BİY

25 Nisan 2011 Pazartesi

Sıkıntıdan Zafere



Fenerbahçe bu akşam Buca karşısında aslında biz Fenerbahçelilerin hiç de yabancı olmadığı bir biçimde galip gelerek ligin bitimine 4 hafta kala liderliğe yükseldi.

Maçın benim açımdan sıkıntılı geçeceği belki de maç başlamadan belliydi. Maçı izlemek için arkadaşıma gitmiştim. Lig TV kartının doğrulanması için bir 5 dakika bekledik. Neyse ki maçın sadece ilk dakikasını kaçırmıştık.

Maçın ilk yarısında %61-%39'luk topa sahip olma oranı üstünlüğü Fenerbahçe'de olmasına rağmen üretken olmakta zorlanan bir Fenerbahçe vardı. Trabzonspor'un Eskişehir'de yaptığı puan kaybından sonra Fenerbahçeli futbolcular Emre Belözoğlu haricinde maçı sanki kazanmışlar 3 puanı almışlar havasındaydılar. Fakat futbolun doğası gereği hiçbir maç oynanmadan kazanılmadığı gibi, rakibi de ciddiye almadığınız zaman bu maçın ilk yarısında olduğu gibi zor durumlara düşmeniz kaçınılmaz oluyor. Nitekim Fenerbahçe de bu duruma düştü. 15.dakikada Bucaspor ilk geldiği pozisyonda golü Musa Aydın ile bulmayı başardı. 2 dakika sonra Emre Belözoğlu mükemmel bir gol atarak skorda tekrar dengeyi sağlamasına rağmen Fenerbahçe hala ders almamıştı. Yobo ile Lugano'nun uyuduğu pozisyonda Abdülkadir uyumayarak Bucaspor'u tekrar öne geçirdi ve ilk yarı 2-1 Buca üstünlüğüyle sona erdi.

Devre arasında Fenerbahçe ne kadar kötü oynuyor olsa da toparlanıp skoru kendi lehine çevirir diye bekliyordum açıkçası. Çünkü çok net görülen bir şey vardı ki Fenerbahçe işi sıkı tuttuğu zaman maçı çevirecek gibi gözküyordu. Ama 2.yarıya da Fenerbahçe kötü başladı. 53.dakikada Abdülkadir kendisinin 2. takımının 3. golünü atınca maçı izlemekten vazgeçtim. Arkadaşıma "Bu maç izlenmez, haydi yarın görüşürüz." dedim ve dışarı çıktım. Sıkıntıdan bir sigara yaktım. Yolda giderken bizim mahalleden Süleyman Amca'yı gördüm. O da dışarı çıkmış sigara içiyor bir yandan da maça bakıyordu. Gittim bir köşeye oturdum. Efkarlandım alkol almak istedim. Bir yandan sigara içerken diğer yandan telefona baktım. Alex penaltıdan 3-2 yapmıştı. Acaba penaltı nasıl oldu? Tartışmalıysa bir dünya muhabbet olacak diye düşündüm. Derken arkadaşım aradı. "Senin gitmeni bekliyorlarmış maç berabere oldu." dedi. "Tamam bundan sonra Fener'in maçını izlemiyorum." dedim. Eve geldim. Babam snooker sonuçlarına bakıyordu. Bir yandan da maçı konuşuyorduk. Yine telefonum çaldı. Arayan arkadaşımdı. "Maç 4-3 oldu Güiza attı." dedi. "Haha Güiza mı?" dedim. Kalan dakikaları da Ekşi Sözlük ve ntvspor.net'ten takip ettim. 90+2'deki Santos'un golüyle de derin bir nefes aldım. Hemen babama koşup "5-3 oldu." dedim. Babam heyecandan televizyonu açıp maçın skoruna bile bakamıyordu.

Bunları bırakıp maça dönecek olursak, 3-1'den hemen sonra maçın 3-2'ye gelmesi Fenerbahçe için önemliydi. Bu gol Fenerbahçeli futbolcuları kendine getirdi. Ardından hemen 3-3 olunca kontrol Fenerbahçe'ye geçti. Stoch'un oyuna girmesiyle Fenerbahçe hücumda etkinliğini artırdı. 70'te Güiza'nın attığı gol ise belki de kaderin cilvesiydi. Son dakikalara doğru Buca pozisyonlar bulmaya çalışsa da Santos'un golü işi bitirdi.

Bu maç normal bir maç olsaydı Aykut Kocaman'ın Caner tercihi tartışılabilirdi. 1 yabancı oynatma hakkı daha varken bunu kullanmayıp Stoch'u kenarda oturtması yadırganacak bir tercihti. Ancak Fenerbahçeli futbolcular Emre Belözoğlu hariç maçı kazandık havasındaydılar. Eğer futbolcu maça kafa olarak hazır değilse Barcelona da olsanız maçı kaybedersiniz.

Maçtaki tartışmalı penaltı pozisyonu ile ilgili olarak da bir şeyler yazmak istiyorum. Lafı sulandırmak amacında değilim. Ancak Dünya'da da bu tip pozisyonlarda genel olarak bir standart tutturulamamış durumda. Kimi hakem bu tip pozisyonlara devam derken kimisi de penaltı çalabiliyor. Ancak şunu da kabul etmeliyim ki Bünyamin Gezer skor 3-1 olduğu için o penaltıyı daha rahat çaldı. Ayrıca yardımcı hakem de pozisyonu görür görmez ceza sahasına doğru hareketlendi.

Bu maç hiç şüphesiz akıllara 2000-2001 sezonundaki Gaziantep maçını getirdi. 3-0'dan 4-3 olan o maçın bir benzeri bu akşam İzmir'de oynandı. Fenerbahçe'nin ligin bitimine 4 maç kala bu maçtan alması gereken dersler var. Hiçbir zaman futbolun 2 temel kuralını unutmayacaksın! 1- Hiçbir maç oynanmadan kazanılmaz. 2- Rakibin kim olursa olsun her zaman saygı duymak, ciddiye almak zorundasın. Fenerbahçelilerin bu akşam verilmiş sadakası varmış. Şu maçta yaşanacak herhangi bir puan kaybı şampiyonluk yarışının bitmesine sebep olabilirdi. Neyse ki Fenerbahçe maçı kazandı bana da güzel bir doğumgünü hediyesi oldu.

Hiç yorum yok: