istifaya zorlandı. Artık transferlerden taraftarın "sevgilisi" Adnan Sezgin sorumluydu. Taraftarın baskısına dayanamayan yönetim Kewell'ın sözleşmesini bir sene daha uzattı. En başta ekonomik olarak kulübü düze çıkarmayı öncelikle hedefi olarak açıklayan Adnan Polat bu doğrultuda Keita'yı ve Mehmet Topal'ı gönderdi. Kiralanan Jo ve Dos Santos'un satış opsiyonları kullanılmadı. Bunların yerine takıma Serdar Özkan, Pino, Mehmet Batdal ve Musa Çağıran gibi oyuncular dahil edildi. Yabancı kalecide aradığını bulamayan Galatasaray kaleyi Ufuk ve Aykut'a emanet etti. Orta sahaya Lorik Cana transfer edildi. Transferin son günlerinde de Misimovic ve Insua getirildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray sezona sıkıntılı başladı. Daha ilk resmi maçında OFK Belgrad diye bir takımla Ali Sami Yen'de berabere kaldı. Rövanşta işi kurtarsa da Karpaty Lviv'e trajik bir biçimde elendi. Sol bekte Hakan Balta kariyerinin en kötü zamanlarını geçiriyordu, kalede büyük sıkıntılar vardı. Ayhan ve Mustafa Sarp da oldukça formsuzdu. Dünya Kupası'nda iyi oynadığı için kendisine pazar yaratan Elano da satılabilsin diye UEFA'ya gönderilen kadroya yazılmamıştı. Lige de iki mağlubiyetle başlanınca Galatasaray'ın bu sezon başarılı olamayacağı en baştan kendini belli etmişti. Ne de olsa balık baştan kokar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray özellikle Baros'un üstün performansıyla ligde 3 maç kazandı. Fakat Karabük deplasmanında alınan mağlubiyetin ardından içeride Ankaragücü'ne de 2-4 kaybedince 1 ay önce gelecek sene de Rijkaard'la çalışacağını açıklayan Adnan Polat bu sözünü yemek zorunda kaldı. Rijkaard gittikten sonra önce Fatih Terim'e gidildi. Fatih Terim'in "ailevi" sebeplerden ötürü görevi kabul etmediğini yazdı medya. Ardından Hakan Şükür'le fikir alış verişinde bulunulduktan sonra Hagi göreve geldi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hagi'li Galatasaray'ın ilk maçı 10 yıldır mağlup olduğu Şükrü Saraçoğlu'ndaydı. Bırakın Fenerbahçelileri Galatasaraylıların bile bir çoğunda tarihi fark beklentisi vardı. Ancak maç çok farklı gelişti. Galatasaray belki de galibiyeti kaçırdı ve maç berabere bitti. Fakat bu beraberlik Galatasaray'a pek yaramadı. İmkansızlıklar yüzünden santrafor oynayan Pino o maçta Fener savunmasını sadece zorladı diye diğer haftalarda da o bölgede oynamaya başladı. Arda, Baros, Kewell üçlüsünün de sakatlıkları Galatasaray'ı olumsuz etkilemeye devam ediyordu. Elano, Pino ve Misimovic kendi bölgelerinden farklı yerlerde oynamaya başladılar. Özellikle Misimovic formsuzdu ve hiç alışık olmadığı bir mevkide kendisinden bir şeyler bekleniyordu. Galatasaray'ın mağlup olduğu bir maçtan sonra sakız çiğniyor, gülüyor diye Hagi tarafından kadro dışı bırakıldı. Hagi Galatasaray'ın 8.5 milyon Euro'sunu hoyratça çöpe atmıştı. Yine kiralık oyuncu istemeyen Hagi Insua'yı da dışladı. Derken Elano için Santos kulübünün teklifini kabul eden Galatasaray UEFA kriterleri çerçevesinde Elano'yu da gönderdi. Tüm bunlar olurken Galatasaray Ali Sami Yen'de önüne gelene mağlup oldu ve ilk yarıyı 9. sırada ve -2 averajla tamamladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray takımı bu dönemde içeride oynanan maçlardaki seyirci baskısından olumsuz etkilendi. 8 mağlubiyetin 5 tanesini içeride oynanan maçlarda aldı Galatasaray. Deplasmanlarda daha rahat oynayan bir Galatasaray var. 2.yarıda yeni statla birlikte Galatasaray daha iyi sonuçlar almaya başlayacaktır. Ancak devre arasında transferlerden bahsediliyor ki bence hiç gerek yok. Bu sezon Galatasaray'ın genç oyuncuları kazanma sezonudur. Emre Çolak, Musa Çağıran, Anıl Karaer gibi genç oyuncular bu hedefsiz sezonda takıma monte edilmelidir. Yanılmıyorsam 2003-2004 sezonu da Galatasaray için benzer bir sezondu ve o sezonda Sabri A takıma çıkmıştı. Tabi birçok Galatasaray taraftarı keşke çıkmasaymış diyor belki ama her ne kadar ortaları ve şutları berbat olsa da mücadele olarak belli bir istikrarı olan bir oyuncu Sabri. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların dışında artık Galatasaray'da belli başlı oyuncuların vadesi doldu. Bunların başında Ayhan, Mustafa Sarp, Servet, Barış gibi oyuncular geliyor. Yine sürekli sakatlık problemi yaşayan Kewell da muhtemelen sezon sonunda ayrılacaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-327778955089027877?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/327778955089027877/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=327778955089027877' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/327778955089027877'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/327778955089027877'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/12/ilk-yar-degerlendirmesi-galatasaray.html' title='İlk Yarı Değerlendirmesi: Galatasaray'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRKCHiHOhiI/AAAAAAAAA6M/_tASnQHvNhA/s72-c/hagi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-2422934688757428041</id><published>2010-12-23T00:02:00.002+02:00</published><updated>2010-12-23T00:14:10.500+02:00</updated><title type='text'>İlk Yarı Değerlendirmesi: İBB</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRJ4LK6vtKI/AAAAAAAAA6E/1zqrx9dJHQk/s1600/abdullah%2Bavc%25C4%25B1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 202px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRJ4LK6vtKI/AAAAAAAAA6E/1zqrx9dJHQk/s400/abdullah%2Bavc%25C4%25B1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553633423805887650" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Büyükşehir Belediye takımı lige çıktığından beri her sene üstüne koyarak devam ediyor. İlk çıktığı sene 12. bir sonraki sene 9. geçen sene de ligi 6. bitirdiler. 2010-2011 sezonu itibariyle ise 8.sıradalar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyükşehir Belediye sanıyorum 5 yıldır Abdullah Avcı ile çalışıyor. Sonuçta da bu istikrarın meyvesini topluyorlar. Kadrosunda barındırdığı genç isimlerle modern futboldan kesitler sunuyorlar. Fakat lige pek faydası olan bir takım değil. Çünkü taraftarı yok. Ayrıca şu ana kadar kadrosunda genç oyuncular bulunmasına rağmen içlerinde İbrahim Akın dışında Türk futbolunun fayda göreceği bir isim de pek yok gibi. Efe İnanç, İskender Alın başarılı futbolcular ama fazla sivrilemiyorlar. İbrahim Akın da Beşiktaş'ta tutunamadı zaten. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İBB'nin 6. sıradan yukarıya çıkması pek mümkün değil. Avrupa Kupalarına katılma potansiyeli yok. Ama 10. sıradan da aşağı düşmezler. Futbola en büyük katkısı istikrarın ne kadar önemli olduğunu kanıtlamak olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-2422934688757428041?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/2422934688757428041/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=2422934688757428041' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/2422934688757428041'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/2422934688757428041'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/12/ilk-yar-degerlendirmesi-ibb.html' title='İlk Yarı Değerlendirmesi: İBB'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRJ4LK6vtKI/AAAAAAAAA6E/1zqrx9dJHQk/s72-c/abdullah%2Bavc%25C4%25B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-1024021230497176473</id><published>2010-12-22T23:52:00.002+02:00</published><updated>2010-12-23T00:02:42.677+02:00</updated><title type='text'>İlk Yarı Değerlendirmesi: Gaziantepspor</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRJ1YAZ0tGI/AAAAAAAAA58/Qs4RYVyxX9s/s1600/tolunay_antep_karsilama.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 315px; height: 234px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRJ1YAZ0tGI/AAAAAAAAA58/Qs4RYVyxX9s/s400/tolunay_antep_karsilama.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553630345786864738" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gaziantepspor sezona Tolunay Kafkas'la başladı. Ismael Sosa ve kaleci Karcemarskas gibi isimleri transfer ettiler. Zaten Julio Cesar ve Beto gibi önemli yabancı oyuncuları da olan bir takım. Sosa'dan faydalanmadılar ama Karcemarskas Volkan Demirel'le birlikte ligin en iyi performansı gösteren kalecisi oldu diyebiliriz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ligin ilk haftalarında Gaziantepspor istediği sonuçları alamadı. Ancak Fenerbahçe galibiyetinden sonra yükselişe geçtiler ve ilk yarı 7.sırada tamamladılar. Gaziantepspor tarafından gelen açıklamalara bakarsak kupada en azından finale çıkıp Avrupa Kupalarına katılmak istiyorlar. Bu Gaziantep için gerçekçi bir hedef. Tolunay Kafkas Kayserispor'la Türkiye Kupası'nı kazanmıştı. Devre arasında da kupa için gerekirse takıma takiviye yapabileceklerini söylediler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gaziantepspor zaten ligin kalburüstü takımlarından biri. Ligi ilk 10 içinde bitirmemeleri için hiçbir engel yok. Bunu başaracak kadro ve teknik ekibe de sahipler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-1024021230497176473?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/1024021230497176473/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=1024021230497176473' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1024021230497176473'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1024021230497176473'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/12/ilk-yar-degerlendirmesi-gaziantepspor.html' title='İlk Yarı Değerlendirmesi: Gaziantepspor'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRJ1YAZ0tGI/AAAAAAAAA58/Qs4RYVyxX9s/s72-c/tolunay_antep_karsilama.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-7879002731701540981</id><published>2010-12-22T01:27:00.002+02:00</published><updated>2010-12-22T01:40:10.506+02:00</updated><title type='text'>İlk Yarı Değerlendirmesi: Karabükspor</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRE6q4xlIGI/AAAAAAAAA50/YW8qh5GsGwY/s1600/kardemir-karabukspor.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 174px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRE6q4xlIGI/AAAAAAAAA50/YW8qh5GsGwY/s400/kardemir-karabukspor.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553284323993788514" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Karabükspor sanırım Bank Asya'ya yükseldiği sezon şampiyon olarak Süper Lig'e çıktı. Sene başında da lige yeni çıkan bir çok takımın düştükleri hatalara düşmediler. Takımın iskeletini bozmadılar, hocasını değiştirme yanlışını yapmadılar. Birkaç nokta transferle de takıma takviyeler yaptılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karabükspor'un performansı kimine göre sürpriz ama bana göre sürpriz değil. Çünkü bunun örnekleri mevcut. Gençlerbirliği OFTAŞ da lige çıktığı sezon benzer bir performans göstermişti. Onlar da takımın iskeletini bozmadılar ve kazanma alışkanlıkları olduğundan ilk sezonlarında başarılı bir grafik sergilemişlerdi. Keza İngiltere'de de Hull City Premier Lig'deki ilk sezonunu ilk 10 içerisinde bitirmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karabükspor'u yazıp da Emenike'den bahsetmemek olmaz. Gerçekten çok başarılı bir futbolcu. Zaten gol krallığında Alex ile birlikte zirvede. Oyuncu tipi olarak da biraz abartı bulabilirsiniz ama Porto'daki Hulk'a benziyor. Takımın başarısında önemli payı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karabükspor bu sezonu çok rahat bir şekilde istediği yerde bitirecektir. Önemli olan bundan sonraki yıllarda da bu şekilde doğru hareket edebilmek. Bunu yaptıkları takdirde ligde kalıcı olabilirler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-7879002731701540981?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/7879002731701540981/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=7879002731701540981' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/7879002731701540981'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/7879002731701540981'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/12/ilk-yar-degerlendirmesi-karabukspor.html' title='İlk Yarı Değerlendirmesi: Karabükspor'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRE6q4xlIGI/AAAAAAAAA50/YW8qh5GsGwY/s72-c/kardemir-karabukspor.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-2242868871359755704</id><published>2010-12-22T01:09:00.002+02:00</published><updated>2010-12-22T01:26:38.068+02:00</updated><title type='text'>İlk Yarı Değerlendirmesi: Beşiktaş</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRE3pE5hi8I/AAAAAAAAA5s/7k5PcSSOmhU/s1600/bernd%2Bschuster.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 282px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRE3pE5hi8I/AAAAAAAAA5s/7k5PcSSOmhU/s400/bernd%2Bschuster.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553280994353712066" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaş sezona Bernd Schuster ile başladı. Schuster'in gelmesinden sonra Quaresma ve Guti transfer edildi. Hatta basketbol takımına da Allen Iverson alındı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sezonu erken açan Beşiktaş amiyane tabiriyle dandik takımlara karşı Avrupa Ligi'nde iyi maçlar çıkardı. Hatta Quaresma bu maçlarda çok iyi oynadı. Bu performans ilk haftalarda lige de yansıdı. Ancak Quaresma'nın yanlış hatırlamıyorsam Rapid Wien ile deplasmanda oynanan maçta sakatlanmasından sonra takım düşüşe geçmeye başladı. Sene başında Bursaspor ile şampiyonluk yarışı yapacağı düşünülen takım arka arkaya mağlubiyetler almaya başladı ve zirvenin uzağında kaldı. Quaresma'nın sadece varlığıyla bile işleyen Schuster'in sistemi arızlar gösterdi. Q7 dışında Beşiktaş'ın birçok oyuncusu yine sakatlık problemleriyle karşı karşıya kaldı. Bir de buna Schuster ile tartıştığı için ıskartaya çıkan Fatih Tekke de eklenince Beşiktaş son haftalarda oynadığı birçok maça 18 kişiyle çıkamadı. Son maçta da sakatlar kervanına Holosko ve Necip de eklendi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaş devre arasında Simao ve Hugo Almeida'yı kadrosuna katacak gibi gözüküyor. Manuel Fernades ile zaten anlaşıldı. Ancak yine de bu adamlar gelecek Beşiktaş'ı uçuracak diye beklemek doğru olmaz. Geçen sene de Galatasaray devre arasında Jo, Dos Santos ve Lucas Neill'ı transfer etti. Bu oyunculardan sadece Neill kaldı. Üstelik Galatasaray 2.yarıya çok gerilerde başlamamış olmasına rağmen sezonu 3. tamamladı. Beşiktaş her hamlesiyle geçen seneki Galatasaray ile inanılmaz benzerlikler gösteriyor. Bu kadar benzerliğin olduğu düşünülürse akıbeti de pek farklı olmayacak gibi gözüküyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaş liderin 14 puan gerisinde. Trabzonspor'un form durumu dikkate alındığında bu fark kapanacak gibi durmuyor. Fenerbahçe için yaptığımız hesaplar ortadayken bir hesap da Beşiktaş için yapmaya gerek görmüyorum. İsteyen oradan pay biçsin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-2242868871359755704?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/2242868871359755704/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=2242868871359755704' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/2242868871359755704'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/2242868871359755704'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/12/ilk-yar-degerlendirmesi-besiktas.html' title='İlk Yarı Değerlendirmesi: Beşiktaş'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRE3pE5hi8I/AAAAAAAAA5s/7k5PcSSOmhU/s72-c/bernd%2Bschuster.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-8966026772389255097</id><published>2010-12-22T00:48:00.003+02:00</published><updated>2010-12-22T01:09:11.517+02:00</updated><title type='text'>İlk Yarı Değerlendirmesi: Kayserispor</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TREymqLMlCI/AAAAAAAAA5k/KrNcoQrGSn8/s1600/%25C5%259Fota%2Barveladze.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 233px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TREymqLMlCI/AAAAAAAAA5k/KrNcoQrGSn8/s400/%25C5%259Fota%2Barveladze.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553275455262200866" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kayserispor sezona AZ Alkmaar'da Louis van Gaal'in yardımcılığını yapan ve Trabzonspor'un herhalde gelmiş geçmiş en başarılı yabancı futbolcusu olan Şota Arveladze ile başladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayserispor Ertuğrul Sağlam ile bir sistem oturtmuştu. İyi savunma yapan rakibe kolay pozisyon vermeyen bir Kayserispor çıkmıştı ortaya. Tolunay Kafkas da bu sisteme gurbetçi oyuncuları monte ederek daha ileriye taşıdı. Hatta öyle ki İddaa'da Kayserispor maçlarına gözümüz kapalı "alt" oynuyorduk. Kayserispor bir sistem takımı olduğundan Mehmet Topuz ve Gökhan Ünal gibi önemli oyuncularını satmasına rağmen ligde seviyesini her zaman muhafaza etti. Hatta geçen sene Kayserispor bir ara liderliğe kadar yükselmiş ancak sezonun 2.yarısında düşüşe geçip ligi 8. tamamlamıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayserispor bu sezona da iyi başladı. Şota da düzeni değiştirmeyerek mevcut sistem üzerinden devam etti. Savunma yapan ve rakiplerin hatalarından faydalanmasını iyi bilen Kayserispor uzun süre zirve mücadelesi verdi. Bu süre zarfında Cangele'den ve Zaleyata'dan fazla yararlanamasalar da Hasan Ali Kaldırım, Serdar Kesimal, Mehmet Eren Boyraz, Furkan Özçal gibi oyuncular iyi oynadılar. Ancak son haftalarda istediği sonuçları almakta zorlanan bir Kayserispor vardı ki bir zamanlar Trabzon'un hemen ardındaki takım 4-5 haftada 10 puan geride kaldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayserispor oyun olarak Bursaspor ile benzerlik gösteren bir takım. Zaten bu takımın temellerini atan Ertuğrul Sağlam'dı. Ancak Bursaspor gibi şampiyonluğa oynayacak durumda değiller. Çünkü yarın öbür gün bu takım şampiyonluk potasına girdiğinde rakipler şampiyonluk adayıyla oynamanın bilinciyle savunmalarını katılaştırmaya başlayacaklar. Kayserispor'un bu gibi takımlar karşısında işi çok zor olur. Bursaspor da zaman zaman bu tip zorluklar yaşadığında etkili duran toplarla goller bulup kilidi açıyor. Ancak Kayserispor duran top konusunda Bursaspor kadar başarılı değil. Bu yüzden şampiyonluk yarışına girdikleri zaman beraberlik sayılarının artacağını düşünüyorum. Ancak 10 puan geride kalmış bir Kayserispor'un kupadan da elenmiş olmasından dolayı ligde Avrupa Ligi'ni kovalaması gerekiyor. Bunun için ligi en az 4.bitirmeli veya 5.bitirip kupa finalini ligde üstünde yer alan takımlardan ikisinin oynamasını beklemeli. Türkiye Kupası'nın şu anki görüntüsü itibariyle Kayserispor'a bir Trabzon-Bursa finali gerekecek gibi bir görüntü var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-8966026772389255097?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/8966026772389255097/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=8966026772389255097' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/8966026772389255097'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/8966026772389255097'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/12/ilk-yar-degerlendirmesi-kayserispor.html' title='İlk Yarı Değerlendirmesi: Kayserispor'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TREymqLMlCI/AAAAAAAAA5k/KrNcoQrGSn8/s72-c/%25C5%259Fota%2Barveladze.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-7268393469503595121</id><published>2010-12-21T13:49:00.003+02:00</published><updated>2010-12-22T00:48:29.416+02:00</updated><title type='text'>İlk Yarı Değerlendirmesi: Fenerbahçe</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRCZjTuXqoI/AAAAAAAAA5c/V3Cyzw5hvBA/s1600/aykut_kocaman.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 334px; height: 234px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRCZjTuXqoI/AAAAAAAAA5c/V3Cyzw5hvBA/s400/aykut_kocaman.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553107172417055362" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe sezona Niang, Dia, Stoch gibi transferlerle başladı. Ancak Avrupa Kupalarından erken elendi. Ardından ise savunmaya saatli bomba Bilica yerine Yobo monte edildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe zayıf rakipler karşısından kolay kazanırken ligin sağlam takımları karşısından galibiyet yüzü göremedi. Aynı zamanda ligin dişli takımlarıyla deplasmanlarda oynanan maçları da kazanamadı. Bu takımın 90 dakikalık fizik kondisyona sahip olmamasından kaynaklanıyor. Yalnız şunu belirtmekte fayda var. Bu Aykut Kocaman'ın çözmesi gereken bir sorun olsa da bu sorun Fenerbahçe'de 3-4 yıldır var. 2006'da Daum ayrıldıktan sonra takım son dakikalarda maç kazanmaya değil maç kaybetmeye başladı. Gelen hocalar da bu sorunu bir türlü çözemediler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe'nin bir başka sıkıntısı da bazı oyuncular çok iyi oynarken bazıları hiç oynamıyor. Alex, son haftalar hariç Niang, Emre, Gökhan Gönül, zaman zaman çok top kaybı yapsa da Mehmet Topuz, Yobo ve kaleci Volkan iyi oynarlarken diğer oyuncular vasat bile oynamadılar. Böyle olunca da iyi oynayan oyunculardan biri olmadığında sıkıntı yaşamaya başlıyorsunuz. Aykut Kocaman da Stoch, Dia ve Andre Santos gibi oyuncuların performanslarını artıracak işleri tercih etmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe bana göre ligin şu an için en kaliteli kadrosuna sahip. Şu an için diyorum çünkü Beşiktaş'ın devre arası transferlerinden sonra işler değişebilir. Bu kadroya rağmen şampiyonluk için transfere ihtiyaç varsa o zaman daha başka problemler var demektir. Ben ikinci yarıda Fenerbahçe'nin 9 puanlık farkı kapatabileceğine pek ihtimal vermiyorum. Geçen sene de ihtimal vermezken 9 maç arka arkaya kazandı aslında. Ama şöyle bir gerçek var. Trabzonspor 2.yarıda ilk yarıdaki Fenerbahçe gibi oynasa ve 33 puan alsa Fenerbahçe de Trabzonspor'un ilk yarıda topladığı kadar puan toplasa 75-75 eşitlenirler. Trabzonspor'un 33'ten daha fazla puan alacağını varsayarsak Fenerbahçe'nin de 42'de fazla puan toplaması gerekir. Fenerbahçe 2.yarıda 42 puan toplayabilir mi? Bence zor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-7268393469503595121?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/7268393469503595121/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=7268393469503595121' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/7268393469503595121'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/7268393469503595121'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/12/ilk-yar-degerlendirmesi-fenerbahce.html' title='İlk Yarı Değerlendirmesi: Fenerbahçe'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRCZjTuXqoI/AAAAAAAAA5c/V3Cyzw5hvBA/s72-c/aykut_kocaman.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-1302395146257297268</id><published>2010-12-21T13:36:00.002+02:00</published><updated>2010-12-21T13:48:54.619+02:00</updated><title type='text'>İlk Yarı Değerlendirmesi: Bursaspor</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRCUIncDrLI/AAAAAAAAA5U/G1_G0S3YCk8/s1600/ertugrul_saglam_.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 315px; height: 234px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRCUIncDrLI/AAAAAAAAA5U/G1_G0S3YCk8/s400/ertugrul_saglam_.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553101216294350002" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bursaspor gayet istikrarlı bir biçimde yoluna devam ediyor. Geçen senenin şampiyonu bu yılın ilk yarısını 37 puanla 2.tamamladı. Doğrusunu söylemek gerekirse Bursaspor olması gereken yerde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bursaspor'un bu sezon Şampiyonlar Ligi'nde oynayacak olmasından dolayı ilk yarıda biraz daha gerilerde kalabileceğini düşünüyordum. Ancak sene başındaki fikstürün kolaylığı sayesinde Bursaspor Şampiyonlar Ligi maçlarından fazla etkilenmedi. Ayrıca Beşiktaş ile birlikte Avrupa'da mücadele eden iki takımdan biri olduğu için Şampiyonlar Ligi maçlarından sonra maçlarını genelde Pazar ya da Pazartesi günleri oynaması da avantaj yarattı. Ancak ligde fikstür zorlaştıkça Bursaspor'un da puan kayıpları başladı. Ligde Karabükspor, Fenerbahçe ve Trabzonspor ile kendi evinde arka arkaya oynadı ve bu maçları kazanamadı. Arada Antalya'da 2-0 geriye düşüp 2-2'ye getirdiği bir maç da var. Şampiyonlar Ligi özellikle o haftalarda etkisini gösterdi ve Bursaspor liderliği kaybetti. Ancak daha sonra Manisa galibiyeti ile toparlanıp ilk yarı 2. bitirdiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bursaspor'un Avrupa'dan elenmesiyle birlikte 2.yarıda daha çok puan alacağını düşünüyorum. İkinci yarılarda takımlar daha az puan topluyorlar belki ama en kötü 35-37 puan alırlar diye tahmin ediyorum. Ligin sonunda 70 puanı geçeceklerdir. Ancak şampiyonluk için daha fazlasına ihtiyaçları var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-1302395146257297268?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/1302395146257297268/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=1302395146257297268' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1302395146257297268'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1302395146257297268'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/12/ilk-yar-degerlendirmesi-bursaspor.html' title='İlk Yarı Değerlendirmesi: Bursaspor'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRCUIncDrLI/AAAAAAAAA5U/G1_G0S3YCk8/s72-c/ertugrul_saglam_.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-108931952476177976</id><published>2010-12-21T13:16:00.003+02:00</published><updated>2010-12-21T13:36:25.907+02:00</updated><title type='text'>İlk Yarı Değerlendirmesi: Trabzonspor</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRCRCzbC2KI/AAAAAAAAA5M/Ue5cv3Gi7ns/s1600/%25C5%259Eenol%2BG%25C3%25BCne%25C5%259F.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRCRCzbC2KI/AAAAAAAAA5M/Ue5cv3Gi7ns/s400/%25C5%259Eenol%2BG%25C3%25BCne%25C5%259F.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553097817897228450" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Trabzonspor Spor Toto Süper Lig'in ilk yarısını 42 puanla lider kapattı. En yakın rakibi Bursaspor ile arasında 5 puanlık bir fark bulunuyor. 2005-2006 sezonundan beri ilk yarıda 40 puanı geçebilen takım yoktu. Bu açıdan bakıldığında şampiyonluk için ne kadar avantajlı olduğu çok net görülüyor. Yalnız burada şöyle bir durum var. İlk yarıda 40'tan fazla puan toplandığında şampiyonluk barajı 80'e yaklaşıyor. O yüzden 70-75 üzerinden değerlendirme yapmamak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trabzonspor ile ilgili daha önceleri yazdık. O yüzden artık klişeleşmiş lafları kullanmayacağım. Ancak şöyle bir şeyden bahsetmek istiyorum. Arkadaş arası sohbetlerde konu futbola geldiğinde insanlarda Trabzonspor'un 2.yarıda karışıp düşüşe geçeceği beklentisi var. Ben bunun gerçekleşeceğini zannetmiyorum. Öncelikle geçen sene Bursaspor şampiyon olduktan sonra ligin bazı dinamikleri değişti. Ayrıca Trabzonspor sene başında takımı karıştırabilecek bir çok olay da yaşadı. Umut Bulut'un Toulouse takımına transferi söz konusuydu. Teofilo sezona çok iyi başlamasına rağmen problemler yaşadı veya çıkardı aldı başını gitti. Bunlar eskiden olsa Trabzonspor karışabilirdi. O yüzden bu tip beklentiler içerisinde olmanın bir anlamı yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trabzonspor bu formunu devam ettirdiği müddetçe en fazla Bursaspor Trabzonspor'u zorlar. Fenerbahçe geçen sene enteresan işler yaptı ama Fenerbahçe'den pek ümitli değilim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-108931952476177976?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/108931952476177976/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=108931952476177976' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/108931952476177976'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/108931952476177976'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/12/ilk-yar-degerlendirmesi-trabzonspor.html' title='İlk Yarı Değerlendirmesi: Trabzonspor'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TRCRCzbC2KI/AAAAAAAAA5M/Ue5cv3Gi7ns/s72-c/%25C5%259Eenol%2BG%25C3%25BCne%25C5%259F.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-6972423397072251941</id><published>2010-12-17T19:12:00.004+02:00</published><updated>2010-12-17T20:29:27.242+02:00</updated><title type='text'>Şampiyonlar Ligi Son 16 Eşleşmeleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TQurqmoD7HI/AAAAAAAAA5E/lWX3g8QSxYg/s1600/wembley-stadium.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TQurqmoD7HI/AAAAAAAAA5E/lWX3g8QSxYg/s400/wembley-stadium.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5551719714075700338" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonlar Ligi'nde gruplardan çıkmayı başaran 16 takım bugün yapılan kura çekimiyle eşleşti. Reytingi düşük maçların yanında Inter-B.Münih ve Arsenal-Barcelona gibi çok şey vaadeden maçlar da var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A Grubu'nu lider bitiren Tottenham Şampiyonlar Ligi'ni en çok kazanan 2.takım olan Milan'la eşleşti. Tottenham Şampiyonlar Ligi'ne ilk kez katılmasına rağmen çok başarılı maçlar çıkardı. Deplasmanlardan galibiyet çıkaramasa da Inter'in performans düşüklüğü sayesinde grubu lider tamamladı. Bu arada Inter de deplasmanda galip gelemedi. Milan ise Serie A'da 6 puan farkla lider ve bu sene şampiyon olacaklarmış gibi gözüküyor. Ancak bu liderlik Milan'ın iyi olmasından ziyade diğer takımların kötü olmasından kaynaklanıyor desek hata etmiş olmayız. Tottenham kolay gol atan aynı zamanda da kolay gol yiyen bir takım. Bu yüzden bu eşleşme de Milan savunmasına büyük iş düşüyor. Milan'da Ibrahimovic'in üstün performansı bu eşleşmede Milan'a gol getirecektir. Burada önemli olan Milan'ın Tottenham'ı durdurabilmesi. Eğer bunu başarabilirlerse turu geçen taraf olabilirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A Grubu'nu 2.bitiren son şampiyon Inter geçen sene finaldeki rakibi Bayern Münih'le eşleşti. Inter Rafael Benitez yönetiminde geçen seneyi mumla arıyor. Bayern ise sakatlıklar boğuşan bir takım olmasına rağmen grubunu 15 puanla lider tamamladı. Sezonun 2.yarısında sakatların da iyileşmesiyle birlikte Bundesliga'da yükselişe geçmelerini ve en kötü ihtimalle Şampiyonlar Ligi'ne katılabilecek bir pozisyonda ligi bitirmelerini bekliyorum. Bu eşleşmede de öne çıkan takım Bayern Münih. Rafael Benitez yönetimindeki Inter'in toparlanabileceğini zannetmiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B Grubu'nu sürpriz bir şekilde lider bitiren Schalke C Grubu'nda 2. olan Valencia ile eşleşti. Bu eşleşme Valencia için lokum gibi kura diyebiliriz. Sonuçta grup lideri olan takımlardan kağıt üstünde en zayıf olan Schalke'ydi. Schalke Bundesliga'da küme düşme hattından bir türlü uzaklaşamazken Şampiyonlar Ligi'nde grubunu lider tamamladı. Valencia ise sezona çok iyi başlamasına rağmen Barcelona mağlubiyetinden sonra bir türlü belini doğrultamadı. Fakat Şampiyonlar Ligi'nde başarılı sonuçlar almayı başardılar. Herşeye rağmen Valencia daha oturaklı bir takım görüntüsünde. Kendi sahalarında oynayacakları ilk maçta avantajlı bir skor elde edeceklerini ve çeyrek finale çıkacaklarını düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B Grubu'nun ikincisi Lyon geleneksel olarak Real Madrid ile eşleşti. Lyon ile Real Madrid arasında oynanan maçlarda Lyon bugüne kadar mağlup olmadı. Ama bu kez durumlar farklı. Öncelikle Lyon savunması Şampiyonlar Ligi'nde iyi bir sınav veremedi. Schalke ve Benfica'dan deplasmanda toplamda 7 gol yediler. Ayrıca son maçta Hapoel Tel Aviv'i de güç bela yendiler. Real Madrid ise Jose Mourinho yönetiminde iyi işler çıkarıyor. Barcelona'ya 5-0 mağlup olsalar da diğer maçlarda özellikle Ronaldo-Mesut-Di Maria üçlüsünün iyi oyunları galibiyeti getiriyor ve kolay kolay gol yemiyorlar. Ben bu kez Mourinho faktörüyle de Real Madrid'in Lyon'u eleyip 7 sene sonra çeyrek finale çıkacağını düşünüyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C Grubu'nun lideri Manchester Utd. ise Marsilya ile eşleşti. Manchester Utd. Rooney'nin dönmesiyle beraber iyi oynamaya başladı. Marsilya ise ilk 2 maçını kaybetmesine rağmen son 4 maçını kazanıp 12 puanla grubunu Chelsea'nin ardından 2.bitirdi. Ancak yine de bu eşleşmede favori olan taraf MANU. Ben Manchester'ın çeyrek final oynamasını bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;D Grubu'nu lider bitiren Barcelona H Grubu 2.si Arsenal ile eşleşti. Arsenal oyun olarak Barcelona'ya benzer bir oyun oynuyor. Doğal olarak Barcelona kadar iyi oynayamıyorlar. Geçen sene de Barcelona karşısında kendi oyunlarını oynamaya çalıştıklarından 4-1 kaybetmişlerdi. Bu kez Arsene Wenger'in farklı şeyler denemesi gerekiyor. Ancak Arsenal'in Barcelona'yı durdurabilecek bir savunmaya sahip olduğunu düşünmüyorum. Enteresan olaylar olmazsa Barcelona turu geçen taraf olacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;D Grubu'nun 2.si Kopenhag Şampiyonlar Ligi'nde bu yılın flaş takımı oldu. Gruptan çıkmayı başaran ilk Danimarka takımı oldu. 2.turdaki rakipleri ise Chelsea oldu. Chelsea son haftalarda istediği sonuçları alamıyor. Ancak maça daha 2 ay var ve o zamana kadar köprünün altından çok sular akar. O yüzden Chelsea'nin Wembley yolunda Kopenhag'a takılacağını zannetmiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak E Grubu 2.si Roma ile H Grubu lideri Shaktar Donetsk eşleşti. Bu eşleşme diğer eşleşmelerin çok gölgesinde kalacak bir eşleşme oldu. Roma bir grup 2.si olarak tercih edilebilecek bir grup lideri ile eşleştiğini belirtelim. Tabi Shaktar yabana atılacak bir takım değil. Bu eşleşmede şanslar %50-%50. İlk maçta Roma iyi bir skor elde edemezse deplasmanda tur biletini alamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk maçlar 15-16 ve 22-23 Şubat'ta rövanşlar ise 8-9 Mart ve 15-16 Mart'ta oynanacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-6972423397072251941?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/6972423397072251941/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=6972423397072251941' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/6972423397072251941'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/6972423397072251941'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/12/sampiyonlar-ligi-son-16-eslesmeleri.html' title='Şampiyonlar Ligi Son 16 Eşleşmeleri'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TQurqmoD7HI/AAAAAAAAA5E/lWX3g8QSxYg/s72-c/wembley-stadium.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-7979577401820302746</id><published>2010-12-17T18:53:00.002+02:00</published><updated>2010-12-17T19:11:49.460+02:00</updated><title type='text'>Dinamo Kiev</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TQuZzwNvEyI/AAAAAAAAA48/a_gkd1y9rwc/s1600/uefa-kupasi.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 314px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TQuZzwNvEyI/AAAAAAAAA48/a_gkd1y9rwc/s400/uefa-kupasi.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5551700080059159330" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaş Avrupa Ligi'nde Dinamo Kiev'le eşleşti. Dinamo Kiev'in Beşiktaş'ın muhtemel rakipleri arasından tercih edilebilecek bir takım olduğunu söyleyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dinamo Kiev yakından tanıdığımız bir takım. Beşiktaş sanıyorum 100.yılında UEFA Kupası'nda Dinamo Kiev'le karşılaşmış ilk maçı İstanbul'da 3-1 kazanıp deplasmanda aldığı 0-0'lık beraberlikle tur atlamıştı. O maçta Pascal Nouma'nın attığı harika bir gol vardı. Daha sonra Trabzonspor Şampiyonlar Ligi ön elemesinde Dinamo Kiev'le eşleşmiş ilk maçı deplasmanda 2-1 kazanmasına rağmen Avni Aker'de 2-0 yenilmişti. İlk maçta Trabzonspor'un farkı yakalayabileceği pozisyonlar vardı. 2008-2009 sezonunda Fenerbahçe ile Dinamo Kiev Şampiyonlar Ligi'nde aynı gruba düşmüştü. İstanbul'daki maç 0-0 bitmiş, gruptaki son maçta ise Dinamo Kiev 1-0 kazanmıştı. O sene Dinamo Kiev UEFA Kupası'nda yarı finale çıkmış Shaktar Donetsk'e elenmişti. Geçen sene ise Şampiyonlar Ligi'nde Inter, Barcelona ve Rubin Kazan'la aynı gruba düşmüşler fakat sonuncu olmuşlardı. Ancak geçen sene o grupta oynanan maçlar çok çetin geçmiş, tüm takımları üst tur şanslarını son maça kadar taşımayı başarmışlardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dinamo Kiev eskiden Ukrayna'nın Bayern Münih'iydi. Fakat son yıllarda Shaktar'ın yaptığı atılımlar karşısında arka planda kalmaya başladı. Ligde de 12 puan geride 2.sıradalar. Avrupa Ligi'nde ise gruplarını 14 puanla lider bitirdiler. Bu eşleşmede Beşiktaş için ilk maç çok büyük önem taşıyor. İlk maçta alınabilecek 2 farklı bir galibiyet Beşiktaş'ı % 75 oranında tura yaklaştırır. Ancak bir sonraki turda rakibin Aris-M.City eşleşmesinin galibi olacak olmasından dolayı Beşiktaş'ın önü tıkalı gibi gözüküyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-7979577401820302746?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/7979577401820302746/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=7979577401820302746' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/7979577401820302746'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/7979577401820302746'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/12/dinamo-kiev.html' title='Dinamo Kiev'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TQuZzwNvEyI/AAAAAAAAA48/a_gkd1y9rwc/s72-c/uefa-kupasi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-5655213214838747734</id><published>2010-12-15T13:33:00.002+02:00</published><updated>2010-12-15T13:48:55.169+02:00</updated><title type='text'>Bu Kadar Adam Nerede Oynayacak?</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TQiq9vxBVzI/AAAAAAAAA40/NG84zWqiFew/s1600/bernd%2Bschuster.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 282px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TQiq9vxBVzI/AAAAAAAAA40/NG84zWqiFew/s400/bernd%2Bschuster.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5550874518504953650" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaş devre arasında transfer atağına devam ediyor. Manuel Fernandes'in ardından Simao ve Hugo Almeida'yı da almak üzereler. Gönderilmesi düşünülen isimler ise Ferrari, Fink ve Zapo. Gerçi Holosko'nun sakatlığı ve Bobo'nun sözleşmesinin yıl sonunda bitecek olmasından dolayı bu oyuncuların da sözleşmelerinin dondurulma ihtimali hiç de az değil. Ayrıca Bobo'nun da sakatlığı olduğunu belirtelim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaş eğer bu oyuncuları alırsa sene başında Schuster'in kıytırık UEFA Avrupa Ligi takımlarına karşı başarılı olmuş sistemini diğer takımlara da uygulama ihtimali doğacak. Ancak yabancı kontenjanından dolayı yeni transfer edilen bu 3 oyuncunun yanına Guti, Ernst ve Quaresma'yı eklediğimizde kaleciyle birlikte geride 5 kişi yerli olmak zorunda. Bu da Beşiktaş'ın en önemli problemi olur. Ligimizin genel özellikleri bakımından iki stoperi sezon boyunca iyi oynayan takımların şampiyon olduğu düşünüldüğünde Beşiktaş'ın İbrahim Toraman-Ersan Adem Gülüm ikilisiyle başarıyı yakalaması zor görünüyor. Kaldı ki savunma orta sahaya kadar çıkmak zorunda kalacağından orta sahada rakipler iki pas yaptığı takdirde çok kolay bir şekilde Beşiktaş kalesinde pozisyon bulacaklardır. Beşiktaş'ın Schuster'in kafasındaki sistemle sürekli iyi oynaması lazım. Bu anlayışla kötü oynayarak maç kazanamazlar. Bu da demek oluyor ki Schuster ile kısa vadede başarı gelmesi zor. Sabredilmesi gerekiyor. Beşiktaş taraftarı belki sabreder de yönetim konusunda ciddi şüphelerim var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-5655213214838747734?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/5655213214838747734/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=5655213214838747734' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/5655213214838747734'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/5655213214838747734'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/12/bu-kadar-adam-nerede-oynayacak.html' title='Bu Kadar Adam Nerede Oynayacak?'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TQiq9vxBVzI/AAAAAAAAA40/NG84zWqiFew/s72-c/bernd%2Bschuster.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-4785909941812579534</id><published>2010-12-14T00:23:00.002+02:00</published><updated>2010-12-14T01:03:59.880+02:00</updated><title type='text'>Manchester Utd. 1-0 Arsenal</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TQamVa5ufsI/AAAAAAAAA4s/OTfWUzvHCNI/s1600/manu-arsenal%2Bpark.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TQamVa5ufsI/AAAAAAAAA4s/OTfWUzvHCNI/s400/manu-arsenal%2Bpark.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5550306477709622978" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Premier Lig'de zirveyi yakından ilgilendiren maçta Manchester Utd. Arsenal'i Park'ın golüyle 1-0 yenerek liderliğe yükseldi. Manchester'ın bir maçının da eksik olduğunu belirtmekte fayda var. Haftaya ise Stamford Bridge deplasmanına gidecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manchester Utd. ev sahibi olmasının avantajıyla ilk yarıda daha etkiliydi. Arsenal'in de zaman zaman tehlikeli pozisyonları vardı ama maçın hakimi genelde Manchester'dı. Rooney'nin dönmesiyle birlikte sezon başındaki ölü toprağını üzerlerinden atmayı başarmış durumdalar. Rooney gerçekten de Manchester Utd. için çok önemli bir oyuncu. Onun sahadaki varlığı bile takımın çehresini değiştirmeye yetiyor. Velhasıl Manchester Utd. ilk yarının son dakikalarında Park'ın golüyle 1-0 öne geçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci yarı ise Arsenal biraz daha etkiliydi. Manchester Utd. ise kontra toplarla pozisyonlar bulmaya çalıştı. Arsenal ceza sahasında birçok defa etkili olmasına rağmen Manchester'ın tecrübeli savunmacıları Arsenal forvetlerine gol şansı tanımadı. Arsene Wenger'in oyuna soktuğu Fabregas-Van Persie-Walcott üçlüsü de pek başarılı olamadılar. Manchester Utd. ise Rooney ve Nani'yle önemli pozisyonlar bulmasına rağmen onlar da 2. yarıda gol bulamadılar. 73.dakikada ise Rooney Manchester adına bir penaltı vuruşundan yararlanamadı. Penaltı pozisyonu ise tartışmalıydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arsenal şampiyonluğa oynayan takım görüntüsünde olmasına rağmen asla şampiyon olamayacağını çok iyi bildiğimiz bir takım. Çünkü kadrosunda liderlik vasıfları olan oyuncular yok. Arsenal'in şampiyon olduğu sezonlarda liderlik vasıfları olan Bergkamp, Henry, Ljungberg, Pires gibi oyuncuların takıma katkısı çok büyüktü. Arsenal kendine oyun içinde takıma liderlik yapabilecek bir oyuncu bulamadığı sürece ya da mevcut kadrosundan böyle bir oyuncu yaratamadığı müddetçe kupasız yıllar geçirmeye devam eder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manchester Utd. ise Rooney'nin dönmesiyle birlikte yükselişe geçti. Chelsea'nin de form düşüklüğü ve sakatlıklar boğuşmasından dolayı ligde şampiyonluğun en güçlü adayı konumuna geldi. Haftaya Chelsea maçı Ancelotti için çok kritik bir maç olacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun dışında son olarak Nani'yle ilgili birkaç şey söylemek istiyorum. Arkadaş bir oyuncu bu kadar mı sahte olur? Bir insanın saha içinde yaptığı her şey mi Cristiano Ronaldo'ya benzer? Bir tane farklı bir şey yap! Serbest vuruşları kullanmasından tutun, çektiği şutlara, attığı çalımlardan, nefes alışına kadar herşey aynı. Bu kadar taklitçilik olmaz. Ayıp denen bir şey var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-4785909941812579534?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/4785909941812579534/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=4785909941812579534' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/4785909941812579534'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/4785909941812579534'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/12/manchester-utd-1-0-arsenal.html' title='Manchester Utd. 1-0 Arsenal'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TQamVa5ufsI/AAAAAAAAA4s/OTfWUzvHCNI/s72-c/manu-arsenal%2Bpark.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-4543259686631169174</id><published>2010-12-13T11:14:00.003+02:00</published><updated>2010-12-13T11:33:01.865+02:00</updated><title type='text'>Hoca Etkisi</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TQXoR9-KMrI/AAAAAAAAA4k/0IaXHxf_LxQ/s1600/%25C5%259Eenol%2BG%25C3%25BCne%25C5%259F.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TQXoR9-KMrI/AAAAAAAAA4k/0IaXHxf_LxQ/s400/%25C5%259Eenol%2BG%25C3%25BCne%25C5%259F.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5550097511194702514" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kimileri teknik direktörün takıma katkısı %10-%15'tir der. Eğer öyleyse kötü sonuçlarda niye ilk önce teknik adam gönderilir? Kimileri de teknik direktörün takıma katkısının %100 olduğunu düşünür. Futbol matematik olmadığından bu tür oranlamalar yapılması doğru değil bana göre. Bu sadece takımdan takıma değişkenlik gösterir. Örneğin İspanya milli takımı için teknik direktör katkısı çok yüksek değildir. Aragones'le Avrupa Şampiyonu olan takım Del Bosque ile Dünya Kupası'nı kazanmıştır. Öte yandan Mourinho ile uçan Inter de Benitez ile yerlerde sürünmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ligimize dönelim. Bugün hiç kimse Türkiye'nin en kaliteli kadrosunun Trabzonspor'da olduğunu söylemez. Ama en iyi takım olduğuna ve bulunduğu yeri sonuna kadar hakettiğine de kimse itiraz edemez. Burak Yılmaz gibi, Engin Baytar gibi futbollarından çok başka türlü problemlerinin tartışıldığı oyunculardan bugün Şenol Güneş azami verim almasını biliyor. Elbette Trabzonspor'un bu oyuncular için son fırsat olduğu gerçeği de var. Ancak farklı durumlardaki diğer birçok oyuncu için de aynı şeyler geçerli. Burada ciddi bir teknik adam başarısı vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe'yi ele alalım. Brezilya milli takımına çağırılan ve oynatılan bir sol bek, Andre Santos var kadroda. Ve Aykut Kocaman'ın Caner'e rağmen kullanmamakta ısrar ettiği bir adam. Bir tarafta Burak Yılmaz gibi bir adamdan faydalanmasını bilen Şenol Güneş, diğer tarafta ise bir türlü Brezilya milli takımının sol bekini kullanamayan, ondan istifade edemeyen Aykut Kocaman. Sanıyorum sadece buradan bile iki takımın ligdeki konumlarını değerlendirebiliriz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe ile Trabzonspor arasındaki puan farkı 9'a çıktı. Yine Beşiktaş da Eskişehir mağlubiyetiyle 12 puan geride kaldı. Biri Messi'yi diğeri C.Ronaldo'yu transfer etse bana göre yine de bu fark kapanmaz. O yüzden lig İstanbul takımları için bitmiştir. Bundan sonra şampiyonluk yarışındayız demek, kendini kandırmaktan başka bir şey değildir. Artık Bursa'yla Trabzon'la devrimcilik oynar, kendinizi tatmin edersiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-4543259686631169174?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/4543259686631169174/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=4543259686631169174' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/4543259686631169174'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/4543259686631169174'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/12/hoca-etkisi.html' title='Hoca Etkisi'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TQXoR9-KMrI/AAAAAAAAA4k/0IaXHxf_LxQ/s72-c/%25C5%259Eenol%2BG%25C3%25BCne%25C5%259F.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-5468058783625291342</id><published>2010-12-10T13:02:00.002+02:00</published><updated>2010-12-10T13:31:22.810+02:00</updated><title type='text'>Mecburiyet</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TQIPhsByqYI/AAAAAAAAA4c/UfuqJGOckW4/s1600/TFF-PFDK.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TQIPhsByqYI/AAAAAAAAA4c/UfuqJGOckW4/s400/TFF-PFDK.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5549014762302646658" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;PFDK Beşiktaş-Bursaspor maçı sonrasında her iki kulübe de ağır cezalar verdi. Beşiktaş iki maç tarafsız sahada seyircisiz, Bursaspor ise 2 maç seyircisiz oynama cezasına çarptırıldı. Tabi son günlerde sürekli tartışılan Sporda Şiddet Yasası'nın uygulanması, ya da yeniden yasa yapılması tartışmalarının da etkisi ile taraftarlar "100-150 kişinin yaptığının cezasını tüm taraftar çekiyor." diyerek isyan etmeye başladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle şunu söyleyeyim:&lt;br /&gt;Futbol Disiplin Talimatı: &lt;br /&gt;MADDE 6 – SORUMLULUK &lt;br /&gt;(1) Ev sahibi kulüp, müsabakanın oynanacağı stadın ve çevresinin düzeninden ve güvenliğinden sorumludur.  &lt;br /&gt;(2) Kulüpler, müsabaka öncesinde, esnasında ve sonrasında meydana gelebilecek her türlü olaydan sorumlu olup müsabakanın organizasyonuna ve güvenliğine ilişkin tüm talimatlara uymakla yükümlüdür. &lt;br /&gt;(3) Kulüpler, futbolcularının, görevlilerinin, yöneticilerinin, üyelerinin, özel güvenlik görevlilerinin ve taraftarlarının ihlallerinden dolayı objektif olarak sorumludur.Meydana gelen zarar sorumlulara tazmin ettirilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MADDE 51 – SAHA OLAYLARI  &lt;br /&gt;(1) Stadyumlarda düzen veya disiplinin ya da müsabakanın olağan akışı içinde oynanmasının veya güvenliğinin sağlanmasına ilişkin kuralları bireysel veya toplu bir biçimde ihlal eden kişiler, iki aydan iki yıla kadar soyunma odasına ve yedek kulübesine giriş yasağı, müsabakalardan men, stadyuma giriş yasağı veya süreli hak mahrumiyeti cezası ile cezalandırılır.  &lt;br /&gt;(2) Seyircisi, mensupları, futbolcuları nedeni ile olaylardan sorumlu kulüplere, saha kapatma, veya müsabakayı seyircisiz oynama cezaları ayrı ayrı veya birlikte verilebilir.  &lt;br /&gt;(3) Profesyonel futbol faaliyetlerine ilişkin saha olaylarında, sorumlu kulüp hakkında, bu cezalar ile birlikte ayrıca para cezasına hükmedilebilir. Disiplin Kurulu, olayın niteliğine göre, sorumlu kulüp hakkında yalnızca para cezası vermekle de yetinebilir. &lt;br /&gt;(4)  Meydana gelen zarar sorumlulara tazmin ettirilir.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu iki madde çok açık. Ev sahibi takımın sorumluluğu sadece stadın içini değil aynı zamanda çevresini de kapsıyor. Bu yüzden Beşiktaş stad etrafında meydana gelen olaylardan sorumlu oluyor. Ayrıca yine 6.maddede belirtildiği gibi her iki takım da müsabaka öncesinde meydana gelecek olaylardan sorumludur. Bu yüzden 51.maddede belirtilen Saha Olayları ifadesine stadyumun çevresinde yaşanan olaylar da dahildir. Bunlardan dolayı TFF'ye çemkirmenin bir manası yok. Kendi koydukları kuralı uygulamak zorundalar. Aksi takdirde çifte standart meydana gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada tartışılması gereken olaylara karışan ne kadar insan varsa bunların teker teker tespit edilip, stadyumlara giriş yasağı uygulanmasıdır. Ayrıca adlî bir olaya karışmışsa da TCK'nın ilgili hükümlerince de cezalandırılmasıdır. Bunlar yapılmadığı sürece seyircisiz oynama cezaları devam edecektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-5468058783625291342?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/5468058783625291342/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=5468058783625291342' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/5468058783625291342'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/5468058783625291342'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/12/mecburiyet.html' title='Mecburiyet'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TQIPhsByqYI/AAAAAAAAA4c/UfuqJGOckW4/s72-c/TFF-PFDK.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-6998548495788355781</id><published>2010-12-09T11:08:00.003+02:00</published><updated>2010-12-09T11:46:20.121+02:00</updated><title type='text'>Şampiyonlar Ligi 6.Hafta Çarşamba Maçları</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TQCkilbtkhI/AAAAAAAAA4E/RtIuej-Q9ks/s1600/bayern_sevinc_basel.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 225px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TQCkilbtkhI/AAAAAAAAA4E/RtIuej-Q9ks/s400/bayern_sevinc_basel.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548615654991303186" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonlar Ligi'nde grup maçları dün akşam E,F,G ve H Gruplarında oynanan maçlarla tamamlandı ve daha önce gruptan çıkmayı garantileyen takımlar arasına Roma, Shaktar ve Arsenal de katıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E Grubu'nda Basel işleri karıştırsa da 6 maç sonunda kuralar çekildiğinde öngörülen sıralama gerçekleşti. Roma Cluj deplasmanında istediği sonucu alarak grubu Bayern'in ardından 2. tamamladı. Basel ise Alman disiplinin kurbanı oldu. Bayern hiçbir iddiası olmamasına rağmen Basel karşısında ciddiyeti elden bırakmayarak 3-0 galip geldi. Schalke de çıkmayı garantilediği maçta Benfica'yı yenmiş, Werder Bremen de hiç iddiası olmamasına rağmen Inter'i yenmişti salı akşamı. &lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TQCkjPYY9LI/AAAAAAAAA4U/r367hZrKDvM/s1600/zilina_1-2_s_594c4_400.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 285px; height: 353px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TQCkjPYY9LI/AAAAAAAAA4U/r367hZrKDvM/s400/zilina_1-2_s_594c4_400.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548615666251658418" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;F Grubu'nda kimin kaçıncı olacağı 5. maçlar sonunda zaten belli olmuştu. Formalite niteliği taşıyan maçlarda ise Marsilya Chelsea'yi 1-0'la geçti. Ancak hakemin Chelsea lehine önce penaltı verip sonra kararını değiştirmesi maçın gidişatını değiştirdi. Hakemin verdiği penaltı kararı doğruydu. Zilina ise ilk puanlarını alacak derken 1-0 öne geçtiği maçta Spartak Moskova'ya 2-1 yenilerek Şampiyonlar Ligi'ni puansız kapattı. Spartak Moskova taraftarlarının sahaya meşaleler atmasının sebebini ise anlayabilmiş değilim. &lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TQCki2WsV-I/AAAAAAAAA4M/VLILpu_NRfU/s1600/milan%2Bajax.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 306px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TQCki2WsV-I/AAAAAAAAA4M/VLILpu_NRfU/s400/milan%2Bajax.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548615659533653986" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;G Grubu'na ölüm grubu dendi ama Real Madrid gruplardan en çok puan toplayan takım olarak bir üst tura çıktı. Auxerre karşısında farklı bir galibiyet alacaklarını tahmin ediyordum zaten. 5-0'ın yaralarını sarmak için böyle sonuçlara ihtiyaçları var. Diğer maçta ise Ajax Milan'ı deplasmanda yenerek kendi işini kendi gördü ve yoluna Avrupa Ligi'nde devam etme hakkı kazandı. Bu maçta Ibrahimovic oyuna sonradan girdi ilk yarı sonunda Ajax'ın 9 şutuna karşın Milan'ın 1 şutu vardı. &lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TQCkiel77jI/AAAAAAAAA38/cSDTeFk6vMs/s1600/arsenal%2Bpartizanasd.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 260px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TQCkiel77jI/AAAAAAAAA38/cSDTeFk6vMs/s400/arsenal%2Bpartizanasd.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548615653155139122" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;H Grubu'nda ise işler son maça kalmıştı. 3 takımın da bir üst tura çıkma ihtimali vardı ama Braga'nın şansı pek gerçekçi değildi. Nitekim Shaktar 15 puanla grubu lider bitirdi. Lucescu'nun Galatasaray'la yaptığını Shaktar'la yapmaması için hiçbir sebep yok. Milan dışındaki tüm muhtemel rakiplerini eleyebileceklerini düşünüyorum. Bir de Inter sıkıntı olur Shaktar için. Arsenal ise zorlandığı maçta Partizan'ı 3-1 yenerek grubu 2. tamamladı. Arsenal ilk yarıda oyun kurmakta bir hayli zorlandı. Partizan orta sahada iyi pres yaparak Arsenal'in oyununu bozdu. 2. yarıya Arsenal daha istekli başlamasına rağmen golü yedi. Arsene Wenger'in Arshavin-Walcott değişikliği ise Arsenal'e galibiyeti getirdi. Sagna maçın son dakikalarında kırmızı kartı gördü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece Şampiyonlar Ligi'nde grup maçları tamamlandı. Son 16 turunun kura çekimi ise 17 Aralık Cuma günü yapılacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-6998548495788355781?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/6998548495788355781/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=6998548495788355781' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/6998548495788355781'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/6998548495788355781'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/12/sampiyonlar-ligi-6hafta-carsamba-maclar.html' title='Şampiyonlar Ligi 6.Hafta Çarşamba Maçları'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TQCkilbtkhI/AAAAAAAAA4E/RtIuej-Q9ks/s72-c/bayern_sevinc_basel.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-1971637814393206402</id><published>2010-12-08T17:43:00.002+02:00</published><updated>2010-12-08T18:08:44.417+02:00</updated><title type='text'>Xavi-Iniesta-Messi</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TP-ta72XqII/AAAAAAAAA30/yYpWCeEwGqY/s1600/ballon_dor_jpg_620x1200_q95.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 277px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TP-ta72XqII/AAAAAAAAA30/yYpWCeEwGqY/s400/ballon_dor_jpg_620x1200_q95.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548343944197679234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;FIFA Altın Top ödülünde son 3 belli oldu ve ödülün Barcelona takımına gideceği belli oldu. Tabi burada konuşulan Sneijder'in haksızlığa uğraması durumu var. Geçen sene Şampiyonlar Ligi'ni kazanmış ve Dünya Kupası'nda final oynamış ve her iki turnuvada da takımının en iyi oyuncularından biri olmuş Sneijder'in en azından son 3'e kalması gerekirdi. Yine Robben'in de geçen sene muhteşem bir sezon geçirmiş olması da göz önüne alınabilirdi. Ancak seçmenler son 3'e bu isimleri bıraktı. Herkeste bir Barcelona hayranlığı almış başını gidiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ödül Dünya Kupası düzenlendiği yıllarda verildiğinde hep Dünya Kupası'nı kazanan takımın bir oyuncusu bu ödülü almış. Bu durumda şu anda Dünya'nın en iyi futbolcusu olan Messi'nin bu ödülü alması zor gözüküyor. Benim tahminim ise ödülü Xavi'nin alacağı yönünde. Geçen sene de 3. olmuştu. Bu sene büyük ihtimalle Xavi kazanabilir. O olmazsa da finalde golü atan Iniesta alır diye düşünüyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-1971637814393206402?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/1971637814393206402/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=1971637814393206402' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1971637814393206402'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1971637814393206402'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/12/xavi-iniesta-messi.html' title='Xavi-Iniesta-Messi'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TP-ta72XqII/AAAAAAAAA30/yYpWCeEwGqY/s72-c/ballon_dor_jpg_620x1200_q95.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-4899925023049290277</id><published>2010-12-08T13:37:00.002+02:00</published><updated>2010-12-08T14:16:46.912+02:00</updated><title type='text'>Şampiyonlar Ligi 6.Hafta Salı Maçları</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TP929s891BI/AAAAAAAAA3s/Z6vXX1aS47A/s1600/twente_3-3_tottenham_c08e2_800.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 273px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TP929s891BI/AAAAAAAAA3s/Z6vXX1aS47A/s400/twente_3-3_tottenham_c08e2_800.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548284068354708498" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonlar Ligi'nde grup maçlarının sonuna geldik. Dün akşam A,B,C ve D Gruplarında oynanan maçların ardından son 16'ya kalan ilk 8 takım belli oldu. Aslında bunlardan 7'si geçen haftadan belliydi. Son bilet için Rubin Kazan ve Kopenhag mücadele ediyordu, kazanan Kopenhag oldu. Barcelona haricindeki diğer garantileyen takımlar ise liderlik mücadelesi içerisindeydiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A Grubu'nda Tottenham gollü geçmesini beklediğimiz maçta Twente ile deplasmanda 3-3 berabere kaldı ve Inter'in Werder Bremen'e mağlup olmasıyla gruptan lider çıktı. Tottenham gerçekten de Şampiyonlar Ligi'ne bu sene ayrı bir renk kattı. Yıllardır İngiltere'den aynı 4 takımın Şampiyonlar Ligi'ne katılması ve bunlardan 3 tanesinin her sene en az yarı final oynaması çok can sıkıcı bir durumdu. Tottenham'ın bu zinciri kırması hoş oldu. Sanırım seneye de Manchester City'i buralarda göreceğiz. Inter ise berbat bir sezon geçiren Werder Bremen'e deplasmanda 3-0 mağlup oldu. Benitez bu gidişle sezon sonunu göremez. Hatta Milan bu hafta puan farkını biraz daha açarsa işler iyice sakata girer. Belki de Moratti Dünya Kulüpler Şampiyonası'nı bekliyordur. &lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TP929aWc_YI/AAAAAAAAA3k/JvfkKE4HQ0g/s1600/lyon_2-2_h_42c76_400.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 312px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TP929aWc_YI/AAAAAAAAA3k/JvfkKE4HQ0g/s400/lyon_2-2_h_42c76_400.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548284063361334658" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;B Grubu Şampiyonlar Ligi'nin en kıytırık grubuydu. Fakat bu kıytırık gruptan Schalke son maçta Benfica'yı Portekiz'de yenip lider çıktı. Bundesliga'da 15 maçta 16 puan toplayan takım Şampiyonlar Ligi'nde 6 maçta 13 puan aldı. Ancak bana göre Schalke'nin çeyrek final oynaması içi kura şansına ihtiyacı olacak. Bana göre 2.sırada çıkan takımlardan sadece Kopenhag'ı eleyebilirler. Lyon ise Schalke Benfica'yı yenince liderlik şansını kaybetmişti ama yine de Hapoel'i yeneceklerini düşünüyordum. Fakat onu da beceremediler. Lyon'un bu savunmayla işi zor. Benfica'dan ve Schalke'den deplasmanda 7 gol yemiş bir takımın çeyrek finali göreceğini zannetmiyorum. Bu arada Hapoel'e de yazık oldu ama "Bu zamana kadar aklınız neredeydi?" diye de sormadan edemeyeceğim. Yalnız Zahavi'nin golü tek kelimeyle mükemmeldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bursaspor'un grubu C Grubu'nda Manchester Utd. ile Valencia Old Trafford'da liderlik mücadelesine çıktı. Manchester'ın kendi sahasında yenilmesi durumunda Valencia lider çıkacaktı. Valencia öne geçmesine rağmen üstünlüğünü koruyamayarak 1 puana razı oldu. Maçın özeti ise galibiyeti hakeden tarafın Manchester Utd. olduğunu gösteriyor. Rooney'nin dönmesiyle Manchester Utd. adeta evrim geçirmiş gibi oldu. Rooney'e bir şey olmazsa bu sene en az yarı final göreceklerini düşünüyorum. Zaten geçen sene Bayern'e Rooney sakatlandıktan sonra elenmişlerdi. Valencia ise iyi bir kura çekerse çeyrek final şansı bir hayli artar.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TP929E13e9I/AAAAAAAAA3c/ZQbJcSWPKqI/s1600/barcelona_2_rubin_79834_400.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 280px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TP929E13e9I/AAAAAAAAA3c/ZQbJcSWPKqI/s400/barcelona_2_rubin_79834_400.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548284057587514322" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;D Grubu'nda Barcelona liderliği garantilemiş bir biçimde belalısı Rubin Kazan'la karşılaştı. Guardiola'nın bir çok önemli oyuncusunu oynatmadığı maçı kazanmayı başardılar. Tabi ilk yarıda Barcelona neredeyse hiç pozisyona girmemişken, Kopenhag'ın önde olduğunu öğrenen Rubin Kazan'ın da maçı bırakmış olması kuvvetle muhtemel. Barcelona'yı muhtemel rakipleri arasında en çok zorlayabilecek 2 takım Inter veya Milan olur. Inter'in geçen seneden nasıl bir potansiyele sahip olduğunu biliyoruz ama o potansiyeli kullanabilecek bir teknik direktörü olmadığını da bu seneden biliyoruz. Milan ise Barcelona'ya çok ters gelebilen bir takım ve Ibrahimovic tehlikesi de mevcut. Kopenhag da Panathinaikos'u yenerek 10 puanla grubu 2. bitirdi. Sanırım gruplardan çıkan ilk Danimarka takımı oldular. Şampiyonlar Ligi'nde bu senenin flaş ekibi onlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonlar Ligi'nde E,F,G ve H Gruplarında oynanacak maçlarla grup maçları tamamlanacak. Bu akşam 3 takım daha son 16'ya kalacak. E Grubu'nda Basel ya da Roma, H Grubu'nda ise Arsenal, Shaktar veya Braga adlarını bir üst tura yazdıracak. Aslında Shaktar %99 gruptan çıktı ama olsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-4899925023049290277?