BİY

9 Mayıs 2011 Pazartesi

Nuri Şahin Real Madrid'de


Son birkaç haftadır gerek İspanyol basınında gerekse de Alman basınında Nuri Şahin'in Real Madrid'e gideceği yazılıp çiziliyordu. Haliyle bu haberler Türk basınına da yansımıştı. Bugün transfer resmiyet kazandı ve Nuri Şahin Real Madrid'le 6 yıllık sözleşme imzaladı. Yine Hamit Altıntop için de benzer haberler her iki ülke basınında da çıkmaya devam ediyor.

Nuri Şahin 2005 yılında U-17 Dünya Kupası'ndaki performansıyla piyasaya çıktı. O turnuvada 4. olan takımın en önemli oyuncularının başında geliyordu. Aynı yıl A milli takıma da çağrıldı ve ilk maçında Almanya'ya karşı gol de attı. Fakat daha sonraki süreçte milli takımda yeteri kadar forma şansı bulamadı. 1 sezon Feyenoord'a kiralandı. Ardından Dortmund'a geri döndü. Bu sezon ise performansı tavan yaptı. Takımının şampiyonluğunda önemli rol oynadı ve bu performansı Real Madrid'e transfer olmasını sağladı. Son gelen haberlere göre Mourinho kendisinin mutlaka alınmasını istemiş. Bu da forma şansı bulmasını sağlayabilecek bir gelişme.

Jose Mourinho aslında elindeki geniş kadroyu kullanan bir teknik adam. Özellikle Chelsea'deyken birçok kez rotasyona gitmişliği vardır. Bu sene ise son birkaç hafta hariç ilk onbirini zorunlu haller dışında bozmadan oynamayı tercih etti. Nuri Şahin'i de zaman zaman rotasyonda kullanacaktır. Nuri'nin oyun stili şu anda Real Madrid'de en çok Xabi Alonso'nun stiline benziyor. Büyük ihtimalle Mourinho Alonso'yu dinlendirmek istediği zaman Nuri'ye şans verecektir.

Nuri son aylarda İspanyolca kursu da alıyormuş. Ayrıca Mesut Özil'in de Real Madrid'de olması uyum zorluğu yaşamasını engelleyecektir.

Mesut Özil'in Real Madrid'e gitmesinden sonra gurbetçi oyuncuların Almanya milli takımını tercih etmeye daha çok yaklaştığı düşünülüyordu. Nuri'nin transferi Türk milli takımını seçerek de oralara gidilebileceğinin kanıtı olmuş oldu. Elbette Nuri'nin milli takım performansı değil Dortmund performansı transferde başrol oynadı. Ama işin sadece milli takım seçmekle ilgili olmadığı da çok net anlaşılmış oldu.

Hamit Altıntop'un da Real Madrid'e gidebileceği söyleniyor. O transfer de resmiyet kazanırsa onunla ilgili bir yazı da gelecek günlerde yazarız.

Manchester Utd. 2-1 Chelsea


Manchester Utd. Premier Lig'de bitime 2 hafta kala Chelsea'yi 2-1 yenerek şampiyonluğa çok yaklaştı.

Manchester Utd. haftaiçi oynadığı Schalke maçında geniş kapsamlı bir rotasyona gitmiş birçok oyuncusunu dinlendirmişti. O maçta ilk onbir oynayan oyunculardan 3 tanesi bu maçta da ilk onbirdeydi. Bunlardan biri kaleci Van der Sar diğer ikisi ise Valencia ve O'Shea idi.

Maç çok hızlı başladı. Henüz 36.saniyede Hernandez'in attığı gol Kırmızı Şeytanları 1-0 öne geçirdi. Chelsea'nin rakip yarı sahada kaptırdığı top 2 pasla kalelerine gol olarak geri döndü. Golde David Luiz'in hamle hatası vardı. Golden sonra oyun tamamen Manchester Utd'nin kontrolündeydi. Sahada her istediğini yapan MANU karşısında hiçbir şey yapamayan Chelsea vardı. Özellikle ilk yarıdaki Manchester Utd. hayatımda izlediğim en iyi Manchester Utd. performanslarından biriydi. Maçın temposu yüksekti ve bu yüksek tempoda iyi paslaşan pozisyonlar bulan zevk veren bir Manchester Utd. vardı. 23.dakikada Manchester Utd. bir korner kazandı. Korner paslaşarak kullanıldı. Giggs'in rakibini geçip orta yaptığı pozisyonda Vidic doğru yere koşu yaparak atmasına alışkın olduğumuz gollerinden birini daha atarak skoru 2-0 yaptı. 2-0'dan sonra Manchester Utd. vites düşürdü. İlk yarının son 15 dakikasında Chelsea zaman zaman Manchester Utd. kalesine gelmeyi başardı. Ama bu dakikalarda Van der Sar şu anda dünyanın en iyi kalecisini olduğunu kanıtlarcasına kurtarışlar yaptı.

2.yarıya Chelsea David Luiz-Alex değişikliği ile başladı. 60'ta ise oyuna Torres girdi. 68.dakikada Lampard önünde kalan topu ağlara gönderince Chelsea için bir umut ışığı belirse de Manchester Utd. bir daha gol izni vermedi. Gol izni vermemekle kalmayıp özellikle Rooney ile farkı artırabilecekleri birçok pozisyonda yakaladılar. Maç Manchester Utd. adına daha farklı da bitebilirdi. Fakat sonuç itibariyle kazanarak Liverpool'u şampiyonluk sayısında geçmeyi neredeyse başardılar. Genel averaja bakıldığından matematiksel olarak garantilemeleri için 1 puana daha ihtiyaçları var. Onu da kalan 2 maçta alacaklarından kimse şüphe etmiyor.

Şampiyon AC Milan


AC Milan Serie A'da bitime 2 hafta kala şampiyonluğu matematiksel olarak garantiledi. Böylece 7 yıl sonra tekrar mutlu sona ulaşmayı başardılar.

Milan sezona Massimiliano Allegri ile başladı. Robinho, Boateng ve Ibrahimovic gibi oyuncularla kadroyu güçlendirdiler. Devre arasında da van Bommel ve Cassano'yu aldılar. Özellikle sezonun ilk yarısında Ibrahimovic sayesinde birçok maç kazandılar. Inter'in de Mourinho sonra Rafael Benitez'le çalışmaya başlaması ve Benitez'in de her şey berbat etmesi Milan'a çok yaradı. Leonardo'nun gelmesiyle Inter'de toparlanma emareleri görülmeye başladı. Arka arkaya galibiyetler alan Inter Milan'ı geçme şansı yakaladı. Fakat Milan'ın imdadına milli takım arası yetişti. Öte yandan aynı milli takım arası rüzgarı arkasına alan Inter'i durdurdu. Milli takım arasından sonra oynanan maçta Milan Inter'i 3-0 yenince şampiyonluk artık çok yakındı. Kalan haftalarda da hata yapmayan Milan Roma ile deplasmanda 0-0 berabere kalarak 18. şampiyonluğuna ulaşmış oldu.

Milan'ın şampiyonluğu Inter hegemonyasına sekte vurmuş oldu. Bunun bitip bitmediğini ancak gelecek sezon görebiliriz. Çünkü hâlâ en güçlü kadro Inter'de. Gelecek sezon favori olan taraf yine Milano'nun lacivert siyahlı ekibi bana göre. Ama yine de İtalya'da sempati duyduğum takımın şampiyon olması benim için güzel bir şey.

İşgüzarlık



Bursaspor-Beşiktaş maçı maç öncesinde Bursaspor taraftarlarının çıkardığı olaylar nedeniyle oynanamadı. Polisle çatışmaya giren Bursasporlular'ın ortaya çıkardığı görüntü Gazze'de, ya da terör örgütü yandaşlarının zaman zaman çıkardığı olaylarda yaşananlardan farksızdı. TFF'nin Bursaspor'u 3-0 hükmen mağlup ilan etmesi bekleniyor.

Haftaiçinde Bursa Valiliği'nin aldığı "Beşiktaş taraftarı maça gelebilir." kararı son derece mantıksızdı. İlk yarıdaki maçta yaşanan olaylar ortadayken ortamın bu iş için müsait olmadığı belliydi. O maç öncesinde 4 kişi yaralanmış iki takım da cezalar almıştı. Zaten taraftar forum sitelerinde de bu tip olayların yaşanacağı şeklinde mesajlar vardı. Tüm bunlar bilinmesine rağmen yetkililer insanların can ve mal güvenliğini tehlikeye atan bir karar aldılar. Bu olayda birinci dereceden kusuru bulunan insan Bursa Valisi Şahabettin Harput'tur. Bu yüzden kendisi ya istifa etmelidir, ya da İçişleri Bakanlığı tarafından açığa alınmalıdır. Ancak ülkemizdeki tüm kurumlarda olduğu gibi bu kurumda da böyle bir olay yaşanmayacaktır. Belki ileriki aylarda ya da yıllarda valiler kararnamesi çıktığı zaman gerekli işlemler yapılır ama geciken adalet adalet değildir.