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/4899925023049290277/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=4899925023049290277' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/4899925023049290277'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/4899925023049290277'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/12/sampiyonlar-ligi-6hafta-sal-maclar.html' title='Şampiyonlar Ligi 6.Hafta Salı Maçları'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TP929s891BI/AAAAAAAAA3s/Z6vXX1aS47A/s72-c/twente_3-3_tottenham_c08e2_800.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-1233462388676185152</id><published>2010-12-08T00:55:00.003+02:00</published><updated>2010-12-08T01:25:54.534+02:00</updated><title type='text'>Elde Var Bir</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TP7CdMsg5EI/AAAAAAAAA3U/1a7YlW_983Y/s1600/bursa%2Branger%2Bsercan.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 223px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TP7CdMsg5EI/AAAAAAAAA3U/1a7YlW_983Y/s400/bursa%2Branger%2Bsercan.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548085597846955074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bursaspor Şampiyonlar Ligi serüvenine Rangers maçıyla nokta koydu ve Sercan'ın 79'daki golüyle tek puanını aldı. Aslına bakarsanız Bursaspor galibiyeti hakeden bir futbol yansıttı yeşil sahaya. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertuğrul Sağlam geniş kapsamlı bir rotasyona gitti maçta. Daha önce şans vermediği ya da yeteri kadar şans bulamayan isimleri kullanmak istedi. Rangers ise ilk maçtakine yakın bir kadroyla sahadaydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bursaspor ilk puanlarını almanın isteği ve kendi sahasında oynamanın avantajıyla 90 dakika boyunca oyuna hükmeden taraftı. Rangers ise kontraataklarla gol bulmanın peşindeydi ve bunu 20.dakikada Kenny Miller ile gerçekleştirdiler. Golden sonra Vederson pozisyonda hamle yapmakta geç kaldığından tribünler tarafından protestolara maruz kaldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci yarıya Ertuğrul Sağlam Ömer Erdoğan ve Pablo Batalla ile başladı. İlk 10-15 dakika Bursaspor için çok önemliydi. Bu dakikalarda yiyeceği bir gol puan ya da puanlar almasını zorlaştıracaktı. Rangers bu öldürücü darbeyi vurmak için biraz hareketli gibi gözüktü ama cılız ataklar dışında pek bir şey yapamadılar. 60'tan sonra Bursaspor rakip üzerindeki baskısını artırdı. Bu baskı 79'da Sercan Yıldırım'ın golüyle sonuç verdi. 1-1'den sonra Bursaspor galibiyet golünü atacak pozisyona da girmesine rağmen Sercan Yıldırım bu fırsatı acemice harcadı ve maç 1-1 sona ererken Bursaspor da Şampiyonlar Ligi'ni puansız tamamlama tehlikesini bertaraf etmiş oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bursaspor Şampiyonlar Ligi maçlarında aldığı skorlardan bağımsız olarak giderek artan bir performans gösterdi. İlk 3 maçta etkisiz, rakip kaleye gitmekte zorlanan bir takım vardı. Ama hem Bursa'daki Manchester maçında hem de deplasmandaki Valencia maçında maç 0-0 iken Bursaspor'un çok net pozisyonları vardı. O pozisyonlar gol olmayınca maçların gidişatı aksi istikamette oldu. Bu akşamki maçta ise en azından bir puanı almayı başardı Bursaspor. Yine takım için genel bir değerlendirmede bulunacak olursak yabancı transferleri son derece isabetsizdi. Takımı ileriye götürecek isimler alınmalıydı. Özellikle Nunez'e daha sonra değineceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçın yıldızı ise Sercan seçildi. Gerçekten iyi bir performansı vardı ancak takım arkadaşlarıyla daha fazla yardımlaşmalıydı. Günümüz futbolunda bir maç içinde onun kadar çalıma giren 2 futbolcu var. Biri Messi diğeri de C.Ronaldo. Bilmem anlatabiliyor muyum? Onun dışında gerçekten çok yetenekli bir futbolcu. Sürat desen var, top tekniği var, adam eksiltme özelliği var ancak son vuruş hiç yok. Bunun üstüne gitmesi lazım. Rıdvan Dilmen'in her fırsatta anladığı bir şey var. Tanju Çolak'ın her antrenmandan sonra son vuruş çalışması yaptığını söyler. Tanju Çolak bile bunu yapıyorsa Sercan'ın mutlaka yapması gerekiyor. Bu sorununu çözdüğü takdirde Avrupa'da istediği ligde oynar, milli takımın da önemli oyuncusu olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi gelelim Nunez'e. Burada Sergen Yalçın moduna giriyorum. Bu adamı çok aradınız mı? Vasat bir oyuncu bile değil. Adeta rakip takım stoperi gibi oynadı. Zaten bu akşamdan sonra Bursa'da fazla kalamaz. Büyük ihtimal devre arası gider diye düşünüyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-1233462388676185152?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/1233462388676185152/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=1233462388676185152' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1233462388676185152'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1233462388676185152'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/12/elde-var-bir.html' title='Elde Var Bir'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TP7CdMsg5EI/AAAAAAAAA3U/1a7YlW_983Y/s72-c/bursa%2Branger%2Bsercan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-7726810428519165467</id><published>2010-12-06T12:30:00.005+02:00</published><updated>2010-12-06T13:13:20.705+02:00</updated><title type='text'>Hak</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TPzFBkmQDlI/AAAAAAAAA3M/HVflXdhBOvs/s1600/be%25C5%259Fikta%25C5%259F%2Bbursa%2Bkavga.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TPzFBkmQDlI/AAAAAAAAA3M/HVflXdhBOvs/s400/be%25C5%259Fikta%25C5%259F%2Bbursa%2Bkavga.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547525471808261714" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Geçen sene son maçta Bursaspor ve Beşiktaş'ı yenip şampiyon olunca artık iki camia arasındaki buzlar erir husumet kalmaz deplasman  yasağı da bu sene kalkar diye düşünüyorduk. Ancak dün yaşanan olaylar gösterdi ki "çağ dışı" olarak nitelenen bu uygulamanın devamında fayda varmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu uygulama çağ dışı bir uygulama olabilir. Ancak bir insan ya da topluluk çağ dışı davranıyorsa çağdaş uygulamaları haketmiyordur. Medeniyetin beşiği olarak nitelendirebileceğimiz Fransa'nın PSG kulübü de taraftarına deplasman yasağı getirmedi mi geçen sene? Durduk yerde böyle bir karar almadı herhalde bu adamlar. Taraftarlarının yaptığı ırkçılık ve çıkardığı olaylar buna sebep oldu. Burada ise daha böyle olaylar yaşanmadan bu yasak getirildi. Bir nevî önlem alındı. Dün yaşananlardan sonra da bu iş uzun süre böyle devam edecek gibi gözüküyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yenilsen de Yensen de" programında Cumartesi günü bu maça bir hayli geniş yer verilmişti. Programda hep "Statlar kötü, polisler kötü yok Avrupa'da böyle davranmıyor polis." minvalinde şeyler söylendi. Allah aşkına deplasmana gidenler efendi efendi oturuyordu da polis gelip durduk yere mi copladı, biber gazı sıktı ya da orantısız güç kullandı. Hiç kimse bana bilimum kesici, delici, yaralayıcı ekipmanla maça giden bir insanın tek derdinin "takımını deplasmanda yalnız bırakmamak" olduğunu söylemesin. Aynı şeyler olaylara karışıp Bursaspor taraftarlarını yaralayan Beşiktaşlılar için de geçerli. Bu insanların derdi futbol falan değil. "Hak verilmez alınır." diye bir laf var. O laf boşuna söylenmiş laf değil. Her iki takım taraftarı da deplasmana gitmeyi hakedene kadar bu yasağın devamında fayda var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu işin çözümüne gelecek olursak. Bu işi çözecek insanlar yöneticiler, valilik, emniyet falan değil. Bunlar sadece olaylar engellemek için tedbir alabilir. Ancak olay çıkaracak adamı engelleyemezler. Nitekim engelleyemediler. Bu işi çözecek olanlar taraftarlardır. İki kulübünde önde gelen taraftar grupları var. Eğer hakkaten bu insanların derdi deplasmana gidebilmek, takımına destek olabilmekse internet sitelerine bildiri koysunlar. "Biz bu işi sonlandırmak istiyoruz." desinler. Bir yerde buluşulsun, oturulsun, konuşulsun hatta baklavalar ikram edilsin geçmişte yaşananlara bir sünger çekilsin. Zaten çağdaş insan davranışı da budur. O zaman "çağ dışı" olarak nitelenen uygulamalara son verilir, insanlar da hakettiği muameleyi görürler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-7726810428519165467?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/7726810428519165467/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=7726810428519165467' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/7726810428519165467'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/7726810428519165467'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/12/hak.html' title='Hak'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TPzFBkmQDlI/AAAAAAAAA3M/HVflXdhBOvs/s72-c/be%25C5%259Fikta%25C5%259F%2Bbursa%2Bkavga.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-7519054027864055865</id><published>2010-12-02T18:17:00.002+02:00</published><updated>2010-12-02T19:07:09.831+02:00</updated><title type='text'>2018 Rusya'da 2022 Katar'da</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TPfSHkIVhsI/AAAAAAAAA28/d54exCLKWnM/s1600/Russia_2018-2022_bid_logo.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 231px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TPfSHkIVhsI/AAAAAAAAA28/d54exCLKWnM/s400/Russia_2018-2022_bid_logo.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5546132493529614018" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;FIFA 2018 ve 2022 Dünya Kupaları'na ev sahipliği yapacak ülkeleri bugün açıkladı. Turnuvalar daha önce ev sahipliği yapmamış olan Rusya ve Katar'a verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2018 için 4 aday vardı. Rusya'nın dışında İngiltere, Portekiz-İspanya ve Belçika-Hollanda adaylıkları vardı. Aslında bu turnuvayı düzenlemeye en yakın ülke İngiltere olarak görülüyordu. 2 ülke ortaklıklarına ise FIFA'nın sıcak bakmamasından dolayı Portekiz-İspanya ve Belçika-Hollanda adaylıklarının şansı azalıyordu. Oysa ki bu ülkelerin ulaşım konusunda Rusya'ya göre çok daha fazla avantajı vardı. İngiltere ise bu turnuvayı düzenlemek için çok hırs yaptı ve belki de bu hırsının kurbanı oldu. Özellikle medyada FIFA İcra Kurulu üyeleri ile ilgili yaptıkları haberler diğer üyeleri ayar etmiş olacak ki İngiltere ev sahibi olamadı. Doğrusu iyi de oldu çünkü çok antipatik olmaya başlamışlardı. &lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TPfSIOeSsRI/AAAAAAAAA3E/Y7x_Deovr2w/s1600/qatar%2B2022.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 292px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TPfSIOeSsRI/AAAAAAAAA3E/Y7x_Deovr2w/s400/qatar%2B2022.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5546132504895992082" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2022 için ise 5 aday vardı. Bu adaylar Katar, Avustralya, ABD, Japonya ve Güney Kore'ydi. Japonya ve Güney Kore 2002'de birlikte düzenledikleri için 2022'yi tekrar almaları zor görünüyordu. Yine Japonlar 3D yayınla ve hologramik olaylarla bir yenilik getirme çabası içerisine girdiler ama Güney Kore'nin sunduğu yeni bir şeye şahit olamadık. ABD ise yine yakın sayılabilecek bir zamanda ev sahipliği yaptığından şansı epey azdı. Geriye ise Avustralya ve Katar kalmıştı. Avustralya'da maçların yayın saati Avrupa'ya çok ters kaldığından bir sıkıntı söz konusuydu. Bunun sonucunda da 2022 Katar'a verildi. Tabi Katar'ın küçük bir ülke olmasından dolayı statlar çok küçük bir alana dağılmış olacak. Ayrıca sıcaklık da önemli bir sorun olacak. Her ne kadar statlara son teknoloji soğutma sistemleri konulacak olsa da statların dışında sıkıntılar yaşanacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FIFA 1994'ten bu yana daha önce Dünya Kupası düzenlenmemiş kıtlara şans veriyor. 94'te ilk defa Kuzey Amerika'da, 2002'de ilk defa Asya kıtasında, 2010'da ise Afrika kıtasında Dünya Kupası düzenlendi. 2014 sırası Güney Amerika'ya geldiğinden organizasyon Brezilya'ya verildi. 2018'de ise sıra Avrupa'daydı ve daha önce ev sahipliği yapmayan Rusya'ya verildi. 2022'de Ortadoğu'ya şans verildi. FIFA'nın futbolu daha geniş kitlelere yayma isteği özellikle Katar kararında önemli bir faktör. Diyeceğim ki acaba biz Avrupa Şampiyonası yerine Dünya Kupası'na mı kassak? Gerçi bu Blatter bize ayar oluyor bize vermezler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-7519054027864055865?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/7519054027864055865/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=7519054027864055865' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/7519054027864055865'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/7519054027864055865'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/12/2018-rusyada-2022-katarda.html' title='2018 Rusya&apos;da 2022 Katar&apos;da'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TPfSHkIVhsI/AAAAAAAAA28/d54exCLKWnM/s72-c/Russia_2018-2022_bid_logo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-6355434136022833863</id><published>2010-12-02T02:47:00.003+02:00</published><updated>2010-12-02T03:14:48.065+02:00</updated><title type='text'>Gizli Gizli</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TPbyiITID3I/AAAAAAAAA20/CJZZFyPB6H4/s1600/elano.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 394px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TPbyiITID3I/AAAAAAAAA20/CJZZFyPB6H4/s400/elano.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5545886659310522226" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Elano'nun gelişi de gidişi de gizli gizli oldu. Spor kamuoyunun o zamanlar alışık olduğu üzere Haldun Üstünel "pat" diye kaliteli futbolcuları Galatasaray'a transfer ederken o isimlerden biri de Elano'ydu. Yine beklenmedik bir anda Elano Galatasaray'dan ayrıldı. Tıpkı Keita gibi. Aslında Brezilya basınında bu transferle ilgili haberler çıkmış ama bunlar daha bizim medyaya yansımadan bu gidiş de gerçekleşti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elano geçen sene zaten çok kaliteli olan Galatasaray kadrosuna eklenen son parçaydı. Belki de bu son parça olmasından dolayı geçen sene takımın iyi oynadığı dönemlerde henüz yeni geldiği için tam etkili olamadı. Sonra takımla birlikte O da düşüşe geçti. Türkiye'ye geldiğinde kendisinden beklenen takımın zorlandığı maçlarda sazı eline alıp maçı çevirebilmesiydi. Ancak Dünya Kupası'ndaki performansı gösterdi ki Elano iyi bir takımda oynarsa iyi futbol oynayabilen bir adamdı. Maç alacak bir futbolcu değildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gidiş şimdi gerçekleşmese devre arasında en kötü ihtimalle ise sezon sonunda olacaktı. Görünen o ki devre arasında Galatasaray oraya Hagi'nin istediği bir futbolcu alacak. Ancak Galatasaray bu transferi yaparken gelecek yılları da planlamalı. Tabi santrafor mevzusundaki gibi değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin bir de maddi boyutu var. Galatasaray resmi internet sitesinde Elano'nun Santos'a transferi ile ilgili olarak yapılan açıklamada işin maddi boyutu geniş kapsamlı bir biçimde ele alınmış. Elano'nun bu yıl için alacaklarından feragat ettiği ve Santos'un daha yüksek bir bedelle oyuncuyu elden çıkarması durumunda transferden %50 pay alınacağı söylenmiş. İkinci seçenek pek ihtimal dahilinde değil. Ancak bu yıl alacağı paranın Galatasaray'ın kasasından çıkmayacak olması Elano'nun burada kalmak istemediğinin açık bir göstergesi. Zaten sene başında satılacak diye ismi UEFA'ya da bildirilmemişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gidişler Elano ve Misimoviç'le sınırlı kalmamalı. Galatasaray'da misyonunu tamamlamış birçok oyuncu var. Bunların başında Servet, Ayhan Akman, Barış Özbek ve geçen sene gelmesine rağmen Mustafa Sarp geliyor. Ayrıca Galatasaray'da yeri olmayan Ali Turan, Gökhan Zan ve Serdar Özkan'ı da unutmamak lazım. Onun dışında bir sezon boyunca maçların ancak yarısında görev yapan Kewell, sürekli sakatlanan Baros ile ilgili olarak da ciddi ciddi düşünülmelidir. Yine bu gidecekler listesine Pino da eklenebilir. Ancak bu işleri yapmayı hakedenlerin Galatasaray'ın Adnan Polat başkanlığındaki mevcut yönetiminin olmadığı aşikardır. Galatasaray'ın bir takım radikal kararlar alması şarttır ve bunların içine Galatasaray yönetimi ile ilgili olanlar da dahildir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-6355434136022833863?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/6355434136022833863/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=6355434136022833863' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/6355434136022833863'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/6355434136022833863'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/12/gizli-gizli.html' title='Gizli Gizli'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TPbyiITID3I/AAAAAAAAA20/CJZZFyPB6H4/s72-c/elano.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-290575578142634142</id><published>2010-11-30T12:13:00.004+02:00</published><updated>2010-11-30T12:47:31.556+02:00</updated><title type='text'>Mourinho Savunma Oynatabilir miydi?</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TPTV0T5bPOI/AAAAAAAAA2s/MGSIEQYx-rk/s1600/Mourinho%2BInter%2BNou%2BCamp.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 276px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TPTV0T5bPOI/AAAAAAAAA2s/MGSIEQYx-rk/s400/Mourinho%2BInter%2BNou%2BCamp.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5545292135870971106" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dün akşam Real Madrid 5-0 kaybedince Jose Mourinho'nun tıpkı geçen sene Inter'deyken yaptığı gibi bir savunma yapması gerektiği söylenmeye başladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle geçen seneki yarı final maçlarıyla ilgili olarak şunları söylemek gerekiyor. Her iki maçta da hakemlerin tartışmalı kararları vardı. Hatta yanlış hatırlamıyorsam ilk maç sonunda Mourinho geçen sene de Barcelona'nın hakem hatalarıyla Chelsea'yi elediğini söylemişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca Barcelona'da oynanan rövanş maçını Inter kaybetmiş, sadece turu geçecek skoru elde etmişti. Yine Barcelona'nın hakemin tartışmalı kararıyla sayılmayan bir golü de vardı. O maç için o futbol doğruydu. Sonuçta tek farklı mağlubiyetten bir şey olmazdı. Fakat dün akşam Real Madrid'e tek farklı mağlubiyetten fazlası lazımdı. Kaldı ki Real Madrid'in geçen sene Inter'in yaptığını yapması kolay değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca Real Madrid Inter'in oynadığına benzer futbolu 5 maçlık serinin ilk maçında oynamıştı. Schuster'in "Barcelona'yı yenemeyiz." açıklamasından sonra Juande Ramos takımın başına getirilmiş, Real Madrid oyunu tamamen kendi yarı sahasında kabul etmiş Casillas penaltı kurtarmış fakat son dakikalarda yenilen gollerle 2-0 mağlup olmuştu. Yani benzer bir futbol daha önce denenmiş fakat başarıya ulaşamamıştı. Öte yandan o maçla bu maç arasında iki takımın durumları bakımından farklar var. O zaman Barcelona her kulvarda tozu dumana katarken Real Madrid başarısız sonuçlar alıyordu. O maç öncesinde tarihi fark beklentisi vardı. Tıpkı bu seneki Fenerbahçe-Galatasaray derbisine benziyordu. Fakat bu sene Real Madrid Nou Camp'a namağlup lider gitti ve Mourinho ve futbolculardan insanların farklı beklentileri vardı. O yüzden savunma oynayamazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortada böyle örnekler varken benzer bir anlayışla çıkıp kaybedeceğime kendi oyunuma bakarım diye düşündü ama fena çuvalladı. Jose Mourinho Porto, Chelsea ve Inter'de şampiyonluklar kazandı ama Real Madrid ile kazanacağı bir La Liga şampiyonluğu hiç kuşkusuz kariyerinin en önemli şampiyonluğu olacaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-290575578142634142?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/290575578142634142/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=290575578142634142' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/290575578142634142'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/290575578142634142'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/11/mourinho-savunma-oynatabilir-miydi.html' title='Mourinho Savunma Oynatabilir miydi?'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TPTV0T5bPOI/AAAAAAAAA2s/MGSIEQYx-rk/s72-c/Mourinho%2BInter%2BNou%2BCamp.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-1545350330459223374</id><published>2010-11-30T01:35:00.005+02:00</published><updated>2010-11-30T11:05:17.867+02:00</updated><title type='text'>Rüzgar Eken Fırtına Biçer</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TPRI7kQMgkI/AAAAAAAAA2U/O0hSxnt_erY/s1600/el%2Bclasico%2B2010%2B2011%2B%25282%2529.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5545137229381009986" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 254px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TPRI7kQMgkI/AAAAAAAAA2U/O0hSxnt_erY/s400/el%2Bclasico%2B2010%2B2011%2B%25282%2529.