Geçen sene Bursa son maçta Beşiktaş'ı yenip şampiyon olduğunda artık bu iş biter diye düşünüyorduk. Fakat ilk yarıdaki maçta yaşananlardan sonra bu işin bitmediğini gördük. Şimdi olayların başlamasına sebep olan 2003-2004 sezonuna geri dönmek istiyorum.


O sezonu incelediğimiz zaman Bursaspor 2-3 hafta hariç (ki bunlar da sezonun başındaki haftalar) tüm sezonu küme düşme hattında geçirmiş bir takım. Tüm sezonu küme düşme hattında geçiren bir takım son 7 hafta ya girilirken 22 puanda. 27 haftada 22 puan toplayan Bursaspor sezonun geri kalan 7 haftasında 18 puan topluyor. 6 galibiyet alıyor tek mağlubiyeti ise Trabzonspor'a karşı. Öncelikle iyi niyetimle soruyorum. Madem bu kadar galibiyet alabilecek potansiyeliniz vardı da 27 hafta aklınız neredeydi? Art niyetli olarak soracak olursam: 27 haftada 22 puan toplayabilen takım son 7 haftada nasıl 18 puan topluyor? Bursasporlular bunun cevabını verebiliyorlar mı? Ben Beşiktaşlı değilim. Fenerbahçeliyim. Ama koca sezon küme düşme hattından kurtulamamışsın, sonra "Beşiktaş bizi küme düşürdü." diyorsun. Ayrıca Beşiktaş'ın o sezon yaşadığı olaylar ortada. Samsunspor maçında Cem Papila'nın 5 kırmızı kartı sonrası Beşiktaş bir daha kendine gelemedi. Ancak 5 sene sonra Mustafa Denizli işi toparlayabildi. Ayrıca Bursaspor'un 6 galibiyet aldığı son 7 haftalık seride Beşiktaş 2 galibiyet almış Bunlardan biri şampiyonluk şansı devam ederken Gaziantep'e karşı 4-1'lik skorla diğeri de Ali Aydın'ın hakemliği bıraktığı maçta Galatasaray'a karşı 2-1'lik skorla. Ayrıca Bursaspor son 7 haftada 18 puan alırken Beşiktaş koca 2.yarıda 19 puan toplayabilmiş.


Bursasporlular darılmasın gücenmesin. Öncelikle kendileri koca sezon ne yapmışlar ona baksınlar. 2003-2004 sezonuna bakmak isteyenler TFF'nin ilgili web sayfasını ziyaret edebilirler. Bu da linki. Sanırm bu kadar bilgi yeterli.

5 Mayıs 2011 Perşembe

Son Bilet Manchester'ın


Manchester Utd. deplasmanda 2-0 yendiği Schalke'yi Old Trafford'da da 4-1 yenerek Wembley'deki finalde Barcelona'nın rakibi oldu.

Tahmin edildiği gibi Sir Alex Ferguson haftasonu oynanacak Chelsea maçını düşünerek geniş kapsamlı bir rotasyona gitti. Van der Sar ve Valenicia hariç ilk maçta ilk onbirde oynayan hiçbir oyuncusu oynatmadı. Fakat Manchester Utd. rotasyona gittiği için de skoru koruma amaçlı bir oyun sergilemedi. Aksine çıkıp futbolunu oynadı. Schalke ise zaten işini mucizelere bırakmıştı. Bugüne kadar Avrupa kupalarında hiçbir takımın yapamadığını yapması yani Manchester United'ı deplasmanda en az 2 farklı yenmesi gerekiyordu. Onlar da bunun bilincinde olduklarından pozitif oynamaya çalıştılar.

İlk gol gelene kadar maç orta saha mücadelesi şeklinde geçiyordu. Fazla pozisyon yoktu. 27.dakikada Valencia'nın koşusuna Gibson harika bir pas attı. Neuer ile karşı karşıya kalan Valencia'ya sadece golü atmak kalmıştı o da öyle yaptı. Ardından 4 dakika sonra Gibson'ın vuruşunda Neuer kendisinden beklenmeyecek bir hata yapınca tıpkı ilk maçtaki skor çok çabuk 2-0 oldu. Ama Schalke hemen pes etmedi. Yine 4 dakika sonra Jurado ceza sahasında önünde kalan topa sert ve düzgün bir vuruş yaparak van der Sar'ı avladı ve skor 2-1'e geldi ve ilk yarı bu skorla tamamlandı.

2.yarıda Schalke riskleri almaya başladı. Bu da Manchester United'a birçok kontra atak fırsatı tanıdı. 2.yarıda Manchester United bulduğu pozisyonlardan 2'sini daha golle sonuçlandırıp galibiyetini perçinledi ve finalde Barcelona'nın rakibi oldu.

Zaten yarı finalde bu iki takım eşleştiğinde Manchester'ın bir sürprize izin vermeyeceği ve rahat bir biçimde finale çıkacağı düşünülüyordu, öyle de oldu. Inter bir İtalyan takımı olmasına rağmen Manchester United Inter'e oranla ayakları yere daha sağlam basan bir takım. Ayrıca Schalke ile MANU arasında çok büyük bir tecrübe farkı da var. O yüzden Schalke erişebileceği azami noktaya gelmişti zaten. Umarım ilerleyen yıllarda 50 yılı aşkın süredir kazanamadıkları Bundesliga şampiyonluğunu kazanırlar.

Böylece Şampiyonlar Ligi'nde finalin adı konumuş oldu. 2009'da Roma Olimpiyat Stadı'nda karşı karşıya gelen 2 takım bu sene Wembley'de bir anlamda o finalin rövanşına çıkmış olacaklar. Daha 23 günlük bir süre olduğundan o maçla ilgili yorum yapmak için erken. ama bana Manchester Utd. kazanacak gibi geliyor.

4 Mayıs 2011 Çarşamba

El Clasico 4.Ayak: Barcelona Finalde


20 günlük El Clasico serisi tamamlandı. Ligde ve Şampiyonlar Ligi'nde kazançlı çıkan takım Barcelona olurken Real Madrid de Kral Kupası'nı kazanarak en azından sezonu kupasız tamamlamaktan kurtulmuş oldu.

Son maç serideki en güzel maç oldu diyebiliriz. Takımlar bu seride ilk kez Nou Camp'taydı. Real Madrid 2-0'lık dezavantaja sahip olduğundan açık oynadı. Bu da ortaya tempolu, seyir zevki yüksek, bol pozisyonlu bir maç çıkardı. Barcelona Abidal hariç ideal onbiriyle mücadele etti. Real Madrid'de ise Ramos, Pepe, Khedira'nın yerine Arbeloa, Albiol ve Diarra vardı. Ayrıca bu maçta kenardaki Mesut'un yerine Kaka ilk onbirdeydi. Her iki takım da alışılagelmiş anlayışlarıyla sahadaydılar.

İlk yarıda 25.dakikadan sonra Barcelona'nın gol pozisyonları gelmeye başladı. Messi'nin başrolde olduğu hücumlarda Casillas başarılıydı ve gole izin vermedi. Real Madrid ise Ronaldo ve Di Maria ile etkili olmaya çalıştı. Derinlemesine atılan toplarda Barcelona savunması başarılıydı. Diğer maçlarda olduğu gibi bu maçta da ilk yarı golsüz sona erdi.

İkinci yarıya Real Madrid daha iyi başlamıştı. 48.dakikadaki tartışmalı pozisyonda Real Madrid'in bir golü sayılmadı. Ronaldo düşerken Mascherano'yu da düşürünce hakem faul verdi. İlk başta pozisyonda bir şey yokmuş gibi gözüküyordu. Fakat daha sonra farklı açılardan tekrarında müdahale olduğu görüldü. Barcelona iyi oynamazken Iniesta'nın ara pasında Pedro Casillas'la karşı karşıya kaldı ve golü attı. Böylece bu serideki maçlarda ilk kez Ronaldo ve Messi dışındaki bir futbolcu gol atmış. Golden 10 dakika sonra ise Real Madrid ilk 3 maçta yapamadığını yaptı. Barcelona'nın pas hatasında araya giren Xabi Alonso bekletmeden Di Maria'ya oynadı. Onun direkten dönen vuruşu sonrası top tekrar kendisine geldi. Bu sefer içerideki Marcelo'ya oynadı ve o da golü atarak beraberliği sağladı. Bu gol Real Madrid'i umutlandırdı. Böyle olunca Barcelona biraz daha skoru korumaya yönelik bir oyun sergilemeye başladı. Real Madrid'in de umutlanmasıyla maçta sertlikler artmaya başladı. Hakem bu dakikalarda Mourinho'nun sözlerinden etkilenmiş olacak ki maçı 11'e 11 bitirmeye çalıştı ve bunu da başardı.