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu akşamki El Clasico için söylenebilecek atasözlerinden bir hiç tartışmasız herhalde budur. Mourinho ile Barcelona arasındaki rekabete 6 senedir Şampiyonlar Ligi bazında tanık oluyorduk. Geçen sene Inter'in başındayken finale çıktığında orta sahaya koşup deliler gibi sevinen Mourinho, yine Chelsea'nin başında olduğu zamanlarda da Nou Camp'ta atılan gollerden sonra delicesine seviniyordu. Tabi tüm bunlar Barcelona ile Mourinho arasındaki gerginliği daima artırdı. Mourinho'nun takımlarının Nou Camp'ta hep eksik kalması hiç şüphesiz tesadüf değildir. Bu akşam da bu gelenek Sergio Ramos ile devam etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen sene El Clasicolarda hem Pellegrini hem de Guardiola bazı ofansif oyuncularından feragat etmiş maçlar beklentinin altında geçmişti. Bu akşam da Mourinho'nun da orta sahaya Xabi Alonso ve Khedira'nın yanına Lassana Diarra'yı da eklemesini bekliyordum. Fakat Mourinho Higuain hariç ideal 11'iyle sahaya çıktı. Guardiola'nın da geçen seneden esinlenerek orta sahaya Mascherano'yu koymasını bekledim ama o da ideal 11'iyle sahaya çıkmayı tercih etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçın 0-0'lık ilk 10 dakikalık bölümünde Real Madridli oyuncular top Barcelona'dayken 11 kişi topun arkasına geçip savunmayı da önde kurarak oyunu 30 metreye sıkıştırmaya çalıştılar. Ancak Barcelona o 30 metrelik aralıkta bile inanılmaz işler yaptı. Zaten daha maçın başında Messi'nin mükemmel vuruşu direkten dönünce maçın Barcelona için sıradan bir La Liga maçı gibi geçeceği belli olmuştu. Bir tarafta Barcelona vardı ama karşısındaki takıma Real Madrid demeye 1000 şahit lazımdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 dakikada maç 2-0 olunca Real Madridli oyuncular oyun disiplininden koptular. Cristiano Ronaldo bir şeyler yapmanın derdine düştü. Guardiola ile yaşadığı gerginlik Real Madrid'i biraz canlandırsa da birkaç korner dışında Real Madrid bir şey üretemedi.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TPRI7Zk-UII/AAAAAAAAA2M/B0QxRLPi4H8/s1600/el%2Bclasico%2B2010%2B2011%2B%25281%2529.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5545137226515370114" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 254px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TPRI7Zk-UII/AAAAAAAAA2M/B0QxRLPi4H8/s400/el%2Bclasico%2B2010%2B2011%2B%25281%2529.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2.yarıya Jose Mourinho Diarra-Mesut değişikliğiyle başladı ama o dakikadan sonra allame-i cihan olsanız -ki Mourinho belki de öyledir- maçı çevirmesi mümkün değildi. Yıllardır Barcelona'yı yakından takip ediyorum. Öne geçip kaybettiği bir bu sene Süper Kupa'daki Sevilla maçını hatırlıyorum kaldı ki rövanşta kazandılar. Onun dışında sanıyorum 1-2 tane içeride oynadıkları Villareal maçında berabere kaldılar. Yalnız bu kadar konsantre olmuş bir Barcelona'nın bu maçı kazanamaması için mucizelere ihtiyacı vardı "Special One"ın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Real Madrid 2.yarıya golle başlayıp maça ortak olmanın peşindeydi. Ancak Messi buna izin vermedi. İlk önce kendisi bir şut denedi savunmadan döndü. Baktı ki yine Mourinho'nun takımlarına karşı gol orucunu bozamayacak "Ben de asist yapar perişan ederim." diye düşünmüş olacak ki 3 dakikada yaptığı 2 asistle Villa'ya 2 gol attırdı ve maç 4-0'a geldi. Bu dakikadan sonra Barcelona Real Madrid ile adeta "alay" etti. Topuk pasları mı istersin, bacak arası mı istersin, arka arkaya 30-35 pas mı istersin? Hepsini yaptı Barcelona. Tabi bunda Mourinho'nun Real Madrid'ine karşı oynamanın da verdiği duygunun payı büyüktü. Bu takım deplasmanda 6-2 kazandığında ya da Roma'da Şampiyonlar Ligi şampiyonu olurken bu tip işlere kalkmamıştı. 5-0 olunca da beklenen oldu. Hakem ne kadar kırmızı kart çıkarmamak için uğraşsa da Sergio Ramos kayış kopardı gitti Messi'ye arkadan daldı arada Diarra'yı da götürdü ve kırmızı kart gördü. Yine milli takımdan arkadaşları Puyol ve Xavi'ye yaptığı hareketler de terbiyesizceydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jose Mourinho'ya eleştiri yapmak çok garibime gidiyor ama bu akşam kesinlike kendi oyununu oynamaktansa Barcelona'yı durdurmanın yollarını aramalıydı. Maç 5-0 oldu diye böyle yazıyor değilim. Çünkü dünya üzerindeki hiçbir takımın Nou Camp'a gidip de kendi oyununu oynayarak oradan başı dik ayrılması mümkün değil. İddia ediyorum Barcelona dışındaki takımlardan bir Dünya Karması oluşturun Nou Camp'ta Barcelona'nın karşısına koyun kendi oyununu oynamaya kalkarsa perişan olur. Hele bir de Barcelonalı oyuncular bu maça konsantre oldukları gibi konsantre olurlarsa hiç şansları olmaz. O yüzden Jose Mourinho'nun öncelikle rakibi durdurması gerekirdi. Çünkü Real Madrid diğer takımlara ne kadar çok gol atarsa atsın Barcelona ile aşık atacak düzeye henüz gelemedi. Zaten buna zaman da yok. Adamlar sadece Guardiola dönemini saysak bile 2,5 yıldır bu futbolu oynuyor. Kaldı ki Rijkaard ile birlikte evveliyatı var. Oysa Jose Mourinho sezonun ilk haftasından itibaren sayarsak 3 aydır Real Madrid'in başında. 3 aylık bir takımın 2,5 yıllık bir takıma böylesine üst düzey bir maçta oyununu kabul ettirmesi eşyanın tabiatına aykırı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barcelona'da tüm futbolcular mükemmel oynadılar. Real Madrid'de ise sadece Pepe'yi beğendim. O da Messi'den çalım yemediği için. Casillas ise çaresizdi.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TPRJigxhxnI/AAAAAAAAA2c/RUSk93UmKaY/s1600/el%2Bclasico%2B2010%2B2011%2B%25283%2529.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 278px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TPRJigxhxnI/AAAAAAAAA2c/RUSk93UmKaY/s400/el%2Bclasico%2B2010%2B2011%2B%25283%2529.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5545137898461972082" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Son olarak maç yüksek tempolu seyir zevki yüksek bir maçtı. Maçın başından kalkıp mutfağa çay almaya gidemedim. Tabi zaman zaman gerginlikler de yaşandı. Ronaldo ile Guardiola arasındaki gerginlikte iki tarafta suçlu gibi ama Ronaldo daha suçlu. Çünkü topu almaya giden adam sadece topu almak ister adamı itmez. Öte yandan Messi gibi bir futbolcudan Carvalho'yu attırmak için bu kadar ucuz numaralara girmesini beklemezdim. Maç 2-0 bitseydi o pozisyondan Jose Mourinho'ya iyi malzeme çıkardı. Sergio Ramos ise hakemin tüm çabalarına rağmen kırmızı kart görmeyi başararak Mourinho'nun geleneği devam ettirdi. Maçın hakemi de oyunu fazla kesmemeye özen göstererek temponun yükselmesine katkı sağladı. Ancak Real Madridli oyuncuları atmamak için de bir hayli uğraştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçtan önce Jose Mourinho'nun takımı 5-0 mağlup olacak diye 100 kişiye sorsalar "Olmaz öyle şey." derlerdi. İşte Barcelona bugün "olmaz" denileni yaptı. Bu 5-0'lık skor kolay kolay hazmedilecek bir skor değil. Başlıkta "Rüzgar eken fırtına biçer." dedik. Acaba 2. maçta karma felsefesi devreye girer de bu fırtına kasırgaya dönüşür mü, merak içindeyim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-1545350330459223374?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/1545350330459223374/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=1545350330459223374' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1545350330459223374'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1545350330459223374'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/11/ruzgar-eken-frtna-bicer.html' title='Rüzgar Eken Fırtına Biçer'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TPRI7kQMgkI/AAAAAAAAA2U/O0hSxnt_erY/s72-c/el%2Bclasico%2B2010%2B2011%2B%25282%2529.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-7781064572037533211</id><published>2010-11-29T13:23:00.002+02:00</published><updated>2010-11-29T13:57:02.972+02:00</updated><title type='text'>El Clasico Zamanı</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TPOVB73QNhI/AAAAAAAAA2E/4HNbzWdL9KM/s1600/messi%2Bvs%2Bc.ronaldo.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TPOVB73QNhI/AAAAAAAAA2E/4HNbzWdL9KM/s400/messi%2Bvs%2Bc.ronaldo.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544939426705061394" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Barcelona ile Real Madrid bu akşam TSİ 22.00'da Nou Camp'ta karşılaşacak. Dünyanın gözü bu maçta olacak. Maç NTV Spor'dan canlı yayınlanacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu maç için bir tahmin yürütmek hakikaten çok zor. Bir tarafta öve öve bitiremediğimiz Barcelona diğer tarafta ise Mourinho'nun Real Madrid'i. Maçın kaderine tesir edecek o kadar çok adam var ki tahmin yapmak imkansız hale geliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu maçın değerlendirmesine Real Madrid cephesinden başlamak daha doğru olacak diye düşünüyorum. Öncelikle Real Madrid Barcelona'ya lider geliyor ve ben Mourinho'nun ilk etapta buradan lider ayrılmanın hesapları içinde olabileceğini düşünüyorum. O yüzden bir beraberlik Real Madrid'i üzmeyecektir. Bunun için de Mourinho'nun öncelikli amacı Barcelona'yı durdurmak olacaktır. Ancak bunu geçen sene Inter'deyken yaptığı gibi 9 kişiyi ceza sahasına çekerek yapacağını düşünmüyorum. Çünkü buradan duyduğumuz, bildiğimiz kadarıyla Real Madrid camiasının basınıyla, taraftarıyla bu tip bir futbol anlayışını kabul etmesi mümkün değil gibi gözüküyor. Öyle ki sene başında maçlar kazanılmasına rağmen gol yollarında sıkıntılar yaşandığından Mourinho özellikle Marca Gazetesi'nden eleştiriler almış, statta homurdanmalar duyulmuştu. O yüzden Inter'in 2.maçta oynadığı futbola benzer bir oyun ortaya çıkacağını sanmıyorum. Geçen sene ilk maçta oynadığına benzer bir oyun çıkabilir belki ama o maçta da Eyjafjallajökull'un ve hakemin bazı hatalı kararlarının da payı vardı. Öyle ki maçtan sonra Mourinho "Geçen sene de Barcelona Chelsea'yi hakem hatalarıyla eledi." demişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu maçta Mourinho savunmaya hiç şüphesiz biraz daha öncelik verecektir. Çünkü Xabi Alonso ve Khedira'nın sadece ikisi Barcelona'yı durdurmaya yetmez. Di Maria'nın kısıtlı yardımları da yetmeyecektir. Bu yüzden savunması hiç olmayan Mesut Özil'i bu maçta kullanmayabilir onun yerine Lassana Diarra'yı oynatabilir Mourinho. Çünkü C.Ronaldo ve Higuain savunmaya hiç yardım etmiyorlar. Bir de Mesut oynarsa bu lükse kaçar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak Real Madrid'in bu maçtaki en önemli hücum silahlarından biri duran toplar olacaktır. Çünkü Barcelona kısa bir takım ve bu tip toplarda sıkıntı yaşayabilecek bir takım. Öyle ki 6-2'lik maçta yanlış hatırlamıyorsam Real Madrid 2 golü de duran toptan atmıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barcelona ise sistemi belli olan bir takım. Her maça aynı anlayışla çıkıyorlar. Ama o sistemi mükemmel uyguluyorlar. Ancak bu sistemin de bir dezavantajı var, sıkıntıya düştüğün maçlarda alternatifini üretemiyorsun. Ancak Guardiola geçen sene Real Madrid maçlarında bir takım değişiklikler yapmıştı. Örneğin geçen sene Nou Camp'taki maçta Ibrahimovic'i kenarda bekletmiş, Santiago Bernabeu'daki maçta ise Dani Alves sağ açık gibi oynamıştı. Ama Inter maçlarında Mourinho'nun tuzağına düşmüş gerekli değişiklikleri yapmayınca finale çıkamamıştı. Guardiola Real Madrid maçlarına fazla kafa yorduğundan Villa-Messi-Pedro üçlüsünden Pedro'yu kesip oraya Iniesta'yı koyup, orta sahaya mücadeleci Mascherano'yu koyabilir. Bunun dışında bir değişiklik yapacağını sanmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen yıl oynanan El Clasico maçları bol gollü geçmesi beklenen ama kısır geçen maçlar olmuştu. Umarım bu maç en azında TGS 4-6 biter. İddaa TGS 4-6 oynamadım sadece temenni.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-7781064572037533211?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/7781064572037533211/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=7781064572037533211' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/7781064572037533211'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/7781064572037533211'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/11/el-clasico-zaman.html' title='El Clasico Zamanı'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TPOVB73QNhI/AAAAAAAAA2E/4HNbzWdL9KM/s72-c/messi%2Bvs%2Bc.ronaldo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-2189553637847550988</id><published>2010-11-29T12:49:00.003+02:00</published><updated>2010-11-29T14:54:48.982+02:00</updated><title type='text'>Her Maçın Canı Ayrıdır</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TPOM8vgGDMI/AAAAAAAAA18/1RNE_NDbOZA/s1600/gs-bjk.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TPOM8vgGDMI/AAAAAAAAA18/1RNE_NDbOZA/s400/gs-bjk.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544930541394332866" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray ile Beşiktaş Ali Sami Yen'deki son derbide karşı karşıya geldiler ve son maçı Beşiktaş 2-1 kazanarak şampiyonluk yarışına az da olsa tutunmuş oldu. Galatasaray ise bu sezon 7. mağlubiyetini alarak sezonu kapattı. Bana sorarsanız aslında 2. hafta sonunda Galatasaray sezonu kapatmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç öncesinde Beşiktaş'ın bu maçı kazanmasını çok zor görüyordum. Çünkü ileri uçta oynayan oyuncuları formsuzdu ve Beşiktaş'ın bu adamlarla gol bulabilmesi kolay gözükmüyordu. Öte yandan Hagi'nin gelmesiyle daha defansif oynayan Galatasaray'ın derbilere uygun bir oyun formatı var gibi gözüküyordu ve bunun Galatasaray için bir avantaj olabileceğini düşünüyordum. Ayrıca istatistikler de Galatasaray'dan yanaydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak böyle olmadı. Ali Turan'ın yaptırdığı penaltı bütün dengeleri alt üst etti. Gol atmasını ummadığım Beşiktaş 1-0 öne geçti. Hiç kimse kusura bakmasın ama Ali Turan'ın Galatasaray'da sağ bek oynaması korkaklıktan başka bir şey değildir. Hıncal Uluç gibi oldum ama öyle. Bu adam sene başında Sabri'nin yokluğunda sağ bek oynarken rakipler o bölgeden adeta maden bulmuş gibi saldırıyor, pozisyonlar buluyor, goller atıyordu. Böyle bir durum varken, elinde de Sabri varken hala Ali Turan'ı orada oynatıyorsan sende sıkıntı var demektir. Zaten hücumda çoğalma sıkıntısı yaşıyorsun. Galatasaray'ın yakaladığı pozisyonlarda kadrajda en fazla 4 sarı kırmızı forma giyen adam görebiliyoruz. Bir de sen hücum edebilen bekini orta sahaya çekip stoperden bozma sağ bek oynatıyorsun. Hakan Balta da fazla çıkan bir adam değil. 4 tane adam kafadan gitti zaten. Cana ile Ayhan da hücuma katılmıyorlar 2 adam da ordan gitti. Kalıyor geriye 4 adam. 4 kişiyle gidip de maçı çevirmen için ancak rakibin Ali Turan gibi bireysel hatalar yapması gerekiyor. Ersan 2 pozisyonda hata yaptı ama ileride gol atabilecek adamın olmadığından onları değerlendiremedin. Yalnız bu konuda Hagi'ye eleştiri getirmek doğru değil. Mehmet Batdal olsa golleri atardı diyemeyiz. Baros da sakatlıktan yeni çıktı. Burada suç santrafor transfer etmeyen yönetimde veya sene başında santrafor transferi istemeyen Rijkaard'ta. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaş da öyle inanılmaz işler yapmadı. İlk yarıda penaltı haricinde pozisyonu yok. Ama Hagi'nin yaptığı her değişiklik Beşiktaş'ı ileri götürdü. Önce Pino'yu esas yerine çekip Mehmet Batdal'ı oraya soktu böylece özellikle Ersan'ı çok rahatsız eden Pino yerine markajı kolay Mehmet Batdal oyuna girdi ve Beşiktaş'ın stoperleri rahatladı. Daha sonra Servet'i çıkarıp Barış'ı aldı böylece Nobre rahatladı etkili olmaya başladı. En sonda Elano çıkıp Baros girince Schuster Necip'i orta sahaya koydu ve Guti rahatladı. Böylece Beşiktaş 2.golü de buldu. 90+1'deki gol ise en azından Galatasaray'ın gol orucunu bitirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçın hakemi Cüneyt Çakır 2-3 sene öncesine kadar kartına çok başvuran bir hakemdi. Örneğin Hilbert'in sarı kartı varken yaptığı bir hareket var ki eski Cüneyt Çakır Hilbert'i 2.sarıdan atardı. Yine Bazı Beşiktaşlı taraftarlar da Cana'nın atılması gerektiğini savunuyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sonuçla beraber uçurumdan aşağı düşen Beşiktaş tutunacak bir dal yakalamış oldu. Şimdi Beşiktaş'ın yapması gereken o dala sıkı sıkı tutunup yukarıya tekrar çıkabilmek. Galatasaray ise artık lige havlu attı. Yazının başında da belirttiğim gibi bana göre Galatasaray ilk 2 maçını kaybedince zaten şampiyon olamayacağı belliydi. Çünkü bir çok zor maçını oynamamıştı. Belki mağlup olması beklenen bazı maçlarda Galatasaray daha sonra mağlup olmadı ama sonuçta 7 mağlubiyete ulaştı. Son yıllarda ligde şampiyon olan takımlar maksimum 6 mağlubiyetle şampiyon olmuşlar. Bu da demektir ki tepeden tırnağa radikal kararlar almanın zamanı geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak Harry Kewell hakkında bir şeyler söylemek istiyorum. Galatasaray taraftarının sevdiği oyuncuların başında Harry Kewell geliyor şüphesiz. Tabi sevilmeyecek adam değil de bu ilginin aşırı olduğunu düşünüyordum. Çünkü sürekli sakatlıklar yaşayan sezon boyunca oynanan maçların ancak yarısında forma giyebilen bir oyuncu. Ama dün akşam ceza sahasındaki bir pozisyon sonrasında neden bu kadar sevildiğini anladım. Harry Kewell ceza sahası içersinde yerde kalmasına rağmen pozisyonu devam ettirip gol atmaya çalıştı. Başka bir futbolcu olsa devam etmez hakemden penaltı bekler ve birçok hakem de o pozisyonda penaltıya hükmedebilirdi. Gerçekten de çok asil bir davranıştı. Keza Neill'ın Nobre'nin sarı kart gördüğü pozisyonda hakeme "Sarı kartlık bir şey yok." şeklindeki hareketi de centilmenceydi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-2189553637847550988?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/2189553637847550988/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=2189553637847550988' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/2189553637847550988'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/2189553637847550988'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/11/her-macn-can-ayrdr.html' title='Her Maçın Canı Ayrıdır'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TPOM8vgGDMI/AAAAAAAAA18/1RNE_NDbOZA/s72-c/gs-bjk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-9069490452510926031</id><published>2010-11-28T14:43:00.003+02:00</published><updated>2010-11-28T16:06:32.407+02:00</updated><title type='text'>FM 2011 Değerlendirmesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TPJgBzeU15I/AAAAAAAAA1s/h65ZCHZdGQ4/s1600/fm2011.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 339px; height: 339px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TPJgBzeU15I/AAAAAAAAA1s/h65ZCHZdGQ4/s400/fm2011.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544599675360040850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Her FM serisinde olduğu gibi yine ilk önce Fenerbahçe'yle oyun açtım. Taktik, antrenmandı derken ayarları yaptıktan sonra düşük transfer bütçesi nedeniyle sadece Manisaspor'dan Okay Yokuşlu'yu cüzî bir fiyata transfer ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonlar Ligi ön elemesinde ilk turda Unirea Urziceni ile karşılaştım. İçeride 3-1 deplasmanda 2-0 kazanarak Zenit'in rakibi oldum. Lige de Bucaspor galibiyetiyle başladım. Zenit ile ilk maçımı deplasmanda oynadım ve 0-0 berabere kaldım. Fakat maçın çok sert geçmesi sebebiyle birçok oyuncum haftasonu oynayacağım Gaziantep maçına hazır değildi ve ben de geniş kapsamlı bir rotasyon yapmak zorunda kaldım. Bu rotasyonun faturasını 3-1 yenilerek ödedim. Rövanş maçında da içeride kontradan yediğim golle 1-0 mağlup oldum ve Avrupa Ligi'nin yolunu tuttum. Avrupa Ligi'nde Basel, Rosenborg ve Dundee Utd. ile eşleştim ve 5 galibiyet 1 beraberlikle gruptan çıktım. Bu arada içeride 0-2 geriye düştüğüm Dundee Utd. maçını 3-2 kazanmasını da bildim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ligde de işler iyi gitti. Fikstürde Trabzonspor'u takip ediyordum. Bursaspor ise lige 8'de 8'le başladı. Ben ise aldığım bir mağlubiyet yüzünden onları 3 puan geriden takip ediyordum. 9.haftada Trabzon Bursa'yı deplasmanda yendi, ben de içeride yenince 10.hafta sonunda Bursa'nın 3 puan önüne geçmiş oldum. Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzon'la ilk yarıda içeride oynadım ve hepsini yendim. İlk yarının son haftası ise ligin 15.si Manisaspor'a deplasmanda çok kötü bir maçın ardından 1-0 yenilerek Bursa'yla aramdaki farkı 9'a çıkaramadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ara transfer döneminde Güiza'yı satılık, Bilica'yı ise kiralık olarak Lazio'ya gönderdim. Sözleşmelerinin bitimine 6 ay kaldığından Mahamadou Diarra ve Selçuk İnan'ı beleşe aldım. Transfer dönemi bittikten sonra Lugano "Hoca ben gitmek istiyorum bana yardımcı olursun." dedi. Ben de "Yaza gönderirim." dedim. Onun alternatifi hazır zaten. Freiburg'dan Ömer Toprak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye Kupası'nda da çok kolay bir gruba düştüm. Orduspor, Denizli, Kayseri Erciyes ve Altay'la oynadım. Orduspor maçındaki rotasyondan dolayı berabere kalınca diğer maçlara as oyuncularla çıkıp rahat kazandım. Ardından çeyrek finalde Galatasaray ile eşleştim. İlk maçı içeride oynadım. Galatasaray'ın birçok önemli oyuncusu eksikti ve ben de bundan en iyi şekilde yararlanmalıydım. Kadıköy'de seyirciyle birlikte rakibi baskı altına aldık ve 2-0 kazandık. Rövanşın ise zor geçeceği belliydi. Galatasaray 90 dakikayı 2-0 önde kapattı ve maç uzadı. Uzatmalarda Semih skoru 2-1 yapmayı başardı. Galatasaray 3. golü attı ama Semih'in attığı golle yarı finale çıkan taraf ben oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci yarıya Bucaspor deplasmanında aldığım galibiyetle başladım. Trabzon maçına kadar tüm maçları kazandım. Trabzon deplasmanında sarı kart cezalısı Lugano'nun yokluğunu hissettik ve 1-0 kaybettik. Avrupa Ligi'nde de Rapid Wien ile eşleştik. İki maçı da kazanıp bir sonraki turda Şampiyonlar Ligi'nden gelen Bursaspor'u eleyen Juventus'a rakip olduk. İlk maçta Krasic'i durduramayınca içeride 2-1 yenildik. Deplasmanda ise yardımcı antrenörün tavsiyesine uyup 4-2-3-1 oynadık. Fakat savunmada yaptığımız hatalardan dolayı 3-2 kaybettik ve Avrupa defterini kapadık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arka arkaya oynadığımız maçlar oyuncuları kötü etkilemeye başladı. Alex yokları oynuyordu ve maçları zar zor kazanabiliyorduk. İçeride Kayserispor'u 3-2 yendikten sonra maç sonu oyunculara "Yeteri kadar iyi değilsiniz." dedim. Hay demez olaydım. Squad Harmony'nin içine ettik. Bekir'le Emre mutsuz oldular. Bekir'i bir şekilde hallettik de Emre geldi rest çekti. Ben de "Haddini bil, hocan var karşında." falan deyince, "Pişman olacağım şeyler söylemek istemiyorum." dedi çekti gitti. Sonra transfer listesine konmak istedi. Ben de reddettim. Bu olaydan sonra Emre'yle her maç öncesinde ayrı motive etsem de bir daha benle konuşmaya yanaşmadı. Beyefendinin bana tahammülü yokmuş. Herhalde göndermek zorunda kalacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi takım kötü oynamaya başladı. Ligin zayıf ekiplerinden Konya'yla deplasmanda oynadığım maçı duran toplardan attığım 2 golle 2-0 kazandım. Kötü oynamamıza rağmen oyuncuların moralini yükseltmek için "Aferin iyi oynadınız." falan dediysem de kâr etmedi ve bir sonraki hafta Tita ve Necati Ateş içeride bizi perişan etti. 2.sıradaki Gaziantep'in nefesini yavaş yavaş hissetmeye başladım. Çünkü zor maçlar geliyordu takım iyi oynamıyordu. Ardından deplasmanda Bursa ile berabere kalıp içeride Karabük'ü yendikten sonra yaptığı transferlere rağmen taraftarlarına hayal kırıklığı yaşatan Beşiktaş'a konuk oldum. Beşiktaş hakkaten çok kötü gitti. Öyle ki Türkiye Kupası'nda gruplara bile kalamadılar. Beşiktaş Schuster'i gönderip "bizim evladımızdır" deyip Rıza Çalımbay'ı teknik direktörlük koltuğuna oturttu. Bu maçta fazla iyi oynamasam da 3-4 kez rakip kaleye gitmeme rağmen attığım 2 golle 2-1 galip geldim. Bu sonuçla artık şampiyonluğa çok yakındım fakat Gençlerbirliği ile içeride 2-2 berabere kaldım. Tabi bunda haftaiçi Trabzonspor ile oynayıp 2-0 kazandığım Türkiye Kupası yarı finalinin de etkisi vardı. Devre arasında 3 değişiklik yapınca Alex'in sakatlanmasıyla maçta 10 kişi kaldım. 2-1 öne geçer geçmez 2.golü kalemde görünce yıkıldım. Fakat şampiyonluk için kalan 4 maçta 4 puan bana yetiyordu. Belediye'yi deplasmanda Sivas'ı da içeride 4-0 yenip ligin bitimine 2 hafta kala şampiyon oldum. Yarı final rövanşında da Trabzon'u yardımcı antrenörün tavsiyesine uyarak 2-0 yendim ve finaldeki rakibim Sivasspor oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Telekom Arena'ya ise şampiyon sıfatıyla geldim 33.haftada. "Galatasaray taraftarı Fenerbahçe'yi alkışlar mı?" tartışmalarının döndüğü maç birçok defa hakem tarafından durduruldu. Şaka şaka öyle şeyler olmadı. Sadece maç öncesi Rijkaard ile polemikler yaşadım o kadar. Türkiye Kupası'nda oynayacağım finali düşünerek Niang,Alex, Emre gibi önemli oyuncuları oynatmadım ve Semih-Kazım ikilisi ile ileri uçta goller aradım. Semih'in(2) ve Kazım'ın golleriyle 3-2 kazandım ve son hafta içeride Manisa'yı çok kötü bir sezon geçiren Özer'in golüyle 1-0 yendim. Böylece ligi 82 puanla 2. Gaziantepspor'un önünde 10 puan farkla lider bitirdim. Enteresandır ilk yarıda da 41 puan topladım, ikinci yarıda da 41 puan topladım. Galatasaray ligi 5. Beşiktaş ise 7. tamamladı ve ikisi de Avrupa Kupaları'na katılamadı. Türkiye Kupası finalinde ise Sivasspor'u rahat bir maçın ardından 3-0'la geçip kupaya uzandım. Zaten ancak oyunda oluyor. Böylece seneyi çifte kupayla kapattım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe oyunda gerçekten çok güçlü olmuş. Özellikle Niang şov yapıyor. Sezonu toplamda 47 golle tamamladı. Öte yandan maç içinde yapılan değişikliklerin de bir hayli etkisi oluyor. Zorlandığım birçok maçta yaptığım değişikliklerle kazanmayı başardım. Özellikle bu konuda Uğur Boral bir hayli önemli rol oynadı.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TPJgCP99cwI/AAAAAAAAA10/3g310Kpegrg/s1600/FM2011%2BMamadou%2BNiang.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TPJgCP99cwI/AAAAAAAAA10/3g310Kpegrg/s400/FM2011%2BMamadou%2BNiang.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544599683008918274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Onun dışında menajerler gelip oyuncu öneriyor ama ben onlara pek itimat etmedim. Antremanlar da daha kapsamlı hale gelmiş. Taktik çalışma ve normal antrenman olarak ikiye ayrılıyor. Onun haricinde Match Preparation olayı da "A planı B planı" tartışmalarına son noktayı koymuş durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11.1.1 patchiyle oyun biraz daha toparladı. Yalnız hala maçlarda çok sakatlık yaşanıyor. Ayrıca sakatlıktan çıktıktan sonra rezerv takıma gönderdiğim bazı sakat oyuncular rezerv ligde ilk oynadıkları maçta tekrar sakatlandı. Ayrıca bazı oyuncular çok kaprisli. "Git şu abinden bir şeyler kap diyorum." "Ben ne kapıcam o benden öğrensin." diyorlar. Menajerler mukavele pazarlıklarında inanılmaz yüksek fiyatlar çekip sonra yarısına anlaşıyorlar. Bunların da düzeltilmesi şart.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak Fenerbahçe ile oyun açacaklar için şunu söylüyorum:&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;"cCc Niang Reyiz cCc"&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-9069490452510926031?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/9069490452510926031/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=9069490452510926031' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/9069490452510926031'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/9069490452510926031'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/11/fm-2011-degerlendirmesi.html' title='FM 2011 Değerlendirmesi'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TPJgBzeU15I/AAAAAAAAA1s/h65ZCHZdGQ4/s72-c/fm2011.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-2955600197359068944</id><published>2010-11-25T12:42:00.003+02:00</published><updated>2010-11-25T13:08:43.254+02:00</updated><title type='text'>Şampiyonlar Ligi 5.Hafta Çarşamba Maçları</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TO5Ciyv5jKI/AAAAAAAAA1c/-WFkx6BshPY/s1600/%25C4%25B1nter%2Btwente_.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 292px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TO5Ciyv5jKI/AAAAAAAAA1c/-WFkx6BshPY/s400/%25C4%25B1nter%2Btwente_.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5543441356845321378" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonlar Ligi'nde 5.hafta A,B,C ve D Gruplarında oynanan maçlarla tamamlandı ve gruptan çıkan takımların arasına, Tottenham, Inter, Schalke, Lyon, Manchester Utd, Valencia ve Barcelona da eklenmiş oldu. Bayern Münih, Chelsea, Marsilya, Real Madrid ve Milan'ın da üst turu garantilemesiyle geriye sadece 4 bilet kaldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A Grubu'nda Inter Twente'yi 1-0'la geçip kötü gidişe "dur" dedi. Maçtan önce Massimo Moratti, bu maçın sonucunun Benitez'in geleceği açısından önemli olduğunu belirtmişti. En azından Benitez bu maçı alarak biraz kredi kazandı. Ancak bu şekilde giderse Inter şampiyonluğu bu sene kazanamayacak gibi gözüküyor. Tottenham ise Werder Bremen'i baştan sona üstün oynadığı maçta yenerek Inter'le birlikte gruptan çıktı. Bu grupta son hafta liderlik mücadeleleri yapılacak. Tottenham Hollanda'da Twente'ye Inter Almanya'da Werder Bremen'e konuk olacak. İki takım da aynı sonuçları alırsa lider Tottenham olacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B Grubu'nda haftanın en kârlı takımı hiç şüphesiz Schalke oldu. Hem Lyon'u yenerek liderliğe yükseldiler. Hem de Hapoel'in Benfica'yı yenmesiyle gruptan çıkmayı garantilediler. O maçı Benfica kazansaydı son hafta kendi sahalarında Schalke'yi yenip gruptan çıkabilirlerdi. Öte yandan O.Lyon da Schalke'ye 3-0 yenilmesine rağmen Benfica'nın mağlup olmasıyla gruptan çıkmayı garantiledi. Son hafta onlar Hapoel'i ağırlayacak, Schalke ise Portekiz'e gidecek. Liderlik için daha avantajlı gözüken taraf geride olmasına rağmen O.Lyon.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bursaspor'un da grubu olan C Grubu'nda Valencia-Bursaspor maçından daha önce bahsetmiştik. Diğer maçta ise Manchester Utd. Rangers'ı deplasmanda 1-0'la geçti. Bu klasik bir Manchester Utd. maçıydı. Deplasmana gidip tek golle galip gelip dönmek. Yıllardır bunu yapıyorlar. Ancak yine de MANU'ya verilen penaltının doğru karar olduğunu söylemek gerekir. Hatta hakem insaflı davranıp sarı kart vermiş, o pozisyon kırmızı bile olabilirdi. Son hafta Old Trafford'da Manchester Utd. ile Valencia liderlik için mücadele edecek. Ama Manchester %95 lider demek herhalde doğru olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TO5CjDjY8vI/AAAAAAAAA1k/2TYE--V9Gmk/s1600/messi%2Bpana.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 399px; height: 239px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TO5CjDjY8vI/AAAAAAAAA1k/2TYE--V9Gmk/s400/messi%2Bpana.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5543441361356255986" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;D Grubu'nda günün ilk maçında Rubin Kazan Kopenhag'ı 1-0'la geçti ve üst tur şansını son maça taşıdı. Saha ve hava koşullarından dolayı oldukça sıkıcı geçen bir maçtı. Rubin Kazan penaltıdan attığı golle kazandı. Diğer maçta ise Barcelona bu seneki ilk deplasman galibiyetini Panathinaikos'tan aldı. Aslında ligde deplasmanda oynadığı tüm maçları kazanan Barcelona'nın Şampiyonlar Ligi'nde deplasmanlarda bu kadar zorlanması ilginç bir durum. Bu sonuçlarla Barcelona liderliği de garantiledi. Gönül rahatlığıyla belalısı Rubin Kazan'la son maçı oynayabilirler. Kopenhag ise son maçta Panathinaikos'u ağırlayacak. O maçı aldıkları takdirde diğer maçın sonucuna bakılmaksızın üst tura çıkacaklar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonlar Ligi'nde son hafta maçları 7-8 Aralık haftasında oynanacak. H Grubu'ndan gelecek iki takımla birlikte D ve E Gruplarından gelecek birer takımla son 16 takım belli olacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-2955600197359068944?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/2955600197359068944/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=2955600197359068944' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/2955600197359068944'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/2955600197359068944'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/11/sampiyonlar-ligi-5hafta-carsamba-maclar.html' title='Şampiyonlar Ligi 5.Hafta Çarşamba Maçları'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TO5Ciyv5jKI/AAAAAAAAA1c/-WFkx6BshPY/s72-c/%25C4%25B1nter%2Btwente_.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-1114519110600154393</id><published>2010-11-25T12:13:00.004+02:00</published><updated>2010-11-25T12:39:58.009+02:00</updated><title type='text'>Önce Tecrübe Sonra Kalite Sorunu</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TO48kBfyGDI/AAAAAAAAA1U/7TuH795nea4/s1600/valencia%2Bbursa.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TO48kBfyGDI/AAAAAAAAA1U/7TuH795nea4/s400/valencia%2Bbursa.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5543434780914358322" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bursaspor dün akşam Valencia'ya deplasmanda 6-1 mağlup olmak suretiyle çok ağır bir yenilgi aldı. Maç 0-0 giderken girdiği iki pozisyondan yararlanamazken, arka arkaya yediği gollerle perişan oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün akşamki maçın ilk 15 dakikasında Bursaspor bir kez daha tecrübesizliğinin kurbanı oldu. Çok net 2 fırsattan yararlanamadı. Özellikle Sercan'ın kaçırdığı pozisyon mutlaka gol olması gereken bir pozisyondu. Daha sonra Ömer Erdoğan ceza sahasında rakibini düşürüp penaltıya sebebiyet verince Bursaspor için de maç o anda bitti. Daha sonra arka arkaya atılan goller de 6-1'lik sonucu doğurdu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçın geri kalan 75 dakikası futbolumuzun durumunu özetler nitelikteydi. Valencia adeta futbol dersi verdi ve "tempolu" oynandığında ligimizin az gol yiyen takımlarından biri olan ve savunması öve öve bitirilemeyen Bursaspor'un ne kadar çok hata yaptığını adam kaçırdığını gördük. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonlar Ligi'nde puanı olmayan takımlar Bursaspor, Zilina ve Partizan. Türk takımının yanında Slovakya'dan ve Sırbistan'dan katılan iki takımın puanı yok. Bizim burun kıvırıp beğenmediğimiz Hollanda Ligi'nden katılan takımlardan Twente Avrupa Ligi'ni garantiledi. Çok büyük ihtimalle Ajax da katılacak. İsrail takımı Hapoel dün akşam Benfica'yı üçledi. Kopenhag son maçını kazanırsa bir üst tura çıkacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Digitürk bu bu ligin yayın haklarını elde etmek için 321 milyon USD'yi gözden çıkardı. Ama bırakın 321 milyonu, 100 milyon USD'lik top oynanmıyor ligde. Yavaş, yürüyerek oynanan, aheste bir futbol. Kötü statlar ve bir o kadar kötü zeminler. Dolmayan tribünler. Sertliğe aşırı müsamaha gösteren hakemler ve tüm bu olumsuzluklara rağmen "futbolun marka değeri" palavrasını ağzından düşürmeyen futbolun sorunlarından bihaber federasyon ve kulüp yönetimleri. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle bu UEFA kriterleri midir, nedir? Bunlar adam gibi uygulansın kardeşim. Borç içinde yüzen kulüpler Avrupa Kupalarına gidemesin. Kendine çeki düzen versin. Statlar 2020 adaylığı için değil kendi futbolumuzun geleceği için yapılsın. Adamlar 321 milyon USD verdi. Futbolun içindekiler o paraya değdiklerini kanıtlasın. Hariçten gazel okumakla bu işler yürümez.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-1114519110600154393?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/1114519110600154393/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=1114519110600154393' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1114519110600154393'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1114519110600154393'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/11/once-tecrube-sonra-kalite-sorunu.html' title='Önce Tecrübe Sonra Kalite Sorunu'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TO48kBfyGDI/AAAAAAAAA1U/7TuH795nea4/s72-c/valencia%2Bbursa.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-5812664727430258422</id><published>2010-11-24T17:20:00.003+02:00</published><updated>2010-11-25T12:10:47.552+02:00</updated><title type='text'>Şampiyonlar Ligi 5. Hafta Salı Maçları</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TO412P3HAkI/AAAAAAAAA1E/UcDZOl_fw-E/s1600/ajax%2Breal%2Bmadrid.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 250px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TO412P3HAkI/AAAAAAAAA1E/UcDZOl_fw-E/s400/ajax%2Breal%2Bmadrid.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5543427397426545218" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonlar Ligi'nde 5.hafta dün gece oynanan maçlarla başladı. Daha önce gruptan çıkmayı garantileyen takımların arasına Marsilya, Milan ve çok acaip bir olay olmazsa Shakhtar Donetsk de eklendi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E Grubu'nda ki Roma-Bayern maçını yazmıştık. Diğer maçta ise Basel Cluj'u 1-0'la geçerek 2.tur şansını sürdürdü ama işleri artık çok zorlaştı. Özet görüntülere bakacak olursak Basel'in maçta baştan sona üstün olan taraf olduğu gözüküyor. Daha farklı da bitebilecek bir maçmış. Bu sonuçla Basel 2.tur şansını sürdürdü ama deplasmanda son maçta Bayern'i yenip, Roma'nın da mağlup olmasını beklemek zorundalar. Fazla bir şansları kalmadı doğrusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;F Grubu'ndaki Spartak Moskova-Marsilya maçından da bahsettik. Diğer maçta ise Chelsea bir hayli zorlandığı maçta Zilina'yı yenerek liderliğini tescilledi. Özetlerden anladığımız kadarıyla ilk yarıda sahada istediklerini yapmakta zorlanan bir Chelsea vardı diyebiliriz. İkinci yarıda ise girdikleri birçok pozisyonu cömertçe harcamışlar. 2.golün daha erken gelmesi gerekirmiş aslında. Bu sonuçlarla bu grupta herkesin yeri de belli olmuş oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;G Grubu Şampiyonlar Ligi'nin ölüm grubu olarak nitelendiriliyordu ama favoriler Real Madrid ve Milan bir sürprize izin vermediler. Real Madrid Ajax deplasmanında çok rahat bir galibiyet elde etti. Tabi El Clasico'nun Pazartesi oynanacak olması Jose Mourinho'nun as oyuncularını kullanmaktan kaçınmamasını sağladı. Bu maçta dikkat çeken şey Xabi Alonso ve Sergio Ramos'un zaman geçirmek suretiyle gördükleri taktiksel kırmızı kartlardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer maçta ise Milan Milan'lığını yaptı. Kaleyi yokladıkları iki şutla iki gol bulup gruptan çıkmayı başardılar. Bu grupta bir tek Avrupa Ligi'ne gidecek takım belli değil. O konuda Ajax daha avantajlı gözüküyor. Çünkü onlar Milan'a Auxerre ise Real Madrid'e konuk olacak. Jose Mourinho'nun takımları içeride maç kaybetmiyorlar. Ancak bir beraberlik alıp Ajax'ın mağlup olmasını beklemeleri gerekiyor. Ajax'ın da beraberlik alması bu oyunla zor. Ancak Auxerre'in işi hiç kuşkusuz daha zor. &lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TO412X7smaI/AAAAAAAAA1M/-6dWuvKdf-s/s1600/braga%2B2-0%2Barsenal.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 250px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TO412X7smaI/AAAAAAAAA1M/-6dWuvKdf-s/s400/braga%2B2-0%2Barsenal.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5543427399593269666" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;H Grubu'nda ise Shaktar Partizan'ı 3-0'la geçip %99 ihtimalle gruptan çıkmayı başardı. Gruptan çıkamamaları için Braga'ya kendi sahalarında 4 farklı yenilmeleri ve Arsenal'in de Partizan'ı yenmesi gerekiyor. İkincisi olur da ilki için herhalde mucize demek yanlış olmaz. Arsenal ise Braga'ya mağlup olarak liderliği hemen hemen kaybetmiş durumda. Son maçta Partizan'ı yenseler bile Braga Shaktar'ı yenemediği takdirde gruptan 2. çıkacaklar. Braga'nın az önce belirttiğim gibi Shaktar'ı deplasmanda 4 farklı yenmesi, ya da Arsenal'in Partizan'a takılması durumunda gruptan çıkma ihtimali var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-5812664727430258422?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/5812664727430258422/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=5812664727430258422' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/5812664727430258422'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/5812664727430258422'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/11/sampiyonlar-ligi-5-hafta-sal-maclar.html' title='Şampiyonlar Ligi 5. Hafta Salı Maçları'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TO412P3HAkI/AAAAAAAAA1E/UcDZOl_fw-E/s72-c/ajax%2Breal%2Bmadrid.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-1859181490129866776</id><published>2010-11-24T17:01:00.002+02:00</published><updated>2010-11-24T17:20:45.217+02:00</updated><title type='text'>Roma 3-2 Bayern Münih</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TO0tSDUeAYI/AAAAAAAAA08/B_Hha2K-Gpo/s1600/roma3_XBJID.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TO0tSDUeAYI/AAAAAAAAA08/B_Hha2K-Gpo/s400/roma3_XBJID.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5543136504515002754" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;E Grubu'nda gruptan çıkmayı 4. maçlar sonunda garantileyen Bayern ile düşe kalka giden Roma, Roma Olimpiyat Stadı'nda karşı karşıya geldiler. Roma maçta 2-0 geriye düşmesine rağmen 3-2 kazanmayı başararak gruptan çıkma konusunda önemli bir avantajı eline geçirmiş oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç aslında dengede gidiyordu. Bayern gruptan çıkmanın verdiği rahatlıkla oynarken, Roma kazanmak zorunda olmanın verdiği duyguyla daha istekli görünüyordu. Nitekim bu durum 84.dakikada Totti'nin penaltı golüyle meyvesini verdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayern Münih Dünya Kupası'ndan en olumsuz etkilenen takımdır hiç şüphesiz. Alman milli takımında oynayan birçok oyuncusundan yararlanamazken final oynayan Hollanda'dan da önemli iki oyuncusunu kullanamıyor. Bir de bunlara Olic ve Ribery'nin de sakatlıkları eklenince özellikle ligde çok sıkıntılı günler yaşıyorlar. Ribery bu maçta oynadı ama ilk goldeki pozisyon haricinde kendisini pek göremedik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Roma 1-0 mağlupken bir de savunmadaki hatayla 2-0 geriye düştü. Ancak 2. yarının başında gelen golle maça ortak olmayı başardılar. O gol çok kritik bir dakikada atıldı ve Roma o gol sayesinde maça tutundu. Zaten 2. yarıda top oynayan takım Roma'ydı. 81'de De Rossi'yle, 84'te de Totti'nin penaltısıyla maçı 3-2 kazanmayı başardılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son maçta Cluj deplasmanında alınacak bir beraberlik Roma'ya yetiyor. Bayern'e de tek farklı mağlubiyet bile grup liderliği için yeterli olacaktı. Onlar da 2-0 öne geçmelerine rağmen yenildiler ama grup liderliğini garantilemeyi başardılar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-1859181490129866776?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/1859181490129866776/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=1859181490129866776' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1859181490129866776'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1859181490129866776'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/11/roma-3-2-bayern-munih.html' title='Roma 3-2 Bayern Münih'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TO0tSDUeAYI/AAAAAAAAA08/B_Hha2K-Gpo/s72-c/roma3_XBJID.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-8457109719541123564</id><published>2010-11-24T16:49:00.002+02:00</published><updated>2010-11-24T17:01:26.357+02:00</updated><title type='text'>Spartak Moskova 0-3 Marsilya</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TO0owYHGciI/AAAAAAAAA00/hCr2QdRP4Vc/s1600/marsilya3_K86MK.