Bu maç serideki en güzel maç oldu ama hakem yönetimi açısından da en kötü maç oldu diyebiliriz. İlk yarıda Real Madrid çok net bir pozisyon yakalayabilecekken Puyol'un dengesini kaybedip düşmesine faul verdi. Real Madrid'in verilmeye golündeki kararı bence doğruydu ama çok tartışılacaktır. Real Madrid'den Diarra'yı Barcelona'dan da Pedro'yu atabilirdi. Doğrusunu söylemek gerekirse hakem maçı yönetmedi, idare etti. -Aslında ikisi de aynı anlama gelir ama ne demek istediğimi anlayan anlamıştır.-

Sonuç itibariyle 20 günlük seri sona erdi. Her iki takımda 1'er galibiyet aldılar 2 maç berabere bitti. İşin ilginci galibiyetleri kendi sahalarında almadılar. Real Madrid tarafsız sahada Barcelona ise bir maçı deplasmanda kazandı. Benim bu seride en çok aklımda kalan olay Mourinho'nun yarı final ilk maçından sonra yaptığı açıklamalar olacak. Ne kadar haksız olduğunu bilsem de.

Şampiyonlar Ligi'nde yarı final bu akşamki Manchester Utd- Schalke maçıyla tamamlanacak. Mucize olmazsa Wembley'de 2009'un rövanşını izleyeceğiz.

3 Mayıs 2011 Salı

El Clasico 4.Ayak


20 günlük El Clasico serisi bu akşam Şampiyonlar Ligi yarı final rövanş maçıyla sona erecek. Takımlar bu seride ilk kez Nou Camp'a çıkacaklar.

Barcelona deplasmanda 2-0 kazanarak final için çok önemli bir avantaj elde etmiş durumda. Tek farklı mağlubiyetler bile Barcelona'ya finale çıkması için yetiyor. Öte yandan Iniesta'nın oynayabilecek olması Barcelona'nın sistemini daha iyi işletmesi için çok önemli bir gelişme. Abidal maç kadrosunda ancak büyük ihtimalle onun yerinde yine Puyol'un oynaması bekleniyor.

Real Madrid ise hem skor olarak hem de kadro olarak zor durumda diyebiliriz. 2-0'lık dezavantajlarının yanı sıra Ramos ve Pepe cezalı olduklarından bu maçta oynayamayacaklar. İlk maçta oynamayan Khedira'nın durumunu ise bilmiyorum. Marca'daki habere göre Real Madrid 4-2-3-1 düzeniyle sahaya çıkacak. Defans 4'lüsünün önündeki ikili Diarra ve Xabi Alonso olacak. Önlerinde Ronaldo-Mesut-Di Maria ileri uçta Adebayor oynayacak. Her ne kadar mantıklı olan bu gibi gözükse de 5-0'lık maçta da Mourinho buna benzer bir takımla çıkmış ve hezimete uğramıştı. Muhtemel onbirlere buradan bakabilirsiniz.

Barcelona yine kendi oyununu oynayacaktır. Ancak çok fazla risk almadan, ciddi hatalar yapmadan oynamak şüphesiz öncelikleri olacaktır. Her Barcelona maçı gibi %70'e %30'luk topla oynama oranı olacaktır. Eğer Real Madrid ofansif bir kadro sahaya sürerse %30'luk topla oynama oranı ile zor 2 gol atar gibi gözüküyor. Atsa bile bu kadroyla oynamaları durumunda attıklarından fazlasını yiyebilirler. Defansif oynaması da saçma olur. Çünkü 2-0 mağlupsun ve gol atmak zorundasın. Savunma yaparak mı gol atacaksın? Hakikaten Real Madrid'in ve özellikle Mourinho'nun işi bu akşam çok zor.

Kabul etmek gerekir ki Barcelona Real Madrid'den daha iyi takım. Tabi ki futbolda her zaman daha iyi olan takım kazanmıyor. Ancak ilk maçı daha iyi olan kazandı ve şu anda ipler onun elinde. Bu akşam da finale çıkacak takımı Barcelona'nın oyunu belirler. Real Madrid'in final şansı Barcelona'nın ellerinde. Barcelona çok ciddi hatalar yapmazsa finale çıkan takım olacaktır.