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TO0owYHGciI/AAAAAAAAA00/hCr2QdRP4Vc/s400/marsilya3_K86MK.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5543131527934013986" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;F Grubu'nda gruptan çıkacak 2. takımı belirleyecek maçta Marsilya ilk maçta kendi sahasında 0-1 yenildiği Spartak Moskova'dan rövanşı almasını bildi ve Chelsea'nin ardından gruptan çıkan 2. takım oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğrusunu söylemek gerekirse maç öyle 3-0'lık bir maç gibi değildi. Ancak Marsilya deplasmanda nasıl oynanması gerekiyorsa öyle oynadı. Girdiği gol pozisyonu adedinden çıkarabileceğı azami gol sayısını çıkarmasını bildi. Şampiyonlar Ligi gibi organizasyonlarda olması gereken de budur zaten. Girdiğin pozisyonu gol yapacaksın. Aksi takdirde sadece dizini döversin. Bu da tecrübeyle elde edilen bir olgu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Spartak Moskova çok büyük bir avantajı yitirdi. Arka arkaya oynadığı 2 Chelsea maçı onlar için çok büyük bir şanssızlıktı. Onlar 2'de 0 çekerken Marsilya Zilina'dan 6 puanı cebe indirdi. Şanssızlık bu maçta da devam etti aslında. İlk yarının sonunda iki Spartaklı oyuncu kale önünde topa dokunamazken, Marsilya'nın 2. golünde Loic Remy topa vuramadı fakat önündeki savunmacıyı yanlışlıkla geçti. Sonra da top iki direğe de çarpıp ağlara gitti. Sonra Rus ekibi 10 kişi kaldı ve 3. gol işi bitirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sonuçla bu grupta lider de, gruptan çıkacak 2. takım da, Avrupa Ligi'ne gidecek takım da belli oldu ve son maçların hiçbir önemi kalmadı, ülke puanlarına katkı dışında.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-8457109719541123564?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/8457109719541123564/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=8457109719541123564' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/8457109719541123564'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/8457109719541123564'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/11/spartak-moskova-0-3-marsilya.html' title='Spartak Moskova 0-3 Marsilya'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TO0owYHGciI/AAAAAAAAA00/hCr2QdRP4Vc/s72-c/marsilya3_K86MK.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-3417995940296249737</id><published>2010-11-23T13:05:00.002+02:00</published><updated>2010-11-23T13:26:35.873+02:00</updated><title type='text'>Ciddiyet vs. Ciddiyetsizlik</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TOuk4WJLggI/AAAAAAAAA0s/EUHJsf3E5lY/s1600/fener%2Bbuca%2Balex.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TOuk4WJLggI/AAAAAAAAA0s/EUHJsf3E5lY/s400/fener%2Bbuca%2Balex.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5542705054333239810" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe rahat geçmesi beklenen maçta Bucaspor'u gerçekten de çok rahat geçti ve önündeki olsun, arkasındaki olsun birçok takımın puan kaybettiği haftada 3 puanı hanesine yazdırdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bucaspor maçtan önce ligin az gol yiyen takımlarından bir tanesiydi ama bu kadar kötü bir savunmayla bu işi nasıl becermişler çözemedim. Daha 35.saniyede bir gol yediler ki akıllara zarar. 2. gol ondan komik. 3. gol daha da komik. İnanın Fenerbahçe akşam mükemmel oynamadı. Azıcık kıpırdandığı zaman gol attı Fenerbahçe. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.golden sonra Fenerbahçe de lakayıtlık, laubalilik başladı. Futbolcular maçı bıraktılar ve Bucaspor pozisyonlara girmeye başladı. Neyse ki Volkan işin ciddiyetinin farkındaydı da bu maçta bile birçok önemli kurtarışa imza attı. 65.dakikada Bucaspor golü atınca Fenerbahçeli oyuncular yeniden maça dönmeye karar verdiler. Niang'a atılan dirsek daha sonra Gökhan Gönül'ün Mulemo'yla tartışması tansiyonu yükseltti. 76'da oyuna giren Semih 81'de Niang'a asist yaptı, 5 dakika sonra Niang Semih'e asist yaptı 5-1 oldu. Birlikte oynadıkları 10 dakikada bu ikili 2 gol ürettiler. Daha sonra yine oyun disiplinin kaybolduğu bir anda Buca 2. golünü attı ve maç 5-2 sona erdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu maç gösterdi ki Fenerbahçe'nin en büyük sorunu ciddiyetsizlik. Aslında geçen sene de böyleydi. Hatta ondan önceki 2 sezonda da böyleydi. Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final oynanan sezonda oyuncuların maç seçtiği hep tartışıldı. Ondan sonraki sezon yine derbileri kazanan diğer maçlarda olmayan bir Fenerbahçe vardı. Geçen sene lige fırtına gibi başlayan iyi oynamasa da ortaya koyduğu mücadeleyle maçları kazanan bir Fenerbahçe vardı. Sonra işi saldılar puan kayıpları yaşandı. Ardından 2.yarıya iyi başladılar. Sonra yine laubailik ve puan kayıpları, ardından ciddiyet ve 9 maçlık galibiyet serisi fakat son maçta hüsran. Tablo çok net. Fenerbahçe'nin transfer, sistem, diziliş, oyuncu tercihleri gibi sorunlarından ziyade lakayıtlık, laubalilik, ciddiyetsizlik sorunları var. Dün akşam maçı ciddiye aldıklarında gol buldular, almadıklarında gol yediler. Fenerbahçe bu sorunu çözmediği sürece başarılı olamaz. Çünkü futbol ciddi bir iştir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-3417995940296249737?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/3417995940296249737/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=3417995940296249737' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/3417995940296249737'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/3417995940296249737'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/11/ciddiyet-vs-ciddiyetsizlik.html' title='Ciddiyet vs. Ciddiyetsizlik'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TOuk4WJLggI/AAAAAAAAA0s/EUHJsf3E5lY/s72-c/fener%2Bbuca%2Balex.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-1002101481742449174</id><published>2010-11-22T11:35:00.003+02:00</published><updated>2010-11-22T11:57:10.188+02:00</updated><title type='text'>0-0'a Rağmen</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TOo-bl3cBbI/AAAAAAAAA0k/jb_x5NYAwaY/s1600/kayseri-gs.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TOo-bl3cBbI/AAAAAAAAA0k/jb_x5NYAwaY/s400/kayseri-gs.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5542310935174841778" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Aslında ben Galatasaray'ın lig maçlarını pek takip etmem. Ancak yapacak bir şey olmadığından arkadaşlarla gidelim izleyelim dedik. Doğrusu iyi de etmişiz. Gol olmamasına rağmen güzel maç oldu. Dünya'nın herhangi bir liginde 0-0 bitip de zevkli geçen maç bulmak kolay olmuyor. Oldukça yüksek tempolu, bol pozisyonlu bir maç oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen hafta Galatasaray Manisa'ya yenilince bu maç sıkıcı geçer fazla pozisyon olmaz diye düşünüyordum. Ancak Galatasaray'ın yüksek tempoda oynaması Kayseri'yi bir hayli zorladı. Savunmada birçok yerleşim hatası yaptılar ve Galatasaray böylece önemli fırsatlar yakaladı. Ancak Galatasaray'ın santraforsuz oynaması bu pozisyonların gol olmasını engelledi. Pino enteresan adam. Ceza sahası dışından olur olmaz yerlerden şutlar çekerken, ceza sahasında yakaladığı net fırsatlarda topa vurmayı bir türlü beceremiyor. Onun dışında Galatasaray'da zaman zaman orta sahadan gelen Sabri ve Barış Galatasaray'ın hücuma daha fazla adamla çıkmasını sağladı ama, beklerin hücuma katkısı neredeyse sıfırdı. Zaten Ali Turan sağ bek olmadığı için onun hücuma çıkıp bir şeyler yapması mümkün değil. Hakan Balta da fazla çıkmayınca beklerden hiç katkı gelmedi. Zaman zaman Servet ve Neill çıktı ama onlar da spontane gelişen olaylardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayserispor beklediğimden daha kötüydü. Ligin en az gol yiyen takımı olarak daha iyi savunma yapmalarını beklerdim. Ama maçın temposu yüksek olunca ve orta sahada üstünlüğü Galatasaray'a kaptırınca Kayserispor bayağı bocaladı. 2. topların hemen hepsini Galatasaray kazandı. Ayrıca hücuma çıkarken birçok defa da top kaybettiler. Kayserispor'u bu yüzden pek beğenmedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray liderin puan kaybı yaşadığı hafta farkı biraz olsun indirmek için bir fırsat elde etmişti ama kullanamadı. Ama zaten Galatasaray'ın bu sene şampiyon olması için üstündeki 3-4 takımın puan silme cezası alması gerekiyor. Bence Galatasaray Türkiye Kupası'na yoğunlaşıp, en azından bu kötü sezonda bile bir kupa almayı hedeflemeli. Hiç değilse o kulvarda herşey Galatasaray'ın elinde.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-1002101481742449174?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/1002101481742449174/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=1002101481742449174' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1002101481742449174'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1002101481742449174'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/11/0-0a-ragmen.html' title='0-0&apos;a Rağmen'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TOo-bl3cBbI/AAAAAAAAA0k/jb_x5NYAwaY/s72-c/kayseri-gs.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-4420719076924640517</id><published>2010-11-11T14:46:00.002+02:00</published><updated>2010-11-11T15:04:21.038+02:00</updated><title type='text'>Saygı</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TNvpxmt401I/AAAAAAAAA0c/wCCNxYIB6MM/s1600/respect.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 225px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TNvpxmt401I/AAAAAAAAA0c/wCCNxYIB6MM/s400/respect.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5538277205198033746" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde derbi öncesinde Tribün Dergi güzel bir tanıtım filmi hazırlamıştı. Yaşanan saha olaylarıyla ilgili "Sahada işini yapanlara saygı, tribünde centilmenlik." diyordu tanıtımda. UEFA'nın da yine "Saygı" ile ilgili çalışmaları var. Avrupa Kupaları maçlarının devre aralarında reklamlarda rastlıyoruz. Ayrıca formalara "respect" yazılı stickerlar koyuluyor maçlarda. Bunlar genelde taraftara yönelik mesajlar olsa da sanırım bizim ülkemizde futbolun diğer tüm unsurlarının da bu işten nasibini alması gerekiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Schuster Kasımpaşa maçından sonra "Hakemlerin Beşiktaş'a saygısı yok." dedi ve yaşanan puan kayıplarını hakemlerin aleyhlerine çaldığı düdüklere bağladı. Ancak aklı selim sahibi her futbolsever Beşiktaş'ın puan kayıplarının hakemlerle alakası olmadığının farkındadır. Kaldı ki hakemlerin saygısızlıklarından ziyade kulüplerin hakemlere saygı göstermediği ülkemizde yadsınamaz bir gerçektir. Siz hiç bir maçın ardından hata yapan hakem için bir yöneticinin "Hakem kararlarına saygılı olmalıyız." dediğine şahit oldunuz mu? Schuster burada sadece bir örnek. Türkiye'deki hiçbir kulübün hakemlere saygılı davrandığını söyleyemeyiz. Sen onlara saygılı davranmıyorsun ama senin takımına saygısızlık etmedikleri halde saygısızlıkla itham ediyorsun. Ne yalan söyleyeyim hiç çekilmiyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakemlerin yönetiminden ben de memnun değilim. Ama Schuster gibi değil. Sertliğe inanılmaz derecede müsamaha gösteriliyor. Her fırsatta ligin marka değeri diye avaz avaz bağıran TFF'nin ve ona bağlı MHK'nın bu sertlik konusunda önlemler almasını rica ediyorum. Zaten temposuz, yavaş bir futbol var. Bir de buna sertlik eklenince hiç çekilmiyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-4420719076924640517?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/4420719076924640517/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=4420719076924640517' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/4420719076924640517'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/4420719076924640517'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/11/sayg.html' title='Saygı'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TNvpxmt401I/AAAAAAAAA0c/wCCNxYIB6MM/s72-c/respect.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-4567438826975275849</id><published>2010-11-09T15:53:00.002+02:00</published><updated>2010-11-09T16:25:45.217+02:00</updated><title type='text'>Kartal İrtifa Kaybediyor</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TNlZ1eHHmnI/AAAAAAAAA0U/TUZOJj51NPI/s1600/bernd%2Bschuster%2Bkas%25C4%25B1mpa%25C5%259Fa.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 272px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TNlZ1eHHmnI/AAAAAAAAA0U/TUZOJj51NPI/s400/bernd%2Bschuster%2Bkas%25C4%25B1mpa%25C5%259Fa.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5537555991979596402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sezona iyi başlayan, sansasyonel sonuçlar alan, iyi maçlar çıkaran Beşiktaş'ın yerinde bu haftalarda yeller esiyor. Bu durumun birçok sebebi var hiç şüphesiz. Sakatlıklar ve yorgunluk Beşiktaş'ı kötü etkiliyor. Özellikle Querasmasız geçen günleri Beşiktaşlıların yaşanmamış kabul ettiğini düşünüyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaş'taki bu kötü gidişin sebeplerinden biri sezonu erken açmaya bağlı form düşüklükleri olarak gösteriliyor ama ben pek bu görüşe katılamıyorum. Benim düşünceme göre fizik olarak yorgun bir takım 75 dakika çok kötü oynadığı maçta son dakikada rakip kim olursa olsun maçı çevirecek şanslar bulamaz. Dün Beşiktaş kötüydü. Ama son dakikada penaltı kaçmasa galipti. Keza Manisaspor maçında da Ernst 90'da golü atıp skoru 2-3'e getirdi. Duraklama dakikalarında Beşiktaş öyle pozisyonlar yakaladı ki maçı 4-3 bile kazanabilirdi. Fiziksel yorgunluk taşıyan bir takımın maçların son dakikalarını böyle oynaması normal değil. Beşiktaş'ta yorgunluk var, doğru. Ancak futbolcular bana göre kafa olarak yorgunlar, maçlara yeteri kadar motive olamıyorlar ve bu oyunlarına da yansıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaş'ın belini büken konulardan biri de yaşanan sakatlıklardı. Beşiktaş o kadar çok sakatlıkla boğuştu ki Schuster İstanbul'daki Porto maçında 18'i ya tamamlayamadı ya da A2 takımındaki oyunculardan tamamladı. Ancak bu sakatlıklar arasında en önemlisi şüphesiz Querasma'nın sakatlığıydı. Quaresma geldiğinden beri oynadığı maçlarda Beşiktaş'ın aldığı galibiyetlerde önemli rol oynuyor. Gerçekten çok iyi bir oyuncu ve onun sahadaki varlığı bile rakiplerin oyunu kendi yarı sahasında kabul etmesine yetiyor. Bu da Schuster'in işini kolaylaştırıyordu. Ancak Quaresma ve alternatifleri arasında kalite ve performans olarak uçurum olunca Schuster'in sistemi işlememeye başladı. Aslında bu da sene başında bir kısım spor yazarı zevatın Beşiktaş'ı sistem takımı olarak nitelendirmesinin ne kadar yanlış olduğunu gösterdi. Beşiktaş o zaman da sistem takımı değildi şimdi zaten hiç değil. Kesinlikle Quaresma'ya endeksli bir takım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaş sene başında Avrupa Ligi'ndeki zayıf takımları yenerek iyi bir rüzgâr yakalamış lige de Belediye mağlubiyeti dışında iyi bir başlangıç yapmıştı. Ancak rüzgâr tersten esmeye başladı. Şu anda Beşiktaş'ın en çok ihtiyaç duyduğu şey milli takım arası ancak Mart'a kadar resmi maç yok. Devre arasına da daha 6 hafta var ve Beşiktaş'ın önünde zorlu bir fikstür var. O yüzden Beşiktaş camiasına burada çok büyük görevler düşüyor. Sezon başındaki ortamı sağlamak zorundalar. Bunu başarabilirlerse Beşiktaş zirve mücadelesine dönebilir. Ancak bugünkü konjonktürde sadece gazla, havayla, rüzgârla şampiyon olunabilecek gibi gözükmüyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-4567438826975275849?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/4567438826975275849/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=4567438826975275849' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/4567438826975275849'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/4567438826975275849'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/11/kartal-irtifa-kaybediyor.html' title='Kartal İrtifa Kaybediyor'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TNlZ1eHHmnI/AAAAAAAAA0U/TUZOJj51NPI/s72-c/bernd%2Bschuster%2Bkas%25C4%25B1mpa%25C5%259Fa.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-6954486201650460743</id><published>2010-11-08T15:02:00.002+02:00</published><updated>2010-11-08T15:18:03.482+02:00</updated><title type='text'>Real Madrid 2-0 Atletico Madrid</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TNf4g3BDGjI/AAAAAAAAA0M/R43V0DE4T_8/s1600/mesut_ozil_real_600_2A14A.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TNf4g3BDGjI/AAAAAAAAA0M/R43V0DE4T_8/s400/mesut_ozil_real_600_2A14A.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5537167510283164210" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Madrid derbisinde değişen bir şey olmadı. Real Madrid Atletico Madrid'i bir kez daha mağlup edip Barcelona'nın önünde namağlup liderliğini devam ettirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu maç aslında Şampiyonlar Ligi'nde Milan'la oynanan maçın birebir aynısıydı. Real Madrid o maçın da 13.dakikasında öne geçti. Bu maçta da Carvalho takımını aynı dakikada öne geçirdi. Milan maçında Mesut Özil bir dakika sonra golü atmıştı. Bu maçta 6 dakikalık bir rötar vardı. 20. dakikadan itibaren ise maç Real Madrid'in kontrolünde devam etti. Atletico Madrid'in ileride ki 4 oyuncusu Reyes, Simao, Aguero ve Forlan çok top ezdiler özellikle ilk yarıda. Real Madrid de 2-0'dan sonra duraklama dönemine girdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rıdvan Dilmen'in her zaman söylediği bir şey vardır. "2-0 en tehlikeli skor." der kendisi. Haksız da sayılmaz. Rakibiniz bir gol bulduğu anda maça ortak olur. Mourinho da bunun bilincinde olduğundan oyuncularına 2.yarının başında gol için yüklenmelerini telkin etmiş olmalı ki Real Madrid 2.yarıya iyi başladı. Ancak Milan maçında olduğu gibi bu maçta da 3.golü bulamadı Real Madrid. Atletico Madrid'in ise Forlan'la bir topu direkten döndü ve maç 2-0 sona erdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk haftalarda Valencia, Villareal ve Atletico Madrid gibi takımlar ligin zirvesinde kendilerine yer edinmişlerdi. Ancak La Liga yavaş yavaş rayına oturmaya başladı. Real Madrid ve Barcelona bundan sonraki haftalarda rakipleriyle arayı açacaklardır. Enteresan bir şey olmazsa da El Clasico'ların şampiyonluğu belirleyeceği bir sezon daha geçiririz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-6954486201650460743?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/6954486201650460743/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=6954486201650460743' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/6954486201650460743'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/6954486201650460743'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/11/real-madrid-2-0-atletico-madrid.html' title='Real Madrid 2-0 Atletico Madrid'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TNf4g3BDGjI/AAAAAAAAA0M/R43V0DE4T_8/s72-c/mesut_ozil_real_600_2A14A.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-6530269734009820670</id><published>2010-11-08T14:33:00.002+02:00</published><updated>2010-11-08T15:02:09.845+02:00</updated><title type='text'>Liverpool 2-0 Chelsea</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TNf0yJWkYMI/AAAAAAAAA0E/h_qa4EcvNsk/s1600/torres+chelsea.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TNf0yJWkYMI/AAAAAAAAA0E/h_qa4EcvNsk/s400/torres+chelsea.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5537163409216528578" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu sezon her kulvarda sıkıntı yaşayan Liverpool Anfield Road'da ligin lideri Chelsea'yi ağırladı. Fernando Torres'in harika performansıyla rakibini Londra'ya eli boş gönderdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç dengede başladı. Liverpool Benitez dönemindeki başarılı savunmasını uygular bir görüntü içindeydi. Rakibe fazla boş alan bırakmadılar. 11.dakikada Dirk Kuyt'ın uzun pasını Torres harika kontrol etti ve Cech'in sağından topu ağlara gönderip takımını 1-0 öne geçirdi. Sonraki dakikalarda Chelsea  etkili olmaya çalıştı ama Drogba olmadan fazla bir şey yapmaları mümkün değildi. Anelka ve Malouda çabaladılar ama sadece ikisiyle bu işin olmayacağı belliydi. Devrenin sonunda Torres ceza sahasının sol çaprazında çalımlarla açısını düzeltip mükemmel bir vuruş yapınca skor 2-0 oldu ve Liverpool 2 farklı üstünlükle soyunma odasına gitti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.yarıya Ancelotti Kalou-Drogba değişikliği ile başladı. Bu değişiklikle beraber Chelsea Liverpool kalesinde daha etkili olmaya başladı. Ancak Reina'nın çok net 2 pozisyonda gole izin vermemesi skoru 2-0'da tuttu. Anelka'nın da bir şutunu da Reina kucağından kaçırmasına rağmen top üst direkten dönünce Chelsea'nin ne yaparsa yapsın gol bulamayacağını anlamış olduk. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Liverpool mükemmel oynadı diyemem. Ancak Torres mükemmel oynadı, Reina da 2.yarıda oldukça başarılıydı. Şu maçı izledikten sonra Premier Lig'de oynanan futbola hayran olmamak mümkün değil. Maçın çok yüksek tempoda oynanmasının yanı sıra oyuncuların tamamı da iyi niyetliydi. Her sert faul pozisyonundan sonra abartmıyorum istisnasız her futbolcu rakibinden özür diledi. Ellerinden geldiğince hakem Howard Webb'e yardımcı oldular. Murat Kosova'nın da dediği gibi "İşte Premier League bu." dedirttiler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-6530269734009820670?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/6530269734009820670/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=6530269734009820670' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/6530269734009820670'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/6530269734009820670'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/11/liverpool-2-0-chelsea.html' title='Liverpool 2-0 Chelsea'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TNf0yJWkYMI/AAAAAAAAA0E/h_qa4EcvNsk/s72-c/torres+chelsea.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-8320711572627436068</id><published>2010-11-08T14:16:00.003+02:00</published><updated>2010-11-08T14:33:55.383+02:00</updated><title type='text'>Lazio 0-2 Roma</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TNfuJzrmO1I/AAAAAAAAAz8/vCRNl1bHqw0/s1600/lazio+0-2+roma.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 193px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TNfuJzrmO1I/AAAAAAAAAz8/vCRNl1bHqw0/s400/lazio+0-2+roma.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5537156119134616402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dün Avrupa'da birçok ligde önemli maçlar oynandı. Kronolojik olarak gidersek bunlardan ilki Roma derbisiydi. Bu sezon başarılı sonuçlar alan Lazio ile istediklerini gerçekleştiremeyen Roma Olimpiyat Stadı'nda karşılaştılar. Futbol kalitesi olarak vasatı aşamayan maçta hakemin verdiği ve vermediği penaltılar ön plana çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk yarıda iki takım da savunma güvenliğini bırakmadan rakibin hata yapmasını bekledi. Bu bana 2003 yılındaki Şampiyonlar Ligi finalini hatırlattı. Milan ile Juventus karşılaşmış ve pozisyonsuz geçen maç tarihe en sıkıcı "Şampiyonlar Ligi finali" olarak geçmişti. Bu maçta da hakem Roma'ya ilk penaltıyı verene kadar oldukça sıkıcıydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.yarıda hakem Roma'ya ilk penaltısını verdi. Bu pozisyonlar son yıllarda çok sık yaşanmaya başladı. Çok yakın mesafeden çekilen sert şutlarda kimi hakem penaltıya hükmederken kimi de defans oyuncusunun kasıtlı olarak elle oynamadığını düşünüp penaltıyı çalmıyor. Bu pozisyonlarda bariz bir standartsızlık var. FIFA'nın bu işe çözüm üretmesi gerekiyor. Golden sonra Lazio beraberliği yakalamak için rakip kaleye daha fazla yüklenmeye başladı. Aslında önemli fırsatlar da yakalamalarına rağmen girdikleri pozisyonlarda gole ulaşamadılar. Roma'ya penaltı verilen pozisyonlardan daha çok penaltı olan pozisyonlarda hakem onlara penaltı çalmadı. Maçın sonlarına doğru Baptista'nın hareketini yiyen hakem Roma'ya bir penaltı daha çaldı ve maçı Roma 2-0 kazanmayı başardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçtan sonra Emidio Morganti'yle ilgili ufak bir araştırma yaptım. FIFA kokartlı bir hakem değil kendisi. Maçı da zaten kötü yönetti. Cumartesi akşamı oynanan Inter-Brescia maçında da hakem Inter'e uydurma bir penaltı çalmıştı. Bu maçlar bizim ligimizde oynansaydı kıyamet kopardı. Acaba İtalyanlar ne alemdedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen sene Jose Mourinho Inter'i çalıştırırken Seria A'nın yine biraz izlenebilirliği vardı. O da Inter'den ayrılınca artık hiçbir cazibesi kalmadı. Geçen hafta oynanan Milan-Juventus maçında da futbol yoktu sadece sertlik vardı. Böyle giderse sene sonunda Almanya İtalya'yı ülke sıralamasında geçecektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-8320711572627436068?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/8320711572627436068/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=8320711572627436068' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/8320711572627436068'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/8320711572627436068'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/11/lazio-0-2-roma.html' title='Lazio 0-2 Roma'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TNfuJzrmO1I/AAAAAAAAAz8/vCRNl1bHqw0/s72-c/lazio+0-2+roma.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-2571779605046594434</id><published>2010-11-05T11:15:00.003+02:00</published><updated>2010-11-05T16:48:45.479+02:00</updated><title type='text'>Telafi</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TNPSge2eHSI/AAAAAAAAAz0/92E6gW4y3aw/s1600/helton+porto+bjk.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5535999822447648034" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 360px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TNPSge2eHSI/AAAAAAAAAz0/92E6gW4y3aw/s400/helton+porto+bjk.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Beşiktaş İstanbul'da yenildiği Porto ile deplasmanda berabere kalarak kağıt üzerinde alması gereken 1 puanı deplasmanda almış oldu. CSKA Sofya da Rapid Wien'i deplasmanda mağlup edince Porto gruptan çıkmayı garantiledi. Beşiktaş da çok önemli bir avantajı ele geçirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle şunu söyleyeyim maçın ilk yarısı inanılmaz sıkıcıydı. İlker Yasin'in eşsiz anlatımının da bunda katkısı büyüktür. Porto ciddi rotasyona gitmemişti ama Benfica maçını düşünerek kendilerini fazla yormamaya gayret gösteriyorlardı. Oyunu kontrol eden ancak tempoyu yükseltmeyen bir Porto vardı. Beşiktaş da ilk yarıda iyi değildi. Aurelio'nun performansı ilk yarıda çok yetersiz kaldı. Guti'yi de orta sahada pek top kaparken göremeyince Ernst tek başına mücadele etmek zorunda kaldı. Bu da Porto'nun orta sahayı her defasında rahat geçmesini sağladı. 35. dakikada savunmanın arkasına atılan topa Falcao hareketlendi. Büyük ihtimalle topa yetişemeyecekken hatta Falcao düşüşe geçmişken Hakan Arıkan gitti Falcao'yu düşürerek Porto'ya bedavadan penaltı kazandırdı. Penaltıyı gole çeviren Falcao Porto'yu 1-0 öne geçirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.yarıya Schuster Tabata-Holosko değişikliği ile başladı. Ama Beşiktaş'ı hareketlendiren bu değişiklik değil, İbrahim Üzülmez ve Cristian Rodriguez arasındaki sürtüşmenin ardından Porto'nun 10 kişi kalmasıydı. O dakikaya kadar varlık gösteremeyen Beşiktaş pozisyonlara girmeye başladı. Önce Holosko'nun vuruşu direkten döndü. Sonra Nihat mükemmel bir gol attı. Ancak golden 4 dakika sonra İbrahim Toraman da kırmızı kart görünce oyun yine dengelendi. Kalan dakikalarda yüksek tansiyonlu heyecanlı bir maç izledik. İki takımın da karşılıklı pozisyonları vardı. Özellikle Porto'nun çizgiden çıkarılan bir topu var ki Ersan'ı tebrik etmek gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaş'ta az önce de bahsettiğim gibi Ersan başarılıydı. Ben kendisini ilk defa izliyorum ama sadece bir kez topu ayağının altından kaçırdı. Onun dışında çok çabuk yerinde ve kritik müdahalelerde bulundu. Türk futbolu için çok önemli bir stoper haline gelebilir. Onun dışında İbrahim Üzülmez yine bildiğimiz gibiydi. Keza Ernst de öyle. Nihat golü attıktan sonra biraz daha iyi oynamaya başladı. Bobo bir hayli uğraştı, Holosko da fena değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlker Yasin'e değinmeden olmayacak. Daha maçın başı sanki Beşiktaş 2-0 gerideymiş gibi anlatıyor. Sürekli oyuncuların isimlerini yanlış söylüyor. Değişik değişik futbolda olmayan terimler kullanıyor. Futbolda "kafa darbesi" diye bir şey var mı? Kick Box mücadelesi mi bu? Kendisine burdan şunu söylemek istiyorum. Allah aşkına bir mevkidaşlarına bak senden başka maç anlatan spor müdürü var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak Beşiktaş alması gereken 1 puanı İstanbul'da değil de Porto da almış oldu. Bundan sonra oynayacağı 2 maçtan birini kazandığı takdirde gruptan çıkma hakkını elde edecek.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-2571779605046594434?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/2571779605046594434/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=2571779605046594434' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/2571779605046594434'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/2571779605046594434'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/11/telafi.html' title='Telafi'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TNPSge2eHSI/AAAAAAAAAz0/92E6gW4y3aw/s72-c/helton+porto+bjk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-1128174459014583161</id><published>2010-11-04T15:31:00.004+02:00</published><updated>2010-11-04T16:14:08.983+02:00</updated><title type='text'>Şampiyonlar Ligi 4. Hafta Çarşamba Maçları</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TNK-vn5a0WI/AAAAAAAAAzc/WJEwD7IM4sk/s1600/cluj+bayern.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 303px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TNK-vn5a0WI/AAAAAAAAAzc/WJEwD7IM4sk/s400/cluj+bayern.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5535696617364705634" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonlar Ligi'nde 4. hafta maçları E,F,G ve H Gruplarında oynanan maçların ardından tamamlandı. Dün akşam alınan sonuçlarla birlikte gruptan çıkmayı başaran ilk takımlar Bayern Münih,Chelsea ve Real Madrid oldu. Partizan ve Zilina ise bu matematiksel olarak Avrupa Kupaları'na veda ettiler. Bursaspor ve Hapoel'in de Şampiyonlar Ligi'ne devam etme şansları matematiksel olarak da kalmadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E Grubu'nda Bayern Münih Romanya'ya ancak 15 futbolcu götürebilmişti. Bu yüzden Bayern için "Bu maçın günahı olmaz, herşey olabilir." diyordum. Özellikle ilk maçta da Clujlu oyuncular Bayern'e gol bulmasında epey yardımcı olduktan sonra "Bayern kazanamazsa sürpriz olmaz." dedim. Ama Bayernli oyuncular üzerlerindeki formanın hakkını veren bir oyun ortaya koyarak 4-0 gibi bir galibiyet elde etmeyi başardılar. Özellikle çok gol kaçırdığı için eleştirilen Mario Gomez eline geçen fırsatı değerlendirip hat-trick yaptı. Bu tip durumları fırsata dönüştürebilecek oyunculara sahip olmak bir takım için çok önemli. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer maçta ise Roma kendi evinde yenildiği Basel'i deplasmanda yenip içerideki mağlubiyeti bir nevi telafi etmeyi başardı. Tabi Basel'in çok net fırsatları değerlendirmediği birçok pozisyon da maçın içinde mevcut. Roma'nın attığı gollerin biri penaltıdan. Diğerleri ise ilginçtir Romalı bir oyuncu yerde kaldıktan sonra diğerinin gelip tamamlamasıyla atılmış. 3. golde Boriello'nun penaltı bekleyip kıvranırken takım arkadaşı golü attıktan sonra at gibi koşması gözlerden kaçmadı bu arada. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sonuçlarla Bayern Münih 12 puan yapıp gruptan çıktı. Roma da 2. sıraya yükseldi. Basel ve Cluj ise takibini sürdürüyor. 5. haftada Roma Bayern'i Basel Cluj'u ağırlayacak. Basel Cluj'u yendiği takdirde üst tur şansını son haftaya taşıyacak. &lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TNK-wVX3MEI/AAAAAAAAAzk/t77DTlUsQF4/s1600/ancelotti.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 250px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TNK-wVX3MEI/AAAAAAAAAzk/t77DTlUsQF4/s400/ancelotti.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5535696629571989570" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;F Grubu'nda Chelsea beklenildiği gibi Cüneyt Çakır'ın yönettiği maçta Spartak Moskova'yı yendi. İlk yarıda gol bulamadılar ama 2. yarıda bir hayli pozisyona girdiklerini söyleyebiliriz. Hakem Cüneyt Çakır da Chelsea lehine bir penaltı çalmış ki verdiği karar doğru gibi duruyor. Bu sonuçlar Chelsea gruptan çıktı. Çünkü Spartak Moskova ile Marsilya'nın kendi aralarında oynayacağı bir maç olduğundan matematiksel olarak ikisi birden Chelsea'yi geçemez. Ayrıca Chelsea %99.99 ihtimalle de lider olacak, zira bir sonraki maçı Londra'da Zilina'yla. Diğer maçta ise Marsilya Zilina'yı tabiri caizse paramparça ederek Şampiyonlar Ligi tarihinin en farklı deplasman galibiyetini elde etti ve ilk maçta yenildiği Spartak Moskova'yı yakaladı. Böylece bir sonraki Şampiyonlar Ligi haftasında Moskova'da oynanacak maç daha kritik hale geldi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;G Grubu'nda Milan-Real Madrid maçını yazmıştık. Auxerre de Ajax'ı yenerek kendisi için hayati öneme haiz bir 3 puan aldı. Eğer bu maçı kazanamasalardı Avrupa Ligi'ne gitmeleri için son 2 maçı kazanmaları gerekecekti ki bir anlamda şanslarını mucizelere bırakacaklardı. Yalnız Ajax'ın maçı 1-1'e getirene kadar Auxerre üzerinde kurduğu baskıyı görünce Ajax sanki hala daha avantajlı gibi gözüküyor. Kaldı ki puan olarak da öndeler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu grupta bir sonraki hafta Ajax gruptan çıkmayı garantilemiş Real Madrid ile oynayacak. Sanırım onu takip eden hafta El Clasico var. Bu Ajax için avantaj olabilir. Auxerre ise Milan'ı ağırlayacak. &lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TNK-wuP6cVI/AAAAAAAAAzs/3dHkh-zqfc4/s1600/eduardo+shaktar+arsenal.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 250px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TNK-wuP6cVI/AAAAAAAAAzs/3dHkh-zqfc4/s400/eduardo+shaktar+arsenal.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5535696636249534802" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Son olarak H Grubu'nda Shaktar Donetsk Londra'da 5-1 yenildiği Arsenal'i yenmeyi başardı. Özet görüntülerden anladığımız kadarıyla ilk yarıda Shaktar takımı hakkaten Shaktar gibi oynamış. 2. yarıda Arsenal daha etkili gözükmüş ama kaleci Pyatov'un performansı ev sahibi takıma 3 puanı getirmiş. Diğer maçta ise Braga Partizan'ı deplasmanda da yenmeyi başardı. Braga 6 puana çıktı ama Shaktar ve Arsenal'i zorlamasını beklemiyorum. Bu sonuçlarla Shaktar liderliği kovalayabilecek duruma geldi. Partizan'ın son 2 maçından puan çıkarmak için mücadele etmesi gerekecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonlar Ligi'nde 5.maçlar 3 hafta sonra oynanacak. Çünkü arada milli takımların hazırlık maçları olacak. Acaba gruptan çıkmayı garantileyen takımların arasına kaç takım daha eklenecek?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-1128174459014583161?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/1128174459014583161/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=1128174459014583161' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1128174459014583161'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/1128174459014583161'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/11/sampiyonlar-ligi-4-hafta-carsamba.html' title='Şampiyonlar Ligi 4. Hafta Çarşamba Maçları'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TNK-vn5a0WI/AAAAAAAAAzc/WJEwD7IM4sk/s72-c/cluj+bayern.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-2288020903659955708</id><published>2010-11-04T15:02:00.004+02:00</published><updated>2010-11-05T00:07:05.498+02:00</updated><title type='text'>AC Milan 2-2 Real Madrid</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TNK1DRnKYVI/AAAAAAAAAzU/UrohI-Po4nw/s1600/leon_1753511c.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5535685959863656786" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 250px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TNK1DRnKYVI/AAAAAAAAAzU/UrohI-Po4nw/s400/leon_1753511c.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Benim İtalya'da tuttuğum takım Milan'dır. Geleneklerine bağlı yani muhafazakar bir yapısı vardır. Ama şike skandalından beri iyi değiller tabi. 2007'deki Atina'da oynanan finalden beri piyasada yoklar. Böyle giderse de bir sezon daha kupasız geçecek gibi gözüküyor. İtalya Kupası'nı alırlarsa bilemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün akşam Real Madrid de çok iyi değildi belki ama oyunun büyük bölümünde Milan'dan daha iyi olduklarını gösterdiler. 45'te öne geçtiler ama aslında Di Maria ve Higuain'in çok net pozisyonları vardı. Üstünlük golünü daha erken de bulabilirlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.yarıda Real Madrid oyunu rölantiye almak istedi. Ama oyuna sonradan giren Inzaghi buna izin vermedi. Inzaghi oyuna girerken "Lan bu adam mı kurtaracak Milan'ı?" dedim. Son dakikada Pedro Leon golü atmasa başarıyordu veteran golcü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milan'ın bütün hücum planı Ibrahimovic üstüne kurulu. Sürekli topu onunla buluşturma çabası içerisindeler. O da sağolsun güçlü fiziğiyle havadan yerden her topu alıyor. Bir zamanlar bizim milli takım böyleydi. Sürekli Hakan Şükür'e top şişirirdik. Ama o İbo gibi her topu alamazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün akşam her ne kadar Milan'ın kazanmasını istesem de galibiyeti hakedecek bir oyun oynadıklarını söylemek zor. Biri Pepe ve Casillas'ın hatalarıyla, diğeri de ofsayttan bir golle 2-1 öne geçtiler. Futbol da zaten bu yüzden güzel. Sen bir şey yapamasan bile bazen rakip oyuncular ve hakemler senin için bir şeyler ayarlayabiliyorlar. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonuç itibariyle heyecanlı bir maç izledik. Belki inanılmaz bir futbol yoktu ama iki takımın adı zaten maçı izletiyor. Zaman zaman özellikle Gattuso kaynaklı sertlikler yaşandı. Howard Webb oyuncuları sahada tutmaya özen gösterdiğinden kırmızı kart çıkmadı. Başka bir hakem olsa Milan maçı 11 kişi tamamlayamayabilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu beraberlikle Real Madrid gruptan çıkmayı başardı. Çünkü Milan ve Ajax'ın kendi aralarında oynayacağı bir maç var. Bu da demek oluyor ki ikisi birden Real Madrid'i geride bırakamazlar. Milan ise 2 Real Madrid maçından 1 puan çıkarabilmesine rağmen 2. sırada kalmayı başardı. Gruptan çıkacak diğer takım büyük bir sürpriz olmazsa Milan olur. Ama kura yardım etmezse çeyrek finali göreceklerini sanmıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3200174862133185830-2288020903659955708?l=sutvegol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sutvegol.blogspot.com/feeds/2288020903659955708/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3200174862133185830&amp;postID=2288020903659955708' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/2288020903659955708'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3200174862133185830/posts/default/2288020903659955708'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sutvegol.blogspot.com/2010/11/ac-milan-2-2-real-madrid.html' title='AC Milan 2-2 Real Madrid'/><author><name>ilquer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/S3raQnW0zII/AAAAAAAAAag/iqD0jW2PtE0/S220/img_3395_godfather.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TNK1DRnKYVI/AAAAAAAAAzU/UrohI-Po4nw/s72-c/leon_1753511c.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3200174862133185830.post-2880605925037373440</id><published>2010-11-03T15:53:00.003+02:00</published><updated>2010-11-03T16:39:28.659+02:00</updated><title type='text'>Şampiyonlar Ligi 4.Hafta Salı Maçları</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TNFzWfDaZ-I/AAAAAAAAAy8/IQzspGdmC4s/s1600/gareth+bale+hat+trick+inter.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5535332247145179106" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 235px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TNFzWfDaZ-I/AAAAAAAAAy8/IQzspGdmC4s/s400/gareth+bale+hat+trick+inter.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonlar Ligi'nde 4.hafta A,B,C ve D Gruplarında oynanan 8 maçla başladı. Özellikle Gareth Bale ve Fabio Coentrao'nun performansları dikkat çekiciydi. Sol kanat oyuncularının gecesi oldu desek yanlış olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A Grubu'nda Tottenham Inter'i 3-1'le geçmeyi başardı. Maçın adamı ise geçen maçta olduğu gibi Gareth Bale'dı. Birçok futbol otoritesine göre Dünya'nın en iyi sağ beki olarak gösterilen Maicon'un kanadı Gareth Bale tarafından koridora çevrildi. Tottenham bu galibiyetle ikili averjda Inter'in önüne geçip liderliğe yükselmeyi başardı. Werder Bremen-Twente maçında ise futbolun "atamayana atarlar" prensibi vücut bulmuş desek yanlış olmaz. Twente'nin de maçta pozisyonları var ama Werder Bremen özellikle Hugo Almeida salaklığına doymasın. Onun yüzünden bizim kupon da yattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sonuçların ardından bu grupta Werder Bremen büyük ihtimalle sonuncu olup Avrupa kupalarına veda edecek gibi gözüküyor. Bunun önüne geçmeleri için son şampiyon Inter'in 3-1 mağlup olduğu Londra deplasmanından 3 puan çıkarmaları şart. Tottenham ise hem gruptan çıkmak için hem de liderlik için avantaj elde etti. Lider çıkmaları durumunda çeyrek final görmeleri kolaylaşacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TNFzWo1NX-I/AAAAAAAAAzM/krv2CpPhNhU/s1600/benfica+sevin%C3%A7+lyon.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5535332249769959394" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 255px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_2G7ZOLUts10/TNFzWo1NX-I/AAAAAAAAAzM/krv2CpPhNhU/s400/benfica+sevin%C3%A7+lyon.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B Grubu'nda Benfica kendisi için hayati öneme haiz maçı kazanmayı başardı. Maçın 4-0'dan 4-3'e kadar gelmesi ilginç. Bu maçta Coentrao attığı 2 golle galibiyete önemli katkı sağladı ama attığı ilk golde bana göre ofsayt vardı. Ayrıca maç 0-0 iken Lyon'un iki golü ofsayt gerekçesiyle sayılmadı ki iptal edilen 2. gol nizamiydi. Kısacası yardımcı hakemleri gördüğü ve göremediği ofsaytlar maçın kaderini etkiledi. Schalke ise Tel Aviv'den 1 puanla döndü. Maçı kazansalardı önemli bir avantaj ele geçireceklerdi. Ancak özetlere bakılacak olursa Schalke 2 puan kaybetmemiş, 1 puan kazanmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5.maçlarda Schalke kendi evinde Lyon'u yenmek zorunda. T
